İspanyol Felsefesinin Modern Babası: Jose Ortega y Gasset
26 Ağustos 2019 Edebiyat İnsan Felsefe

İspanyol Felsefesinin Modern Babası: Jose Ortega y Gasset


Twitter'da Paylaş
0

Jose Ortega y Gasset yirminci yüzyıl İspanyol felsefesinin oluşumunda önemli role sahiptir. Misyonu felsefeyi fazla basitleştirmeden popüler hale getirmekti. Aslına bakılırsa Ortega felsefeyi geniş kitlelere yaymaktaki ustalığı bakımından Alman filozof Christian Wolff (1679-1754), Fransız Henri Bergson ve Amerikalı William James gibidir.

İspanya’nın diğer tüm Avrupa ülkelerinden daha uzun süre Katolik Kilisesi’nin etkisinde kalması sonucu, Ortaçağ’ın etkisi devam etmiş ve Aydınlanma fikirlerinin bu ülkede tutunması zaman almıştır. Ortega’nın misyonu felsefeyi fazla basitleştirmeden popüler hale getirmekti. What is Philosophy? (Felsefe Nedir?, 1957) adlı çalışması İspanyol düşüncesinde bir dönüm noktası olmuştur. Gazetede yayımlanan bir dizi makaleyle Husserl’in fenomenolojisini İspanyol okurlara tanıtmıştır (babası, annesinin ailesine ait olan El İmparcial adlı gazetenin yöneticisiydi). Baskıcı bir rejimde Ortega zenginliğin ve ayrıcalığın gücünü modern fikirleri yaymak için kullandı. Bu tip fikirleri geliştirebileceği bir dizi gazete kurdu: Faro (1908), Espana (1915-1923), El sol (1917) ve Revista de la Occidente (1923-1936). Felsefe tarihi üzerine verdiği konferanslar açık anlatım dilinin ne olduğuna örnek teşkil etmiş ve büyük bir dinleyici kitlesi toplamıştır. Aslına bakılırsa Ortega felsefeyi geniş kitlelere yaymaktaki ustalığı bakımından Alman filozof Christian Wolff (1679-1754), Fransız Henri Bergson ve Amerikalı William James gibidir.

Fenomenoloji ve Edebiyat

Alışılmadık bir biçimde Ortega’nın Meditations on Quixote (Don Quijote Üzerine Düşünceler, 1914) adlı çalışmasında kullandığı yöntemin pragmatik bir amacı vardı. Miguel de Cervantes’in (1547-1616) bu kült romanının eleştirel okumasında fenomenolojik bir yaklaşım sergileyen Ortega, oldukça önemli iki özgün şey yapmış oluyordu. Fenomenolojinin eleştirel kurama nasıl entegre edilebileceğini gösteriyordu; ki ileride kıta felsefesinin edebi eleştirmenleri metin analizinde yeni yollar açmak için bu yaklaşımı kullanacaklardı. Ortega’nın Don Quijote Üzerine Düşünceler çalışmasında ikinci başarı ise İspanya’nın muhafazakar kültüründe popüler kalmış bir 17. yüzyıl metnini kullanarak İspanya’nın mevcut durumuyla ilgili gözlemler yapması ve durumun hangi noktaya gitmesi gerektiğini belirtmesidir. Ortega’nın estetik anlayışı, bireyle kitleler, grup ve devlet arasındaki ilişkiyi inceleyen etik ve siyasi bir felsefeyle ilgilidir. Meditations çalışmasında şunu beyan eder: “Bugün hakikat, mükemmel güzellik, kıymetli olarak görülen her şey, bir zamanlar bir bireyin ruhunda, onun merakları ve mizahıyla karışarak doğmuştur.”

“...Fikirler söz konusu olduğunda herhangi bir tema ğzerine derinlemesine düşünmek eğer olumlu ve dürüstse, düşünen kişiyi kaçınılmaz olarak etrafında hüküm süren düşünceden ayırır, ki ayrıldığı düşünce şu anda tahmin edebileceğinizden daha ciddi nedenlerden dolayı ‘kamusal’ ya da ‘popüler’ fikir olarak adlandırılıyor olabilir. Her entelektüel çaba, bizi basmakalıplıktan uzaklaştırır ve kendimizi alışkın olmadığımız düşüncelerin içinde bulduğumuz, sonu münzevi yerlere çıkan gizli ve zor yollardan götürür. Derinlemesine düşünmemizin sonuçları budur...” –Felsefe Nedir?, Jose Ortega y Gasset

Totalitarizmi felsefenin düşmanı olarak gören Ortega, kitle hareketlerini de eleştiriyordu. Kitlelerin Ayaklanması (1930) adlı çalışmasında kitlelere hitap eden despotların yönetimine karşı eğitimli vatandaşlardan bir azınlığın siyasi liderlik yapması gerektiğini ileri sürer. Eylemsizlik yerine çaba sarf etmeye değer verir; kitlelerin eylemsizliği totalitarizmin ön koşuludur. Ortega liderliğin “üstün azınlıklardan”, bir tür yeni entelektüel aristokrasiden gelmesini istiyordu. Sadece felsefesi olan değil hem de felsefeyle yönetilen bir İspanya yaratmak için sarf ettiği çabanın sonu yoktu. Kitlelerin Ayaklanması’nda şöyle diyordu: “Avrupa’da bir kez daha hakiki bir felsefe egemen olduğu zaman –ki Avrupa’yı kurtarabilecek tek şey budur– işte o zaman Avrupa, insanın hoşuna gitsin ya da gitmesin, doğasının onu daha yüksek bir otorite aramaya zorladığını anlayacaktır. Eğer insan bu otoriteyi kendi adına bulmayı başarırsa, o üstün bir insandır; eğer bulamazsa o kitleden biridir ve otoriteyi kendinden üstün olanlardan almak zorundadır. 

“Şu anda Avrupa’nın kamusal yaşamında, hastalıklı ya da iyi, son derece önemli bir olgu vardır. Bu olgu kitlelerin sosyal iktidarın tümüne ulaşıyor olmasıdır.” –Kitlelerin Ayaklanması, Jose Ortega y Gasset

(Kaynak: Modern Dünyaya Yöne Veren 50 Düşünür, Stephen Trombley, çev. Gonca Gülbey, Kolektif, 2013)

Hazırlayan: M. Gizem Erkol


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR