Mary Shelley’in Başyapıtı Frankenstein’dan Unutulmaz 10 Alıntı

Mary Shelley’in Başyapıtı Frankenstein’dan Unutulmaz 10 Alıntı


Twitter'da Paylaş
0

Her şey Mary Shelley’in uykuya tam dalmadan gördüğü bir kâbusla başladı. Bu kâbustan çok etkilenen Shelley, buradan hareketle bir roman yazmaya karar verdi ve böylelikle 1818 yılında, hâlâ klasikler arasında sayılan Frankenstein romanını yayımladı. Roman, korku türünde olarak değerlendirildi ama muhtemelen Shelly’in amacı insanları korkutmak değildi. Doğumu sırasında annesinin ölmesinden çok etkilenen yazar bunun isyanını hep içinde taşıdı. Zaten romanında da tanrısına başkaldıran bir karakteri işlemesi de bu isyanın izlerinden başka bir şey değildi. Yaşadığı mutsuz zamanların, kayıplarının hesabını sordu. Cevabına ulaşabildi mi bilmiyoruz fakat ardında şu unutulmayacak cümleler bıraktı.

 1 “Ah, yıldızlar ve bulutlar ve rüzgârlar, hepiniz benimle alay ediyorsunuz! Eğer gerçekten bana acıyorsanız duygularımı ve belleğimi ezip geçin, yok olayım; fakat eğer bunlar olmayacaksa gidin, gidin ve beni karanlıklarda yalnız bırakın.”

2 “Bir katilin yazgısıyla, ücretini alacak cellattan başka kim ilgilenebilirdi ki?”

3 “Gittikçe yaklaşan maceramın beklentisine ilişkin hissettiklerimi tanımlamakta zorlanıyorum. Yola çıkmaya hazırlandığım o titrek, o yarı hoş yarı korkutucu duygunun nasıl bir şey olduğunu sana aktarabilmem olanaksız. Keşfedilmemiş yerlere, ‘sislerin ve karların diyarı’na gidiyorum ama albatrosları katletmeyeceğim; bu yüzden esenliğim adına ya da sana ‘Yaşlı Gemici’ gibi yıpranmış ve acıklı halde geri dönebileceğim düşüncesiyle endişeye düşme.”

4 “Lanet olası, lanet olası yaratıcı! Niçin yaşıyordum? Niçin öylesine düşüncesizce verdiğin varlık kıvılcımını o anda söndüremedim?”

5 “Gezinen ruhlar, eğer gerçekten dolaşıyorsanız ve dar geçitlerinizde dinlenmiyorsanız, bana bu küçük mutluluğu tanıyın ya da beni bir yoldaşınız olarak alıp bu yaşamın mutluluklarından uzağa götürün.”

6 “Niçin ölmemiştim? Benden başka hiçbir insanın olmadığı kadar mutsuzdum, niçin unutuşa ve uykuya gömülmemiştim? Ölüm, üzerlerine titreyen ana babaların tek ümitleri olan serpilmiş çocuklarını alıp götürür; kaç tane gelin ve genç sevgili en sağlıklı ve en umutları ânın ertesi günü solucanlara yem olmuş ve mezarda çürümeye bırakılmıştır! Ne gibi maddelerden yaratılmıştım ki, tekerleğin dönüşü gibi yinelenip duran sonsuz işkencelerin şoklarına direnebilmiştim.”

7 “Yeterince acı çekmedim mi ki, bir de sen mutsuzluğumu artırmaya çalışıyorsun? Yaşam, salt büyük acıların birikmesi olsa da benim için değerli ve onu savunacağım.”

8 “Bütün insanlar düşmüşlerden nefret eder; öyleyse, tüm yaşayan şeylerden daha acınası bir halde olan ben nasıl da nefret ediliyor olmalıyım!”

9 “Ah! Yaşam inatçıdır ve en çok nefret edildiği yere daha çok sarılır.”

10 “Ne yazık! Niçin insan, hayvana göre üstün duyarlılıklarıyla böbürlenir ki; bu, hayvanları sadece daha yaşamsal varlıklar haline getiriyor. Eğer dürtülerimiz saf açlık, susuzluk ve arzuyla sınırlandırılmış olsaydı, hemen hemen özgür olabilirdik; ancak şimdi esen her rüzgârda, rastlantısal bir sözcükle ya da o sözcüğün bize getirebileceği her sahneyle duygulanabiliyoruz.”

Mary Wollstonecraft Shelley, Frankenstein, Çev.: Yeşim Seber, Notos Kitap, 2016


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR