İklim Yıkımı: Bir Dünyanın Sonu, Yenisinin Başlangıcı
21 Kasım 2019 Bilim Teknoloji Doğa

İklim Yıkımı: Bir Dünyanın Sonu, Yenisinin Başlangıcı


Twitter'da Paylaş
0

Simon Lewis’e göre, “2100 yılında bile yağmur ormanları var olmayı sürdürecek.” Günümüzde birçok ekolojistin bildiği bitki türleri gelecekteki yağmur ormanlarında bulunacak. 

2014 yılında Panama’daki bir laboratuvarda, Klaus Winter geleceği gözler önüne sermeye çalıştı. Smithsonian Tropikal Araştırma Enstitüsü'nde bitki fizyoloğu olarak çalılan Winter küçük, jeodezik seralara on adet tropik ağaç türünün fidesini dikti. Bu ağaçlardan bazılarının yirmi altı derece civarında yetişmesini sağladı. Ancak diğerleri çok daha yüksek ısılarda yetişti. Birkaç tanesi ise tahammül edilemeyecek ısıda (otuz beş ile kırk iki derece arası) yetişti. Bu dereceler, iklim krizi yüzünden bu yüzyılın sonunda tropikal bitkilerin maruz kalacağı sıcaklıklar. Klaus Winter bu değişimin bitkiler üzerindeki etkisini merak etti ve buna dair sorduğu sorulara aldığı cevap, Amazon’un iklim yıkımı yüzünden çöle dönüşeceğini düşünenleri şaşırttı. 

Klaus Winter

Winter’ın diktiği fidelerin büyük çoğunluğu ölmedi. Hatta maruz kaldıkları sıcaklıklar sayesinde daha çok ve daha hızlı büyüdüler. Sadece iki tür ısıya yenik düştü. Ağaçların hayatta kalması, yüksek sıcaklıkların tropikal ormanlar için olumlu sonuçlara neden olabileceğini ima eden paleontolojik verileri yansıtıyor. Ancak bu durum, iklim yıkımının şimdiki yağmur ormanlarını etkilememesi anlamına gelmiyor. Çoktan etkilemeye başladı bile. Ayrıca bu, insanların küresel ısınmaya önem vermemeleri gerektiği anlamına da gelmiyor. İklim yıkımı bildiğimiz dünyanın sonunu getirecek, ama aynı zamanda yeni bir dünyanın doğmasına neden olacak.

Kitlesel yok oluşlar yeni ekolojik konumların oluşmasına yol açacak, çevresel değişimler yenilikler getirecek. Yok olan canlıların yerini yenileri alacak, hem de bu daha önce şahit olunmamış doğal seçilimler sonucu meydana gelecek. Yeni dünyanın neye benzeyeceğini tahmin etmek elbette ki zor ve insanların o dünya içinde yer alıp almayacaklarının garantisi yok. Yine de Winter’ın çalışması gibi araştırmalar bununla ilgili kısmen farklı bir bakış açısı sunuyor.

Daha sıcak bir orman

Daha sıcak bir dünyaya adapte olmak yağmur ormanları için uzun ve acı dolu bir süreç olacak ve birçok tür hayatta kalmayı başaramayacak. Buna rağmen, London ve Leeds Üniversitesi'nde çalışan bitki ekolojisti Simon Lewis’e göre, “2100 yılında bile yağmur ormanları var olmayı sürdürecek.” Winter’ın deneylerinde bulunan bazı ağaçlar da dahil olmak üzere, günümüzde birçok ekolojistin bildiği bitki türleri gelecekteki yağmur ormanlarında bulunacak. 

Ormanın kendisini asıl değiştirecek olan bu bitkilerle yeni canlılar arasındaki etkileşim. Michigan Üniversitesi’nde tropik ağaçları inceleyen evrimsel genetikçi Christopher Dick’e göre, “Bu değişime uğrayan ormanlar günümüz ormanlarından çok daha farklı olacak.”

Winter’ın verileri bu ormanın yapısındaki bu değişime ışık tutuyor. Yüksek sıcaklık koşullarına en iyi uyum sağlayan ve bundan olumlu şekilde etkilenen bitkiler arasında baklagil ağacı türlerinden Adenanthera pavonina, incir ağacı türü Ficus insipida ve balsa ağacı (Ochroma pyramidale) vardı. Winter her birine “öncü türler” (pioneer species) adını verdi. Bunlar çok hızlı büyüyen, yayılmacı bitkiler. Örneğin, Ficus inspida sarmaşık şeklinde ölü ağaçlara tırmanır ve onları boğar. 

Bu tarz ağaçlar yağmur ormanının sağlığı için gereklidir: Sel ya da büyük bir ağacın düşmesi gibi yıkıcı olaylar sonunda ormanın tekrar canlanmasını sağlar. Ancak olgun bir yağmur ormanının, daha sonra ortaya çıkan türlere de ihtiyacı vardır. Bu ağaçlar daha büyüktür ve daha uzun süre yaşar, böylece ormanı dengede tutar. Böcekler, kuşlar, maymunlar, asmalar ve ekosistemin geri kalanı için kilit görevi görür. “Klimaks türler” (climax species) adı verilen bu bitkiler Winter’ın deneyinde yüksek sıcaklığa maruz kalınca en çok acı çeken türlerdi. Bu durum, klimaks türlerin fazla sıcak ortamda öleceğini ve yerine yenilerinin çıkamacağını gösteriyor. Lewis, “Geleceğin tropikal ormanlara çok iyi yayılabilen çevik türlerin hâkim olacağı bekleniyor,” dedi. Öncü ağaçlar nerde olursa olsun köklerini salabilir, sarmaşıkları her yere tutunabilir ve uzaklara kadar büyüyebilir. Ancak bu bitkiler, bugün tropik ormanlarda bulunan binlerce türün küçük bir alt kümesidir. Geri kalanlar olmadan yağmur ormanları çok daha basit bir yer olacak.

Asidik bir okyanus

Garip bir şekilde, bilim insanları aynı şeyi okyanusta gözlemledi. Atmosfere salınan karbondioksitin çoğu nihayetinde deniz tarafından emilir ve bu da suyu giderek daha asidik hale getirir. Okyanusun asitlenmesi, bu süreci deniz omurgasızlarına zarar verebilir, kabuklarını ve kırılgan bedenlerini eritebilir. Ancak tıpkı tropikal yağmur ormanlarında olduğu gibi bu durumdan hem olumlu hem olumsuz etkilenen türler olacak. Okyanus asitlenmesinden olumlu etkilenen türleri görmek için Avustralya’nın Adelaide Üniversitesi’nden deniz ekolojisti Ivan Nagelkerken hidrotermal bacaların denize karbondioksit püskürttüğü iki yere gitti: İtalya'daki Vulcano Adası ve Yeni Zelanda'daki Beyaz Ada. Nagelkerken bu bacaları geleceğe açılan bir pencereye benzetti.

Winter’ın araştırmalarında olduğu gibi, bu gelecek yaşamla doluydu. Ancak bu yaşamın içeriği Nagelkerken’e endişe veriyordu. Nagelkerken bütün ekosistemler “çim yosunları tarafından yönetilen sistemlere, çok az yapısal karmaşıklığa sahip etli yosunlara dönüşecek,” diyor. Dahası, “Bu deliklerde tek bir avcı tür gözlemlemedik,” diye ekliyor. Sonuç olarak, besin ağı çarpıcı bir şekilde basit bir hâl alır, balık türlerinin sayısı düşer ve ekosistem “çok daha az değerli ve üretken” olur. Çim alglerini seven küçük balık türleri muhtemelen geleceğin asitli okyanuslarını domine edecek. Nagelkerken’e göre, “Böylece okyanustaki her yer birbirine benzeyecek.”

Çeviren: Aslı İdil Kaynar

(Wired)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR