Hayatın Anlamı Nedir?
1 Temmuz 2019 Hayat İnsan

Hayatın Anlamı Nedir?


Twitter'da Paylaş
2

"Savaşı öldürmek için buradayız."

Hayatın anlamı nedir? Bu soru, insanlığı varoluştan bu yana rahatsız etmiştir. Camus’yü, Sartre’ı, Kafka’yı ve nice düşünürü, yazarı, sanatçıyı, filozofu ve her insanı sorgulamaya iten, varoluş sancısı, bizleri “Neden buradayız” sorusuna getirir. Modern tarih bizlere, bu sorunun bir dolu cevabını verdi. Din, kutsal kitaplar, devlet, para, kapitalizm, bilim, evrim, evren ve dahası. Cevap ise, ne yazık ki hâlâ yalnızca bireyin kendisine ait. Ancak 1988 yılında, ABD’nin Life dergisi editörleri, bu soruyu 300 “bilge adam ve kadın”a yöneltmiş. Ünlü yazarlardan aktörlere, sanatçılardan global liderlere, çiftçilerden berberlere ve annelere. 1991 yılında ise aldıkları cevapları, derginin arşivinden seçtikleri sarsıcı siyah-beyaz fotoğraflarla derleyerek, “The Meaning of Life: Reflections in Words and Pictures on Why We Are Here” ("Hayatın Anlamı: Neden Burada Olduğumuzun Fotoğraflarda ve Sözcüklerdeki Yansıması") isimli bir kitapta yayımlandı. Kitabın Türkçesi ne yazık ki yok. Ancak aralarından bazılarını sizler için seçtik ve derledik, işte o cevaplar:

anne dilard

Annie Dillard

(1945) ABD’li Pulitzer ödüllü yazar. “Yaradılışa şahit olmak ve suç ortaklığı yapmak için buradayız. Her bir şeyi fark etmek için buradayız ki her bir şey fark edilebilsin. Burada hep birlikte, yalnızca her bir dağın gölgesini ya da kumsaldaki her bir taşı fark etmekle kalmıyoruz, aynı zamanda, özellikle, birbirimizin güzel yüzlerini ve karmaşık doğasını da fark ediyoruz. Etrafımızdaki güzelliğe ve güce bilinç getirmek için buradayız. Ve bizimle beraber olan insanlara şükran duymak için. Kendi jenerasyonumuza ve zamanımıza şahitlik ediyoruz. Havayı izliyoruz. Diğer türlü, yaradılış bomboş bir salona oynuyor oluyordu. Termodinamiğin ikinci kanununa göre, her şey parçalara ayrılır. Yapıların bütünlüğü bozulur. Buckminster Fuller, burada olmamızın nedeniyle ilgili bir ipucu veriyor: Bir şeyler yaratarak, yeni kombinasyonlar düşünerek bu entropi akımının etkisini yok ederiz. Yeni yapılar kurarız, yeni bütünlükler, bu sayede evren düzenli hale gelir. Dağ başındaki bir çobanının karma karışık yıldızlara bakıp, ‘Bir avcı var, bir kürek, bir balık var,’ diye düşünmesi, o çobanın evrende yıldızların kendi ateşleri kadar gerçek bir gücü olduğunu ve zihinsel bağlantılar kurabildiğini gösterir.”

stephen gould

Stephen Jay Gould

(1941-2002) ABD’li efsanevi bilim tarihçisi ve yazarı. “İnsan türü, yalnızca 250 bin yıldır ya da yaşam tarihinin yaklaşık yüzde 0.0015’lik diliminde yani kozmik takvimin son miliminde bu gezegeni mesken tutmuş halde. Dünya, dünyevi zamanın son anı haricinde, her şeyle biz olmadan da gayet iyi başa çıkabilir. Ve bu gerçeğe göre de bizim varlığımız, önceden tasarlanmış bir planın sonucu değil de, sonradan ortaya çıkan bir rastlantı olmaya çok daha yakın. Dahası, evrimimize giden yollar alışılmadık, olasılıksız, tekrar edilemez ve tümüyle öngörülemezler. İnsan evrimi gelişigüzel değil, bir anlamı var ve gerçekler ışığında açıklanabilir. Ancak yaşam filmini zamanın doğuşuna kadar başa sarın ve tekrar oynatın, işte o zaman insanları asla ikinci kez göremezsiniz. Buradayız çünkü bir grup tuhaf balığın, karasal varlıklarınki gibi ayaklara dönüşebilen olağan dışı bir yüzgeç anatomileri vardı. Dünyanın buzul çağı sırasında hiçbir zaman tamamen donmaması ve bir milyon yılın çeyreği kadar önce küçük ve belli belirsiz türlerin Afrika’da türemeye başlaması sayesinde de, öyle ya da böyle bugüne kadar hayatta kalmayı başarabildik. Daha ‘yüksek’ bir cevabın arzusu içinde olabiliriz, ancak öyle bir cevap yok. Bu açıklama, yüzeysel ve rahatsız edici de olsa, eğer korkutucu değilse, sonucunda özgürleştiriyor ve canlandırıyor. Hayatın anlamını pasif bir şekilde doğanın gerçeklerinde okuyamayız. Bu cevapları kendimiz inşa etmeliyiz, kendi aklımız ve etik algımızla. Başka hiçbir yolu yok.”

Fotoğraf: Duane Michals, İnsanın Durumu, Life

Frank Donofrio

Berber. “Hayatımın büyük bir bölümünde kendime neden buradayım diye sordum. Eğer bir amaç varsa da, artık umurumda değil. 84 yaşındayım. Hayatım bitmek üzere. Bırakalım genç insanlar zor yoldan öğrensinler, benim yaptığım gibi. Kimse bana hiçbir şey öğretmedi.”

arthur clarke

Arthur C. Clarke

(1917-2008) İngiliz bilim-kurgu yazarı. “Bilge bir adam zamanında tüm insan faaliyetinin bir çeşit oyun olduğunu söylemişti. Ve oyunun en yüksek biçimi de, doğruyu, güzeli ve aşkı aramak. Başka neye ihtiyaç var ki? Bir de ayrıca ‘anlam’ olması gerekli mi, bonus mu olacak o da? Eğer vaktimizi hayatın anlamını aramaya harcarsak, yaşamaya zamanımız kalmayabilir, ya da, oynamaya.”  

updike

John Updike

(1932-2009) ABD’li yazar ve edebiyat ikonu. “Antik din ve modern bilim aynı fikirde: şükran duymak için buradayız. Ya da desteklemek, ilgilenmek. Biz olmasaydık, antropik prensibin bize söylediklerini benimseyen fizikçiler olmasaydı, evren şahitsiz kalırdı, yani hakiki manada, hiç olmamış olurdu. O var, inanılmaz bir şekilde, bizim için var. Bu formül (evrenin dehşetli kapsamıyla ilgili bildiklerimizi biliyor olmak) daha olağanüstü bir şey, olayları bizim algılayışımız. Bu, Eski Ahid’de, tanrının acı çekmek, özen göstermek ve yol göstermek istemesi varsayımından daha olağanüstü. Ve hatta Eyüp Kitabı’nda, ibadet etmenin ve onun yaradılışına şükretmenin yeterli gelmeyen faydasını anlamaları için insanlarla tartışmaktan bile daha olağanüstü. Şüphesiz ki bizlerin, gökyüzünden yeraltına kadar tüm evrene karşı içgüdüsel ve düşünsel bir merakı var. Varoluşun kendisi hakkında merakımız ve nadiren taşan, burada olduğumuz için düpedüz yalın bir şükranımız var.”

bukowski

Charles Bukowski

(1920-1994) ABD’li şair ve yazar. “Tanrıya inanlar için, büyük soruların çoğu cevaplandı. Ancak bu tanrı formülünü kolaylıkla kabul edemeyen bizler için, büyük cevaplar taşa yazılmış gibi kalıcı ve kesin kalmaz. Yeni koşullara ve keşiflere adapte oluruz. Biz esneğiz. Aşkın bir emir ya da inancın bir hüküm olmaya ihtiyacı yok. Ben, kendi kendimin tanrısıyım. Kilise doktrinlerinin, devletin ve eğitim sisteminizin öğrettiklerinin aksini öğrenmek için buradayız. Bira içmek için buradayız. Savaşı öldürmek için buradayız. Tuhaflıklara gülmek ve hayatlarımızı ölüm bizi almaya geldiğinde onu ürkütecek kadar iyi yaşamak için buradayız. Bize, hepimiz farklı sebeplerle ya da aynı sebeple burada olduğumuzu söyleyecek tüm o bilge adamların ve kadınların sözlerini okumak için buradayız.”

john cage

John Cage

(1912-1992) ABD’li besteci ve filozof. “Nedeni yok. Yalnızca buradayız.”

Ralph Morse, Albert Einstein'ın çalışma odası, öldükten kısa bir süre sonra, Princeton-New Jersey, Lif

Bill Owens, Mezuniyet Dansı, Life

Leonard Freed, Harlem'de Bir Yaz Günü, Life

Franco Zecchin, Sicilya

Bombanın patladığı anda itfaiyeci, Belfast

Myron Davis, Bir Çocuk ve Köpeği

(Brainpickings)

 


Twitter'da Paylaş
2

YORUMLAR


Ömer Varıcı
Onların yaklaştığını sen nereden biliyorsun her şeyi bilen kadın Merve Hanım ?
6:47 PM
Merve Yz
Cage ve Clark cok yaklasmis gibi gorunuyor :) Bir de neden cevirmiyoruz ki bu kitabi? Hadi cevirelim..
6:03 PM

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR