Kimlik Sorunu Üstüne Düşünceler: İsrail’in 10 Büyük Yazarı

Kimlik Sorunu Üstüne Düşünceler: İsrail’in 10 Büyük Yazarı


Twitter'da Paylaş
0

Edebiyat, kimlik sorununa değinen bir alandır. Fakat İsrailli yazarlar için bu sorun bir takıntı halinde. 1948 yılında İsrail’in kurulmasından bugüne, ülkenin yazarlarının çoğunluğu kendi ülkelerinin çalkantılı tarihini anlatıyor ve İsrailli kimliğinin ortaya çıkması ve daha geniş ölçüde Yahudi kültürü çatısı altında kendini göstermesini anlamaya çalışıyor. 

1 Amos Oz

Yirminci yüzyılın en çok sevilen ve İsrail’in kültürel figürlerinden biri olan Oz, kendisinin ve ülkesini hikâyesini ağıt tarzında anlatıyor. Yazarın eserlerinin birçoğu Siyonizm’in ülküsel bir hayali ile İsrail devletinin gerçekleri arasında bölünmüş durumda. Oz ayrıca İsrail-Filistin çatışmasına karşı çıkanlar arasında geliyor ve bir uzlaşmaya varılmasını savunuyor. Romanlarının yanı sıra otobiyografi, Yahudi edebiyatı tarihi gibi kurmaca olmayan eserleriyle de beğeni topluyor. 

2 Aharon Appelfeld

Yahudi tarihinin derleyicisi Appelfeld, adını soykırım ve bu soykırımın yirminci yüzyıl Yahudilerinin hayatlarındaki etkisi konusunda sürekli olarak sorduğu sorularla duyuruyor. Aslında yazarın kendisi de Nazi toplama kamplarından kurtulmuş. Soykırım sırasında memleketi Zhadova’dan alınarak Transdinyester’deki kampa getiriliyor. Bir süre sonra bu kamptan kaçarak daha sonra İsrail devletinin kurulduğu topraklara geliyor. Appelfeld’in toplama kampında yaşadığı deneyimler ve soykırımın Avrupa Yahudileri üstünde bıraktığı etkiler onun edebi eserlerini şekillendiriyor. Nihayetinde anadili olan Almancayı ret ediyor ve İbraniceyi kullanmaya başlıyor. Eserlerinde genellikle soykırımın Yahudi bilincinin oluşmasındaki etkilerini işliyor ve dünyanın her yerindeki Yahudilerin zihinlerine kazınmış olan bu etkilerin modernistik, parçalı ve oldukça sembolik anlatımından kaçınıyor. 

3 David Grossman

Eserlerinde gözü kara bir şekilde İsrail-Filistin çatışmasını sorgulayan yazar Grossman, Orta Doğu’daki süregelen krizi açık sözlülükle konuşan bir eleştirmen olarak tanıyor. The Yellow Mind, See Under Love ve To The End of the Land gibi eserleriyle devam eden şiddetin hem İsrailliler hem de Filistinlilerin hayatında neden olduğu kültürel ve toplumsal sonuçları anlatıyor. 2006 yılında İsrail-Lübnan çatışmasında oğlu Uri’yi kaybeden Grossman, eserlerinde savaşın dağıttığı ailelerin öykülerini anlatarak bu krize bir çözüm bulmaya amaçlıyor. Ülkesinde tartışmalı bir kişi olsa da kimse onun edebiyat başarısını reddetmiyor.  

4 Etgar Keret

“Modern İsrail’in sesi” olan Etgar Keret, önceki kuşaklara göre daha çeşitli konularda ve daha az politik eserler yazıyor. Eserleri sıradan İsraillilerin enteresan ve genellikle günlük hikâyelerini anlatıyor. Daha sonra sinemaya da uyarlanan Kneller’s Happy Campers kitabıyla dünya çapında tanınan yazar, eserlerinde kendine has bir dil kullanıyor. 

5 Ruth Almog

Ruth Almog’un eserleri, devletin kurulmasından önce ve sonra gelen göçmenlerin İsrail’e aidiyeti meselesi ve Siyonistlerin hissettiği kırıklığı etrafından şekilleniyor. Aslında tüm bu meseleleri anlatırken kendi hayatından da parçalar sunuyor. Ailesinin 1930’lu yıllarda Almanya’dan göçmen olarak gelmesi, İsrail devletinin kurulması ve bu yeni devletteki yerleri gibi konularda sorgulamalar yapıyor, derinlere iniyor. Uluslararası boyutta pek tanınmayan Almog, aileye bakış açısı ve devletin ilk yıllarında bir kadın olarak deneyimledikleriyle ülke çapında büyük bir etki uyandırıyor. 

6 Shmuel Yosef Agnon

Yahudi edebiyatının simgelerinden olan Nobel ödüllü yazar Agnon’un kariyeri İsrail devletinin kuruluşuna kadar uzanıyor. Hayatı ve mesleği de o zamanın karmaşık ama bir o kadar da ilham verici döneme ışık tutarak, iç yüzünü gösteriyor. Agnon, günümüzde Ukrayna sınırları içerisinde bulunan Galicia’da doğuyor. Ardından 1907 yılında o zamanın İngiltere’nin Filistin Mandası’ndaki Yafa şehrine göç ediyor. 1970 yılındaki ölümüne kadar da bu şehirde yaşıyor. Agnon’un eserleri Yahudi halkının yirminci yüzyılda yaşadıkları sıkıntılı günlerin tarihi bir kaydı niteliğinde. İlk hikâyeleriyle Doğu Avrupa’da Yahudilere karşı gösterilen ayrımcılığa ve Galicia’daki Yahudilerin zaman içinde nasıl dağıldığına, ayrıştığına odaklanıyor. Daha sonra kaleme aldığı eserleri ise Filistin’deki Siyonist hareketi ve nihayetinde kurulan İsrail devletini konu ediniyor. 

7 Haim Be'er

Modern Yahudi yazarlarından olan Be’er’in eserleri İsrail modern tarihiyle antik öncülleri arasında bağ kuruyor. Bunu yaparken de İncil’in yansımalarını günümüz deneyimleriyle birleştiriyor. 1979 yılında İbranice dilinde basılan ve 2004 yılında İngilizceye çevrilen kitabı Feathers, yazarın Kudüs’te geçirdiği çocukluk anılarına yer veriyor. Bu eseriyle Yiddish Book Center tarafından belirlenen Yahudi Edebiyatının 100 Büyük Eseri listesine giren yazar devletin ilk yıllarına giderek nostaljik bir anlatı oluşturuyor. 

8 David Avidan

1950’lerde ve 1960’larda İsrail’de yaşanan Şiir Rönesansı’nın öncülerinde olan Avidan, eserlerinde cinsel ve dilsel uyanışı işleyen tartışmalı bir isim. Şair, edebiyatı kullanarak İsrail yaşamının marjinal figürlerini anlatmak istiyor ama siyasi çatışmaya ve dine bulaşmak istemiyor. Amacının geleceğin İsrailli şair ve yazarlarına bir özgürleşme örneği sunmak olduğunu belirtiyor. Şairin, Yahudi edebiyatının formu ve içeriğiyle yaptığı denemeleri edebiyat dünyasında birçok karşı çıkış ve engelle karşılaşıyor. Komünizme olan yakınlığı da kötü şöhretine katkıda bulunuyor. Her şeye rağmen, günümüzde Yahudi edebiyatının modernleşmesinde payı olan önemli isimler arasında sayılan Avidan, ölümünden önce kendisinden sonraki nesillerde bıraktığı etki sebebiyle İbrani Edebiyatı Bialik Ödülü’nü kazanıyor. 

9 A. B. Yehoshua

Yehoshua, İsrail edebiyatını şekillendirmek en çok çaba harcayan yazarlar arasında anılıyor. Yahudi kimliği konusundaki derin düşünceleri ve çalışmalarıyla da uluslararası düzeyde tanınıyor. En bilinen eseri olan Mr. Mani Yunanistan’dan İsrail’e taşınan çok kuşaklı bir ailenin hikâyesini anlatıyor. Kitabın doğrusal olmayan formu ve tekrarlamalı yapısıyla okurlarını hem tarihin döngüsel doğası hem de Yahudi olma deneyiminin yüzyıllar boyunca süren yankılarını düşünmeleri konusunda teşvik ediyor. 

10 Sayed Kashua

Arap kökeninden gelen bir İsrailli olan Kashua, 2002 yılında yayımlanan ve filme uyarlanan Dancing Arabs kitabıyla tanınıyor. Aynı zamanda İsrail toplumunda yaşayan Arapların yaşadığı zorlukları anlatan bir sitcom tarzı televizyon programını yazıyor. Eserlerinin çoğunda da bir Arap olarak İsrail’de büyürken deneyimlediklerini anlatıyor. Kendi kimliği ve toplumunun kimliği arasındaki ayrımı sorguluyor ve İsrailli olmanın tek bir kimlikle açıklanamayacağını düşünüyor.

Çeviren: Deniz Saldıran

(Culture Trip)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR