Han Kang’ın Vejetaryen’ı Üzerine
11 Kasım 2019 Edebiyat Kitap

Han Kang’ın Vejetaryen’ı Üzerine


Twitter'da Paylaş
0

Yeong-hye her şeye meydan okuyan ve her şeyi değiştiren bir karar verinceye kadar, pasif bir karakter olmasına rağmen etrafındaki insanlarca marjinal bulunan bir kişilik olarak karşımıza çıkıyor.

İlk olarak Güney Kore’de 2007 yılında yayımlanan ve 2015’de İngilizceye çevrilen Vejetaryen’in okurlarla buluşması üzerinden epey zaman geçse de roman hâlâ çekiciliğini koruyor. Bunun nedeni büyük olasılıkla toplum, normlar ve beklentilerimizin sürekli değişim içinde olması durumunu, romanın etkili bir şekilde yansıtmasıdır.

Yeong-hye Vejetaryen’in odaklandığı kişidir, ancak romanın ne anlatıcısı ne de başkahramanıdır. Roman boyunca sesi çok az duyulur, neredeyse hiç konuşmadığından ona kitabın “objesi” demek daha doğru olacaktır. Ama yine de eylemleri konuşmalarından çok daha etkilidir. Şiddet içeren bir rüya gördükten sonra vejetaryen olmaya karar verir (aslında vegandır, çünkü hiçbir hayvansal gıda tüketmez). Bu durum kocası, aynı zamanda romanın ilk bölümünün anlatıcısı Bay Cheong’u sinirlendirir. Yeong-hye’nin karanının gülünç olduğunu düşünür. Karısının pahalı deniz ürünleri de dahil olmak üzere tüm et ürünlerini buzdolabından temizlediğini gördüğünden sinirinden kudurur. Sözünden çıkmayan sessiz ve sıradan karısının böyle bir insana dönüşmesi nasıl mümkün olmuştur? Kitabın ilk bölümünde Yeong-hye’nin rüyasından kesitler verilir ve bu kesitlerden değişimin nedenini az çok anlamak mümkündür: “Uzun süredir bastırılan, dayanılamaz nefret. Sevgi ile maskelenmeye çalışılan nefret. Ancak şimdi maske çıkıyor.”

Bahsi geçen maske Yeong-hye’nin etrafındakilerin arzu ve isteklerine uyum sağlamasını sağlar. Yeme alışkanlıkları dengeli ve sağlıklı olmadığından kilo kaybetmeye başlar ve Yeong-hye’nin vegan olması, bir nevi maskesini çıkartıp hayatındaki insanların beklentilerine (kocasını tatmin etmek ve ona yemek yapmak dışında bir amacı olmaması) karşı çıkmasının bir yolu olur. Son başkaldırışı, babasının ona zorla et yedirmeye çalışmasından sonra bileğini kesmesi değildir. Asıl meydan okuması hastaneden kaçıp üstü çıplak bir şekilde parkta güneşe doğru oturmasıdır. 

Akıl hastanesine gönderilmesi, intihar girişiminden mi yoksa toplum içinde çıplak oturmasından mı kaynaklanıyor, bilmiyoruz. Ancak Yeong-hye’nin kocası daha sonraları onu boşuyor ve romanın ikinci bölümü bir video sanatçısı olan Yeong-hye’nin kız kardeşinin kocası Yeong-ho’ya odaklanıyor. Yeong-ho arzularına teslim oluyor ve bir video projesi için Yeong-hye’nin bütün vücudunu çiçeklerle boyuyor. Böylece Yeong-hye’yi ilk defa mutlu görüyor çünkü artık teni ona ait değil, başka bir şeye dönüşmüş.  Yeong-ho’nun kendi kelimeleriyle anlatmak gerekirse: “Karşısında duran genç kadın bedeni normalde bir arzu objesiydi, ancak bu beden bütün şehvetten arınmıştı. Kadın, vücudunun temsil ettiği hayata karşı çıkıyordu.”

Ancak Yeong-hye yalnızca arzulara değil, aynı zamanda insanlığa meydan okur. Romanın son bölümü Yeong-hye’nin kız kardeşi In-hye’ye odaklanır. Anoreksi ve şizofreni teşhisi koyulan, tekrar akıl hastanesine yatırılmış kız kardeşine bakar. Burada, Yeong-hye’nin meydan okumasını iki yönlü olarak görebiliriz. Bir yandan, ölerek fiziksel bedenini geride bırakmak istiyormuş gibi görünüyor. Ölüm; açlık grevleri, dini ve siyasi nedenlerden kaynaklı ölüm ya da intihar gibi farklı şekillerde kendini gösterir ve meydan okuma yollarından biri olarak uzun bir geçmişe sahip. Diğer yandan, Yeong-hye aslında ölmek değil, farklı bir yaşama sahip olmak ister. Eylemleri şiddetten olabildiğince uzaktır: Parktaki çeşmenin yanında oturup yüzünü güneşe dönmek, kıyafetlerinden sıyrılıp bulduğu her fırsatta çıplak gezmek, vücudunu çiçekler kapladığında muazzam bir mutluluk duymak, ağaçlar arasında öylece durup onlardan biriymiş gibi davranmak… İnsan olmaya son vermek ister. İnsanlık öfkeli, zararlı, şiddetli, açgözlü ve kıskanç, yani Yeong-hye’nin olmak istemediği her şeydir. Bu yüzden insanlara yalnızca vejetaryen olarak değil, bir çeşit bitki olmaya çalışarak da meydan okuyor. Yaşamına son vermek istemiyor. Aslında, bizim gibi yaşamaya veda etmek istiyor.

Çeviren: Aslı İdil Kaynar

(Guardian)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR