Meral Saklıyan Öyküleri: Uzağa Gidemem
15 Ekim 2019 Öykü Yazıları

Meral Saklıyan Öyküleri: Uzağa Gidemem


Twitter'da Paylaş
0

Öykülerin kurgu, içerik ve diline özenle çalışmış yepyeni bir yazar var karşımızda.

Meral Saklıyan’ın ilk öykü kitabı Uzağa Gidemem geçtiğimiz günlerde Everest Yayınları etiketiyle okuyucuyla buluştu. Saklıyan’ın yılın ilk günlerinde Yaşar Kemal Biyografisi kitabı yayımlanmıştı. Aynı zamanda tiyatro oyunculuğu ve metin yazarlığı da yapan yazarın öykü, eleştiri ve kitap tanıtım yazıları nitelikli dergi, seçki ve internet sitelerinde çıktı. Kitabın ilk öyküsü olan “Töz” Cumba Kültür Sanat Platformu’nun 2018 yılında düzenlediği yarışmada birincilik ödülüne layık görüldü.

Kitapta on iki öykü var. İlk öykü “Töz”. Günlük hayatta cevher, felsefede ise değişenlerin özünde değişmeden kaldığı var sayılan kavram olarak kullanılan bu sözcük, hikâyede inançları gereği öldükten sonra yakılan kişilerden geriye kalan kül anlamında kullanılmış. Öykünün merkezinde üç kişi var: Anlatıcı kadın, ablası Hayriye (iyiliğe ilişkin, hayırlı, yararlı anlamında) ve erkek kardeşi Meftun (büyülenmiş, gönül vermiş, gönül vermiş, tutkun anlamında)... Anlatıcı kadın kahraman Porto Riko’dan gelen kardeşini almak için havaalanına gider ancak trafiğe takılır. Ablasıyla arası da gergindir hep. Erkek kardeşleri Meftun’la görüşmeyeli dört yıl olmuştur. Aralarındaki kırgınlığı hissederiz. Sonunda Meftun bir elinde valiz öbüründe göğsüne bastırdığı siyah, kabarık poşetle gözükür. Eşi Marien yanında yoktur. Neden? Ailenin iç dinamikleri bu noktadan sonra sorular, ipuçları, diyalog ve izlerle yavaş yavaş belirmeye başlar. Küçük dokunuşlarla Hayriye’yi tanırız. Kardeşleri yüzünden evlenememiştir. Onlar için baskın ve belirleyici bir anne rolü benimsemiştir kendine. Ancak Meftun ablasının istediği ve yıllardır bir şekilde onu bekleyen komşuları Sabahat’la değil kendi seçtiği, istediği ve mutlu olduğu Marien’le (abla ve komşulara göre dil sürçmesiyle Meryem: arzulanan evlat, dindar kadın anlamında) evlenmiştir. Bu yüzden kırgındır ona. Astronomi ve Uzay bilimleri mezunu anlatıcı ise önüne çıkan her işi yapmış, kıytırık banka memurlarıyla evlenmeyi düşünmemiştir. Meftun eşiyle gelmediği, evliliğini bitirme ihtimali olduğu için abla mutludur. Sonuçta tatile gelen Marien Meftun’u aldatmış, o da yurtdışı sevdası yüzünden oltaya gelmiştir. Meftun bu sefer kırgın, sessiz ve daha da ketumdur. İçedönüklüğü ve yalnızlığı da artmıştır. Baştan sona gergin biçimde kurgulanan bu huzursuz atmosfer için de sonunda olan olur ve kavga patlar. Anlatıcı her zamanki iyimserliğiyle araya girerek kardeşlerini sakinleştirir. Sorun nedir peki? Meftun’un göğsüne bastırdığı siyah poşetin içinden bir kavanoz çıkar. İçinde kanserden ölen Marien’in külleri -kömür tozu, töz- vardır. Bu durumda sen olsaydın ne yapardın? Meftun’un trajedisini anlamak için okumaya devam ederiz.  

Aslında her şey sıradan, olaylar bildik olması gerektiği gibi, yerli yerinde… Özlü, yoğun, teknik açıdan kusursuz öyküler; uzunlu kısalı cümleler okumada denge sağlıyor. Birinci tekil kişi aracılığıyla okuyucuyla sahici ve samimi bir bağ kuruluyor. Anlatıcının sanki okuyucu karşısındaymış gibi anlatması, yazarın kendini hissettirmesi gibi bildik tuzaklara düşülmüyor. Saklıyan anlatmıyor; gösteriyor, sezdiriyor. Günlük konuşma dili ve özellikle deyimler öyküyü zenginleştiriyor. Diyaloglar işlevsel, yazarın temel derdini geliştirmesine hizmet ediyor.  Kişilerin isimleri kişilikleriyle uyumlu biçimde belirlenmiş. Duygu ve davranışları gergin atmosferi besliyor. Huzursuz edici bir sessizlikte öylece kalıyoruz.  Dengeyi ancak anlatıcının mizah gücü sağlayabiliyor.

“Yapılan planların, yaşanan hayatların, önümüzde duran gerçeklerin, hesapta olmayan sürprizlerin, bilerek ya da bilmeyerek başımıza gelen gerçeklerin; ister kader diyelim ister tesadüf bizi aslında özümüze sürüklediğinin ve olayların yine bizler için olduğunun vurgusunu yapıyor, Uzağa Gidemem’deki öyküler…” Modern öykünün temel bileşenleri üzerine düşünmüş; öykülerin kurgu, içerik ve diline özenle çalışmış yepyeni bir yazar var karşımızda. Daha çok okunması ve yazması dileğiyle…


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR