Kerim Abdül-Cabbar ile Kitaplar Üstüne: “Kitapçıya gitmek, bir kitap seçmek ve onu eve götürmek kitapla benim aramda bir bağ kuruyor.”
26 Ocak 2018 Söyleşi Edebiyat

Kerim Abdül-Cabbar ile Kitaplar Üstüne: “Kitapçıya gitmek, bir kitap seçmek ve onu eve götürmek kitapla benim aramda bir bağ kuruyor.”


Twitter'da Paylaş
0

“Cahillik tedavi edilebilir, aptallık ise bakidir.”

Basketbol dünyasının ve NBA'nın en büyük yıldızlarından ve en çok sevilen oyuncularından olan Kerim Abdül-Cabbar “güç kulesi” olarak da anılır. Onun ayrıca Coach Wooden and Me adlı bir kitabıda var. Yetmiş yaşındaki eski profesyonel basketbolcu, sporla ilgili olduğu kadar edebiyatı da takip ediyor. Hatta sevdiği yazarların her hafta bir kitap yazdığını bile hayal ediyor.

Şu sıralar baş ucunuzda hangi kitaplar var?

KAJ: Makoto Sugawara’dan Lives of Master Swordsmen. Zaten savaş sanatlarına olan ilgim Bruce Lee’nin öğretmenim olmasından kısa bir süre önce başlamıştı. Bu kitapta Orta Çağ Japonyası’ndaki kılıç ustalarının hayatları ve ülkelerinde yarattıkları etkileri anlatılıyor. Bana göre ise bu kitap sanat ve atletizmin birleşimi ve bunun siyaset üstündeki etkisinin bir özeti niteliğinde. Zaten akıl ve hareketin birlikte çalıştığı alanlarla ilgilenen ve alanın en iyisi olmak için ellerinden geleni yapan insanlara hep hayran olmuşumdur. Bu gibi insanların başarıları toplumu da etkiliyor.

Bir de lisede okuduğum favori kitabımı tekrar okuyorum, Afro-Amerikan yazar William Melvin Kelley’in kitabı Dem. Kitap 1967’de yayınlanmış ve farklı ırkların birbirini nasıl gördüğünü anlatıyor. Bugüne de ışık tutuyor.

Son zamanlarda okuduğunuz en iyi kitap neydi?

KAJ: Ta-Nehisi Coates tarafından yazılan Between the World and Me. Bu harika kitap okurların dünyayı daha önce hiç görmedikleri bir açıdan görmeleri sağlıyor. Aynı zamanda hissettikleri ama sözcüklerle açıklayamadıkları düşünce ve duyguları dile döküyor. Yazarın ırk konusunda yaptığı samimi analiz ve onu bedenle, kimlikle ve varlıkla olan bağlantısını incelemesi beni deriden etkiledi, kızdırdı ve bana ilham verdi.

Sporla ilgili olan kitaplardan hangilerini beğeniyorsunuz?

KAJ: Çocukluğumda babamla boks maçlarını izlerdik, o zamandan beri bu spora ilgi duyarım. Hem basketbolda hem de boksta, sınırlı bir mekânda ve zamanda olmanın, insanların kendi isteklerini size dayatmalarının, sizin de bir yandan onları uzaklaştırmaya çalışırken diğer yandan da kendi isteklerinizi onlara dayatmanızın yarattığı bir heyecan var. Bu heyecan da aslında hayatın esası.

En sevdiğim iki boks kitabı da Joe Louis, Edna ve Art Rust Jr.’ın yazdığı Joe Luis, My Life kitabı ve Wil Haygood’un yazdığı Sweet Thunder: The Life and Times of Sugar Ray Robinson. Bu boksörler ten renklerinden dolayı hem ringte hem de ringin dışında mücadele vermek zorunda kalmış.

Beyzbolu da severim. Onunla ilgili de Larry Tye’ın yazdığı Satchel: The Life and Times of an American Legend biyografisi çok iyidir.

Peki bir Arthur Conan Doyle hayranı olarak en sevdiğiniz Sherlock Holmes hangisi?

KAJ: Bu soruyu o kadar çok duyuyorum ki. En sevdiğim kitap Kızıl Saçlılar Kulübü olabilir çünkü ilk okuduğum Holmes öyküsü de buydu. Lisedeyken okumuştum, o zamandan beri bir türlü bırakamadım. Analitik olarak düşünme konusunda çok şey öğrendim. O sıralar Sherlock kadar zeki olmak için her şeyi okumak ve bilmek istiyordum. Bugüne kadar tüm Sherlock öykülerini okudum. “Baskerville’in Tazısı” da çok güzeldi. Sherlock’un öldüğü “The Final Problem” öyküsünden de çok etkilenmiştim.

Öbür dedektif ya da suç öykülerini de beğeniyor musunuz? Bu türde hangi yazarları okuyorsunuz?

KAJ: Dedektiflik öykülerini seviyorum çünkü öyküde gizem unsurları olunca puzzle parçalarını tamamlama isteğim ortaya çıkıyor. Severek okuduğum o kadar çok yazar var ki burada sadece birkaç tanesinin adını sayabilirim: Martin Cruz Smith, Dashiell Hammett, Raymond Chandler, Walter Mosley ve Elmore Leonard. Favorilerimden biri de Chester Himes.

Günümüz yazarlarından, roman yazarı, oyun yazarı, eleştiri yazarı, şair ya da gazeteci olabilir, hangilerinin çalışmaları sizi etkiliyor?

KAJ: Walter Mosley’in her romanını sabırsızlıkla bekliyorum. Keşke her hafta bir roman yazsa. Özellikle Easy Rawlins dizisine bayılıyorum. Bunun dışında Fearless Jones, Leonid McGill ve Socrates Fortlow dizileri de çok güzel. Mosley’in üslubu hem eğlendirici hem de ırk, sınıf ve Amerika idealleriyle ilgili toplumsal yorumlarda buluyor.

Son zamanlarda okuduğunuz bir kitaptan öğrendiğiniz en ilginç bilgi neydi?

KAJ: Okuduğum her kitaptan ilginç bir bilgi öğrenirim. Bu, Ortaçağ Japonyası kılış ustalarıyla ilgili de olsa, Amerika’daki ırk ilişkilerini de anlatsa böyledir. O yüzden en ilgincini seçmek zor. Sık sık yazar Robert A. Heinlein’in bilimkurguya bağlanan bir sözü aklıma gelir: “Cahillik tedavi edilebilir, aptallık ise bakidir.” Ben de bu kadar yıldır okuduğum ve yaşadığım şeylere rağmen hâlâ ilginç bilgilerle karşılaşabildiğim için kendimi şanslı hissediyorum.

Kitap okuma alışkanlıklarınız nasıldır? E-kitap mı okursunuz basılı mı? Tek seferde tek kitap mı birden fazla mı? Sabah okuru musunuz akşam mı?

KAJ: Basılı kitap okumayı seviyorum çünkü kitabı taşıma, kapağını açma, sayfaları çevirme gibi eylemler öyküyle aranızda içgüdüsel bir bağ yaratıyor. Çaba, okuma keyfinin büyük bir kısmını oluşturuyor. Genellikle bir seferde bir kitap okurum, hatta ara sıra başladığım gibi bitirdiğim oluyor. Bir gecede hiç durmadan okuyup bitirdiğim kitaplar var.

Kitaplarınızı nasıl düzenliyorsunuz?

KAJ: Öncelikle konusuna göre, örneğin kurmaca, siyahilerin tarihi vs. gibi sınıflandırıyorum. Sonra her kategoriyi yazarlarına göre ayırıyorum.

Kitaplığınızdaki hangi kitap insanları şaşırtır?

KAJ: Atların bakımıyla ilgili olan veterinerlik kitapları. Bir zamanlar bir düzine Arap atım vardı. O zaman at bakımıyla ilgili pek çok nokta olduğunu fark etmiştim ve her şeyi öğrenmeye çalışıyordum.

Şu zamana kadar hediye olarak aldığınız en iyi kitap hangisiydi?

KAJ: Arkadaşım Mario Argote bana Geoff Dyer’ın yazdığı But Beautiful: A Book About Jazz kitabını vermişti ve bu kitap benim favorilerimden biri oldu. Kitapta Chet Baker ve Thelonious Monk gibi caz üstatlarının hikâyeleri kurgusallaştırılarak anlatılıyordu. Hem müzikleri hem de insanlıkları ortaya çıkıyordu.

En sevdiğiniz roman kahramanı, anti-kahramanı ya da kötü karakteri kim?

KAJ: En sevdiğim kahraman Walter Mosley’nin P.I. karakteri. Bu karakter akıllı, zorlu, onurlu ve acımasız bir tip. En önemli özelliği de hiç çabalamadan çok havalı biri olması. En sevdiğim kötü karakterse Jedi’ın Dönüşü’ndeki Jabba the Hutt. Kötülüğünün ve bundan kaynaklanan avantajlarının farkında ve bundan keyif alan bir karakter. Bu bana şansları olduğuna asla inanmayan Harlem sokak çetelerini hatırlatıyor.

Çocukluğunuzda nasıl bir okurdunuz? En sevdiğiniz kitaplar ya da yazarlar hangileriydi?

KAJ: Beni kahramanların kötü karakterleri yendiği zamanlara ve yerlere götüren macera kitaplarını severdim. Açgözlü bir okurdum, bu yüzden okuldaki arkadaşlarımdan çok ilerdeydim. Sevdiğim yazarlar Rudyard Kipling, Robert Louis Stevenson, Alexandre Dumas ve Sir Walter Scott’tu.

Başkana okumasını zorunlu tuttuğunuz bir kitap verecek olsaydınız bu ne olurdu?

KAJ: Hiçbir kitabın bu başkanda bir değişiklik yaratacağına inanmıyorum çünkü kendisi favori kitaplarının kendi yazdığı kitap ve İncil olduğunu söylüyor. İkincisini okumadığı da son derece belli. Ama diyelim ki haklı bir nedenden dolayı popülaritesini kaybettiği ve bir dört yıl daha kızının ve üvey oğlunun kıyafetlerinin kuyruklarında patinaj çekmediğini düşünelim. Ve ülkeyi gerçekten daha iyi bir yere dönüştürmeyi gönülden istediğini… Bu adama James Baldwin’in The Fire Next Time kitabını verirdim. Bu kitap onun Amerika’daki ırk ilişkilerini daha iyi anlamasını ve eşitsizlik konusunda bir şeyler yapılmasının ne kadar acil olduğunu görmesini sağlardı. Ayrıca mutlu, güvende ve istikrarlı olmak için uğraş veren tüm Amerikalıların ihtiyaçlarını da daha iyi anlardı.

Edebi bir akşam yemeği düzenleyecek olsaydınız, yaşayan ya da yaşamayan hangi üç yazarı davet ederdiniz?

KAJ: Eğer ince esprilerle ve hicivli sözlerle eğlenmek istersem konuklarım kesinlikle Dorothy Parker, Oscar Wilde ve Noël Coward olurdu. Onların birbirlerini zekalarıyla alt etmelerini izlemek paha biçilemez bir deneyim yaşatırdı. Fakat eğer yazarlarla takılmak istersem daha çok şey öğrenmek de isterim. Bu durumda da Samuel Taylor Coleridge, Raymond Chandler ve Cicero’yu ağırlarım.

Hangi kitap sizi hayal kırıklığına uğrattı, çok beğeneceğinizi sanırken hiç de beklediğiniz gibi çıktı? Bitirmediğiniz, yarıda bıraktığınız bir kitap oldu mu?

KAJ: Aklıma iki kitap örneği geliyor: Tom Wolfe’un The Bonfire of the Vanities romanı ve A. Scott Berg’ün yazdığı biyografi kitabı Wilson. İlki çok satanlar arasına girmişti ve birçok eleştirmenin övgüsünü almıştı. Zaten ırk ve toplumsal sınıf konularını işlediği için de ilgimi çekmişti. Ama romandaki hiçbir karakter için bir şeyler hissedemedim. Wilson için de kitapta hayatı ele alınan Woodrow Wilson’ı pek de ilginç bulmadım.

Sizin hayat hikâyenizi kimin yazmasını isterdiniz?

KAJ: Aklıma gelen ilk yazar Mario Puzo oldu. Nedenini bilmiyorum. Belki de Baba romanını o kadar sürükleyici bir eser yapmıştı ki benim hayatıma da aynısını yapabilir diye düşündüm. Bunun dışında Alexander Hamilton adlı harika biyografiyi yazan Ron Chernow olabilir.

Sırada hangi kitabı okumayı düşünüyorsunuz?

KAJ: Hevesli bir okur olmanın en iyi yanı sıradaki kitap için her zaman büyük bir heyecan duymak. Sıradaki kitapları da art arda dizmem. Okuduğum kitabı bitirince kitapçıya gitmeyi ve yeni çıkanlar raflarında dolaşmayı seviyorum. Kitapçıya gitmek, bir kitap seçmek ve onu eve götürmek kitapla benim aramda bir bağ kuruyor. Bu çaba deneyimime ve okuma keyfine katkı sağlıyor.

Çeviren: Deniz Saldıran

(NY Times)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR