İran'da Lezbiyen Olmak...
9 Mayıs 2017 Hayat İnsan

İran'da Lezbiyen Olmak...


Twitter'da Paylaş
0

İran’da eşcinsel olmak, erkekler için ölüm cezası anlamına geliyor. Buna karşın lezbiyenlik daha nadir tartışılan bir konu. Ancak onlar da işkence ve kırbaçlanma da dahil olmak üzere, devlet şiddetiyle yüz yüze geliyorlar.
Azadeh,* İran’ın kenar mahallerinde uzak bir evde kollarındaki yanıkların enfeksiyonu yayılırken, din adamlarının ona Kur’an’dan okuduğu bölümleri dinlemek zorunda bırakılan, İranlı bir kadın. Sorguda geçirdiği üç gün ona aylar gibi gelmiş. Bütün büyüme süreci boyunca “erkeksi” görünümü nedeniyle korkutulan ve sindirilen 25 yaşındaki Azadeh’e yapılan tacizler, İran Devrim Muhafızları tarafından tutuklanıp işkence gördüğünde, en kötü noktasına ulaşıyor. Muhafızlar Azadeh’in yazdığı, iki erkek askerin savaş sırasındaki aşkını anlatan kısa bir öyküyü buluyorlar. Azadeh’i bir kız arkadaşı uyarınca, askerlerin ona karşı kişisel bir garez beslediklerini anlıyor. “Öykülerimde doğrudan ‘eşcinsellik’ kelimesini kullanmamıştım. Ancak o yazıları benim lezbiyen olduğumu itiraf ettirmek için kullandılar. Ben de her şeyi reddettim.” Ancak buna rağmen Azadeh, üç gün boyunca “yeniden yönlendirme kursu”na maruz kalmış. Bunun da aslında sorguya çekmenin güzelleştirilmiş bir adı olduğunu çok geçmeden öğreniyor. Azadeh, ona yapılanların din eğitimi ve eşcinsel olduğunu kabul etmesi için tekrarlanan girişimlerden ibaret olduğunu söylüyor. “Üzerime kaynar su dökerek ve beni döverek işkence ettiler. Özellikle de kafama vuruyorlardı. Yine de fiziksel işkenceden çok, sözlü tacize maruz kaldım. Bana ‘vajina yalayıcısı’ deyip durdular.” İran’da eşcinsel olmak, yasalara aykırı: Ülkenin sıkı bir şekilde uyguladığı ceza kanunlarına göre, bir erkeğin aynı cinsten biriyle ilişki yaşaması idamla bile sonuçlanabiliyor. Kadınlar içinse işkence cezaları var. Ölüm, işkenceden daha kötü bir senaryoymuş gibi görünse de teorik olarak eşcinsel kadınlara çifte standart uygulanıyor, öncelikle kadın oldukları, sonra da lezbiyen oldukları için. Bunun nedeni, İran’da kadın haklarının oldukça sınırlı olması. Babaların, ağabeylerin ve erkek eşlerin; kardeşleri, kızları ve eşleri üzerinde sorgusuz sualsiz kontrol hakları var. Örneğin miras anlaşmazlığı gibi yasal alanlarda, kadının hakkı oldukça az. Genellikle bir erkeğin payına düşen miktarın yarısı kadar. Ancak tabii ki bu durum her zaman böyle değildi. İranlı kadınlar, 1960’larda Muhammed Rıza Pehlevi tahttayken oy kullanma hakkını elde etmişlerdi. Ancak 1979’daki İslam Devrimi’nden sonra, Şeriat kanunları nedeniyle kadınlar birçok yasal hakkını kaybetti. Kuran'ı ve sünneti baz alan yasal bir sistem geldi. Yeni uygulamalar gereği tüm kadınlar türban takmak zorunda. Ve artık bir kadın, eğer evlilik sözleşmelerinde özellikle belirtilmediyse boşanma talebinde bulunamıyor. Kadınlar için evlilik yaşı 9’a indirildi. 1981’de ise meclis, kırbaçlama, taşlama ve kan parası uygulamalarını getirdi. Azadeh’in bir Müslüman ve asker kızı olması, yalnızca “erkeksi” giyinmesi nedeniyle bile yapılan haksızlıklardan ve ayrımcılıktan kurtulmasını ne yazık ki engelleyememiş. “Tacize uğradığımda polise gidemiyorum. Bazen yolumu kesip beni taciz eden bizzat polislerin kendisi oluyor. Dış görünüşüm nedeniyle de tutuklandım. Bir keresinde bir grup erkek tarafından polis merkezine götürüldüm. Polis, elinde arama izni olmamasına rağmen vücudumu aramak istedi. Reddettim ve tartıştım. Sonunda kendimi onlarla yumruk yumruğa kavga ederken buldum.” Ülkenin liderleri ise İran’da yaşayan eşcinsellerin varlığını açık bir dille inkâr ediyor. Eski İran başkanı Mahmoud Ahmedinejad, 2007 yılında Columbia Üniversitesi’ne atıfta bulunurken şöyle demişti: “İran’da, sizin ülkenizde olduğu gibi eşcinseller yok. İran’da böyle bir olgu da yok.” Eski başkanın ülkenin eşcinsellerden arınmış olduğuna ilişkin bu sözlerine rağmen, LGBTİ bireylere karşı yapılan şiddet ve istismarı önleme ve insan haklarını savunma amacıyla kurulan OutRight Action International isimli bağımsız örgütten Orta Doğu uzmanı Kevin Schumacher, İran’da LGBTİ’yle özdeşleşecek yüzlerce insan olduğunu söylüyor: “Birçoğu nasıl hissettiklerini açıklayacak isimi ya da terimi dahi bilmiyorlar.” (İran’ın nüfusu neredeyse 77 milyon. Ancak hâlâ ciddi bir LGBTİ eğitimi boşluğu var.) Schumacher son 5 yılını, OutRight International için İran’da lezbiyen olmanın yarattığı zorluklarla ilgili bir rapor hazırlamakla geçirmiş. O ve ekibi, ülkenin içinde ve dışında, 41 İranlı lezbiyenle gerek internet aracılığıyla gerekse yüz yüze röportaj yapmış. Sonucunda ise, “Being Lesbian in Iran” (İran’da Lezbiyen Olmak) isimli bu rapor ortaya çıkıyor. Rapor, şimdiye dek İran’daki lezbiyenlerin tecrübelerini anlatan ilk çalışma. Schumacher, Broadly’le yaptığı röportajda, “Lezbiyenlerle ilgili çok bilgi göremezsiniz” diyor. “İran’da başka bir kadınla birlikte olmak isteyen bir kadın olmanın nasıl bir his olduğunu merak ediyorsunuz. Bu genç kızların, çok küçük yaştan itibaren okulda gözlerinin korkutulduğunu görüyorsunuz. Sınıf arkadaşları ve öğretmenleri tarafından taciz ediliyorlar. Esas anlatılmayan hikâye, toplumsal baskı, bu kadınlara yapılan aile içi şiddet." İran ceza kanuna göre, iki kadının cinsel bir birliktelik yaşamasının cezası 100 kırbaç. Kadınlar başka bir kadını öptüğü için de kırbaçlanabiliyor. Schumacher bu kanunlarla ilgili ise şunu dile getirmiş: “Oldukça üstü kapalı bir madde ve homoseksüel olma ihtimali olan kadınları yakalamaları için yetkililerin yolunu açıyor. Lezbiyen olduğunuzu ima eden bir kıyafet giydiğinizde bile sizi tutuklama ihtimalleri var.” Azadeh, cinsel yönelimi ile dini inançları arasında bir tezatlık görmüyor. Bir kadınla olan (gayri resmi) evliliğinde, İslami ritüeller uygulanmış. Azadeh, dini kurallar doğrultusunda partnerini karısı olarak kabul ediyor. “Kuran’ı benim lezbiyen oluşumla uyumlu bir şekilde yorumlamakta hep güçlük çektim. Sanırım bunun için yeni bir fetvaya ihtiyacımız var.” OutRight’ın raporu, eşcinselliğin suç unsuru olmasının yürürlükten kaldırılmasını ve kadınlar için eşitliğin sağlanması adına yasal değişikler yapılması da dahil olmak üzere, İran hükümetine fazlasıyla öneride bulunuyor. Bugünkü rejimin eşcinselliğe karşı tutumuna göre bu öneriler oldukça ihtimal dışı görünse de Schumacher, raporun devlete karşı bir müdafaa olduğu kadar, aynı zamanda bir “eğitim aracı” olduğunu da söylüyor: “Günün sonunda, halkın ve İran sivil toplumundaki müttefiklerin bilgilendirilmesi oldukça önemli. Bu sayede artık neler olduğu bilecekler.” *Röportaj yapılan kişinin adı, güvenliği için değiştirilmiştir.

(Broadly.vice.com)

   

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR