Metin Aydın ve Bisturi!
18 Kasım 2018 Kitap

Metin Aydın ve Bisturi!


Twitter'da Paylaş
0

İnsan doğal olarak yalnızdır ve yalnızlığını aşmak için, onu yenmek için, ne yapar acaba diye düşündüm? Çok acımasızca bir düşünce mi bu? Kötü bir soru mu bu? Bilmiyorum! İnsan ve yalnızlığı! Yalnızlık insanın kendisini yenme tahammülüdür. İnsanın büyük bir arzusudur. İnsan kendisini yalnız bırakan şeyleri tespit etmek için, insan oluyor zaten ve sonra da kendisini yalnızlığa emanet ediyor. Yalnızlık, insan için bazen bir meydan muharebesidir bazen de bir kendisiyle barış çadırıdır! İnsan, yalnızlığını , önce “söz”ü yaratarak aşmaya çalışmıştır. “Önce söz vardı” dedirtmek için kırk ton(dan) hayat yaratmıştır kendi etrafında (insan). Yalnızlık öyle tükenir çünkü; hayatlar üreterek… İnsan yalnızlığının doğal bir mesaisi olarak hayatlar üretir!

Herkesin yalnızlığı kendine! Ben bu sonbahar yalnızlığımı sevgili şair Metin Aydın’ın yeni çıkan kitabı Bisturi-Huzursuz Metinler ile aştım. Belki de yendim sayılır. Yalnızlığımın düğümünü açtım. Bisturi’yi okuduktan sonra, “vay be söz varmış hâlâ!” dedim, kendi içimdeki küllenmeye, köze... Evet, hâlâ söz varmış, önce de var olduğu gibi.

****

Metin Aydın, Bisturi-Huzursuz Metinler ile yazmayı bir iletişim aracı olmaktan çıkarmış, has be has bir iletişime dönüştürmüş. Ve öyle bağışlayıcılığı olmayan bir varlık gibi, heybetli! Sanki “kendi düşen ağlasın!” başlıklı bir rehber kitap gibi. Düşme, ağlarsın, der, Bisturi-Huzursuz Metinler!

Metin aydın bedduaları kabul olan biri gibi değil, bizzat ki bir beddua olmuştur söz keçelerine karşı, Bisturi’yi yazarak.

Metin aydın ve Bisturi bir arada, bana bazalt taşlardan oymalı bir kadim bir köprü ve altından akan, cazgır, muzip ve berrak bir suyu çağrıştırıyor. Sorum şu: Hangisi, hangi(?!)

Metin aydın Bisturi ile çok şeyler (Deli) deniyor: “İmdi kılıç Kalkan kuşanıp dalmalı, laga lugacı ayak takımının boşboğazlıktan kalelerine.” Anlaşılacağı üzere şairimiz (kitabımız), hem kendi yalnızlığını hem de bizlerin yalnızlığını bir muharebe meydanına çevirme niyetindedir. Almış eline kılıçlar kılıcı Bisturi’yi, dil’in, düşünce’nin, iddia’nın etrafına örülmüş köhne “efendi” kalelerine saldırıyor. Kalelere saldırmak, kuşatmaları yarmak, kaldırtmak eylemidir. Fedaicedir, delicedir, yücedir!

“Hey baylar! Evet, siz!” söze gemileri yaktırmak komutudur, Bisturi’de!
Metin Aydın’ın derdi “ahlaksız efendiliği” uçuruma yuvarlamak. “Efendisiz olmalı insan!” derken de bütün “efendileri” efendiliği, “samimiyet, içtenlik kılıcı ile hal ediyor. Söz gibi sözü olana, gelin diyor. “Anca kirli iken dört yanımız” ve “sözün efendisini harf harf sağaltmalıdır” diyerekten de, “sözcüklerin haysiyeti” adına bir kavganın öncülüğünü üstlenmektedir. Ve yüreklerimize bir cemrenin düşmesini arzuladığını bilmemizi istemektedir.

***

Tanrının bildiğini kuldan mı saklayacağım der gibi, kendisini de, sözü de sokağa tanıtıyor yeniden. Ve ortada sevişmediği hiçbir şey kalmıyor: Ne kâğıt ne kalem ne de sevgili!.. Sadece bağırmakla, çağırmakla olmayacağını anlamışlar familyasının bir neferidir Metin Aydın. Söz doğurmaktan, şiir doğurtmaktan başka bir meselesi olmamış gibi duruyor ellerinde Bisturi’si ile.

Acaba yalnızlıkları aşan şair olmak öyle bir şey midir? Sanıyorum evet. Şair demek yalnızlığın panzehiri şiirin de kutsal ebesidir. Şair-yazar Metin Aydın’ın yiğit evladı Bisturi-Huzursuz Metinler’e merhabalar.

Metin Aydın, Bisturi-Huzursuz Metinler, Kaos Çocuk Parkı Yayınları, 115 s.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR