Kitabın Esrarengiz Kökenleri

Kitabın Esrarengiz Kökenleri


Twitter'da Paylaş
0

Basılı kitap ve e-kitap arasındaki çekişme yeni değil. Keith Houston, ilk kitapların antik Roma’da olduğuna dair benzer bir tartışmanın nasıl ortaya çıktığını anlatıyor.

Kitap değişiyor. Elektronik kitaplar basılı kitaplardan daha portatif, binlercesini bir tabletin ya da okurun içinde taşıyabiliyorsunuz. Binlerce kitap sadece bir tık uzağınızda. E-kitapların basılı kitaplara göre daha dayanıklı olduğu tartışılabilir, bir e-kitap okuyucusu çalınabilir ya da küvete düşebilir ama kitaplar hafızada güvenle saklanabilir ve yeni bir okuyucuya yüklenmek için bekleyebilir. Kitaplar ve okumanın bir evrimin eşiğinde olduğunu söylemek çok da zor değil.

Bu konudan herkes memnun değil. Kitapseverler, yayıncılar ve kitapçılar, basılı kitap ve e-kitap arasındaki satış savaşını büyük bir ilgiyle izliyor. Bookseller’dan Tom Tivnan son zamanlarda e-kitap satışlarının ilk defa düştüğünü belirtti: “Basılı kitabın biteceğini tahmin edenleri ve e-kitap pazarının önümüzdeki on yıla hâkim olacağını düşünenleri, 2015 yılı için basılı ve dijital rakamları yeniden değerlendirilmeye zorlayabilir.” Basılı kitaplar şimdilik galip geliyor ama bu çekişmenin sonlanmasına daha çok var.

Tuhaf olan şey, kitabın yüzünün değişmesinden olan endişe tarihteki çarpıcı bir benzerliği yansıtmaktadır. İki bin yıl önce, kurulu düzeni tersine çevirmekle tehdit eden, yeni ve alışılmışın dışındaki kitap, dönemin okurlarını endişelendiriyordu.

Birinci yüzyılda Roma, yazılı kelimelerle sular altında kaldı. Heykeller, eserler ve mezar taşları görkemli büyük harflerle yazılırdı, insanlar notlarını balmumu kaplı tahta tabletlere alırdı ve mesajlarını bu tabletlere yazarak gönderirlerdi. Zengin kütüphaneler tarih, felsefe ve sanat kitaplarını depoluyorlardı. Ama bunlar bildiğimiz kitaplardan değildi, Mısırlıların papirus ağacından yaptıkları 4,5’a 16 metre uzunluğunda papirüs kâğıdıydı. Bu yüzden birçok kusuru vardı.

Bir papirüs tomarını okumak için iki elle düzgünce tutmak gerekiyor. Eğer okuyan kişi oturmuyorsa (bu durumda kâğıt ağırlıkları, ahşap mandallar papirüsü yay gibi sabit tutmak için kullanılabilir) bir papirus tomarının okunmasının tek yolu dikkatle sağ elle açıp, yavaşça sola geçirerek kaydırarak tekrar sarmak. Yazarlar ve kopyalayıcılar genellikle birkaç inç genişliğinde kolonlar yazdı, bu sayede kırılgan papirüs güvenli şekilde yeniden rulo haline getirilebiliyordu. Buna rağmen arkeologlar okuyucunun kıyafetine süründüğü için yıpranmış papirüs tomarları buldu.

Bundan sonraki en büyük ikinci problem: Papirüs doğası gereği çok dayanıklı bir materyal değildi, özellikle de Akdeniz’deki sıcak, kuru, konforlu bölgesinden çıkarsa. Papirüs çok sık katlanırsa yırtılır ve parçalanırdı. Kendisinin meyilli olduğu tarafa nazikçe kıvırmak gerekirdi, genellikle bu nedenle birçok papirüsün sadece bir yüzüne yazılırdı. Yalnızca papirüsün bir yüzündeki metin artık gerekli değilse öbür yüzüne yazılırdı. Aksi takdirde çift taraflı bir papirüsü okumak çok zordu.

 Çözülemeyen gizem

Birinci yüzyıl ya da daha öncesinde, kitabın eksiklerine değinen bir kitap ortaya çıktı. Kanıtlar çok az ama arkeologlar, metni beklenmedik şekilde önden arkaya devam eden ve ancak cilti bir kitapta olabilecek birkaç papirüs parçası keşfettiler. Ve bu parçalar, dünyadaki ilk ciltli kitabın sayfalarıydı. Romalıların bu yeni kitap türünü kodeks olarak adlandırdıklarını biliyoruz (ağaç gövdesinden oldukları için ahşap yazma tabletlerine benziyorlardı), ancak kodeksin ilk nasıl ortaya çıktığı hala gizemli. Kodeksin ilk yazılı sözü okurlarını, yazdığı kitapları bu yeni ciltli biçimde almaya teşvik eden Martial adında bir Roma şairinin sözleriyle ortaya çıkıyor:

“Kitaplarımın her yerde yanınızda olmasını ve uzun bir yolculuğa çıkarken size yoldaşlık etmesini istiyorsanız, papirüsün küçük sayfalar halinde olduğu, ciltli kitapları satın alın. Papirüs tomarlarını koyduğunuz çantaları büyük yazarlara verin, bir elinizle benim kitabımı taşıyabilirsiniz.”

Miladi takvime göre 84 ve 86 yılları arasında yazılan Martial satış konuşması, basılı kitapların milattan sonra 1. yüzyıla ait olmalarıyla birlikte aralarından bazılarının yeni bir madde olan parşömen kâğıdından yapıldığını da belirtmektedir. Bir Yunan şehir devletinde birkaç yüzyıl önce paprirüse alternatif olarak icat edilen, zor bir süreçten geçerek temizlenmiş ve gerilmiş hayvan derisinden elde edilen bu malzeme pürüzsüz ve sağlam olduğu için çok idealdi. Arkeologlar, birinci yüzyıla ait olan parşömen parçaları yoluyla Martial’ın iddialarını doğruladılar ama yine de bu bulgular bir yana, biz hâlâ kodeksin nerede ve neden icat edildiğini ya da kimin icat ettiği hakkında çok az şey biliyoruz. İlk kodlamaların papirüs ya da parşömende yapılmış olup olmadığı sorusu bile hiç bu kadar tatmin edici bir cevap almadı.

Roma halkı ve onu çevreleyen topraklar kodeksin üstünlüğü üzerine bölündü. Roma’nın putperest çoğunluğu, eski dünyanın Yahudi nüfusuyla birlikte tanıdık olan papirüs tomarını tercih etti. Öbür yanda imparatorluğun hızla büyüyen Hıristiyan cemaati incilleri ciltli olarak üretmeye başladı. Tabii ki bu hikâyenin sonunun nasıl bittiğini biliyoruz, altıncı yüzyılda putperestlik ve papirüs tomarları kaybolmanın eşiğindeydi ve Yahudilik hiç şüphesiz gölgede kalmıştı. Hıristiyan kilisesinin uyanışıyla ciltli kitap tarih ve toplumdaki yerini buldu.

21. yüzyılın e-kitapları antik dünyanın kodeksi kadar dindar olmayabilir ama yine de güçlü fikirlere ilham verebilir. Basılı kitabın yerini alabilecek mi yoksa papirüsün yolundan mı gidecek? Bunu zaman ve kitapların kâr marjları söyleyecek.

 Çeviren: Yaprak Sayın

(BBC Türkçe)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR