Hh Aa Rr Ff Rr Ee Ss İi Mm Ll Ee Rr İi
28 Aralık 2019 Öykü

Hh Aa Rr Ff Rr Ee Ss İi Mm Ll Ee Rr İi


Twitter'da Paylaş
0

Mahallenin en azılı ebesinden kaçıyordu. Yakalanırsa gözlerini yumacak ve belki asla açamayacaktı. Yorulduğunu hissedince bir arabayla duvarın arasına sığındı. Azılı ebe oraya girememiş, giremeyince sinirlenmiş, bunun hile olduğunu iddia etmişti. Oyun durdu, tartışma başladı. Diğer çocuklarla birlikte azılı ebe bir şeyler söyleyip duruyordu. O duymuyordu. Büyülenmiş gibiydi. Bir kâğıt parçasının havada süzülerek yere düşüşünü izliyordu. Kâğıt parçası tam da onun önüne, arabanın kaputuna düştü. Hafifçe uzanarak aldı kâğıdı. Üzerinde resimler vardı. Küçük küçük, yan yana ve alt alta, üst üste resimler. Daha önce de görmüştü bu resimleri ama böyle bir an yaşanmamıştı. İçinde tuhaf bir duygu yükseldi. Dokunsalar ağlayacaktı. Bunlar ne resimleriydi? Uzunca izledi. Bildiği her şeyle karşılaştırdı. Bu küçük resimler hiçbirine uymuyordu. Bir kedi ya da ağaç değildiler. Balık ya da araba da değildiler. İçindeki kaçma isteğine uydu. Elinde kâğıt parçasıyla koşmaya başladı. Çocuklar arkasından bakakaldılar.

Annesi kapıyı açtığında soluk soluğaydı. Elindeki kâğıdı uzattı. Bunlar ne resimleriydi? Bunlar harf resimleriydi. Tek tektiler. Bir araya gelince kelime, onlar bir araya gelince cümle, onlar da bir araya gelince koca bir dünya oluyorlardı. Seneye okula gittiğinde zaten öğrenecekti harf resimlerini ama bekleyemedi. Beyaz bir sayfa getirdi annesi, masaya oturdular. Harf resimlerinden bir “Kk Uu Şş” çizdi annesi. Hiç de kuşa benzemiyordu. Ama “Kk Uu Şş”tu işte, annesi öyle diyordu. İçinde bir fırtınanın bulutları dolaşıyordu. Artık gördüğü her harf resmini izliyor ve şekillerden ne anlama geldiklerini anlamaya çalışıyordu. Odasında kâğıt parçalarından oluşan küçük bir dağ oluşmuştu. Annesinin yardımıyla o da çiziyordu ama ne çizdiği “Kk Ee Dd İi” bir kediye ne de çizdiği bir “Bb Uu Ll Uu Tt” buluta benziyordu. Annesi dediğine göre üzülmemeliydi. Okula gittiğinde her birini çok iyi çizecek, çizilmişleri anlayabilecekti. Sonra çizdikleri birleşecek ve koca bir dünya olacaktı. Artık dışarı çıkmıyordu. Odasında harflerden resimler çizmeye çalışıyor, çizilmişleri taklit ediyor, annesine soruyordu. Koca bir dünya istiyordu.

Bir gün annesini çizmek istedi. Annesine ait harf resimlerinden bir dünya. Hep yanında taşıyabileceği, onu her zaman görebileceği bir dünya. Saçları yoktu artık, teni solmuştu annesinin. Annesine dair yaptığı ilk harf resimlerinde kemikler ve deriler vardı. Resimlerde yorgundu annesi, kırgındı, üzgündü, yalnızdı. Hastaneden çıkamıyorlardı. Bir gün annesine ait dünyaya yabancı biri dahil oldu. Odasının kapısındaki harf resimlerini okudu yabancının. “Dd Oo Kk Tt Oo Rr” diyordu resimde, anlamadı. Kısacık gördü onu. Kısacık zaman, unutulması güç bir eksikliğin resmi oldu. Sevmedi o resmi, yırtıp attı. Zamanla başka harf resimleri denedi annesine dair. Gerçekten annesi miydi o resimler, gerçekten öyle miydi annesi?

Kapıdan içeri girdi. Okulun ilk günüydü. Harf resimlerini bir tek o biliyordu. Öğretmeni ondan bir resim istedi. Beyaz bir sayfa açtı defterinde. Kalemi eline aldı. “Bb Ee Nn İi Mm Aa Nn Nn Ee Mm Öö Ll Dd Üü,” yazdı. Harf çizmeyi de anlamayı da çok iyi öğrendi. Kelimeler cümlelere ulaştı. Cümleler gittikçe birikti, biriktikçe meyvesi olgunlaşmış bir ağaç gibi dökülmeye başladı. Sonunda dünyalara ulaştı. Annesine dair koca bir dünya kurdu harf resimlerinden. Küçük küçük, yan yana, alt alta, üst üste bir dünya.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR