Hezeyanlarla Kıvranan Bilincin Cehenneminde: Juan Goytisolo
29 Haziran 2018 Sinema

Hezeyanlarla Kıvranan Bilincin Cehenneminde: Juan Goytisolo


Twitter'da Paylaş
1

Hacim olarak küçük belki, ama içerik olarak büyük bir kitap, yeter ki o kişi ölümün varlığını bir şekilde hissedebiliyor olsun.

 

Ara perde. Göz kırpan ölüm. Kasabın ellerindeki kanın kokusunu hisseden kurbanlar misali, korku. Düşünen insanın en büyük ilham kaynağı: ölüm. Yok oluş, hiçliğe gömülmek, unutulmak, cennet ya da cehennem; ölümün ağırlığından kurtulamamanın çırpınışları... Ne yapsak ne etsek yüzde yüz emin olamadığımız mutlak son ya da var oluşun son olduğuna katlanamamanın ıstırapları. Hepsi bir, kendi ya da tersi; sonuç bizleri hep aynı endişe ve aynı belirsizliğe gömer. Asla kurtulamayacağımız mutlak sonun zifiri karanlık ucu. Filozoflar, şairler, peygamberler, yoksullar, zenginler, firavunlar; hepsinin ürktükleri derin girdap ve zavallı okur, ben. Ölüm hepimizi dehşete düşürür, elbette Juan Goytisolo’yu da. Ama hepimizde farklı etkiler bırakır ölüm, hastalara enjekte edilen farklı dozlarda ilaçlar gibi; kimini mutluluğa, kimini ıstıraba, kimisini unutuluşa doğru sürükler.
 
Sözü fazla uzatmaya gerek yok, Ara Perde ölüm üstüne yazılmış bir kitap, iyi bir kitap; roman ya da otobiyografik deyin, seçim sizin.
 
2017’de 86 yaşında ölen, Barselona doğumlu Juan Goytisolo, deneme, gezi, roman ve başka türlerde de eserler yazmış bir yazar. Ara Perde Goytisolo’nun karısının ölümden sonra yazılmış bir yapıt.
 
Sevdiğiniz birinden bir anda engelleyemediğiniz büyük kopuş, ayrılık, günler değil, haftalar değil, aylar ve yıllar birlikteliğinize tanıklık etmiş, zihninizin orta yerinde; mutluluğunuz, acılarınız ve çok daha fazlası.
 
Ara Perde Tolstoy’un, “Tarlanın ortasında gördüğüm ezilmiş diken bu ölümü anımsattı bana” epigrafıyla başlar. Kahramanımız gezgin, yazar, tıpkı Juan Goytisolo gibi. Yaşı epeyce ilerlemiş, karısını kaybetmiş, tıpkı Juan Goytisolo gibi. Çocukluk ile yaşlılık arasında gidip gelen bilinç ve unutuş. Hafızadan birer birer kopup zamanın girdabında kaybolan anılar ve acı. İnsana verilen en büyük cezadır belki de unutuş, bunu iddia eden ben değilim, Juan Goytisolo ya da belki de kahramanı. Ama bunun artık ne önemi var, zamanda kaybolmanın ıstırabı her yerimizi sarmışken, unutuşun acımasız pençelerinde can verirken: beynimizi, ruhumuzu, hücrelerimizi, sevgimizi, acılarımızı, gülüşümüzü, suratsızlığımızı, kısacası bizi biz yapan her şeyi...
 
Ara Perde birlikte bir ömür tükettiği (ah, buna tüketmek de denilmez ki kaba herif!) eşini kaybeden bir adamın, mezarlıkta, buz gibi bir havada, battaniyeye sarınmış soğuktan titrerken zihninden geçen düşünceler, belki de sayıklamalar. Ya da yeni yaranın kaynayan noktasına erişmek için eski yarasına geri dönmek zorunda kalan bilincin hezeyanları: geçmiş, gelecek. Ezilmiş dikenler yoluna çıktıkça artan ıstırap... Duraklamalar, anlamsızlık, acılar, anılar, tanrı, ölüm, hayat, evren, tiyatro... Mutluluklarımız, sevinçlerimiz, bizi var eden her şeyimiz yoksa iki ya da belki de beş kısa perde arasındaki bir oyundan mı ibaret, dahası asla değil.
 
Ara Perde'nin Katalan yazar, gezgin ya da şair (hangisi hoşunuza gidiyorsa) Goytisolo'nun en iyi eseri olduğunu iddia edenler de var. Hacim olarak küçük belki, ama içerik olarak büyük bir kitap, yeter ki o kişi ölümün varlığını bir şekilde hissedebiliyor olsun. Yine de sıradan okurların sıkılacağı bir eser olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. <em>Ara Perde</em> yüreklerinin derinlerde hisseden ve derinleri görme arzusuyla kıvranan okurların daha çok keyif alacağı bir kitap.
 
 
Juan Goytisolo, Ara Perde, Çeviren: Neyyire Gül Işık, YKY


Twitter'da Paylaş
1

YORUMLAR


umut aydoğan
Merhabalar, yazıda sözünü ettiğiniz Tolstoy’un epigrafını hangi eserinden aldınız acaba?
2:52 PM

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR