Kar Tanelerine Karışan Sözcükler
8 Ocak 2019 Kültür Sanat

Kar Tanelerine Karışan Sözcükler


Twitter'da Paylaş
0

Bir imge, şiir dolu, yaratıcı, yoğun, çok katmanlı, esnek ve doğurgan olmalı, hayal gücümüzü öyle bir harekete geçirmeli ki ilham perisini uyandırmalı.

Otobüste uyuyakalmışım. Gözlerimi açtım, etraf karla kaplı. İklimin kısa sürede bu kadar değişebileceğini tahmin etmek zor. Belki de saatler geçti. Tatlı bir rüyanın içinde akıp giderken o değişimi farketmiyoruz.

Dağlar, tepeler, ağaçlar bembeyaz. Otobüs durur durmaz bozulmamış beyazlığın içine atlıyorum. Botlarımın çıkardığı gıcırtılara kulak kabartınca anlıyorum ki taze saf kar yumağına basmaktayım. Bu pürüzsüzlüğü kirletmek istemiyorum. Bazı dallara yük ağır geliyor olmalı. Pamuk görüntülü öbek öbek kar parçaları, yükseklerden beyaz toprağa düşüyor.

Bütünün saflığını bozmamak için yolun kenarından yürüyorum. Cebimde minik bir not defteri var. Her ilginç deneyimi not alıyorum. Eldivenlerimi çıkarmadan dondurucu soğukta güçlükle notlarıma ulaşmayı deneyip, kendi bulduğum sözcüklere göz atıyorum. Tekrar eden ifadelere, soluk yüzlü sıkıcı sıfat ve yüklemlere rastlıyorum. Hiçbiri tam istediğim gibi değil. Kendime adeta ahiret soruları soruyorum:

  • Yeni sözcükler ve anlatım türleri yaratabilecek miyim?
  • Yaratıcı söylemler keşfedebilecek miyim?
  • Yeni ifadeleri yaratamazsam eğer, aynı sözcüklerin sinesinde, pişmanlık duymadan benzerleriyle yetinip yaşayabilecek miyim?

Pablo Neruda’nın "Kış Bahçesi"ne dalıyorum.

“Kardan bir kitabım,

geniş bir el, bir kır,

bekleyen bir çemberim ben, dünyaya ve onun kışına aidim”.1

Kar, edebiyatta, katılığın, soğuğun ve ölümün sembolü. Karın erimesi ise toprağın nefes alarak hayata tekrar dönüşü demek. Beyaz örtü ve battaniye imgesi ile kış uykusunu, duraklama duygusunu çağrıştırıyor. Sözcükler de kış uykusuna dalar bazen. Kapıdan uğrayıp, uykuyu tam bölmeden gözden kaybolmaları, ilham bekleyen yazar için ne büyük bir felakettir. Geceyarısı, uykusunun arasında yatağında doğrulup da, aklına düşen o sihirli ifadeleri bir yere not almazsa, keşfettiğini sandığı cevher de uçar gider, rüyasındaki hayaletlere karışır.

Hiç başınıza gelmedi mi?

İlhamı tutarlı kılacak bir disiplinle çalışmaya koyulmak ve sözcüklere en değerli hazinelere gösterilen özeni göstermek, yazma eylemini sürdürülebilir kılmak önemli. Baştan savma ifadelere yaslanarak, sosyal medyada dahi olsa özensiz hiç bir cümle kurmama prensibini benimsemek esas olmalı.

İfadeleri cümle içinde kullanmadan önce onların tadına bakmak, koklamak, dokunmak, hissetmek, tınısını dinlemek gerekir.

Kar taneleri, yeryüzüne inerken altı köşeli bir yapıya sahip oluyor. Birbirinin aynısı iki kar tanesini bulmak zordur. Güzel bir cümleye anlam katan her sözcük de, bir kar tanesi gibi kendine özgündür. Onu alıp cümlede başka bir yere yerleştirdiğinizde aynı etkiyi vermeyebilir.

O en uygun sözcüğü bir cümle içinde yetkilendirebiliriz ve yetkilendirilmiş her sözcük, sorumluluk bilinciyle eşlik ettiği cümleyi başka bir diyara taşır. O cümleyi okuyan her bir okur da ayrı bir diyara ulaşır.

“Kilimanjaro 6500 metre yükseklikte, karlı bir dağdır; Afrika'nın en yüksek dağıdır, derler. Batı doruğuna yerliler "Ngace Ngay", yani Allah'ın evi adını vermişler. Tepeye yakın bir yerde, kurumuş ve donmuş bir pars iskeleti vardır” diye bir giriş yapar Hemingway, Kilimanjaro'nun Karları’na.2 Bu öyküyü her okuduğumda aklıma, bağımsızlıklarına düşkün, alacakaranlıkta hareketlenen ve genelde yalnız dolaşan kar leoparları gelir. Sıcacık evde otururken, dışarıda karanlıkta hükümranlığını kuran başına buyruk kar leoparını düşlemek, gecenin loşluğunda süzülen kar tanelerini seyre dalmak, ıhlamurumu yudumlarken, hayaller kurarak, bir kar leoparı gibi bağımsız, yepyeni sözcüklerin peşine düşmek isterim.

Edebiyatta kar teması ile sık karşılaşmak mümkün.  Geçen yıl Alaska’lı yazar Eowyn Ivey’i, Snow Child romanı ile keşfettiğimde, edebiyattaki karla kaplı bir başka karanlığı tanıma fırsatı bulmuştum. James Joyce, “Ölü” isimli öyküsünü “kar, sanki tüm yaşayanların ve ölmüşlerin üzerine kendi sonlarını hatırlatır gibi yağıyordu”, diyerek tamamlar.3

Shakespeare’in Kış Masalı, kaybetme, pişmanlık, bağışlama ve zaman üzerine kurgulanmıştır. Eserin ilk üç bölümü imgelerle kışa, son iki bölümü ise bahara uzanır.  

C.S Lewis’in Aslan, Dolap ve Cadı’sında mevsim daima kıştır. Narnia hep karla kaplıdır. Ancak büyü bozulunca, Noel ve Noel baba gelir ve karlar erimeye başlar.

Orhan Pamuk’un Kar romanı tekrar tekrar okunabilir. Pamuk, “karın sessizliğini” anlatarak romana şiirsel bir giriş yapar.

“Yüze atılan bir kartopu, uzun ömürlü bir arkadaşlık için kesinlikle mükemmel bir başlangıçtır”, der, Kitap Hırsızı’nda Markus Zusak. Disney’in son Güzel ve Çirkin filminde, Belle ve Beast’in dostlukları ve sıcacık sevgileri, birbirlerine attıkları kartopları sonrası, duvarları kitaplarla dolu o karanlık şatoda, bir başka pekişmiyor mu?

Margaret Atwood bize eskimoların kar için elli iki farklı isim kullandıklarını söyler.

Bir imge, şiir dolu, yaratıcı, yoğun, çok katmanlı, esnek ve doğurgan olmalı, hayal gücümüzü öyle bir harekete geçirmeli ki ilham perisini uyandırmalı, dilin yalınlığını bozmadan dile eklemeler yapabilmalı.  Kar imgesini sevmemek, benimsememek mümkün değil.

Ferit Edgü karla kaplı Doğu Öyküleri'nin bir yerinde,  “doruğa varılabilir mi” sorusunun devamında, “doruğu da aşıp, dağın öbür yamacını görmenin önemini, doruğa çıkma isteğinin bir güçten değil, güçsüzlükten kaynaklandığını ve çıkıp sonra da geri dönme isteğini” anlatır.4

Yazarken belki de her birimiz, ifade dağının öteki yamacını görüp, bir şeyleri aşıp, bir yerlere vardıktan sonra geri gelmeye uğraşıyoruz. Belki de varamayacağız. Sözcüklerin bizi nereye taşıyacaklarını bilmiyoruz. Sadece bir yerlere varmayı hayal ediyoruz. Bildiğimiz tek şey onlarsız yaşayamayacağımız ve yaşadığımız şu hayatın sözcükler olmadan anlamlı olamayacağı.

1 Pablo Neruda, "Kış Bahçesi", Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

2 Ernest Hemingway, Kilimanjaro'nun Karları, Çeviren: Yasemin Yener, Bilgi Yayınevi

3 James Joyce, "Ölü", Çeviren: Müjde Dural

4 Ferit Edgü, Doğu Öyküleri, Sel Yayıncılık, s. 31

 

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR