Klasiklerin Etkileşimleri ve Edebi İkilikler
23 Haziran 2019 Edebiyat

Klasiklerin Etkileşimleri ve Edebi İkilikler


Twitter'da Paylaş
0

“En uyumsuz güncelliğin egemen olduğu yerde bile arka plandaki gürültü gibi varlığını sürdüren şey klasiktir.”

Termodinamiğin ikinci kanunu olan entropi bütün sistemlerin zamanla doğru orantılı olarak düzensizliğe ve bozulmaya doğru gideceğini ispatlar. Entropi artışıyla bir gün evren tümüyle bozulup çökecektir. Oysa edebi klasikleri tekrar tekrar okurken bu kanunun âdeta tersine dönebileceğini hissederiz. Yazın dünyası edebi eserlerle canlanır. Klasiklerin derinliğini ve güncelliğini ancak belli bir özümseme sürecini geçirdikten sonra anlamak mümkün olur. Obur bir okur, bir klasiği yıllar sonra dönüp okuduğunda ilk okumalarında kaçırdığı düzlemleri, eserin farklı boyutlarını, dönemin özelliklerini, metinlerin birbirleriyle ilişkilerini çözümleyebilir. Hatta, klasiklerin yaşadığımız hayat ve konulara yönelik ne kadar yakın açılımlar sunabildiklerini hayretle farkedebilir.

Italo Calvino, “Bir klasik, söyleyecekleri asla tükenmeyen bir kitaptır,” demişti.

En yoğun güncel olayların ve sorunların egemen olduğu ortamlarda bile arka planda gölge gibi durarak, hiç eskimeyen kavramlarıyla kendini unutturmayan eser klasiktir. Klasikler birbirlerinin hayat suyu olabilirler. Yıllar sonra Oscar Wilde’ın Dorian Gray’in Portresi’ni tekrar karıştırırken aklıma Balzac’ın Tılsımlı Deri romanı geldi.

Bu iki eseri de yıllar önce okumuş olmama rağmen aralarındaki etkileşimi ilk kez keşfettim.

balzacDesen: Stella Polare

Umberto Eco, Edebiyata Dair adlı eserin, “Wilde: Paradoks ve Aforizma” isimli bölümünde Dorian Gray’in Londra’da otoriteler tarafından kınandığını söyler. Tüm cazibesine karşı edebi orijinallik açısından değerlendirildiğinde kitabın Balzac’ın Tılsımlı Deri’sinin bir taklidi olduğu açıklamasından bahseder. Eco, Wilde’ın metinlerine serpiştirdiği aforizmalar ile dönemin burjuva sınıfının ahlak anlayışı üzerinde eleştirel bir etki yaratmak istediğini ifade eder. Wilde, “Hayatın ilk görevi mümkün olduğunca yapay olmaktır. İkinci görevini henüz kimse keşfedemedi” demiştir. Dışarıdan içi boş gibi gözüken aforizmalarıyla aslında toplumlara egemen olan ahlak ve estetik anlayışını sorgular.

Roman, sanata ve sanatçıya ait bir giriş yazısı ile açılır. Yazıda:

“Tüm sanat aynı zamanda hem yüzey hem de simgedir.

Yüzeyin altına inen tehlikeyi kabullenir”, ifadeleri yer alır.

Portre, Gray’in kişisel ahlakının veya ruhunun temsilidir. Dorian, portresinin onu kendi hedonizmi ve özseverliğinin de sonuçlarından kurtaracağına inanmıştır.

“Ruh acaba günah evinin içinde oturan bir gölge miydi? Yoksa beden mi aslında ruhun içindeydi” cümlesi, Descartes’ın madde ve düşüncesinin (fiziksel beden ve ruh) boyutlarına gönderme yapar gibidir. “Her birimiz Cennet’i de Cehennem’i de içimizde taşıyoruz, Basil,” ifadesi de romana hâkim olan ikiliğin sanki bir özetidir.

Jorge Luis Borges, Öteki Soruşturmalar’da Wilde’ın teknik açıdan önemsiz olmasının aslında büyük olduğuna ilişkin bir kanıt olabileceğini, evreni Wilde’ın taşlamaları olmadan düşünmemizin çok zor olduğunu anlatır.

Balzac’ın Tılsımlı Deri’si, Paris’de Raphael isimli genç bir adamın tesadüfen girdiği bir antikacı dükkânında, onun her isteğini yerine getirecek tılsıma sahip bir deri parçasına rastlaması ile değişen hikâyesidir. Dilekler yerine geldikçe deri büzülecek ve Raphael’in de fiziksel enerjisini parça parça tüketecektir. Anlatı, fantastik unsurlara, ayrıntılı betimlere dayanmanın ötesinde burjuva materyelizminin gerçekçi bir portresini sunar. Tılsımlı Deri’nin ana teması arzular ve uzun ömür arasındaki çelişkidir. Özellikle dilek, güç elde etmeye yönelik ise, büzülen deri, sahibinin yaşamını da sona sürükleyecektir. Raphael’in hayatının süresi, istekleri ile ters orantılıdır. Ama istememek mümkün müdür?

“İstemek içimizi kavurur ve yapabilmek bizi mahveder; ama bilmek zayıf organizmamızı sürekli bir dinginlik içinde tutar.” (Balzac, Tılsımlı Deri)

oscarzwiledOscar Wilde

Tılsımlı Deri’de, yozlaşmış etki, dekadans, yeni hedonism, carpe diem felsefesi, epikürcü anlayış, sanatın ahlak ve etik ile ilişkisi, sanatta estetik, imgeleme gücü, sonsuz güzellik, ölümsüzlük ve gerçek gibi, Dorian Gray’in Portresinde de yer alan benzer kavramlar tekrar karşımıza çıkar. Romanda, Dorian karakterinin yıllarca etkisinden kurtulamadığı kitap, Joris-Karl Huysmans’ın A Rebours (Tersine) isimli romanıdır.

Her iki klasiği de ayrı ayrı okuduğumuzda Oscar Wilde’ın metinlerarasılık kavramından, kendi anlatımını biçimlendirmek için nasıl yararlandığını görebiliriz.

Bir başka açıdan bakıldığında hem Dorian, hem Raphael aslında sonsuz bilgi ve dünyevi zevklere kavuşma uğruna şeytan Mephistopheles ile anlaşma yapan Goethe’nin Faust karakterine benzer.

Faust’un durumu hırslı bir kişinin ahlaki bütünlüğünü sonsuz güç ve başarı için şeytana teslim etmesini anlatır.

Shelley’nin Frankenstein’ını, Stevenson’un Dr. Jekyll ve Mr. Hyde’ını, Tılsımlı Deri ve Dorian Gray’in Portresi ile beraber okuduğumuzda insan ruhunun yozlaşması, çürümesi ve bozulması gerçeğine kulak kabartır, ikiliklerin varlığı ile tekrar tekrar karşılaşırız. Açılımlar biz farkına varmadan düşünce dünyamızı zenginleştirir. İkiliğin en somut karşılığı, iki ayrı kimliğin aynı bedende karşı karşıya gelen çift karakterler üzerinden anlatılış biçimidir. Diğer bir deyişle Doppelgänger olgusunun farklı örnekleri, gotik türden, romantizmden geçiş yapıp, tüm akım ve türlerde kendine yer bulur. Doppelgänger bağlamında ikizlikler gerek 19. gerek ise 20. ve 21. yüzyıl romanlarında, hatta günümüz sinemasında ve sanatın pek çok türünde rastlanır. Faust’un bilgi ve güç isteği, Dorian’da sonsuz gençlik ve güzellik isteğine dönüşür. Dr Jekyll ve Mr. Hyde’da iki karakter aynı kişidir, iyi ve kötü yönleri temsil ederler. Edebi ikizlikler, birbirleri ile uyumlu veya ilişkileri bütünleyici olabilir ancak bazen öz benin diyalektik görünüşlerini, daha duyarlı, daha karanlık veya daha az sosyal yönlerini de yansıtabilirler.

Yaşamının sonuna doğru Sigmund Freud, Balzac’ın Tılsımlı Deri’sine karşı bir çekim duyar. Dünyasının, Raphael’in derisi gibi küçüldüğünü ve daraldığını hisseder.

Doppelgänger kurgularında insanın yaşamı boyunca öz benliğini kurma yolunda verdiği sonsuz mücadelenin somut karşılığına rastlarız. İkizlikler için, alter ego, şeytani ikiz, ayna imajı, Jung’un gölgesi gibi terimler de kullanılır.

Calvino haklıdır:

“En uyumsuz güncelliğin egemen olduğu yerde bile arka plandaki gürültü gibi varlığını sürdüren şey klasiktir.”

Bizlere de, onları tekrar tekrar eleştirel bir bakış açısıyla okumak, eserlerin farklı boyutlarını anlamlandırmaya ve derinliklerine nüfuz etmeye çalışmak düşer.

Edebiyatın güzelliğini eserin anlam dokusuna ulaşabildiğimizde daha iyi takdir edebiliriz. Adeta entropiyi durdurabiliriz hissini yaşarız.

Oscar Wilde’ın yine Dorian Gray’in önsözünde ifade ettiği gibi:

“Bir sanat yapıtı üstüne yürütülen fikirlerin çok çeşitliliği, o yapıtın yeni, karmaşık, canlı ve yaşamsal olduğunu gösterir."

Kaynaklar

  1. Dorian Gray'in Portresi. Oscar Wilde. Çevirmen. Nihal Yeğinobalı. Can Yayınları
  2. Tılsımlı Deri. Honore de Balzac. Çevirmen: Volkan Yalçıntoklu. İş Bankası Kültür Yayınları
  3. On Literature, Umberto Eco, Vintage 2006 s: 76
  4. Klasikleri Niçin Okumalı. ıtalo Calvino Yapı Kredi Yayınları. Çevirmen. Kemal Atakay
  5. Öteki Soruşturmalar. Jorge Luis Borges. İletişim Yayınları. Çevirmen: Peral Bayaz Charum-Türker Armaner s: 98-101

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR