Manves City'e Hoş Geldiniz
12 Kasım 2018 Edebiyat

Manves City'e Hoş Geldiniz


Twitter'da Paylaş
0

Macera uzun sürdü. Aylarca araştırmalar yaptı, bilgi topladı. Yoksul mahallelerine, kahvelere, kafelere, kuaförlere, bakkallara, hatta bazen fabrikalara giderek bilgiyi birinci elden kaynağından topladı.

Latife Tekin dokuz yıl aradan sonra iki kitapla birden geri döndü ve iki kitabını birden aynı anda çıkardı.

Söyleşisinde kendi dilinden de aktardığı gibi, hep yoksulları, yoksulluğu, yoksunluğu yazmak istedi. Bunları yazmayacaksa artık yazmasına gerek yoktu; ömrü boyunca yoksulluğun ekonomik, edebi, felsefi, sosyolojik, psikolojik her boyutunun ve dinamiklerinin üzerinde kafa yoran bir edebiyatçı olarak dönmesi gereken yer belliydi. Başlangıç noktası da Manves City oldu.  Sürüklenme ise yine kendi sözleriyle bir devam kitabı değil. “Birbirine el veren” iki ayrı kitaptan bahsediyoruz.  Okuma sırasının Manves City’den başlamasının daha uygun olacağı yine söyleşisinde Latife Tekin’in aktardıkları arasında.  

Öncelikle yazarın konuyu birinci elden derinlemesine araştırması gerekecekti. Ancak işin içine girdikçe öğrendikleri, pratikte bilinenin ötesine geçmişti. Yine kendi sözleriyle, Artık ne yoksullar, ne eski yoksul semtler, ne eski fabrikalar, ne de kafalar aynıydı. Dünya değişmiş, Türkiye daha hızlı değişmişti. Berci Kristin Çöp Masalları’dan bu yana yokluğun, yoksulluğun, işçinin tanımı da değişmişti.

Macera uzun sürdü. Aylarca araştırmalar yaptı, bilgi topladı. Yoksul mahallelerine, kahvelere, kafelere, kuaförlere, bakkallara, hatta bazen fabrikalara giderek bilgiyi birinci elden kaynağından topladı. Kimi gün kimliğini açıkladı, kimi gün gizledi –tebdili kıyafet– avukat oldu, dizi senaristi oldu, taksi şoförleriyle, onların çevresindekilerle arkadaş oldu. Niyetini öğrendikten sonra işi sulandıranlar da oldu, doğru bilgiyi vermeyi misyon edinenler de. Yılmadan, bir araştırmacı titizliğiyle eseri için gereken tüm bilgiyi elleriyle ve emeğiyle topladı.

Kitapla ilgili “spoiler” vermeden ana fikri özetlemek zor olsa da olayların tamamı Erice Kasabasında, kasabanın yayıldığı Pırasa Ovasında, artık Manves City olarak da anılan artık neredeyse şehirleşmiş ilçede geçer. Eski fabrika işçisi Ersel, uğradığı bir iftira sonucu beş yıl hapis yattıktan sonra Erice’ye geri döner. Ancak bıraktığı eski Erice’nin yerinde yeller esmektedir, kasaba hemen arkasındaki Pırasa Ovası’na doğru büyümüş, yeni mahalleler eklenmiş, tarlaların çoğu fabrika arazisine dönüşmüştür. Eski fabrikaların kimisi tamamen yok olmuş, kimi el değiştirmiştir, kimi fabrikalar ise yenilenmiş, giriş kapısının bile güçlükle bulunabileceği, hatta içine girilemeyeceği hissini verecek kadar yüksek duvarlı ve kompleks tesislere dönüşmüştür.

latife tekin

Ersel şaşkındır, yabancısı olduğu bu yeni üretim modelinde, sendikalar, işçi hakları, refah gibi kavramlar tamamen gündemden düşmüş, performans adı altında sadece daha fazla üretim yapmaya odaklanan, işçinin birbiriyle rekabet içinde olduğu, her gün, her saniye ekipler halinde performanslarının ölçülmesi suretiyle, kaderleri birbirlerinin çalışmasına bağlanmış, işçi performans/yarış grupları oluşturulmuştur. Üretim, geleneksel anlayıştan, tuvalet ihtiyacını gidermenin bile moladan sayıldığı ve performans kriterlerine girdiği “modern” ve performans temelli bir modele kaymıştır.

Kasabada Ersel’i çocukluk arkadaşı Nergis Beklemektedir. Şimdilerde zaman buldukça, yerel bir gazeteye, Erice’yle ilgili yazılar yazmaktadır. İkisi de gençliklerinde birlikte çalıştıkları birçok fabrikada işçi hakları savunucusu ve birbirlerinin en yakın destekçisidir. İkisi de başka insanlarla evlenmişlerdir. Erice’de evlilik de çok önemli değildir. Ailelerin çoğu üveydir, üvey anne, üvey baba, üvey evlat, üvey kardeş, ikinci koca, ikinci karı; böyle yürüyüp gitmektedir. 

Ersel, aslında kaçıp giden karısından geriye kalan üvey kızı Eda’yı bulmak için geri dönmüştür. Eda bir süredir kayıptır. Eda’ya ilgili Nergis de dahil eskiden tanıdığı, hayatına dahil olmuş hiç kimseden sağlıklı ve samimi bir bilgi alamaması, endişelerini arttırır.

Gülyaz abla, Nergis, Nergis’in oğulları, tüpçü, sucu, kuaför, taksi şoförü, neredeyse kasabanın tüm esnafı; hepsi çeşitli bahanelerle birbirlerini suçlamakta ve Eda’nın peşini bırakmasını öğütlemektedir. Aslında hemen hepsi, Eda üzerinden, mecbur edildikleri yeni bir yaşam biçimini, yeni ahlak anlayışını, işsiz kalan “eski” işçilerin içine çekildiği çaresizliği ve savrulmayı anlatmaktadırlar bilmeden. Hepsinin gözündeki Erice, yokluk, yoksulluk, ahlak da farklıdır artık. Dayanma biçimleri de.

Artık işçi olmak bile kolay değildir. İşçiler, organize sanayi bölgeleri içine kurulan liselerde bizzat ihtiyaç üzerine yetiştirilmekte ve herhangi bir sendikal faaliyete izin verilmektedir. Bu düzeni bozabileceği düşünüldüğünden eski işçilerin tamamı sistem dışına itilmiştir.

Ersel’in Erice’de kalmaya hiç hevesi kalmaz. Nergis’den beklediği yakınlığı da bulamadığını düşünür. Erice’deki yeni yaşam, Yağderesi’nde eskiden çalıştığı fabrika binasını bile bulamaması, işçilerin vardiya vardiya köle gibi çalıştırılması, birbiriyle yarıştırılması, yaşam şartlarının ağırlaşması, doğanın hiçe sayılması, bozulması, sayıları gitgide artan Suriyeliler, hapiste tanıştığı Suriyeli Amir’in isteğini yerine getirmek üzere gittiği çiftlik, çiftliğin patronu Azim Bey, müdürü Ogün Bey, Amir’in çiflikte çalışan karısı Bahal, Bahal’ın Ersel’in içine işleyen ışıltılı kara  gözleri; hepsi Ersel’i bazı hamleler yapmaya yönlendirecektir.

Ersel atacağı adımların sonuçlarının kendisi için ne kadar tehlikeli olabileceğini hissetmektedir. Eşi dostu, Nergis, onu kendi yöntemleriyle bu işin peşini bırakması için uyaracaktır ancak, tüm bunlar Ersel’i durdurabilecek midir?

Yoksulluğun zihinsel, fiziksel, her türünün, yoksunluğun, fabrikaların, işçi mahallelerinin, yaşam biçimlerinin, doğanın, aile kavramının, ahlak anlayışının evrildiği yeni şekliyle Manves City okuyucularını Erice’de bekliyor.

Latife Tekin, Manves City, Can Yayınları, Kasım 2018


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR