Huzursuzluğun Kitabı (Bir Aslan Miyav Dedi)
27 Ekim 2018 Edebiyat

Huzursuzluğun Kitabı (Bir Aslan Miyav Dedi)


Twitter'da Paylaş
2

"Yazmak unutmaktır, bunun yanı sıra edebiyat hayatı görmezden gelmenin de en hoş yoludur."

Portekizli yazar Fernando Pessoa’nın kült eseri Huzursuzluğun Kitabı hakkında çok şey söylenmiş ve yazılmıştır. Ezici çoğunluğun görüşü olumludur. Kitabı okurken gerçekten huzursuz oldum. Okuması zor ve çok yoruyor, beyni zonklatıyor âdeta. Bu olumsuzluk kitabın hacminden değil, içeriğinden kaynaklanıyor. Karmakarışık fikirler arasında koşuşturmaktan bitap düşüyor insan. Zaman zaman tutarsız, zaman zaman negatif ve genelde kışkırtıcı düşünceleri anlamak için gayret sarf etmekten dolayı yorgunlukla birlikte huzursuzluk duyduğumu baştan belirtmeliyim.

Bazı yerlerde bu kitap için "roman" deniyor. Kesinlikle roman değil, bir denemeler denemesi veya kitaptaki tanımla bir "anlatı". Kitabın mükemmel  bir çevirisini yapan Saadet Özen, önsözde “kitabın kurmaca bir karakterin kendi hayatını anlattığı bir roman olarak görülebileceği, ancak yazarla kahramanı sık sık birbirinin yerine geçtiğinden, Pessoa’nın hayatla ilgili kendine ait olan ve olmayan düşünceleri döktüğü, evirip çevirdiği bir denemeler, anlatılar toplamı olarak da kabul edilebilir” diyor. (s. 9)

Kendi varlığından nefret eden ama ona sıkı sıkı sarılan huzursuz bir adamın bilinç akışını, bazen bir kaç paragraflık uzun aforizmalarla, bazen de kısa tek satırlık atasözü gibi cümlelerle ifade eden, felsefi metinler, anılar ve günlüklerden oluşuyor bu kitap. Yazar bazen kendisini bazen kişileri konuşturuyor. Kişiler kurmaca olmaktan çok yazarın yaşamı içinde yer alıyor sanırım.

Depresif, melankolik, nevrastenik, anksiyete içinde, hep umutsuz, hep mutsuz, hep şüpheci, hep kötümser görüş ve düşünceler bu kitabın omurgasını oluşturuyor. Uçlar arasında gidip gelen, yoğun bir metafizik düşünce içinde sorgulayan ama aslında aklımıza gelip de söyleyemediğimiz, yüzleşemediğimiz soruları soran bir yazar Pessoa. Belki bu sorularla karşılaşmam huzursuzluk duymamda etkili olmuştur diye düşünmedim değil. Birkaç örnek:

"Çözülebilir sorun yoktur. Düşünmek varolmayı bilmemektir." (s.121)

"Yazmak unutmaktır, bunun yanı sıra edebiyat hayatı görmezden gelmenin de en hoş yoludur." (s.128)

"Kendimi arıyorum-ve hiçbir şey bulamıyorum. İstiyorum ve olmuyor." (s. 219)

"Kendime kızmam, çünkü kızgınlık güçlü insanların harcıdır; kendime boyun eğmem, çünkü boyun eğmek soyluların harcıdır; susmam da, çünkü sessizlik yüce varlıkların harcıdır. Oysa ben ne güçlüyüm, ne soylu ne de yüce." (s.137)

"Yazdıkça kendimi alçalttığımı hissediyorum ama bundan vazgeçemiyorum." (s.161)

fernando pessoa

Pessoa'nın duyguları, düşünceleri, korkuları, yalnızlığı ve yargıları o kadar sert ve inatçı ki, okunduğunda herkes kendinden mutlaka bir şeyler bulabiliyor ama herkese aynı derecede inandırıcı geliyor mu, bu tartışılır. Bir yerde, "ailemden kimse kalmadığı için kendimi şanslı sayarım" (s.211) diyor, ama dipnotta bunun doğru olmadığı Pessoa'nın etrafında kardeşleri, kuzenleri ve yeğenleri olduğu ve onlarla sık görüştüğü notu var. Bu çelişik ifadeleri kişilik sorunu olarak değerlendirmek mümkün bence.

Pessoa'ya göre varolmak katlanılacak şey değildir, aslında varolmak diye bir şey yoktur, hepsi yanılsamadır. Her şey bir hiçtir, olumsuzdur, yoktur, negatiftir onun gözünde. Yalnızlığının ve varoluş sıkıntısının ne olduğunu kendisine anlatmak istiyordu belki, ama bunu okuyucunun gözüne sokacağını düşünmüş müydü acaba, emin değilim. Çünkü sağlığında basılmayan bu yazılarının ileride basılıp okuyucuya ulaşmasını istemesi konusunda bir ipucu yok. Beni çok huzursuz eden hususlardan biri de bu belirsizliktir.

Acaba diyorum, ölümünden sonra bir sandıkta bulunan elyazmalarından derlenen Huzursuzluğun Kitabı, Pessoa yaşarken basılsaydı bu kadar ilgi çeker miydi? Ya da eleştirmenler bu kitabı bir sırça fanus içinde gizemlerle sarıp sarmalamasa bu kadar üzerinde konuşulur muydu? Yoksa insanlar kendilerini huzursuz etmekten keyif mi duyuyorlar? Aklıma bu sorular kitabı okuduktan sonra düştü tabii ki ve sormaya da korktum uzun süre. Ta ki yoğun bir eleştiri bombardımanına cevap vermek için kitabı bir kez daha okuduktan sonra bu soruları sorma cesaretini buldum.

Çoğunluk  Huzursuzluğun Kitabı için “aslan” benzetmesi yapar, azınlıkta kalan bir grup okuyucu ise “kedi”. Ben bu kitabın tanımını o güzelim çocuk şarkısındaki gibi “bir aslan miyav dedi” olarak görüyorum.

*Fernando Pessoa, Huzursuzluğun Kitabı, Çeviren: Saadet Özen, Can Yayınları, 3. baskı (Mart 2003), İstanbul.


Twitter'da Paylaş
2

YORUMLAR


Faik Çelik
Sn Gümüşsu, tam da sizin düşüncenize dönük bir konuyu gündeme taşımak istedim. Kitabı sevenler sizin gibi çok seviyor, ama kimisi de huzursuz olup kitabı ya tamamlamıyor ya da beğenmiyor. Arası pek yok, iki uç var, yani aslan ile kedi. Esenlikler...
1:41 PM
Naciye Gümüşşsu
Benimde sürekli değil ama arada okuduğum bir kitap. Bana kendiyle yüzleşen , yüksek sesle düşünen , sansürsüz , bir iç döküşler kitabı gibi geliyor. İfade biçimi, ruh tasvirleri , zaman zaman çevre tasvirlerini etkileyici. Ayrıca yazarı çok cesur buluyorum, çok çıplak olarak yazılarında iç dünyasını gösteriyor çünkü.
8:56 AM

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR