Hilmi Yavuz ve Hilmi Yavuz
4 Temmuz 2018 Edebiyat

Hilmi Yavuz ve Hilmi Yavuz


Twitter'da Paylaş
0

Okuyarak yazan, yazarak okuyan Yavuz okumadan yazan ülkenin yazarlarıyla sıklıkla ters düşmekten, onların yanlışlarını ortaya çıkarmaktan ve bunun sonucunda düşman edinmekten kaçınmadı.

Hilmi Yavuz’un 1989 yılında Gösteri dergisinde başlayıp Varlık’ta sürdürdüğü Okuma Notları yirmi yıl aradan sonra eklemelerle tekrar basıldı. Okuma Notları’nda Hilmi Yavuz’un bütün başlıkları “ve” bağlacıyla birbirine bağlanmış isimler, eserler ve sözcüklerden oluşuyor: “Ceronetti ve Soğan”, “Nâzım ve Gazalî”, “Nietzsche ve Şairler”, “İbn Haldun ve Lüks”, “Paz ve Meksika”, “Sartre ve Müstehcen”, “İbn Mukaffa ve Sözcükler”, “Loti ve Lorando’lar”, “Fuat Paşa ve Mahşer Midillisi”, “Bernhard ve Delilik”, “Irzık ve Derrida”, “Viski ve Altan”, “Andrews ve Gazel” gibi başlıklar Yavuz’un çok geniş bir alana yayılan okuma serüvenine işaret ediyor. Entelektüelliğin bilgiyi ilişkilendirmekten de geçmek demek olduğunu gösteriyor.

Ben de Hilmi Yavuz gibi yaptım: Okuma Notları’nı not tutarak okudum. Notlarımın başlığı okur Hilmi Yavuz ile yazar Hilmi Yavuz’u birbirine bağlıyor: “Hilmi Yavuz ve Hilmi Yavuz”. Okuma üzerine yazılan yazılar “okur”u ve “okuma eylemi”ni anlatırken bu notlarda okur okuma eyleminin bizzat içinde yer alıyor. Yavuz bize okuduğu metinlerden söz ederken okuma eylemi tecrübe ediliyor. Bazı notların yazarın diğer kitaplarındaki eserlere dönüştüğünü görmek de okuma eyleminin, bu eylem sırasında alınan notların yazarı nasıl beslediğini görmemizi sağlıyor. “Erguvan ve Şairler” notunun harika bir yazı olan “Erguvan Kent: Benim İstanbul’um” yazısını nasıl beslediğini, Cahit Kayra üzerine yazılmış notun Bulanık Defterler’de nasıl yer bulduğunu görme imkânı yakalıyorsunuz örneğin. Okuma Notları yazarın diğer eserleriyle birlikte okunduğunda iyi bir okurdan iyi bir yazara giden süreci bizler için aydınlatıyor. İyi bir okur olmanın yazarlığı nasıl beslediği üzerine düşündürüyor insanı.

Edebiyat ve düşünce hayatının merkezine yaşadığı coğrafyayı alan Hilmi Yavuz, Yahya Kemal’in “imtidad” ve Tanpınar’ın “değişerek devam etmek” şeklinde ifade ettikleri düşüncelerinden bu notlarda olduğu gibi sıklıkla söz etti. Yazı, kültürün taşıyıcı ve aktarıcı yanının en önemli araçlarından biri. Okuma Notları yazının dönüşümünü göstermesi bakımından da ayrı bir önem taşıyor. Değişerek dönüşmenin, dönüşerek değişmenin önemli bir yanının “okuyarak yazmak, yazarak okumak” şeklinde ifade edilebileceğini düşündüm bu notları okurken. Okuyarak yazan, yazarak okuyan Yavuz okumadan yazan ülkenin yazarlarıyla sıklıkla ters düşmekten, onların yanlışlarını ortaya çıkarmaktan ve bunun sonucunda düşman edinmekten kaçınmadı. Yazın ve düşünce dünyamızın çorak ikliminde çevirmenlerden yayıncılara, gazetelerden televizyon programlarına karşısına çıkan yanlışları açıkça yazmaktan çekinmedi. Fakat bu notları neden sürdürmediğini de şöyle açıklıyor Yavuz: “Doğrusunu söylemek gerekirse, son yirmi yılda bu notları sürdürmedim, sürdürmek istemedim. Nedeni şu: Okurun da göreceği gibi, bu Notlar’da, bilgi yanlışları, çeviri yanlışları [ama özellikle ‘çeviri’ yanlışları!] üzerinde durdum. Amacım yabancı dilden aslını okumak olanağını bulamayan okuru, satın aldığı ya da alacağı kitabın çevirisi konusunda uyarmak olduğu kadar çevirmenlerin [şayet varsa! yayınevlerinin editörlerinin!] de dikkatini çekmekti! Oysa hiç de umduğum ve beklediğim gibi olmadı! Ve Okuma Notları dolayısıyla bizim okuryazarımızla ilgili çok önemli bir tavrı da keşfettim: Okuryazarımız, bilgi yanlışları ve çeviri hatalarının doğru olup olmadığına, bir başka deyişle, Okuma Notları’nda bu konuda yapılan eleştirilerin nedenlerine bakmıyor; – eleştirinin gerekçelerini arıyor.”

Birbirine hiç benzemeyen, birbiriyle çelişen çevirilerden tutun da çevirmenler tarafından kıyıma uğrayan, bizi gerçek metinden bambaşka yerlere sürükleyen metinlere, felsefi terimlere kadar akıl almaz bir deformasyonu gösteriyor Hilmi Yavuz. 

Kırk yılı aşkın bir süredir ülkenin en değerli üniversitelerinde dersler verip öğrenciler yetiştiren Yavuz’un bu kitabı da okumanın, yazmanın, çevirinin, editörlüğün nasıl olması gerektiğine yönelik bir nevi ders. Okura nasıl “dikkatli okur” olunabileceğini, okurluğun yazma konusunda nasıl dönüştürüleceğinin de anahtarını veriyor. 

Evet, Okuma Notları Hilmi Yavuz’un da dediği gibi okurun “entelektüel ilgilerini kışkırtabilen” bir kitap: “Kitabı yeniden yayımlamak isteyişimin nedeni, yeni okurlar için Okuma Notları’nın eğlenceli olabileceğini düşünüyor olmamdır. Evet, eğlenceli! Yer yer mizaha kaçan [-ki, başka türlü olması da mümkün değildi!] ‘Notlar’ı, yeni ve genç okurlar keyifle okuyacaklardır, diye umut ediyorum. Ayrıca, kitaplar ve fikirler konusunda yazdıklarım okurların entelektüel ilgilerini de kışkırtabilir mi, diye de düşünmeden edemiyorum.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR