Hayvanlar, Bitkiler ve Yeryüzüne Dair
17 Ağustos 2019 Edebiyat Doğa

Hayvanlar, Bitkiler ve Yeryüzüne Dair


Twitter'da Paylaş
0

Ekoeleştiri 1990’lı yıllarda özellikle İngiliz edebiyatı ve kültürel çalışmalar içinde kendine yer edinmeye başladı. Türkçe edebiyatta ise Avrupa merkezciliğinin ötesini görebilen ekolojik açılımın geçtiğimiz beş sene içinde ancak gerçekleştiğini söyleyebiliriz.

Edebiyat ve çevre ilişkisini disiplinlerarası perspektife taşıyan ekoeleştiri 1990’lı yıllarda özellikle İngiliz edebiyatı ve kültürel çalışmalar içinde kendine yer edinmeye başlar. Akademik bir disiplin olaraksa ilkin Amerika’da Cheryll Glotfelty ile Harold Fromm’un derlediği The Ecocriticism Reader (Ekoeleştirel Okuma, 1996) adlı antoloji ile daha geniş bir kitle tarafından tanınır. Ancak ekoeleştiri bu yanıyla fazlasıyla eklektik, Batı ve Avrupa merkezlidir. Daha sonra özellikle postkolonyal söylem çerçevesinde ele alınan postkolonyal ekolojik metinler bu Avrupa merkezciliğini sorunsallaştırarak eleştiriyi özellikle merkez-çeper tartışmalarıyla daha geniş ve kapsayıcı bir zemine taşır. Örneğin Elizabeth DeLoughrey ve George B. Handley’in 2011’de derlediği Postcolonial Ecologies (Postkolonyal Ekolojiler) adlı kitap Afrika, Karayipler, Güney Asya bölgelerindeki insan, insan olmayan hayvan ve doğa temsiline keskin, eleştirel bir bakış getirerek Avrupa merkezciliğini sarsan çalışmaların en başında gelir.

Türkçe edebiyatta ise Avrupa merkezciliğinin ötesini görebilen ekolojik açılımın geçtiğimiz beş sene içinde ancak gerçekleştiğini söyleyebiliriz. Meliz Ergin ve Özen Nergis Dolcerocca’nın 2016 yılında birlikte yazdıkları “Edebiyata Ekoeleştirel Yaklaşımlar: Ekoşiir ve Elif Sofya” adlı makalesi, yine Meliz Ergin’in 2017’de kaleme aldığı Latife Tekin ve Amerikalı şair ve eleştirmen Juliana Spahr’ın ekopoetiğini karşılaştırmalı incelediği The Poetics of Entanglement in Contemporary Turkish and American Literatures (Çağdaş Türkçe ve Amerikan Edebiyatında Dolaşıklığın Ekopoetiği) adlı kitabı sözünü ettiğimiz açılıma katkı sağlayan en etkin çalışmalar arasındadır.

Mart 2019’da bu çalışmalara ufuk açıcı ve aslında hem edebi hem de eleştirel açıdan türünün ilk örneği sayılabilecek yeni bir derleme eklendi. Uluslararası Routledge yayınevinden çıkan Animals, Plants, and Landscapes: An Ecology of Turkish Literature and Film (Hayvanlar, Bitkiler ve Yeryüzü: Çağdaş Türkçe Edebiyat ve Filmde Ekolojik Açılımlar) adlı kitap Hande Gürses ve Irmak Ertuna Howison tarafından derlendi. Türkçe edebiyat ve film konularında hem kanona ait yapıtların hem de günümüz eserlerinin ekopoetiğine yeni eleştirel yaklaşımlar getiren bu kitap tarih, toplumsal cinsiyet, türcülük, travma ve hafıza konularında çalışan araştırmacıların ve yazarların deneme ve makalelerinden oluşuyor; yazarlar arasında Özgür Eylül İşcen, Jeannette Okur, Canan Şavkay, Özlem Öğüt Yazıcıoğlu, Ezgi Hamzaçebi, Deniz Gündoğan İbrişim, E. Khayyat, Zeynep Şahintürk ve Şule Akdoğan bulunuyor. Kitap Anadolu coğrafyasında nefes alan insan ve insan olmayan bütün canlıların temsilinde farklı yorumlama ve okuma pratikleri sunuyor. Örneğin tarih, toplumsal cinsiyet ve travma temalarında Anadolu köylerini konu ediniyor ve Nuri Bilge Ceylan filmlerinden geçerek Fakir Baykurt’a değiniyor; Ahmet Hamdi Tanpınar’ın hayvan temsili üzerinden giderek 1910’da İstanbul’da gerçekleşen köpek katliamını konu ediniyor; yönetmen Emin Alper’in Abluka’sındaki erkeklik kurgusunun köpek temsiliyle nasıl kesiştiğinden, Bilge Karasu’nun türcülük ötesini gören gözüne ve Sema Kaygusuz’un insan-lüfer etkileşiminden Marmara’daki “lüfer zamanı”na kadar uzanıyor.

Karşılaştırmalı okumasıyla Türkçe edebiyat metinlerini ve filmlerini ekolojik-etik karşılaşmalar üzerinden tartışmaya açan bu özenli çalışma türcülüğün, ekolojik yıkımların etkilerini belki de en fazla hissettiğimiz 21. yüzyılın bu zamanında okura tam vaktinde yetişiyor. Umuyoruz ki kitabın Türkçe çevirisi de yakında okurla buluşacaktır.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR