Hangi Dil Yazarın Evi?
14 Kasım 2015 Edebiyat Kültür Sanat

Hangi Dil Yazarın Evi?


Twitter'da Paylaş
0

[button]Ani Ceylan Hazinedar[/button] Her yazar, Heidegger’in meşhur deyişiyle kendine “ev edindiği” dilde ürün vermeye devam edecek kuşkusuz. Edebiyatta yazarların anadilleri yerine ikincil hatta üçüncül dillerinde ürün ortaya koymaları edebiyat tarihi kadar eski bir tartışmanın konusu. Modernite, kimlik, sömürgecilik ve daha pek çok sosyo-kültürel etkenle sıkı sıkıya bağı olan edebiyatta anadil- ikincil dil tartışması bağlı olduğu etkenlere zaman içinde bakışın değişmesinden de birebir etkilenen bir konumda olmaya devam ediyor. Yapılan tüm tartışmalar, merkeze “Yazar”ı koysa da, “Yazar” tüm bu tartışmaların ötesinde ontolojik anlamda olanaklarını sonuna kadar kullanabildiği dilde ürün verir. Sosyal bilimler, anadil-yazın ilişkisini inceleyedursun, her yazar, Heidegger’in meşhur deyişiyle kendine “ev edindiği” dilde ürün vermeye devam edecek kuşkusuz. Edebiyat tarihinde anadili –ki içine doğdukları dil terimi daha uygun olacaktır– yerine çeşitli sebeplerle olanaklarını daha iyi kullanabildiği ikincil hatta üçüncül dilde ürün veren yazarlar listesinin buraya sığmayacak kadar uzun olduğunu söyleyerek başlayalım. Bu listede öne çıkan isimler ise şöyle:

Franz Kafka

kafka

Kafka, Ana dil-ikincil dil söylemi için verilen ilk örneklerden biri olsa da yazarın bu tanımlamaya girip girmediği bir tartışma konusudur. Kafka, Prag’da doğar ve  yaşadığı dönemde yalnızca halkın yüzde 8’inin konuştuğu Prag Almancası olarak tabir edilen dili konuşur. Bir mektubunda,  “Almanca benim anadilim, ancak Çekçe kalbimde yatıyor” diyen Kafka, çoğunluğunu Çek halkının oluşturduğu Almanca konuşulan izole bir ortamda yaşar ve eserlerini Almanca kaleme alır.

Samuel Beckett

beckett

Absürt tiyatronun ve edebiyatın en önemli isimlerinden biri olan Beckett, varlık ve dil konusunu eserlerinin merkezinde tutan bir isim olmanın sonucu olarak erken dönem eserlerini James Joyce tarzı bir İngilizceyle kaleme alırken, İkinci Dünya Savaşı sonrasında bir tercih yaparak edebi dil olarak tamamen Fransızcaya yönelir.

Emil Michel Cioran

Cioran Romanya doğumlu olup, eserlerini ontolojik bir sürgün sonrası metafizik vatansızlık üzerine inşa eden Cioran, bu düşüncesini yazı dilinde de gerçekleştirip, İlk dönem metinlerini içine doğduğu dil olan Rumence’de kaleme alırken, Fransa’ya yerleşmesi sonrasını kapsayıp olgunluk dönemi sayılan dönemde tüm metinlerini Fransızca kaleme alır. Fransızcanın olanaklarının içinde kendini daha iyi ifade edebildiğini her fırsatta dile getirmiş olan Cioran, Kafka gibi anadili ile arasında duygusal bir bağdan da her zaman kaçınır.

Jorge Luis Borges

borges

Buenos Aires doğumlu “evrenin kütüphanecisi” Borges, İngiliz kökenli annesinden ötürü İngilizce ve İspanyolcayı anda anda öğrenir. İki dilli bir ortamda yetişmesini edebi anlamda da bir artıya dönüştüren Borges, eserlerinin çoğunu İspanyolca yazmasının yanında, İngiliz Edebiyat Tarihi kitabını yazabilecek kadar literatüre hakim olmuş ve çocuk yaşlarından itibaren İngilizceden İspanyolcaya pek çok çeviri yapmıştır. Fransızca, Latince ve Almanca eğitimi de alan Borges, tamamen anadili dışında eserler vermediyse de çok dilliliği kendine tema seçmiş önemli isimlerdendir. Bu isimlere İrlandalı olup, İngilizcenin olanaklarını sonuna kadar kullanan ve hatta sınayan James Joyce’u, yazdığı eserlere Fransa’dan gelebilecek tepkileri absorbe etmek  adına İngilizce yazan Boris Vian’ı, Polonyalı olup İngilizce yazan Joseph Conrad’ı, İlk eserlerini Rusça yazmasına rağmen asıl ününü İngilizcede yakalayan Nabokov’u ve daha nicelerini ekleyebilir ve modern yazında anadil- ikincil dilden ziyade sebepleri farklı olsa da sonuç olarak yazarın olanaklarını daha iyi kullanılabildiği ve içinde yaşayabildiği dilde eserler vermeyi tercih ettiğini söyleyebiliriz.

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR