İnsan ve Sevgi Serüveni

İnsan ve Sevgi Serüveni


Twitter'da Paylaş
0

Aşk kavramı, bilindiği gibi, insanların duygu iklimlerini en derinden etkileyen önemli bir insani hissedişin özlü ifadesi.
Hasan Parlak
“Gelin tanış olalım / İşi kolay kılalım” dizeleriyle Yunus Emre, insani bir gerçeğin can damarına dokunmuş. Zira tanımak eylemiyle bir derin anlayışın en özlü ifadesini dile getirmiş. Hayat yolcusu olan her birey için; dünya üzerinde mutlu ve huzurlu yaşayabilmenin, başarıya ulaşabilmenin, olumsuz sonuçlarıyla karşı karşıya kaldığımız her bir gerçeği huzurlu bir tevekkülle kabullenmenin yolunu öğrenmek ve benzeri meselelerle yüzleşmek, oldukça önemli bir ilmin gerçeğini oluşturmuştur. Çünkü önce kendimizi, sonra beşeri ilişkilerimizin odağında yer alan diğer insanları tanımamız gereği, her zaman sağlıklı bir cemiyet ortamının oluşturulmasında en önemli yeri tutmaktadır. Gerek akademik bilgi ve deneyimleri, gerekse şair duyarlılığıyla Kemal Sayar, Beni sessiz de Sevebilir misin? adlı kitabında, kısa ama özlü bölümler halinde bu ruhsal ve toplumsal konu başlıklarını okurlarıyla paylaşmış. Yazarımız bir de işlenen meselelerle ilgili anlamı derinleştiren ve okuyanın hafızasında kalıcılık etkisini güçlendiren özlü sözleri, edebi ve fikri sahada hâlâ etkinliklerini sürdüren şahsiyetlerden seçip, okura sunmuş. Aşk kavramı, bilindiği gibi, insanların duygu iklimlerini en derinden etkileyen önemli bir insani hissedişin özlü ifadesi. Anlamının ve sınırlarının hep araştırılıp bahse konu edildiği bir derin mesele. Bir başka söyleyişle sevgide sonsuzluğun adı. İlahi tarafıyla bakıldığında, insan ruhunda yankısı süregelen yücelerden bir çağrı. Doyulması mümkün olmayan tertemiz bir kaynağın özü… Kemal Sayar aşka dair kaleme aldığı bölümde, bu derûni özelliği nedeniyle, sessizliğin süslediği bir sevme erdemini öne çıkarıyor. Eski devrin ve şimdiki zamanın aşıklarını karşılaştırarak eleştirisini dile getiriyor. “gerçek aşk sevilme ihtiyacının üstündedir, talep etmemeyi de bilmektir. Aşkın hakikati, âşığın susuşundadır, çektiği çilede, düştüğü çöldedir.” (s. 11) Sevmek eyleminin hem ıstıraba en çok anlam kazandıran duygulardan biri olduğunu hem de yaşamın bizzat kendisini temsil ettiğini dile getiren özlü sözleri okuruna sunan Sayar, sevmeye kendimizden başlamayı önermekte. İnsana değer vermenin ilk adımını, kendimizdeki sevgi dinamizmini harekete geçirmekle atacak olursak, ikinci aşamada ise toplumun diğer bireylerini anlayış ve içtenlikle kucaklayabilmemizin mümkün olduğu fikrini ileri sürmekte. İnsanoğlunun hep bir arayış içinde olduğu gerçeğine değinirken, hedef ve ülkülerimizin gerçekleşme sürecinde nelere odaklanmamız gerektiğini irdeliyor. Nereye ait olduğumuzu, “anılarımıza ve geçmişimize mi, yoksa önümüzde belli belirsiz uzanan geleceğe” göre mi tespit edeceğimiz sorusunu sorarak dikkatlere sunuyor. Ruhsal sıkıntılarımızdan, insani erdemlere sığınarak kurtulabileceğimizi ifade eden Sayar: affetmek meziyetinin, taraflar arasında şefkat temelinde yükselen bir kişilik değeri oluşturacağını beyan ediyor. “Öfkeyi koyuver içinden, sen daha iyisine layıksın, temizle içini. Affet.” (s. 19) Hayata katılamayışın, insanda uyuşturucu etkisini gösteren durağanlıklara yol açtığına dikkat çeken Sayar, hız, rekabet ve insanlara dayatılan tüketim iştihalarını doyuracak menfaatçi bir fıtrata sahip olma telkinlerinin büyük teknolojik beyin yıkama araçlarıyla yapıldığı gerçeğini dile getirmiş. Yaşının gerektirdiği doğal ve yararlı ortamlarda büyüyemeyen, çocukluklarını tam yaşayamayan insanların oluşturduğu bir toplumun söz konusu olduğu tespitini yapmış. Güzellik kavramını “ebediyetten bir damla” benzetmesiyle okuruna sunan Sayar; insan ruhuna önemli bir katkı sunan bu nimeti, benliği aydınlatan ölümsüz bir ışığın kaynağı olarak gösteriyor. Kültür, hayal ve sezgi unsurlarının, güzellik ile gözümüzde ve gönlümüzde daha bir anlam kazandığına dikkat çekiyor… Evrendeki her şeyin iyi olma özelliğiyle değer kazandığı, bunun insandaki yansımasının ruh sağlığı bakımından önemli bir gösterge olduğu meselesini de Kemal Sayar, insanın iç sesi konusuyla örnekliyor. İnsanın kendi nefsini olumsuzlayan düşüncelerine yol açan bu iç konuşma ve kıyıcı öz telkin dolayısıyla, mutsuzluğun kaçınılmaz olduğunu hatırlatan yazarımız, kendini affetme halini çare olarak tavsiye ediyor. Yazarımız, Tevazu konusunu anlatırken, bu halin, gururdan kurtuluşun en güzel yanını oluşturduğunu, insanlara içten bir samimiyetle yaklaşım gösterebilmenin ve en önemlisi öğrenebilmenin imkânını sağladığını açıklamış. Ayrıca, yenilgileri daha bir olgun karşılamamıza destek veren bir duygu olduğu vurgulanmış. “Tevazu, bizi hakikatle olduğu gibi karşılaştırır, düşlem ve yanılsamalardan arındırır.” (s. 29) Kemal Sayar, kitabındaki diğer yazılarında; sessizlik ile saygının ilişkisine, gerçekçi olmanın, kabullenişi daha kolay kılma yararlılığına, azmin, hayat mücadelesindeki destekleyici gücüne dikkat çekerek, iç âlemimizdeki zenginlik ve karmaşık yapı hakkında bilgilendirmelerde bulunuyor. Zamanı doğru kullanabilme, dikkati olumlu bir kontrol mekanizmasının aslî unsuru yapabilme, empati yapabilmenin sosyal ilişkiler açısından toplum duyarlılığını kazanmamıza ne denli yarar sağladığına dair meseleler de Sayar’ın deneyim ve düşünceleriyle donanmış etkili bir anlatımla okura sunuluyor. Beni Sessiz de Sevebilir misin? adlı eserin, sizlerle paylaşamadığımız konuları olduğu bilgisini verirken, okurumuzu, Kemal Sayar’ın Yola Çıkmadan Ne Kadar Uzağa Gideceğini Bilemezsin adlı konu başlığı esinlenmesiyle baş başa bırakalım.

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR