Kafka’nın Son Arzusu, Brod’un İlk İhaneti
25 Aralık 2018 Edebiyat

Kafka’nın Son Arzusu, Brod’un İlk İhaneti


Twitter'da Paylaş
0

Yakılmayan el yazmaları üzerine.

Benden geriye kalan her şey... defterler, el yazıları, mektuplar, bana ait olanlar ve başkalarından gelenler, taslaklarım olduğu kadar –sende veya başkalarında kalan ve senin benim için onlardan geri alacağın– yazı ve notlarım da okunmaksızın son sayfasına kadar yakılmalı.

Hasta yatağında, bir deri bir kemik kalmış ve güçten düşmüş, neredeyse konuşamaz ve yutamaz halde, soluğu, yaşamını uzağa öksürecekmiş gibi kısa ve hırıltılı. Kafka, Dora Diamant ve doktorlarıyla fişler üzerine yazdığı kargacık burgacık notlar vasıtasıyla iletişim kurdu. Max Brod, Bu notlar çoğunlukla salt işaretti, diyor, kalanını arkadaşları tahmin etti.

Kafka, yazdığı son karamsar ve kısa öykü derlemesi olan “Açlık Sanatçısı”nın metinlerini gözden geçirdiğinde yaşam enerjisi neredeyse çekilmişti ve bundan ötürü Brod, Kafka’nın yayımcısını derlemeyi yayınlaması için acele etmeye zorladı. Kitaba ismini veren öyküde Kafka’nın bir deri bir kemik kahramanı kendini sirk kafesinde ölüm perhizine sokar. Fark edilmemiştir ve takdir edilmemiş.

"Lütfen her şey için beni bağışlayın,” diye mırıldandı açlık sanatçısı. Onun söylediklerini sadece kulağını kafesin parmaklıklarına dayamış olan yetkili anladı. Ve açlık sanatçısının içinde bulduğu durumu orada çalışanlara göstermek istercesine parmağıyla hafifçe alnına vurdu. "Elbette,” diye cevap verdi yetkili, "elbette seni bağışlarız.” "Hep aç kalışımı takdir etmenizi istedim,” dedi açlık sanatçısı. "Fakat bunu takdir ediyoruz,” dedi yetkili, lütufkârca. "Ama takdir etmemeniz gerekiyor,” dedi açlık sanatçısı. "Peki âlâ öyleyse takdir etmiyoruz,” dedi yetkili, “ancak niçin takdir etmeyelim?” "Çünkü aç kalmak zorundayım, başka türlü yaşayamam,” dedi açlık sanatçısı.

franz kafkaAndy Warhol

Kafka’nın sevgilisi ve Çek çevirmen Milena Jesenská bir keresinde Brod’a şöyle yazar: “Kafka’nın sofuluğu bütünüyle korkakça – ne var ki bu hakikatle daha büyük daha yüce.”

Kafka hastalığı ağırlaşmadan yıllar önce Brod’a sırrını açmış ve ciğerindeki kanamaları hem bir ceza hem de özgürleşme olarak gördüğünü söylemiştir. “Bugün tüberküloza olan tavrım,” diye yazar 1917 yılında Brod’a, “annesinin eteklerine yapışan bir çocuk gibi.” Brod, Kafka’nın hastalığını tasvir ederken günlüğüne not eder: “Kafka hastalığının kökenlerinin ruhsal olduğunu düşünüyor. Hastalığı onun için evlilikten kurtuluş demek.” Kafka teşhisi açıkladığında, Brod, “Mutsuzluğunun içinde mutlusun,” der. Kafka’nın haberi olmadan doktorlara danışan, boğaz hastalıkları uzmanına görünmesi konusunda ısrar eden ve bekleme salonlarına ona eşlik eden Brod’dur. Kendisinden üçüncü kişiymişçesine bahseden Kafka, Max Brod’a ölümden korktuğunu itiraf eder: “Ölmekten müthiş korkuyordu çünkü şimdiye kadar yaşamamıştı.”

Kafka, olması gereken her şeye kendi içinde sahip olduğunun söylenmesine yetecek kadar zaman kendisine bağışlanmadan, kendi yazınının yetersizliğine ikna oldu ve 41. yaş gününe kısa bir süre kala Viyana’nın dışındaki sanatoryumun 12 numaralı özel odasında öldü. Cenazesi bir hafta sonra, 11 Haziran 1924 Çarşamba öğleden sonra saat dörtte, Prag Yeni Yahudi Mezarlığı’nda geleneksel bir törenle defnedildi.

Kafka hayattayken bile onunla ilgili ölümünden sonra ortaya çıkmışa benzer bir şeyler vardır. Kendisi, günlüklerinde sıklıkla ölümden ve benliğiyle ilişkiyi kesmekten bahsededursun Prag doğumlu yazar Franz Werfel Kasım 1915 tarihli mektubunda şöyle yazar: “Sevgili Kafka, öylesine saf, yeni, bağımsız ve mükemmelsin ki, sana sanki çoktan ölmüş ve ölümsüz olmuşsun gibi davranılmalı.” Ve Kafka’nın ölüm haberini alan Milena Jesenská, “Dünyayı öylesine müthiş bir açıklıkla gözlemlerdi ki, buna daha fazla dayanamadı,” der.

Kafka’nın edebiyatı ona şöhret sağlamamış veya edebiyat ödülleri kazandırmamıştır. Toplumsal tanınırlık onu es geçtiği gibi edebiyat çevrelerinde Kafka’ya dair, –gelecek nesillerin çağdaşlarından çok daha kıymet bilir olacakları konusunda– bir beklenti yoktur. Yayımlanan ufak parçalar ses getirmeden geçip gitmiş, örneğin ikinci öykü derlemesi Kasaba Doktoru (Kurt Wolff tarafından 1920 yılında yayımlandı) sadece tek bir incelemeye konu olmuştur. Yayıncılarının ve menajeri Brod’un uğradığı hüsran karşısında Kafka’nın tutumuysa gidişatı değiştirmek adına herhangi bir şey yapmamaktır. Kurt Wolff, 1921 yılının Kasım ayında Kafka’ya yazar:

“Bağlantıda olduğumuz yazarlardan hiçbiri sizin kadar az taleple veya soruyla bize gelmiyor ve hiçbirinde, yayımlanmış kitaplarının kaderinin aynen sizinkinde olduğu gibi bir alakasızlık meselesi olduğu hissine kapılmıyoruz. Eğer zaman içinde edebi öykü derlemelerinize ek olarak, daha uzun, kapsamlı bir öykü veya romanı bize verebilirseniz – çünkü bu tip neredeyse bitmiş hatta tamamlanmış taslaklarınız olduğunu sizden ve Max Brod’dan biliyoruz – müteşekkir oluruz.”

Kafka mektuba asla cevap vermedi.

franz kafkaKate Boxer

Brod Kafka’nın zamansız ölümünü bir “katastrof” olarak tanımlar ve “Diesseitswunder” –dünyevi bir mucize– olarak nitelediği yirmi iki yıllık arkadaşlıkları için “varlığımın dayanağı olmuştu,” der. Cenazesinde mezarının başına gelir ve Kafka’yı içinde “Shekhina’nın (ilahi tecelli) görkeminin parladığı” bir peygamber olarak metheder. Ve kasabaya döndüğünde, eski belediye sarayının güney duvarında asılı, etrafı Kibir, Açgözlülük, Şehvet ve Ölüm figürleriyle kuşatılmış orta çağ saatinin dörtte durduğunu belirtir: “Kafka’nın elleri hala bu saati gösteriyordu”

Kafka’nın ailesi, Hermann ve Julie, Brod’dan Oppelt House’ın üst katında bulunan dairelerine gelmesini isterler. Biyografi yazarı Reiner Stach’a göre Hermann Kafka, “Franz’ın çalışmalarının ölümden sonraki yayım haklarını Brod’a veren bir sözleşme” imzalamıştır. Brod, Kafka’nın çalışma masasına geçer ve uçları kırılmış kalemler, yaka düğmeleri ve Karlsbad’dan gelen bir kâğıt ağırlığının da bulunduğu karmaşanın altında yayımlanmamış defterlerini bulur. Bitirilmemiş taslaklar ve günlüklerden oluşan hacimli bir arşiv çekmecelerde saklıdır.

Brod bu kâğıtları çekmecelerden çıkarırken biri dolma kalemle öteki kurşun kalemle yazılmış iki de not bulur.

Sevgili Max

Son arzum: Benden geriye kalan her şey... defterler, el yazıları, mektuplar, bana ait olanlar ve başkalarından gelenler, taslaklarım olduğu kadar –sende veya başkalarında kalan ve senin benim için onlardan geri alacağın– yazı ve notlarım da okunmaksızın son sayfasına kadar yakılmalı. Sana teslim edilmeyen mektuplarsa en azından onlara sahip olanlar tarafından dürüstçe yakılmalı.

Sevgilerimle, Franz Kafka.

Ve ikinci not, kurşun kalemle yazılmıştır, Brod bu notun ilkinden önce yazıldığını düşünür.

Sevgili Max,

Bir ay kadar süren, zatürre olması muhtemel akciğer ateşinden sonra muhtemelen bu sefer iyileşemeyeceğim. Ve iyileşemeyeceğimiz yazmak bile –yazmakta net bir güç olmasına rağmen– onu engelleyemez. Dolayısıyla bahsettiğim olasılığa göre yazdığım her şeyle ilgili son arzum: Bütün yazılarım içerisinde kalabilecek olanlar Yargı, The Stoker, Dönüşüm, Ceza Kolonisi, Köy Hekimi ve kısa öykülerden oluşan Açlık Sanatçısı... Ancak bunların haricinde bana ait olan her şey... bütün bu şeyler istisnasız yakılmalı, ve sana yalvarırım mümkün olan en kısa sürede yap bunu.

Franz.

Brod bu talimat karşısında pek şaşkına dönmez çünkü Kafka’nın karalama olarak nitelediği yazılarının öyle olmadıklarının farkındadır. Nitekim Kafka’nın günlükleri, onun Schriftstellersein olarak adlandırdığı “yazar-olmak” konusuyla ve kendini karalamaya yönelik, kendi tabiriyle “dermandan yoksun edebi çalışmalarla” ve nasıl ölü, nasıl atıl olduğunu anlatan ağıtlarla doludur.

Günlüklerinden, 13 Mart 1915

İştahsızlık, gece geç vakit eve dönmekten korkmam, ama hepsinden çok dün hiçbir şey yazmadığımı, giderek yazmaktan uzaklaştığımı ve son altı ayda bin bir zahmetle ele geçirdiklerimi yine elden çıkarma tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğumu düşünüşüm. Daha şimdiden kesinlikle yüz çevirdiğim yeni bir öykünün yazılmış bir buçuk sayfasıyla kanıtladım bunu...

Bir başka örnek, Kafka “Dönüşüm”ün sonunu kast ederek, “neredeyse ilk hali kadar kusurlu,” yorumunu yapmıştır. Öte yandan Kafka, “kafasının içindeki muazzam dünyanın” farkında olduğu gibi “iç dünyanın yaşanabilir ancak tarif edilemez,” olduğunun da farkındadır ve aktarılamaz bir şeyle sürekli bağlantı kurmaya çalışıyorum, diye yazmıştır. 1910 yılında aldığı notların arasında şöyle ifadeler bulunur, “Nerdeyse yazdığım her kelime bir sonrakine tosluyor. Şüphelerim, kelimelerin etrafını çevrelemiş dönüp duruyor.”

Brod 1917’de Frankfurt’ta okuması için bir şeyler vermesini istediğinde Kafka şunları söylemiştir: “Gönderebileceğim parçalar gerçekten benim için bir şey ifade etmiyor; sadece onları yazdığım anlara saygı duyuyorum.” Daha sonra Max’ın karısı Elsa, Kafka’dan topluluk karşısında okumak için bir şeyler ister. “Eski sancıları ne demeye tekrar dirilteyim,” diye yanıtlar Elsa’yı, “sırf onları daha önce yakmadığım için mi?... düşük sanatsal olsa bile bunca başarısız işi (düşüğü) korumanın amacı nedir?”

franz kafkaRosemay

Yaşamının son günlerinde karısı Dora Diamant, “Ruhunu bu hayaletlerden kurtarmak için önceden yazdığı her şeyi yakmak istedi,” der, “arzusuna saygı gösterdim ve hasta düştüğünde ona ait bir şeyleri gözlerinin önünde yaktım.”

Ne var ki Kafka bu noktada bizi bizi spekülasyona sevk eder: Brod’a verdiği son talimat, bütün yaşamını kendini yargılamakla ve suçlamakla geçirmiş edebi bir sanatçının karakteristik davranışı olarak anlaşılabilir mi?

Dava’nın son sahnesinde Joseph K. “bıçağı almak ve kendine saplamak” için teşvik edilir. Sonunda kendi kendini idam edemez. “Kendini bütünüyle kanıtlayamazdı, resmi makamların işini üstlenemezdi, bu son yanlışlığın sorumluluğu, gerekli olan gücün kalanını ondan esirgemiş olana aitti.” Aynen Joseph K. gibi Kafka da son cümlelerinin gereğini yerine getirme gücünden yoksundur: mektup veya günlük gibi kişisel, veya bitirilmemiş öyküler gibi edebi çalışmalarını kendi elleriyle imha etmek. Kendinden feragat etmek konusunda bile kararsız kalan Kafka, infazı arkadaşına, –Kafka’nın kendi kendini kınamasını arkadaşlıklarının başlangıcından beri aşırı bir davranış olarak gören– Brod’a bırakır.

***

Kafka’nın ölümünden hemen sonra Brod, “yaşayan sanat” olarak adlandırdığı arkadaşını yeniden diriltmek için yazmaya koyulur. Bir sonraki romanında, “Her şeyin ötesinde,” diye belirtir, “başka bir yolla da olsa onu, kendim için yaşama döndürmek istedim. Bu kitapta yaşadığım, bu kitapla ilgili çalışma yaptığım sürece o ölmedi, içimde, benimle birlikte yaşadı.”

Max Brod’un yazdığı, The Kingdom of Love (Zauberreich der Liebe, 1928, İngilizce basımı 1930) isimli roman à clef türündeki romanda Kafka, noksansız kanaatkârlık içinde yaşamayı arzulayan, uzun, ince ve zarif Richard Garta kılığında görünür. Garta hem “zarif hüznü” hem de “kudretli, belli belirsiz ancak karşı konulmaz bir gücü” yansıtıyordu, diye yazar Brod. “Buda, İsa veya Musa gibi müritlerine, halka konuşmazdı. Kendi içinde kapalı kaldı. Fakat bu belki de onların gördüğünden çok daha büyük bir sırrı gördüğündendi.”

Garta, bu “günümüz azizi” daha sahne açılmadan verem yüzünden ölür. Ancak arkadaşının, 34 yaşındaki anlatıcı Christof Nowy’nin anılarında canlıdır. Garta ve Nowy öğrencilikleri sırasında “gösteriş ve rollerin en ufak dokunuşuyla bozulmamış büyüleyici bir arkadaşlık” geliştirirler. “Birbirlerinden sakladıkları hiçbir sır yoktur.” Arkadaş çevrelerinde dolanan mırıltılara göre Garta bir dahidir, Nowy ise sıradan biri. “Mırıldananlar Christof’un kalben katıldığı bir hükümdü fakat anlamıyordu, böylesine sevdiği ve takdir ettiği arkadaşıyla niçin karşılaştırılmalı ve kıyaslanmalıydı?” Garta, Nowy için bir istikrar ve teselli kaynağıydı. Garta ona “sakince dünyanın tüm karmaşasına bakabildiğini” hissettiriyordu. “Tüm davranışları,” der Nowy Garta için, “en ufak detayına kadar, -saçını nasıl taradığını izleseniz bile görürsünüz- doğru, titiz, temiz ve sarsılmaz bir biçimde doğal bir yaşam tarzına olan inanca dayanır.”

Nowy, Garta’nın ölümüne alışamaz. “Onun katıksız bütünlüğü,” der Nowy, “kendiliğinden olduğu gibi muhteşemdi ve hiçbir şeye yol açmadı. Onu uyardım, onu kurtarmaya çalıştım. Şüphem yok – mükemmelliğe olan adanmışlığından dolayı öldü.” Nowy, “Garta’nın edebi arta kalanlarının sorumluluğunu üstlenmişti, aslında, Garta ondan bunu yapmasını talep etmişti – tamamı yok edilmek şartıyla.”

kafkaFranz Kafka Müzesi, Prag

Nowy, aynen yazarı gibi bu talebe karşı koyar, “Paha biçilmez değerleri karşısında Garta’nın yazdıklarına sevgiyle bağlıydı.” Nowy, Garta için “kendisi için nihai talepleri vardı; başarısız olduğu vakitler, aslında engin yüksekliklere adım atmış yazılarının onun için hiçbir değeri yoktu. O, aslında, ancak tek başına, yazdıklarını bu yolla hakir görme hakkına sahipti.” Nowy, Garta’nın çalışmalarını güvende tutmaya karar verir. Sonuç olarak, “Aziz, bizim zamanımızda kendini ancak yarım yamalak gösterebildi.”

Yaşarken kurtaramadığı arkadaşını, ölümünde kurtarmaya gayret eden Nowy, “Ölü arkadaşının ruhani mirası için verdiği savaşı,” düzenlemek uğruna buharlı bir gemiye biner ve Filistin’e gider. Garta’nın kardeşi oradadır, Gilboa Dağı eteklerindeki Jezreel Vadisi’nde konuşlanmış, “Garta’nın tapındığı bütünleşmenin asil bir örneği” olan komünist yerleşimlerden birinin önderidir. (“Kafka’nın asli eğilimi,” der Brod, “bir halutz, bir öncü olmaktı.” 1918 yılında, “Workers without Possessions,” isimli sosyalist bir kibutzda geçirilecek basit bir yaşam hayalini kısaca tarif ederken zihninde canlandırdığı, ekmek, su ve hurmalardan oluşan basit öğünlerdi. “Her tür mülkiyet hastane ve evlerin inşası için devlete verilmeli,” diye yazmıştı.)

Romanın kapanış sahnesinde Garta’nın erkek kardeşi onun arzularından birini açığa çıkarır; Garta, Filistin’de yaşamak istediğini itiraf etmekle kalmamış ardında “Almanca olduğu kadar,” İbranice dilinde de yazılmış hacimli bir arşiv bırakmıştır. Bunları işiten Nowy, arkadaşından kalan çalışmaları düzenlemek için Avrupa’ya döner.

Nihayetinde suçlu vicdanının köşeye sıkıştırdığı Brod, yarattığı kurmacayla mezarın ötesine geçmek ve Kafka’nın lütfunu almak istemiştir.

Çeviren: Fulya Kılınçarslan

(Lithub)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR