Kürk Mantolu Madonna artık İngilizcede

Kürk Mantolu Madonna artık İngilizcede


Twitter'da Paylaş
0

Kürk Mantolu Madonna İngilizceye çevrildi. Bir zamanların unutulmuş romanı Türkiye'deki okurları zor zamanlarda bir araya getiriyor, deniyor.
"Kimi tutkular rehberimiz olur yaşam boyunca. Kollarıyla bizi sarar. Sorgulamadan peşlerinden gideriz ve hiç pişman olmayacağımızı biliriz." [caption id="attachment_25979" align="aligncenter" width="800"] Sabahattin Ali, Üsküdar Paşakapısı Cezaevi'nde ailesiyle birlikte, 1947.[/caption] Yukarıdaki alıntı belki de, Kürk Mantolu Madonna’nın temelini oluşturuyor. Yaklaşık 75 yıl yıl önce yazılan roman, günümüzde Türkiye’nin Nobel ödüllü yazarı Orhan Pamuk’un romanlarını da geçerek beklenmedik bir şekilde en çok satan kitaplar arasındaki yerini aldı. Politik yazıları sebebiyle hapse atılan (bugünün hükümeti altındaki günümüz aydınları gibi) sol görüşlü aydın Sabahattin Ali’nin 1943’te yayımlanan romanın yeniden keşfedilen başarısı, derin bir kutuplaşma içerisinde bulunan ülkede nadir görülecek ortak bir kültürel deneyime kapı araladı. Romanı Alexander Dawe ile ilk kez İngilizceye çeviren Maureen Freely, The Guardian gazetesine verdiği demeçte şöyle diyor: “Roman, her yaştan kadın ve erkek tarafından okunuyor, seviliyor ve hatta üzerine göz yaşları dökülüyor, fakat en çok genç yetişkinler romana ilgi gösteriyor ve kimse kitabın bu kadar sevilmesinin durumun sebebini açıklayamıyor.” Yapı Kredi Yayınları’nın verilerine göre, kitap üç yıl içerisinde yaklaşık bir milyon satışa ulaştı. İngilizce çevirisi ise yakın zamanda Penguin Classic tarafından piyasaya sürüldü. [caption id="attachment_25980" align="alignleft" width="200"] Madonna in a Fur Coat, Çeviren: Maureen Freely ve Alexander Dawe.[/caption] Sabahattin Ali’nin bugün 79 yaşında olan kızı Filiz Ali, İstanbul’daki apartmanında yakın zamanda gerçekleştirilen bir röportajda şöyle diyor: “Eğer bugün hayatta olsaydı, Madonna’nın çok satan bir kitaba dönüşmesi babamı şok ederdi. Babam aslında bu kitaba çok fazla önem vermemişti. Arkadaşları da ona ‘Sabahattin, bu kadar romantik bir kitap yazmamalıydın. Bu, itibarın üzerinde iyi bir etki yaratmayacak’ diyorlardı.” Türkiye Cumhuriyetinin ilk yıllarında çok bilgili bir edebiyatçı ve kendini adamış bir komünist olan Sabahattin Ali, defalarca hapse atılmasına sebep olan birçok roman, hikâye, şiir ve makalenin sahibi. Karşıt görüşlü bir aydın olarak o gün yaşadıkları ve bugün modern Türk yazarlarının günümüz İslamcı hükümetine karşı yaptıkları açıklamalar sonrası yaşadıkları arasındaki paralellik, Ali’nin Türk toplumunda yeniden popüler olmasını açıklamaya yardımcı oluyor. Filiz Ali, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İslamcı hükümetine karşı çıkmaları sebebiyle yakın zamanda tutuklanan gazetecilere dikkat çekerek, “Aynı durumlar daha kötü biçimlerde tekrarlıyor.” Sabahattin Ali, 1948’de 41 yaşında Avrupa’ya ulaşmaya çalışırken, Bulgaristan sınırındaki ıssız bir bölgede şüpheli bir şekilde öldürülmüştü. Sabahattin Ali’nin ölümü de, yaklaşık 70 yıl sonra yeniden keşfedilen popülerliği gibi gizemini korumaya devam ediyor. Ali’nin sınırı geçmesine “yardım eden” kaçakçı daha sonra suçunu itiraf etti ve kısa bir süre hapis yattı. Ancak, kızının da belirttiği üzere, Sabahattin Ali’nin aslında devlet güvenlik güçleri tarafından sorgulandıktan sonra öldürülmüş olmasından şüpheleniliyor. Filiz Ali, gerçeğin devlet arşivlerinin derinliklerinde saklı olduğuna inanıyor. Madonna’nın beklenmedik başarısı, özellikle Türkçe öğretmenlerinin ve sosyal medyanın da dikkatleri çekmesiyle, Filiz Ali’ye hayatının son yıllarında Türk okurları babasıyla yeniden tanıştırma imkânı sağladı. Kitabı tanıtmak için birçok okulda ve konferansta konuşma yapan Ali, sıklıkla kendisine gözyaşlarıyla gelen genç okurlarla buluşuyor. Filiz Ali, Sabahattin Ali’nin 1920’lerde Berlin’de genç bir adam olduğunu hatırlatarak Kürk Mantolu Madonna’nın yarı otobiyografik özellik taşıdığını söylüyor. Ali, ölümünden sonra ortaya çıkan, arkadaşına yazdığı bir mektupta romana ilham veren Maria Pruder adında bir kadınla olan arkadaşlığından söz ediyor. Kitapta, Maria’nın yarı Yahudi bir kadın olarak yer alması ise Almanya’da gerçekleşecek olayların habercisi niteliğinde. Filiz Ali, ailesinin gerçek Maria’yı ya da ailesini bulmaya çalışmadıklarını söylüyor ve ekliyor: “Maria belki de ölüm kamplarından birinde hayatını kaybetti.” Editör ve edebiyat tarihçisi Sevengül Sönmez, Romeo ve Juliet'i seven Türk okurlarının imkânsız bir modern aşk hikayesi olarak şimdi, “Maria ve Raif”i okuduklarını belirtiyor. “Bizim de bir klasiğe ihtiyacımız vardı. Sanıyorum ki, okurlar uzun zamandır herkesin kabul edip seveceği bir kitap arayışı içerisindeydi. Sonunda, Kürk Mantolu Madonna okurları ortak bir paydada buluşturdu.” Eğer bir topluma bireylerinin okuduğu kitaplarla iç görü sağlanabiliyorsa, Madonna’nın popülerliğinin Türkiye hakkında ortaya koyabileceği nokta, ülke gençlerinin geleneksel cinsiyet rollerinden ve Türkiye’nin lideri Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ısrarla vurgulanan “maçoluk” söylemlerinden kurtulmak istemesidir. Romanda, cinsiyet hakkındaki basmakalıp yargılar baş aşağı ediliyor: Raif kırılgan ve duygusal bir adam olarak betimlenirken, Maria bağımsızlığını vurguluyor ve duygusal ilişkilerinde aşırı duygusallıktan uzak olmasıyla dikkatleri çekiyor. Genç kuşak yazarlardan Kaya Genç, Kürk Mantolu Madonna’nın yankısını eleştirmen Susan Sontag’dan bir alıntıyla açıklıyor: “‘Maskülen erkeklerdeki en güzel şey feminen bir dokunuş; feminen kadınlardaki en güzel şeyse maskülen bir yan.’ Bu yorum, romana mükemmel uyuyor.”

(NY Times)

Hazırlayan: Müge Gedik


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR