Latin Amerika Edebiyatı’nın 20 Büyük Eseri
24 Haziran 2019 Ne Haber

Latin Amerika Edebiyatı’nın 20 Büyük Eseri


Twitter'da Paylaş
0

Latin Amerika edebiyatı, verimliliğine ve etkisine karşın, bugün de Avrupa ve Amerikan edebiyatına göre daha az tanınıyor. Farklı ülkelerden farklı düşüncelere, içgörüye ve deneyime sahip farklı yazarlar, ulusal ve uluslararası alanlarda pek çok ödül kazansalar da, bir bütün olarak Latin Amerika edebiyatı üzerinde pek durulmayan bir ayrıntı gibi dünya edebiyatında. Neruda, Márquez ve sonrası, herkesin az ya da çok tanıdığı, söyledikleri ve paylaştıklarıyla insanları etkileyen isimler. Bu arada öğrenilmesi, tanınması gereken birçok yazar var Latin Amerika edebiyatında. Aşağıda Latin Amerika edebiyatından bir seçki yer alıyor. Belirtilen eserler, birbirleriyle karşılaştırılarak listelenmedi. Ortaya çıktığı zaman dilimi ve ait olduğu kültürden yola çıkılarak bir sıraya koyuldu.

pablo neruda

Yirmi Aşk Şiiri ve Bir Umutsuz Şarkı (1924) - Pablo Neruda: Pablo Neruda'nın bütün eserleri de bu listede yer alabilirdi pekâlâ. Ama bu kitap ayrı bir dikkati hak ediyor. İspanyolca şiirin en önemli şairlerden olan Neruda, bu kitabı yayınladığında 19 yaşındaydı. İçeriğinde cinselliğin ele alınışı, o dönemde okurların tepkisini çekmişti.

Alef ve Öbür Hikâyeler (1949) - Jorge Luis Borges: Kısa öykülerden oluşan bu kitap, Arjantin edebiyatında okuru olağanüstü bir yolculuğa çıkarıyor. Uzay, zaman gibi kavramların alt üst edildiği, gerçeküstücülüğün hüküm sürdüğü; paralel evren, ölümsüzlük, teoloji ve kimlik gibi temaların işlendiği bu eser, Borges'in hayal dünyasının kapılarını aralıyor.

Ova Alev Alev ve Öbür Hikâyeler (1953) - Juan Rulfo: On beş öyküden oluşan bu eser, Meksikalı ailelerin ve insanların hayatına inanılmaz bir bakış açısı sunuyor. Geleneksel yapıdan deneysel pop-art'a, okurları sürükleyen Rulfo hikâyeleri, Meksikalıların yaşadığı sert gerçekliği ve aşırı yoksulluğu anlatıyor.

jorge amado

Tarçın Kokulu Kız (1958) - Jorge Amado: Tatlı, yoksul Gabriela, Suriyeli bir barmen olan Nacib Saad'a âşık olur. Brezilya'daki gelenek ve modernleşme arasındaki gergin mücadeleyi konu alan roman, bu sorunları ilginç bir biçimde anlatıyor. Romantizmin de yoğun biçimde yer aldığı Tarçın Kokulu Kız, ülkenin toplumsal, siyasal ve ekonomik durumu hakkında okurda bir fikir oluşmasını da sağlar.

Seksek (1963) - Julio Cortázar: Romanın adı, Cortazar'ın zekâsının ışığını taşır. Çünkü 155 bölümden oluşan romanın nasıl okunacağı okura bırakılmıştır. Okur, ister sıralamaya uyarak, isterse bölümler arasında atlayarak okuyabilir romanı. Romanın birkaç farklı sonu vardır. Anlatıcı Horacio Oliveiera, Paris'in gece hayatından felsefi ya da bohem tartışmalara kadar birçok konudan söz eder.

Yüzyıllık Yalnızlık (1967) - Gabriel García Márquez: Latin Amerika edebiyatının en bilinen, en okunan eseri olan Yüzyıllık Yalnızlık, modernist, büyülü gerçekçi ve Vanguardia hareketlerin ilkelerini karıştırır. Kolombiya tarihine, özellikle de Macondo şehrinin tarihine, yedi neslin karmaşık öyküsüyle tanıklık edilir.

Katedralde Konuşma (1969) - Mario Vargas Llosa: Peru'daki diktatörlük döneminde geçen hikâye, farklı sosyopolitik kesimlerden gelen karakterleri anlatıyor. Katedral adındaki bir bardaki tartışmadan yola çıkan romanda iki adam, siyasi iklimle ilgili kendi deneyimlerini ve fikirlerini anlatmaktadır.

jos donoso

The Obscene Bird of Night (1970) - Jose Donoso: Donoso, yavaş yavaş ve ustaca, zamanla ve onun hayatla ilişkisiyle ilgili soruları yanıtlıyor bu romanında. Latin Amerika edebiyatında pek çok romanda olduğu gibi, büyülü gerçekçilik ve doğaüstü temalar bu eserde de işlenir.

I, the Supreme (1974) - Augusto Roa Bastos: Birçok seçkin Latin Amerika yazarı gibi, Paraguaylı Augusto Roa Bastos, ilhamını kendi ulusunun tarihinden ve kültüründen almış. Diktatörlüğün, siyasetin geçerlilik ve kararlılığını sorgulayan yazar, bunun sonuçları üzerinde durmuştur.

Örümcek Kadının Öpücüğü (1976) - Manuel Puig: Bu roman, LGBT edebiyatı üzerine daha fazla şey öğrenmek isteyenlere özellikle önerilir. Neredeyse bütünüyle diyaloglardan kurulmuş olan romanda anlatıcı, Buenos Aires'teki bir hapishane hücresini paylaşan gay bir vitrin tasarımcısıyla bir devrimciye odaklanır. Derin felsefi tartışmaların yapıldığı romanda, her iki tarafın da dünyasına tanıklık edilir.

Ruhlar Evi (1982) - Isabel Allende: Dört neslin gidişatından sonra Trueba Ailesi, Şili'de sanat ve siyasetin iç içe geçtiği bir yaşam sürmektedir. Kendi ruhani dillerinin kehanetleriyle ruhların girip çıkması, hikâyeye doğaüstülük kazandırır. Eser, Allende'nin saygın kimliğini daha üst noktaya taşımıştır.

sandra cisneros

Mango Sokağı'ndaki Ev (1984) - Sandra Cisneros: Genç Esperanza Cordero, Chicago'nun Porto Rico ve Meksika varoşlarının birine gelir. Bu lirik, sosyo-ekonomik koşulları dile getiren, seksüel uyanışı ve cinsiyet rollerini ele alan eser, Esperanza’nın birey oluşunu anlatıyor.

Koca Gringo (1985) - Carlos Fuentes: Ünlü yazar, ilhamını Amerikan satiristi, Ambrose Bierce'in hikâyelerinin birinden almış. Bu uyarlamada yaşlı bir adamın ölme ya da yeni bir amaç keşfetme umuduyla hayatındaki hayal kırıklıklarından kaçışı ele alınıyor. Kültürel değişim ve yıkılmış bir halka uygulanan politikalar da eserde eleştirilen konulardan. Acı Çikolata (1989) - Laura Esquivel: Büyülü gerçekçiliğin hayranlarının seveceği bir kitap olan Acı Çikolata, Heroine Tita de la Garza ile ırgat Pedro'nun aşkını ele alıyor. Evlenmek isteyen çifte, aile gelenekleri engeldir; çünkü evin en küçük kızı annesine bakmak zorunda olduğu için evlenemez.

The Line of the Sun (1989) - Judith Ortiz Cofer: Guzman, Porto Rico'da başına bela açınca ABD'ye kaçar. Önünden güzel bir hayatın onu beklediğine inanmaktadır. Ancak, ülkesinde bıraktığı çözülmemiş sorunlar onun peşini bırakmayacaktır. Latin Amerika edebiyatında sıkça yer verilen gerçeküstücülük bu romanda da kendini belli etmektedir.

The Mambo Kings Play Songs of Love (1989) - Oscar Hijuelos: Kübalı kardeşler, kendilerine yeni bir hayat kurmak için New York'a gelmiştir. Mambo müziğin yükselişte olduğu bir dönemde başarılı olmalarına karşın yine sorunlarla boğuşacaklardır.

Julia Alvarez

How the Garcia Girls Lost Their Accents (1991) - Julia Alvarez: Julia Alvarez, Dominik Cumhuriyeti'nden ABD'ye göçmen olarak giden dört kız kardeşin deneyimlerini ters bir kronolojiyle okurla buluşturuyor. Bir yandan Amerikanlaşırken bir yandan kendi kimliğini bırakamama, arada kalmışlık, sosyokültürel açıdan yaşanan karmaşıklık konularına değiniliyor eserde.

Dreaming in Cuban (1992) - Cristina Garcia: Anlatıcılar, mektuplar ve zaman çizelgesi, kadının ABD'ye göçten önce, göç sırasında ve göçten sonra yaşadıklarını anlatacak biçimde düzenlenmiş. Siyasal açıdan kritik zamanlar yaşayan Küba'nın bir portresini çizen roman, okurlarına bir göçmenin deneyimlerini aktarıyor.

Yo-Yo Boing! (1998) - Giannina Braschi: Braschi'nin bu deneysel romanı, seksten felsefeye, pop kültüründen sanat ve edebiyattaki güncel olaylara dek pek çok konuya değiniyor.

Oscar Wao'nun Tuhaf Kısa Yaşamı (2007) - Junot Diaz: Hikâyenin kahramanı Oscar'ın Dominikli atalarına dek uzanan laneti, onun hayatını da mahvetmektedir. Kitabı okurken okuyucuların dipnotlardaki detaylara özellikle dikkat etmesi gerekiyor. Eserde Dominik Cumhuriyeti'nin tarihine de değiniliyor.

(Bachelorsdegreeonline.com)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR