Kısa Öyküde ve Romanda Kişileştirme: Blonde ve Bütün Marilyn’ler
28 Ocak 2019 Edebiyat

Kısa Öyküde ve Romanda Kişileştirme: Blonde ve Bütün Marilyn’ler


Twitter'da Paylaş
0

J.C.O.un ünlü Blonde romanını okuyunca yukarıdaki özelliklere sahip kadın kişileştirmelerinin esin kaynağı olarak Amerikan sinemasının genç yaşta ölen yıldızı Marilyn Monroe (M.M.) ve benzerleri sınıfından başlanabileceğini düşündüm.

Hem kısa öykü, hem roman türünde eser veren bir yazarın bu türlerde ürettiği anlatıların, yarattığı kişilerin kesişmemesi olanaksız geliyor bana. Bunu gösteren bir örnek olarak Virginia Woolf’un Mrs. Dalloway adlı romanına hazırlık olarak yazdığı kısa öykülerde anlattığı, “Mrs. Dalloway” başta olmak üzere, çoğu öykü kişisinin toplamının romanda nasıl buluştuğunu metin türlerine dönük bir bakışla incelemiştim. O yazıda amacım zaman ölçeği üzerinden anlatının kısalığının ya da uzunluğunun, içeriği etkileyip etkilemediğini göstermekti. Kısa öykünün yeri dar olsa da çizgisel olarak izlenen zaman kavramının aldatıcı olabileceğini ve daha işlevsel bir bakış açısından bakıldığında aynı “kişileştirme” örneklerinin daha sonra geliştirilmeye açık bir derinlik sergileyebildiğini göstermeye çalışmıştım.1

Tabii kısa öykü ve roman kişilerini aynı kişileştirmenin kısa öykü ile romanda aldığı yere göre karşılaştırmak yanıltıcı olabilir. Aklımız yer darlığı nedeniyle aynı kişileştirmenin kısa öyküde daha kısa ve yüzeysel, romanda ise derinlikli çizildiğini söylese de bu her zaman öyle olmayabiliyor. Kısa öykünün vurucu etkisini romanda bulamayabiliyoruz. Başka bir incelemede bu etkiyi anlamak amacıyla bilinçakışı yöntemiyle yazılmış yazın yapıtlarındaki zaman kavramını yine roman ve kısa öykü metin türleri özelinde incelemeye çalışmıştım.2 Burada ise roman ve öykü ya da öykü odaklı olarak tanımlayacak olursam uzun ve kısa öykü türlerindeki kişileştirmelere/tiplemelere biraz daha yakından bakmış olacağım. 

Evet, her şeyden önce bir okur olarak üzerinde düşündüğüm bu konu dizgesel baktıkça beni yazınsal metin alt türlerinde kişileştirmeleri biçimlendiren unsurları sınıflamaya götüren bir taslak biçimini aldı. Örneklerim beni okur olarak etkileyen, çevirmen ve araştırmacı olarak da yıllardır eserlerini çevire inceleye kendimi iyice yakın hissettiğim Amerikalı yazar Joyce Carol Oates’un (J.C.O.) roman ve öykülerindeki kadın karakterlerin oluşturduğu kişileştirme gruplarına dayanıyor. Daha önce iki yazıda J.C.O.nun bir yazar olarak beslendiğini düşündüğüm kaynakları, öykü dünyasını ve kişileştirmelerini genel olarak ele almıştım. J.C.O. öykülerindeki fantastik gotik unsurların feminist kaynaklarıyla ilgili yazımı da kadın odaklı kişileştirme ölçütlerine giriş sayabilirim.3

J.C.O.nun romanlarını ve öykülerini okurken gözümün önünden benzer kadın tiplerinin geçişini yazarın kendisini ve konularını yinelemesi olarak değil de anlatı dünyasını biçimlendiren temel motiflerin izleri olarak görüyorum. Bir arkadaşı J.C.O. için, “Sohbeti, dedikoduyu çok sever, kocaman bir sünger gibidir, yanında konuşulan her şeyi içine çeker ve kullanabilir, dikkat!” demiş.4 Okumalarım bana J.C.O. gibi hiç durmadan, herhalde uyanık olduğu bütün saatlerde yazan bir yazarın yarattığı yüzlerce roman ve öykü kişisinin bazı ortak ölçütlerle sınıflanabileceğini düşündürünce bunu hiç olmazsa bir “tip” üzerinden kanıtlama isteğine kapıldım. Dolayısıyla okur olarak geliştirdiğim izlenim ve sezgilerle geri dönüp yaptığım okumalar ister istemez bir kanıtlama sürecine dönmüş olabilir. 

J.C.O.nun anlatılarındaki kadınlardan yola çıkarak mazlum kadından deli kadına, mutsuz genç kızdan gizemli dişiye çok geniş bir tipleme haritası planlanabilir. 

marilyn monroe

Bu süreçte bir başka nesnel ölçü de sözünü edeceğim kısa öykülerin yayımlanış tarihleri olabilir. Bu tarihler zamanın çizgisel akışında önce yazılanlarla (örneğin J.C.O.nun Marilyn Monroe tiplemesine dayanan ya da onu anımsatan öyküleriyle) sonra yazılanın (yaşamöyküsel bir anlatı olarak Blonde romanının) ilişkisini somutlaştırabilir. Virginia Woolf’un Mrs. Dalloway romanı için önceden yazdığı öyküler aracığıyla tipleme hazırlığı yapması gibi J.C.O. da Blonde (2000, The Ecco Press) romanına hazırlık olarak kısa öykülerinde bu tipten esin aldığı gibi ilerideki anlatısı için bu tiplemeyi deneyip geliştirmiş de olabilir.

J.C.O.nun anlatılarındaki kadınlardan yola çıkarak mazlum kadından deli kadına, mutsuz genç kızdan gizemli dişiye çok geniş bir tipleme haritası planlanabilir. J.C.O. üzerine yapılmış çok sayıda çalışma içinde feminist-gotik anlatı bağlamında kadın tiplerini ele aldığı için alıntılamak istediğim Serpil Tuncer’e ait tez çalışmasında yazarın kişileştirmeleri içinde kadınların genel özellikleri özetle şöyle sıralanmakta:5 Kadın şiddet ve kader kurbanı olarak bu anılarıyla saplantılı ve yabancılaşmış bir yaşam sürer. Eril odaklı yaşamda erkeğin yıkıcı enerjisi sonucu kadın, tıpkı bir araba gibi, erkeğin malı olarak kullanılır, sömürülür ve kısıtlı bir yaşama alanına hapsolur. Kadın, bedeniyle ve ruhuyla erkeğin kullanımına sunulmuş durumdadır. Şiddet ve erkek terörü kadında hem korku, hem merak yaratan gizemli eylemlerdir. Kadın para ve güvenlik için erkeğe gerek duyduğundan evlilik de eşlik ve annelik görevleri ekseninde algılanırken cinsellik gizemli ve korkulacak bir şey olarak bilinçte yer eder.

J.C.O.nun ünlü Blonde romanını okuyunca yukarıdaki özelliklere sahip kadın kişileştirmelerinin esin kaynağı olarak Amerikan sinemasının genç yaşta ölen yıldızı Marilyn Monroe (M.M.) ve benzerleri sınıfından başlanabileceğini düşündüm. M.M.nin (1926-1962) J.C.O.nun üzerinde çok düşündüğü ve etkilendiği bir popüler sanat ve kültür tanrıçası olduğu açık. Yaşasa bu yıl 85 yaşını dolduracaktı M.M. ve üzerine yazılmış yüzlerce yazı ve kitap var dünyada. Geçtiğimiz aylarda M.M.nin yeni yaşı (!) şerefine Türkçede de yenileri eklendi bu kitaplara. Benim yazıma güncel bir başka dayanak da Blonde romanında başvurulan önemli bir kaynağın yakın zamanda yayımlanmış olması sayılabilir: M.M. Günlükleri.6 Bu günlükler birçok yazar gibi J.C.O.nun da ilgi alanına giriyor belli ki. Gerçeküstücü kurgusuyla M.M.nin gizemli ve hüzünlü yaşamöyküsünün ve ölümünün hakkını veren usta yazar Nazlı Eray’ın oyuncuyu, özellikle de ölümü üzerinden, bütün dünyayı ilgilendiren bir tanrıça olarak bugünün dünyasına taşıdığı Venüs’ün Son Gecesi romanı araştırma boyutunda pek çok kaynakla birlikte bu günlüklere de dayanıyor.7

J.C.O.nun benim bildiğim ve okuyabildiğim kısa öykülerindeki “açık” ya da “örtük” M.M. kişileştirmeleri toplamda Blonde’a dönüşmüş olabilir de olmayabilir de. Ben kendi gözlemlerimi somutlaştırmak için M.M.ye yakın tipler içerdiğini düşündüğüm kısa öykülerin başkişilerini M.M.nin yaşamına dayanan biyografi roman türündeki Blonde ile M.M.nin temsil ettiği alt kadın tipleri (Norma Jeane Baker, Marilyn, Blonde…) üzerinden ilişkilendirmeye çalışacağım. J.C.O. Blonde romanını M.M.nin yaşamının evrelerine göre bölümlediği için bu bölüm başlıkları da örneklememi destekliyor: 

“Çocuk” (1932-1938) kayıp, lanetli, yetim; 

“Kız” (1942-1947) küçük gelin; takvim kızı, deli; 

“Kadın” (1949-1953) Altın Rüyalar Prensesi, sevgili; 

“Marilyn” (1953-1958) sarışın aktris, gizemli, müstehcen, şov kızı; 

“Yaşamdan Sonra” (1959-1962) güzel sahtekâr, dilenci kız. 

Burada örnek vereceğim J.C.O. öyküleri yazarın Türkçede yayımlanan kısa öykü seçkilerinden alınmıştır.8 Kendi çevirdiğim öyküleri seçme nedenim girişte de belirttiğim gibi çeviri sürecinde bu yazıda konu aldığım kişileştirme gruplarını gözlemleme ve düşünme olanağı bulmuş olmamdı. Öykülerin alındığı Lanetliler (1994) ve Kalp Koleksiyoncusu (1998) seçkilerinin Blonde’dan (2000) önce basılmış olması da bu yazının konusu açısından önemliydi.

Çocuk Kadın: “Oyuncak Bebek”/“The Doll” (Lanetliler, ss. 36-61) ve“____” (Kalp Koleksiyoncusu, ss. 109-125) öykülerinde örneklenen taciz gören çekici küçük kız/genç kız/çocuk kadın konusu J.C.O.nun feminist bir yaklaşımla herhalde toplumsal sorumluluk projesi olarak gördüğü için çok kullandığı bir kişileştirme odağıdır. Bütün “çocuk kadın” tiplerinin çocukluğunda ya da genç kızlığında bir taciz öyküsü vardır. “Oyuncak Bebek” öyküsündeki kadının yıllar sonra önünden geçtiği doğduğu evle ilgili anılarına taciz eşlik eder, “____” öyküsündeki başlıksızlık bir yakınının tacizine uğrayan küçük güzel kızın dramına işaret eder. 

M.M. de cazibesi nedeniyle erkenden tacize uğramış ve evlilik kılıfına sokulmuş bir çocuk kadın/genç kızdır. İlk evliliğini genç bir denizciyle yapar (Blonde, ss. 101-185). Küçük ve güzel bir kız olarak erkeklerin ilgisini erken çekmenin karşılığını ünüyle alsa da bedelini meslek yaşamındaki ilişkileri de dahil çeşitli tacizlerle ödemiştir (Blonde, ss. 195-206, ss. 681-723).

Çocuk-genç kız M.M. kişileştirmelerine şunu da ekleyelim: M.M.nin annesinin film dünyasında aradığını bulamayan bir akıl hastası olarak bir bakımevinde son bulan yaşamı da J.C.O.nun sorunlu/hasta anne-kız ilişkisini ele aldığı roman ve öykülerine kişileştirmeleri içinde en çok “Ölüm Ana”/“Death Mother” (Lanetliler, ss. 20-49) öyküsüne yansımış gibidir.

Öldüren Cazibe: M.M.nin baştan çıkarıcı imgesinin izleri “Bingo Patronu”/“Bingo Master” (Lanetliler, ss. 61-86) öyküsünde aranabilir. Öyküde vurgulanan, çekiciliğinin farkında olan kadının erkek egemenliğine kolayca boyun eğerken dişiliğin gücünü bir tür üstünlük olarak görmesidir. M.M. de yaşamı boyunca çekici/dişi olmayı bir üstünlüğe ve faydaya dönüştürdüğünü sanırken büyük ölçüde kullanılır. Bu oyunun acı sonuna karşın M.M.nin “öldüren cazibesi” dünyaca kabul görür (Blonde, ss. 36-472).

Zayıf Kadın: “Hafifletici Nedenler”/ “Extenuating Circumstances” (Lanetliler, ss. 169-176) ve “Suçlu Taraf”/“The Guilty Party” (Lanetliler, ss. 180-195) öykülerindeki gencecik bekâr anneler bebekleriyle baş başa çilelerini çeken mutsuz ve şanssız kadınlardır. Yukarıdaki “çocuk kadın” ve “çekici kadın” tiplerinin sonunu anlatır gibi bir halleri vardır (Blonde, ss. 203-219). M.M.nin anılarındaki kürtaj sahnesi ile bu öyküler arasında büyük benzerlikler vardır. M.M. bebeğini kaybederek bu süreci kısa yaşıyor olabilir ama annelik ve kayıp duygularını sonuna kadar hissettiği bellidir (Blonde, ss. 606-611).

Gerçek Marilyn: Basım tarihi olarak Blonde’dan sonra gelen Birine mi Benzettiniz? (2004) seçkisinde yer alan “Üç Kız”/“Three Girls” (ss. 351-363) öyküsünü gerçek M.M. kişileştirmesi içerdiği için örnek vermek istiyorum. M.M.nin “gerçek” bir kişi olarak yer aldığı bu öykü temelde 1956 yılında, New York Manhattan’da ikinci el bir kitapçıda tanınmamaya çalışarak kitap seçen M.M. ile karşılaşan iki genç kızın heyecanını anlatır. M.M.nin yaşamının yazar Arthur Miller ile evli olduğu ve açlık derecesinde kitap okuduğu yıllarına denk düşen bu öykünün kurgusunu Blonde’daki bazı bölümlerle ilişkilendirmek oldukça kolay (ss. 493-606).

M.M.nin yaşamıyla, dolayısıyla J.C.O.nun yaşamöyküsel romanıyla “açık” ya da “örtük” ilişkileri nedeniyle ele aldığım kısa öykü örnekleri bence bir kapı aralıyor. Bu kısa öykülerin başkişilerine ve öykülerin yazılış tarihlerine bakarak (yazılma ve basılma tarihleri aynı olmayabileceği gibi o yaratı sürecinin başını ve sonunu da tam olarak yansıtamasa da) J.C.O.nun yaşamöyküsel Blonde romanındaki baş kadın kişisini hazırlayan kısa öykü kişilerinin öykülerle geliştirildiği söylenebilir. Tersi de söylenebilir mi? Oyuncu M.M.yi anlatan bu yaşamöyküsel roman yazarın önceki roman ve öykülerinde karşımıza çıkan bu kişiye benzer kadınların bir toplamı mıdır? Neden olmasın? Tabii bu konuda daha kesin bir şey söylemek için önce örneğin, “açık” M.M. tiplemesi içeren “Üç Kız” öyküsüyle başka adlarla oluşturulmuş “örtük” kurgusal M.M. tiplemelerini sağlam ölçütlerle sınıflayarak ayırmak gerekecektir. 

Sonuçta, bir yazarın kişileştirmelerinin esin kaynaklarıyla ilgili kesin yargılarda bulunmak olanaksız ama nesnel bir inceleme, eldeki kanıtlarla ve verilerle gittiği yere kadar gidebilir. Böylece de o yazarın nereden ve nasıl beslendiğinin izlerini sürmüş oluruz. Yaratıcı yazarlık sürecinin yapıtaşlarını yeniden kurmak gibidir bu. Bir eğitim ve eleştiri yöntemi olarak çok değerlidir. İşte derin inceleme tam da burada başlıyor ama benim izlenimsel yazım bu saptamayla bitiyor… 

1 Alev Bulut. “Mrs. Dalloway’in yarım günü kısa anlatı bir günü uzun anlatı mı?”, Adam Öykü, Sayı 22, 1999, ss. 26-32.

2 Alev Bulut, “Gün Kaç Saat?: Adalet Ağaoğlu ile Zamanın İzinde”, Sözcükler, Sayı 13, 2008, ss. 58-66.

3 Alev Bulut, “Joyce Carol Oates’un Öykü Dünyası”, Sayı:41, Adam Öykü, 2002, ss. 12-17; “Yazarlar Nereden Beslenir?”, Adam Öykü, Sayı 53, 2004, ss. 92-98; “Joyce Carol Oates’un ‘Düş Ağı’ Öyküsünün Çevirisinde Fantastik Özelliklerin Getirdiği Kısıtlamalar”, Akşit Göktürk’ü Anma Toplantısı (23-25 Şubat 2005): Yazında ve Çeviride Fantastik, Litera, İÜ Yayını, 2006, ss. 153-164.

4 Greg Johnson, Invisible Writer: A Biography of JCO, Dutton Books, Penguin NY, 1998, s. 319.

5 Serpil Tuncer, The Feminine Gothic in Joyce Carol Oates’ Short Fiction, YL tezi, İstanbul Üniversitesi, ss. 69-77, (2001). 

6 “Marilyn’s Secret Diaries”, Vanity Fair, Kasım 2010, ss. 110-123.

7 Nazlı Eray, Venüs’ün Son Gecesi, Doğan Kitap, İstanbul, 2010.

8 Lanetliler: Grotesk Öyküler, Çeviren: A. Bulut, İş Bankası Kültür Yayınları, 2002 (Haunted: Tales of the Grotesque, 1997); Kalp Koleksiyoncusu: Grotesk Öyküler, Çeviren: A. Bulut, Can Yayınları, 2003 (The Collector of Hearts: New Tales of the Grotesque, 1998); Birine mi Benzettiniz?, Çeviren: A. Bulut, Everest Yayınları, 2006 (I am No One You Know, 2004). 


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR