Kitapları Yavaş Yavaş Yok Eden Yangın
7 Kasım 2019 Edebiyat Hayat Kitap

Kitapları Yavaş Yavaş Yok Eden Yangın


Twitter'da Paylaş
0

“Kitap narin bir yaratıktır; zaman tarafından aşındırılır, kemirgenlerin, hava koşullarının, hoyrat ellerin korkusuyla yaşar. Kütüphaneci kitapları yalnızca insanlığa karşı değil, doğaya karşı da korur ve yaşamını unutuluşun güçlerine karşı verdiği bu savaşa adar.” – Umberto Eco

Bir kitabı nasıl tamir edersiniz? Öncelikle gerekli aletleri edinin: X-Acto marka bıçak, Tupperware marka tutkal, örgü iğneleri ve kemikten yapılma bir ıstaka. Sonra hasarı belirleyin. Kitabın su lekeli kabını değiştirirken ya da boydan boya keserken acımasız olmanız gerekebilir. Bazen, özellikle kitaplar nadir koleksiyonlara aitse, olabildiğince nazik davranmanız gerekebilir. Sararmış ve sertleşmiş sayfalarla karşılaşabilirsiniz. Kıvrılmış sayfa kenarları dokununca parça parça dökülebilir. Bu tarz şeyler kolay kolay tamir edilemeyebilir. Ölmekte olan kitapların sayısı artıyor. Bu, kütüphanelerde günden güne daha fazla hissedilmeye başlanan bir felaket. 

Asitleşme sonucu kâğıdın liflerinin zarar görmesine “yavaş yangın” adı veriliyor. Özel kitap koleksiyonlarının yavaş yavaş yok olmasını engelleyemeyiz, yıkım kaçınılmaz. Kitabın nasıl üretildiğine ve muhafaza edildiğine bakarak sayfalarının kırılganlaşma zamanını aşağı yukarı tahmin edebiliriz. Bu süre genellikle otuz ile yüz yıl arasındadır. Birçok kitap şimdiden kaybedildi, kitapları koruma metotları çok sınırlı ve pahalı. Kitapları toplu bir şekilde asitten arındırmak için kâğıtlara uygulanan alkalini nötrleştiren bir sprey ya da çözelti kullanılıyordu ve başta bu yöntem çok tuttu, ancak kitabın uğradığı önceki hasarları düzeltemedi. 

Öte yandan, artık kitapları tarayıp onları dijitalleştirmeye yönelik çalışmalar yapılıyor. Yani kitabın kendisini değil içeriğini kurtarmaya uğraşıyorlar. Kongre Kütüphanesi ile ilgili yazılan makaleye göre kütüphanenin yüz altmış tane koleksiyonuna ait kitaplarını elektronik ortama aktarma çabaları onlarca yıl sürebilir. 

19. yüzyıldan beri dünya etrafında böylesine bir kâğıt talebi görülmedi. Batı Avrupa’da 16. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar kâğıt üretimi, geri dönüşüm endüstrisi içinde yer alıyordu. Eski kıyafet parçaları, hayatta olmayan insanların yatak kılıfları gibi şeyler toplanır, kâğıt yapmak için gerekli malzemeye dönüştürülürdü. Kâğıt üretmek için life ihtiyaç var ve geri dönüşüm sayesinde lif ucuza mal ediliyordu. Ancak talep arttıkça üreticiler ağaçlardan faydalanmaya başladı. 

1850’lere kadar kimse bu maddelerin toz hâline getirilmesinin ve sert kimyasalların kullanılmasının çevreye zarar verdiğinin ve asit oranı yüksek, dayanıksız kâğıtların üretilmesine neden olduğunun farkında değildi. Gazete kâğıdını düşünün, ne kadar çabuk dağılıyor değil mi? Bu kâğıt türünün bu kadar güçsüz olmasının nedeni liflerin kısa olması ve üretim aşamasında kendine zarar vermesine neden olacak aşamalardan geçmesidir. 

Dünyanın dört bir yanındaki kütüphaneciler bir seçim yapmak zorunda: Önüne geçilmesi zor olan yavaş yangında hangi kitapları kurtarmalı? Kitap tamir laboratuvarının en iyi yöntemlerinden biri “menteşe” deniyor. Yumuşak Japon kâğıtları damıtılmış su ile kesiliyor, metin bloğuna yerleştiriliyor ve bazı maddeler kullanılarak sağlamlaştırılıyor. En ince olanlarına “hayalet kâğıt” şeklinde hitap ediliyor. 

Çoğumuz kütüphanelerin sonsuza dek ayakta kalacağını düşünüyor. Bu kurumlara emanet eden bir kitabın zamanın testlerine dayanacağına inanmayı seçiyoruz. Ancak bu bir yanılsama. Kütüphaneler hava geçirmeyen mahzenler değil, sürekli değişime uğruyor ve koleksiyonlarına sürekli yeni eserler ekleniyor. 

Tarihin değerli gördüğü, yüzlerce yıl önce yapılan, sıcaklık kontrollü kasalarda tutulan kitaplar hayatta kalacak. Bir kısmı değerli olduklarından, diğer kısmı ise hamur kâğıt icat edilmeden önce üretildikleri için bu şekilde muhafaza ediliyor. Aslında beş yüz yıllık kitaplar daha sonra üretilen kitaplardan çok daha iyi hâlde. Ucuza mal edilebilen kâğıt yüzünden kalite düştü ve bu durum dünyayı değiştirdi. 

Okuryazarlık artık yalnızca ayrıcalıklara sahip insanlara özgü değil, yazılı kelimelere dayanan yeni bir kültür oluşuyor. Hangi kitapları kurtaracağımıza karar verdiğimizde hangi hikâyelere öncelik vermemiz gerektiği gündeme gelecek. Elimizdekileri yitirmemek için nasıl yöntemlere başvurmalı? 

Çeviren: Aslı İdil Kaynar

(Lithub)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR