Kırık Enstrümanın Trajedisi: Başkasının Yüzü
6 Ağustos 2019 Edebiyat

Kırık Enstrümanın Trajedisi: Başkasının Yüzü


Twitter'da Paylaş
0

İnsan bu dünyada bir yabancıdır ve yapayalnızdır.

Başkalarıyla iletişim sağlayan yegâne araç nedir? Dil midir, neden olmasın. Peki dil sadece ağzımızdan çıkardığımız tuhaf seslerden mi ibaret? Halihazırda ağızdan çıkan seslerin anlamını bilmediğimiz milyonlarca, hatta milyarlarca insan yaşıyor yeryüzünde. Ağzından çıkan seslere hiçbir anlam veremediğimiz diğer canlıları da eklediğimizde liste daha da kabarır tahmin edeceğiniz gibi. Elbette bunların her biriyle iletişim kurmak zorunda olmayışımız yükümüzü bir miktar azaltmıştır. Eller, kollar, bacaklar ve hatta kanat çırpmak da bir dil aracı olabilir, olmuştur da, koklamak, dans etmek ve daha birçok davranış biçimi gibi. Peki ya yüz? Günümüz dünyasında telefonun öbür ucundaki insanların yüzlerini görmeden, takındıkları pozisyonu bilmeden ellerindeki ürünleri satmaya çalışan kişilerin çabalarının acınası zorluğu ya da yamyamlığa varan acımasızlığı. Bir tür maskelenmiş olmanın verdiği rahatlık, özgürlük, ya da tam tersi… Kobe Abe’nin Başkasının Yüzü romanını okuduktan sonra yüzün başkalarıyla iletişim kurmada ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladım.      

“Kırık enstrümanlar anlamsız gürültüler çıkarmaya meyillidir.”

Başkasının Yüzü’nden alıntıladığım bu söz neredeyse yapıtın tamamını özetler nitelikte. Abe’nin kahramanı bir kazadan sonra yüzünün tamamını kaybetmiştir. Sargılı yüzüyle pasaportunu başkalarına göstereme fırsatını kaybeden Abe’nin kahramanı yeryüzüne düşmüş yapayalnız bir yabancı gibidir ve ayrıca bu yabancıya kimse kapısını açmayı aklına getirmez, hatta yeltendiği kapılar da suratına kapanır, en azından kahramanımızın düşüncesi bu yönde. Gözleri ve dudakları dışında yüzünde sargılarla yaşamak zorunda kalan kahramanımızın iç dünyasını anlamaya çalıştıkça yüz denen pasaportun insanlar arasındaki ilişkilerinde yerinin önemini daha da kavrarız.

“Yüzüne maske takıyorsan, kalbine de ona uygun olacak şekilde baştan sona hesaplanmış bir maske takman gerekiyordu.”

Ama doğru maskeyi bulmak o kadar da kolay olmayabilir. Kahramanımız bütün enerjisini bu kırık enstrümanı tamir etmeye çalışarak geçirir, fakat kulaklarımıza gelen tüm sesler anlamsız gürültülerden başka şey değildir. Kahramanımız yapıt boyunca benlik mücadelesini sürdürür. Aslında hepimizin bir şekilde maske taktığını okur olarak fark ederiz, tıpkı kahramanımızın fark ettiği gibi.

Abe’nin bu trajik kahramanı kafkakesk bir dünyanın içinde yaşamını sürdürür. Yapıtta geçen teknik bilgiler ve kullanılan dil yapıtın inandırıcılığını artırır, ne de olsa elimizde bir tür bilim kurgusal bir hikâye duruyordur.    

Yine de yapıtta salt yüzün fizyolojik yönü ele alınmış gibi görünse de Abe bize başka bir şey diyor: İnsan bu dünyada bir yabancıdır ve yapayalnızdır. Tüm çabası asıl benliğini gösteren yüzünü maskeyle gizlemesidir ve maalesef bu yabancılıktan kurtulmanın tek çaresi de bu acınası yoldur. Kişi başkalarının gülüşünü, hüznünü, öfkesini, kahkahasını çalarak bunun üstesinden gelmeye çalışır. Ancak başkalarından aşırdığı bu maske en fazla yüzünü gizlemeye yarar, ama kesinlikle gerçek benliğini yansıtmayacaktır. Asıl trajedi ise maskeyle yaşamak zorunda kalmaktansa yüzünün hiç var olmamasıdır, zira dünyadaysak bir şekilde başkasının temasına ihtiyaç duyarız.

Kobe Abe, Başkasının Yüzü, Çeviren: Barış Bayıksel, Monokl Edebiyat   


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR