Jeanette Winterson: Sevmeye Dair

Jeanette Winterson: Sevmeye Dair


Twitter'da Paylaş
0

“Aşk bir varış noktası değil, haritadır. Bu nedenle sonsuza dek mutlu yaşamak söz konusu olamaz.”

Manchester’da doğan Jeanette Winterson genç yaşta kitapların gücünü keşfederek evden ayrıldı. Oxford Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra bir süreliğine tiyatroda çalıştı ve yirmi beş yaşındayken ilk romanını yayımladı. Tek Meyve Portakal Değildir adlı eserinde kurgusal bir karakter aracılığıyla kendi yaşamını anlattı. Yirmi yedi yıl sonra bu konuyu Normal Olmak Varken Neden Mutlu Olasın’da tekrar ele aldı. Yetişkinler için on kitap yazdı. Ayrıca çocuk kitapları ve senaryoları da bulunuyor. The Guardian dergisi için yazmaya devam ediyor.

Bu yazıya konu olan Love kitabı (Vintage, 2017) Winterson’ın romanlarında önemli yer tutan “sevme biçimleri”ne değiniyor. Romanlarında “Aşk nasıl ifade edilir?” ve “Sevgiyi nasıl deneyimleriz?” gibi sorular soran Winterson’ın aşkın izinde gerçeği keşfetmekle ilgili sözlerine ve yazma süreciyle ilgili yorumlarına aşağıda ulaşabilirsiniz:

“Ben bir evlatlığım ve bu gerçek tüm hayatımı şekillendirdi. Altı haftalıkken hayatımın aşkı annemi kaybettim. Böylece hayatım, sevgi nesnemin kaybıyla başladı. Yeni ailem Winterson’lar sevmekte zorlanan insanlardı. Asla sarılmazlardı….İnancımız ve kilisemizin sloganı şuydu: Tanrı aşktır.”

Winterson kendini iflah olmaz bir romantik olarak görüyordu. Okul yıllarında okuduğu Shakespeare, E.M. Forster, Poe, Fitzgerald ve Hemingway en büyük ilham kaynaklarındandı. Ailesinin inancını onlarınkiyle kıyasladı:

“Romantik şairler doğanın tanrısına inanıyorlardı. William Blake ve Walt Whitman gibi isimler baktıkları her şeyde tanrıyı gördüler.”

Bu görüşten yola çıkarak ailesinin inancının yaratıcılıktan yoksun olduğu sonucuna vardı:

“[Bu tarz bir inanç] bana hayal gücünün başarısızlığı gibi geldi. Ve de aşkın.”

İlk romanı Tek Meyve Portakal Değildir’e dair şu yorumu yapıyor:

“Bu kitapta sevgiyi anlamaya çalışan bir karakter oldum ve anladım ki sevgi olmadan hiçbir şey anlaşılamaz…. İlk aşk, gözleri açan aşk, ayrılık aşkı, uykusuz gecelerin ve kırık kalplerin aşkı… Kadınların birbirine duyduğu aşk. Bu konu hakkında yazılan pek bir şey yoktu.”

Değişimin parçası olduğunu hisseden Winterson, yazmanın içerikten ve anlattığı hikâyelerden çok daha fazlası olduğunu savunuyor:

“Edebiyat, benliğin derinlikleriyle iş birliği içinde olmak, kim olduğumuzu anlatmak için dili şekillendirmek ve bunu yaparken klişe ve genellemelerden kaçınmaktır…. Portakal sınırları aşan aşkla ilgili – iki genç kadın arasındaki aşk….Aynı zamanda aile sevgisinin eksikliğiyle ilgili.”

Winterson yazdığı ilk kitabın bu konuları ele almasına rağmen otobiyografik olmadığını belirtip ekliyor: “Kısmen kurgu, kısmen hayatın gerçeği. Anlattığımız bütün hikâyeler, gerçeğin örtülmüş hâli.”

Tutku’yu yazdığında kendinden yirmi yaş büyük evli bir kadına âşık olan yazar, durumun çaresizliği eserine aktardı. Roman Venedik’te geçmesine rağmen şehri kitabı yazdıktan sonra ziyaret etti. 

“Hayatı taklit eden sanat değildir. Yaratıcılık hayatı, yer çekimi ve zamandan ayırır. Olaylar tersine döndürülebilir, sonlar değişebilir ve yaptığımız şeyler üzerindeki yük ortadan kalkabilir.”

Gerçek ötesi dünyada kurguya olan inancı sorgularken aşkı bir araç olarak kullandı:

“Aşk bir son değil, araçtır. Bir varış noktası değil, haritadır…. Bundan dolayı Shakespeare’in komedilerinin beşinci sahneleri rahatsız edicidir. Neşe ve çözümleme anının ardında başka bir oyun, başka bir seyahatin başlangıcı olduğunu biliriz. Katlanmış haritanın görünen kenarıdır aşk…. Hikâye anlatıcılığına olan bağlılığım, aşka olanla aynıdır: Güven vermeyen, tedirgin edici bağlılık. Tatmin olmaya değil maceraya; cevaplara değil, mümkünatlara adanmışlık.
Birini sevdiğimizde anlaşıldığımız hissine kapılırız. Bir şeylerin aynı anda yerine oturduğunu ve yerinden oynadığını hissederiz.”

Tutku’nun erkek kılığındaki kahramanı Villanelle, gizemli kadınla ikinci karşılaşmasında tam olarak böyle hisseder.

Üçüncü romanı Vişnenin Cinsiyeti I. Charles döneminde geçtiğinden tarihsel roman olarak ele alınmasına rağmen, Winterson’a göre “Geçmiş her dakika gerçekleşiyor” ve yazar sık sık tarihsel öğelerle oynuyor:

“Yazdıklarımızın yaşadığımız dünyanın tarihiyle tutarlı olması gerektiğine hiçbir zaman inanmadım. Edebiyat belgesel değildir. Geçmişi kullanmak şimdiki zamanın karmaşasından kaçma yoludur.”

 Thames Nehri kenarında yaşayan, Jordan adında bir çocuğu evlat edinen dev Köpek-Kadın kahramanının hikâyesini ele alırken, anne ve çocuk arasındaki sevgiyi irdeliyor. 

“Sevgi aldatıcıdır. Bizi sevgisizken hissettiğimizden daha yalnız hissettirebilir. Gökyüzünde beliren, ulaşması zor ve göz alıcı bir gezegendir.”

Bedende Yazılı adlı eserinde ise aşk teması diğer kitaplarından farklı işleniyor:

Portakal’da genç kadınların birbirine duyduğu aşkı, Tutku’da kadın-kadın ve kadın-erkek ilişkilerini ele aldım. Bu sefer anlatıcının cinsiyetini bilmeseydik ne olurdu diye merak ettim. Her zamanki belirleyici özellikleri olmadan aşk nasıl okunurdu?”

Romanın kahramanı Louise evlidir. Âşığının ismi ya da cinsiyeti belirtilmez. Roman Winterson’ın kadın-erkek ikiliğinden sıkılmasını dile getirir:

“Bir erkek olarak sevmek ne anlama gelir? Ya bir kadın olarak sevmek? Eğer cinsiyetimiz ya da âşığımızın cinsiyeti değişirse aşkımızın doğası değişir mi? Neden kültürümüzde cinsiyet bu denli belirleyici bir etken?”

The Powerbook’da (Güç Kitabı) karakter aşkın karanlık tarafına dikkat çekiyor: “İstediğin kadar sevişebildiğin, ancak aşkın tabu olduğu bu dünya ne garip…. Gerçek şu ki aşk bir buz dağı gibi hayatını deler geçer ve yüreğin Titanik gibi inşa edilmiş olsa bile batarsın. O derece büyük ve yoğundur. Düzgün ve temiz değildir. Kontrol edilemez.”

Dante’nin ileri sürdüğü üzere aşk, Güneş ve diğer yıldızları yerinden oynatabilir mi? İncil’e göre aşk ölüm kadar güçlüdür. Shakespeare’in 138. sonesi yalan söylediğini bildiği halde sevgilisine inanmayı seçen bir adamın sözlerinden oluşur. Sevginin birçok çeşidi vardır. Winterson hâlâ nasıl sevmesi gerektiğini anlamaya çalıştığını söylüyor. 

“Nasıl sevilir? Tecrübe etmek. Kalp kırıklığı. Kalpler zaten kırılmak için yapıldı. 

Bildiğim en zor şey olan sevgi hakkında konuşmak için bildiğim en iyi yol yazmak.”

(Kaynak: Jeanette Winterson, Love, Vintage, 2017)

Derleyen-Çeviren: Aslı İdil Kaynar


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR