Latife Tekin’in Unutma Bahçesi Romanı ve Hayata ve Unutmaya Dair 10 Söz

Latife Tekin’in Unutma Bahçesi Romanı ve Hayata ve Unutmaya Dair 10 Söz


Twitter'da Paylaş
0

Sevgili Arsız Ölüm romanında yarattığı dille kendinden söz ettiren Latife Tekin, 1980 sonrası en çok okunan ve edebiyatımızın yaşayan en önemli yazarlarından biridir. Sedat Semavi Edebiyat Ödülü’ne değer görülen romanı Unutma Bahçesi’ne girebilmek için, aklınızda olan ya da çevrenizde yaşanan her şeyden uzaklaşmanız gerekiyor. Latife Tekin’in kitapta yarattığı bahçede birbirinden farklı karakterler yer alıyor. Kitabın anlatıcısı Tebessüm, Unutma Bahçesi’nde yaşamak isteyenlere, “Gelip burada ağırlıklarından kurtulabilirler,” diyor. Yazar unutmak üzerine bir destan kaleme almış, unutmak ise okuyucunun görevi. Kitabın ilk cümlesi: “Bomboş unutabilsek, unutmadan yanayım ben... Ama unuttukça insanın anıları çoğalıyor.” Kitap ilk sayfalarda okuru zorluyor, bir anda birçok karakterle karşılaşıyorsunuz. Okudukça karakterler konuşmalarıyla, ayrıntı verilmeyen görünümleriyle, bahçedeki çalışmaları ve davranışlarıyla belirginleşiyor zihnimizde. Bir süre sonra her biriyle farklı zamanlarda bütünleşiyoruz. Ana karakterlerden biri olan Tebessüm’ün samimi anlatımı okuyucuyu Unutma Bahçesi’nde gezintiye çıkarıyor. Bazen bahçedeki gölün etrafını saran kurbağa seslerinden rahatsız oluyorsunuz, bazen fırtınadan, orman yangınından ya da bir anda başlayan bir tartışmadan. Farkında olmadan taraf tutabilirsiniz. Bir süre sonra bahçedeki kolektif yaşama katılmamak elde değil. Unutuyorsunuz bulunduğunuz yeri, zamanı ve ânı. Tebessüm’den dinliyoruz bahçede yaşayanları, yaşananları. Bahçenin kurucularından Şeref doğayla uyumlu bir karakter, hırçın, orada yaşayanlarla birçok noktada çatışıyor, birey olmanın bütün tanımlamalarına uygun. Unutma Bahçesi’nde yaşamak isteyenler işlerini, ailelerini ve en önemlisi acılarını geride bırakmalı. Oysa unutmak sanıldığı kadar kolay değil, işler beklendiği gibi yürümüyor, gündelik hayatın bütün yükü karakterlerin sırtında ağırlaşıyor, bir süre sonra bahçede yaşayanlar arasında sürtüşmeler yaşanıyor. Şehrin gürültüsünden, yaşamın keşmekeşliğinden kaçarak sığınılacak bir yer değil Unutma Bahçesi, yaşamın içine bir yolculuk, doğayla barışma, doğaya uygun yaşama alanı, insanlaşma süreci. Unutma Bahçesi’nde çok şey var, zıtlık, uyumsuzluk, tutarsızlık ve şiddet. Karakterlerin zihninde durmaksızın canlanan geçmiş Unutma Bahçesi’ndeki yaşamı içselleştirmelerini zorlaştırıyor. Yarını yaşamamızı zorlaştıran, geçmişte yaşadığımız acı deneyimlerin zihnimizi sürekli meşgul etmesi değil midir. Bazen unutmak için alkol alırız veya beynimizi uyuştururuz, unutmak için düşeriz yollara, kendimizden kaçarız, bazen de unutmak için durmadan çalışırız ya da kalabalıklara karışırız, başkasının suretine bürünürüz. Kinleniriz unutmadığımız için, intikam duygumuz acılarımızdan beslenir. Gözünü kör eder insanın, geçmişini bırakmayan yaşantılar, yarını görmesini engeller, geleceğine kara bir bulut gibi çöker. Doğayla bütünleşince birçok şeyin unutulduğunu, geçmişin kaybolduğunu fark ediyoruz Unutma Bahçesi’ni okurken. Kitap bir kez daha okutmak istiyor kendini. Hepimizi tanıyorsun diyor Unutma Bahçesi’nin sakinleri, hadi bir daha, yeni baştan anlamaya çalış bizleri. Okura kendisini anlatan çok az kitap vardır. Latife Tekin Unutma Bahçesi’ne davet ettiği okurlarına ayna oluyor. Okurken altını çizdiğimiz satırları geçmişe takılı kaldığım zor zamanlarda tekrar okumalıyız.

Unutma Bahçesi’nden hayata ve unutmaya dair 10 alıntı:

1

Bir rüzgâr yok mu, anılar yaratan unutma rüzgârı, uğultusunu dinliyorum onun, yaşadıklarım için kalbim sızlıyor. Uğuldasın unutma rüzgârı... Yoksa, yaşadığım her şeyle, nasıl var olabilirim ki, kaldıramam ağırlığını sessizliğinin. Anlayabilsem, geleceğe doğru mu esiyor...

2

Sönüp gitmesin sezgilerim, bilgece düşüncelerim, hiç değilse sevinçli anlar... Benimle kalsın, yönünü, kavramaya uğraşıyorum, karşı durmamak için, anlayabilsem, gücünden yararlanırım belki, geçmişe doğru mu esiyor....

3

Neyin peşinde olduğumuzu anlayanlar kendi düşleriyle kanatlanıp üstümüze üstümüze uçuyorlar, olay bu kadar basit görebilene... Onları geri püskürtmenin çaresine bakmalıyız, hayatlarında isteyip de gerçekleştiremedikleri ne varsa hesabını bizden sormaya kalkıyorlar.

4

İnsan her gün gördüğü yüzler arasında bir yüzü seçip unutmak isterse, bir varlığın, içine işleyen duygusundan sıyrılmaya çalışırsa başarısızlığa uğrar, o yüzü ve o varlığı çevreleyen her şeyi, sesinin ulaştığı, titreştiği genişliği, bakışlarının derinliğini, gezip dolaştığı yerleri, gidebileceği uzaklıkları, sığdığı ve taştığı her şeyi unutması gerekir. Unutmak, insan için, bütün bir zamanı unutmakla olanaklıdır. Bir bakışı unutmak istediğimizde, büyük bir yitimi göze almak zorundayız. Ancak böyle bir yitimin neden olacağı yıkımın altından kalkabilirse, insanın yeni bir yaşamı olabilir, ve insan bu yeni yaşamına çok derin bir bilgiyle, kaybın bilgisiyle sahip olur.

5

Nasıl bir şeyi onu çevreleyen her şeyle birlikte unutuyorsak anımsamak da böyledir... Bir ânın ışığı, başka bir anıyı aydınlatıyor ve bu aydınlık bölge, bir leke biçiminde zamanın içinde yayılıp genişliyor, bir sözcük titreşimiyle başka bir sözcüğü hareket geçiriyor. Birbirine bağlı metal parçaların, bir dokunuşla tınlamaya başlaması gibi. Anımsama, bir an için geri dönmek değildir, kendimizi, geçmişte elinden sıyrıldığımız ölümün kucağında bulmamız demektir; bir şey unuttuğumuzda değil, bir şey anımsadığımızda ölüm aklımıza gelir, çünkü anılarımız ölümün de anıları...

6

Bıraktıkları mesleklerini, geldikleri yeri, hatta adlarını bile saklayanlar var ama cep telefonları hiç susmuyor. İstemedikleri hayatlarıyla haberleşiyorlar sürekli, ya unutamaz da geri dönersek kaygısıyla sanırım. Gölün çevresinde, birbirlerini görmüyorlarmışçasına, esnek adımlarla, bir elleri yitik, bir elleri düşeceklermiş gibi öne eğilmiş başlarına yapışık dolanıp durmalarına uzaktan bakıyorum. Buraya kendilerini hatırlatma ayinine gelmişler gibi bir hava çarpıyor yüzüme. Kaygıyı da aşan duygularla ilişkilerini koruyup bekletmeye alıyorlar. Unutma isteğiyle dolanların, unutulmaya hiç razı olmadıklarını görmek beni sarsıyor.

7

Bu toplum böyle soysuzlarla dolu, kendine gülen, kendine ağlayan kıvrım kıvrım yaratıkları görmemek için kaçtım buraya. Ağlayacağına dikil ayağa, söyle söyleyeceğini. Peki sen niye kovamıyorsun beni dışarı? Tabii... Ayıp olur, kovamazsın... Güçlüyüm senden çünkü. O kadar güçsüz olursanız ben de güçlü oluyorum, başka ne olmamı bekliyorsunuz... Bana ne yaptığınızın farkında değilsiniz ki. Güçsüzlüğünüzle beni güçlü adam haline getirdiniz burada, istemeye istemeye sizin güçlü köleniz haline geldim. Nefret ediyorum bu durumdan. Geçip karşıma keyif içinde gözyaşı dökeceksiniz, izin vermeyeceğim... Sanki hiç düşünmedim bunları ben, üzüntüsüz çıkıp geldim buraya... Gözyaşına da kafa yordum, sevince de, rüyaya da... Anlıyor musunuz beni, sakat tavırlı bir toplumuz, kendi kıçına gülüp güç karşısında eğilen insanlar görmekten sıkıldım. Dik tutamıyoruz başımızı, tiksinti uyandırıyor bu bende. Kadını ağlıyor, erkeği güce tapıyor. Bir gün düşünmüştüm, topluca yok olup gitsek dünya ne kaybeder, hiç...

8

Herhangi bir şeyi unutmak için insanın kafasında bir zıtlık oluşturması gerekir, düşünerek yapamazsınız bunu. Düşünceler kapmaya çalıştığımız yere ve zamana aittir, gidin. Unutmak için, kendinizi olmayan bir yerde düşleyin.

9

Toplumu reddedenlerle, toplumun reddettiklerini ayırt edebilmelisin hiç değilse. Bu çok derin bir farklılık, kolayca da görülebilecek bir şey ama reddedilenler kendilerini toplumu reddettiklerine inandırıp bizi de buna inandırmaya çalışırlar...

10

Unutamayanlar intikamlarını almalı galiplerden, cellatlardan... Damarlarımızı açıp mı girmeliyiz onların o pek gösterişli, nazik, korunaklı dünyalarına ve yüzlerine, o temiz, şık giysilerine, eldivenli ellerine mi sürmeliyiz belleklerimizden akan kanı ki alkışçıları, seyircileri şaşırsın hiç olmazsa bu oyun niye bozuldu, görgü kuralları niye böyle hiçe sayıldı diye? Hatırladıkça susuyorum. Konuşursam unutmaktan korkuyorum. Sözcüklere döküldükçe anlamsızlaşacak, evrende yok olup gidecek her şey diye korkuyorum. İçimin boşalmasından korkuyorum.

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR