Kurguda Deneysellik ve Ötesi
12 Mart 2020 Edebiyat

Kurguda Deneysellik ve Ötesi


Twitter'da Paylaş
0

Absürdizm, dadaizm, gerçeküstücülük, büyülü gerçekçilik, yeni roman, kübizm gibi akımlar, deneysel düz yazının görsel kuzenleri olarak bilinir. Geleneksel sanat gerçekçilik ile doludur, oysa deneysel türler gerçekçiliği alır ve onu gerçekçi olmayan, alışılmadık yaratıcı biçimlere dönüştürür.

Çiçeği burnunda bir kurgu yazarının en başlarda sığınabileceği güvenli bir limana daha fazla gereksinimi olduğu söylenir. Bir anlamda, yalın ve geleneksel referanslara başvurarak, belki de yazmanın önce alfabesine hâkimiyet önem kazanır. Kalp, başka bir şeyi kulağa fısıldayabilir, deneysel oyunlara, formüllere girişmek için yazara cüretkâr olmayı önerebilir.

Paul Auster kitaplarında hiçbir şeyle deney yapmadığını söyler. Deneyselliğin bir yazarın ne yaptığını bilmediği anlamına geldiğini ifade eder. Ralph Waldo Emerson da "Bütün yaşam bir deneydir. Ne kadar çok deney yaparsanız o kadar iyi olur,” der. Deneysel kurgu, gerçek dünyada taşları yerinden oynatabilecek, normal kabul edilen anlayışı tersine çevirebilecek, farklı bakış açılarına ve yorumlara olanak verebilecek, türler arası geçirgenliklere, sınırların kalkmasına fırsat yaratacak bir yapıyı önerir. Alternatif gerçeklikler, entelektüel ve felsefi boyutta bağlayıcı nitelikleri oluşturmayı, okurun zihnini fikir düzleminde tetiklemeyi amaçlar.

Gerçeği zihnimizde canlandırmanın, onu yeniden biçimlendirmenin, kendi algılarımızla sözcüklere dökmenin heyecanını kurguda yaşarız.

Doğrusal akışın olmayışı, metnin türlü şekillerde okuru rahatsız etmesi, huzurunu kaçırması, beklenmedik bir dil ve anlatım aklımızı karıştırabilir. Geleneksel bir kurguda olaylar doğrusal bir akış sergilerler. Okur, giriş, gelişme ve sonucu, bir mantık zincirinde izleyebildiği için kendini bir anlamda zihinsel güvencede, daha doğrusu rahatlık alanında sanabilir.

Emile Zola, edebiyatın da doğa bilimlerinin temelinde yer alan aynı bilimsel yöntemlerle yönetilmesi gerektiği tezini ortaya koyar. Ona göre bilim insanı gibi, deneysel romancının da gözlem, hipotez kurma ve deneyle yaptığının doğruluğunu onaylaması ve sonuca varması gerekmektedir. Bütün bu süreç ve prosedürleri uygulayan romancıların deneysel romancılar olduklarını söyler.

Olga Tokarczuk

2018 Nobel Edebiyat Ödüllü Olga Tokarczuk, Nobel konuşmasında, metinlerde, dil, bakış açıları, metaforlar, efsaneler ve yeni masalların eksikliğinden dem vurup dünyanın hikâyesini anlatmanın yeni yollarından yoksun olduğumuzu dile getirdi. Aynı zamanda, karakterlerin her birinin bakış açısını içermeyi başarabilen, hatta bunun ötesine geçme kapasitesine sahip, daha fazlasını görebilen ve zamanı da görmezden gelebilen bir “dördüncü kişi” yani yeni bir tür anlatıcı hayal ettiğini vurguladı.

“In The Game of Literature and Some Literary Games” isimli makalesinde ise Elizabeth Bruss, okurların, bu tür deneysel kitaplar sonrasında yaşadıkları tüm deneyimi etkileyecek seçeneklere sahip olabildiklerini açıklar. Okur ve yazar arasındaki üst düzey işbirliği şeklinin, bu tür edebî eserlere, diğerlerine göre daha fazla karmaşık ama oyunsu bir nitelik kazandırdığını söyler. Bilinçli okur bunun farkına varabilir. Borges deneyselliğe labirentleri, kütüphaneleri ve gizemleriyle çokça başvuran, felsefi bir edebiyat kurabilen yazarlardan olmuştu. Notos Kitap’ın yayımladığı Alejandro Zambra’nın Soru Kitapçığı’nın metni, öğrencilerin üniversiteye başvurmadan önce geçtikleri standart bir sınav olan çoktan seçmeli Şili Akademik Yetenek Testi biçiminde şekillenir. Zambra, bu kitapla deneyselliğin tünellerinden geçerek, bir tahmin oyununa benzeyen metinde, hayal gücü ve oyunsuluğun derinliklerine dalar. Deneysel kurgu daha çok gerçek hayata benzer, çünkü gerçek hayat, doğrusal değildir, zikzaklar çizebilir ve karmaşıktır. Okuru daha fazla şaşırtır. Absürdizm, dadaizm, gerçeküstücülük, büyülü gerçekçilik, yeni roman, kübizm gibi akımlar, deneysel düz yazının görsel kuzenleri olarak bilinir. Geleneksel sanat gerçekçilik ile doludur, oysa deneysel türler gerçekçiliği alır ve onu gerçekçi olmayan, alışılmadık yaratıcı biçimlere dönüştürür. Kurgusu da genellikle basit değildir. Okuması zordur. Okur, şaşırtıcı metinlerde derin anlamları farklı anlatımlarla ortaya çıkarmanın zorluğuna değer verir. Belki de bu yolla yeni içgörüler ve bağlantılar keşfedebilir. Gabriel Garcia Marquez’in Başkan Babamızın Sonbaharı, Laurence Sterne’nün Tristram Shandy’si, tabi ki James Joyce’un Ulysees’i hep bu tür arayışların içinde yolculuk etmiştir. Kimse yazdıklarının “geleneksel” ya da “bilinen formül” olarak tanımlanmasını istemez. Birçok genç yazar kendi yollarını çizmek konusunda aceleci davranabilir. Hepimiz bir noktada James Joyce, Thomas Pynchon, David Foster Wallace, Kafka gibi yazıp yazamayacağımızı merak ederiz. Ya da yazmak ister miyiz?

James Joyce ve Gertrude Stein gibi modernizm yazarları söz dizimleri ile deney yaptılar, anlatıları içerik ve biçimde zenginleşti, belirsizliği ortaya çıktı. Okur bu sayede metni, yenilenmiş bakış açılarıyla değerlendirebildi.

Dördüncü Endüstri Devrimi sadece iş yapış şekillerimizi değiştirmiyor. Bunun bu devrim olup olmadığı da aslında belli değil. İnternet ile başlayan ve teknolojinin farklı katmanlarına ulaştığımız yüzyılda, bu yeni teknolojik fenomen aslında bize edebiyat ve sanatta da fizik kuralarını altüst edebilme ve sanal gerçekliğin izdüşümlerini gösterebiliyor. Jeanette Winterson' ın Frankissstein’ı ve Ian McEwan'ın Benim gibi Makineler’i kurgu aracılığıyla yapay zihinlerle ilişkimizi yeniden tanımlıyor. Bu yazarlar yüzyılın kurgu gereksinimlerini karşılayan metinler yazıyor.

Sait Faik, Vüsat O Bener, Sevim Burak, Oğuz Atay gibi isimlerin yüzyılımızda ve sonrasında sayıca artması mümkün olur mu? Haldun Taner’in Ayışığında “Çalışkur” isimli öyküsü gibi özgün deneysel metinler yazılabilir mi? Anlam arayışımız, büyük sorular, kurgular kanalıyla yanıtlanabilir mi?

Deneysel kurgu, dünyayı anladığımız ve içinde gezindiğimiz geleneksel kavramsal kategorileri parçalamakta. Evrenin, henüz tatmin edici bir şekilde açıklanmadığı inancında kararlı. Bildiğimiz bir şey var ki, bu tür başarılı kurgular yazabilenler, önce mevcut geleneksel kuralları öğreniyor, sonra onları belli bir amaç doğrultusunda ustaca ve kendilerine özgün bir tarzla bozabiliyor.

Kaynak

Experimental Fiction: An Introduction for Readers and Writers, Julie Armstrong. Bloomsbury (2014).

"Will we still need novelists when AI learns to write?" FT (September 6th 2019).

Emile Zola. Deneysel Roman. Sel Yayıncılık. Çevirmen: Kıymet Zeyrek (2017).

"The Game of Literature and Some Literary Games." Elizabeth W. Bruss.

New Literary History. Vol. 9, No. 1, "Self-Confrontation and Social Vision" pp. 153-172. The Johns Hopkins University Press (Autumn, 1977).

Nobel Lecture by Olga Tokarczuk. Nobel Laureate in Literature 2018.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR