James Joyce'u Okumak
2 Haziran 2017 Edebiyat Kültür Sanat

James Joyce'u Okumak


Twitter'da Paylaş
0

Joyce’un asıl amacı gecenin, düşün, bilinçdışının, deliliğin dünyasını betimleyecek uygun bir dil kullanmaktı. Böyle bir ortamda ne biçimler, ne olaylar, ne de sözcükler tam ve kesin olabilirdi.
Joyce modern hayatı ve sıradanlığı “kılı kırk yaran bir insafsızlık” ve insaniyetle yazarak edebiyatta bir devrim yaptı. Antik çağ için Homeros neyse modern çağ için Joyce oydu. Dublinliler’de İrlanda’yı yeniden yaratmış, Sanatçının Portresi’nde yurtsuzlaşan modern sanatçının zihin dünyasını resmetmiş, Ulysses’le romanın ve bireyin dünyasının sınırlarını ve sınırsızlığını göstermiş, onlarca dili iç içe ördüğü, yerel ile evrenselin kesiştiği Finnegans Wake’le dilin, düşüncenin, tarihin biçimlenebilirliğine dair olanakların sonsuzluğunu ilan etmişti. ***

Okuduklarını anlama sorunuyla herkes bir yerde ve vakitte karşılaşmıştır. Önümüze art arda konan engelleri nasıl aşabileceğimizi bilmiyorsak ya elimizdeki kitaptan vazgeçeceğiz ya da şifreleri çözecek anahtarları bulmak için doğru yolları arayacağız. Şu hiç değişmez: Bazı kitaplar bazı zamanları bekler. Hem içinde yaşanan kamuoyunun okuma kültürü, hem de ondan kopup kendi yoluna giden nitelikli okur o zamanları beklemek zorunda kalabilir. İlkinin nitelikli edebiyatla yaşadığı hayat her zaman sorunluyken ikincisi aşamadığı duvarın önünde beklemeye razıdır. Ulysses’i şimdi okuyamıyorsa sonra okumak için bekler. Bu arada basamakları çıkmayı sürdürür. Sonunda anahtarı eline alacağını bilir.

Peki Ulysses’i okumak zorunda mıyız? Bu sorunun yanıtı herkesin kendi cebinde. Hiç kimseye sormaya gerek yok. James Joyce okumak, meraklılarının hayatındaki en çetin sorunlardan biri olmayı sürdürüyor. Onda mutlak bir öznellik vardı, bunu onaylarsanız yanına yaklaşabilirsiniz. Karşınıza çıkan şifreleri çözmek için o sayfayı en az birkaç kere okumayı göze alarak. Yoksa denemeye gerek de kalmaz. Sözgelimi dili seviyorsanız, müziğini algılayabilecek düzeye çıkmak da gerekir.

Joyce’ta her şey kusursuz muydu? Onun da zaman zaman yazarın sesini kurmacanın içine soktuğunu, yazarı anlatıcının yerine geçirdiğini gördüğünüz yerde durup düşünebilirsiniz. Yüz yıl geçti aradan ve kurmaca düzeyinde kendini sürekli yenileyip geliştiriyor edebiyat. Bugünün yazarı kendinden önce yapılanların somut bilgisine sahip, üstelik onların da arasından çıkan bir azınlık, kurmacanın sorunlarına yeni çözümler getirerek kendi yolunu açıyor.

***

Vladimir Nabokov: Joyce’ta bilinçakışı...

Bilinçakışı bir üslup uzlaşımıdır çünkü elbette sürekli kelimelerle düşünmeyiz – imgelerle de düşünürüz; ama kelimelerden imgelere geçiş yapma, burda olduğu gibi ancak tasvir ortadan kaldırıldığında doğrudan kelimelerle kaydedilebilir. Joyce’un mümkün kıldığı haliyle bilinçakışını doğal bir olay olarak görmemeliyiz. Joyce’un beyin faaliyetini ve bu kitabın zihnini yansıttığı ölçüde bu bilinçakışı bir gerçekliktir. Bu kitap, Joyce’un icat ettiği yeni bir dünyadır. Bu dünyada insanlar, kelimeler ve cümleler aracılığıyla düşünür. Bu dünyanın insanlarının zihinsel çağrışımları, kitabın yapısal gereksinimleriyle yazarın sanatsal hedefleri ve tasarıları tarafından dikte edilmiştir. ***

Andrew Gibson: Küresel Joyce mu İrlandalı Joyce mu?..

Dünya küreselleşmeden önce Joyce küreselleşmişti. Joyce külliyatı zaten bu olanağı hep içinde taşıyordu; bakınız Finnegans Wake’te kullanılan dillerin sayısı. Finnegans Wake’te altmıştan fazla dili kullanabilen bir adam belli ki bilgisayar benzeri bir zihne sahipti. Tercihini moderniteden yana kullanmış Joyce’un İrlanda’yı küçük, geri kalmış, kıt görüşlü, dar ve vasat bulması hiç de şaşırtıcı değildir. Hugh Kenner’ın başlattığı gelenek içinde çalışan eleştirmenler, Joyce’u genellikle, ülkesine ve halkına bilfiil düşman olmasa bile kayıtsız bulmuşlardır. En iyimser görüşle Dublin ve İrlanda, Joyce’un aşırı yenilikçi vizyonu için hammaddeydi. Joyce’un külliyatı daha da önemli hale geldikçe, bu külliyatın baştan başa İrlanda temalarına ve sorunlarına göndermelerle dolu olduğunu yadsımak zorlaştı. Joyce endüstrisi sömürgecinin kibirli üstünlüğünü ve yerli kültüre karşı anlayışsızlığını taklit etme tehlikesi içinde olabilir miydi? Uluslar arası Joyce’u öteki Joyce ile, yani her gün Paris’te İrlanda gazeteleri alan Joyce’la yan yana ele almak gerekiyor belki de. Nitekim Paris’teki arkadaşlarından Phillipe Soupault şöyle demişti: “O her gün ve günün her saati İrlanda’yı düşünüyordu.” Belki de Joyce’un eserlerinin kozmopolit mantığı bir İrlandalı mantığıyla ilişkilendirilerek okunmalıdır. Küresel Joyce İrlandalı Joyce’tan ayrı, ondan bağımsızlaşmış biri değil de onun bir ifadesi bile olabilir. ***

T.S. Eliot: Joyce’un bilimsel keşfi...

Bay Joyce’un Odysseia’yı model olarak kullanması büyük önemi haiz. Bilimsel bir keşfin öneminden söz ediyoruz. Daha önce hiç kimse böyle bir temel üzerine bir roman inşa etmemişti, böyle bir şeye de ihtiyaç duyulmamıştı. Joyce miti kullanarak çağdaş ile antik olan arasında süregelen paralelleri işletiyor, bu bakımdan kendisinden sonrakilerin takip etmesi gereken bir metodu izliyor. Kendi bağımsız araştırma alanlarını bulmak için Einstein’ın keşiflerini kullanan bilimadamlarına nasıl taklitçi demek mümkün değilse, Joyce’un gelecekteki takipçilerine de taklitçi denmeyecektir. Joyce’un metodu, devasa beyhudelik ve kargaşa panoraması olan çağımızın tarihine yön, düzen, biçim ve anlam vermenin bir yoludur. Artık anlatı metodu yerine mitsel metodu kullanabiliriz. ***

Richard Ellmann: Finnegans Wake, insanlığın gece dünyası...

Joyce kitaplarını ruhsal bir yolculuğun durakları olarak görüyordu. Son yapıtı Finnegans Wake, “yasak topraklara yapılan daha da cüretli bir yolculuktu” çünkü öteki romancıların bozmadan bıraktıkları dilin yapısını altüst etmişti Joyce. Dante, İtalyan yazınını Latince yerine halkın anadilini kullanmaya zorlamıştı. Joyce Finnegans Wake’çeyi yaratırken, ona özenenler olsa da, yazında bu denli kalıcı ve köklü bir değişiklik yaratma isteğiyle hareket etmemişti. Joyce’un asıl amacı gecenin, düşün, bilinçdışının, deliliğin dünyasını betimleyecek uygun bir dil kullanmaktı. Böyle bir ortamda ne biçimler, ne olaylar, ne de sözcükler tam ve kesin olabilirdi. Joyce aynı zamanda insanlığın gece dünyasını temsil edecek “evrensel bir tarih” yazmıştı. Bu gece dünyası, daha önce hep karanlık fantezilerle bağlantılı olarak yansıtılmıştı, ama kimse bu yaşamın ürünü olan bir yapıt koymamıştı ortaya. [caption id="attachment_30174" align="aligncenter" width="800"] Dublin'in Ulysses Haritası[/caption]

Kaynak: Notos, Haziran-Temmuz 64


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR