Minima Moralia: “Yanlış hayat doğru yaşanmaz.”
30 Eylül 2019 Edebiyat

Minima Moralia: “Yanlış hayat doğru yaşanmaz.”


Twitter'da Paylaş
1

Minima Moralia genelde felsefe, özelde ise konusu her şey olan bir kitap. Anlatılmak istenen düşünceler yüz elli üç aforizma ile okuyucuya sunuluyor.

Öyle sözler var ki üzerinde durup düşünüldüğü zaman ansiklopediler dolusu anlamlar çıkar. Öyle sözler de var ki boş lakırdıdan öteye gitmez. Bazı cümleler duyduğunuzda ya da okuduğunuzda ruhunuzu titretip sizi kendinize getirir. Yeni bir milat sayfası açtırır hayatınızda. Enerji verir, divane eder, yollara düşürür. Belki yaşatır belki de sağ koymaz sizi. Sözün gücü var elbette, bazen kılıçtan keskin bazen de kıldan ince nitelikte.

Adorno eserinde sözlere olan yaklaşımını bu cümle ile yazıya dökmüş: “Bir görüş bir kez dile getirildikten sonra, ne kadar saçma, raslansal ya da yanlış olursa olsun, sırf söylenmiş olduğu için onu söyleyenin mülkü olarak kendi sahibini boyunduruk altına almakta ve artık ondan kurtulma olasılığı da ortadan kalkmaktadır. Sözcükler, sayılar, tarihler bir kez ağızdan çıktıktan sonra bağımsız güç kazanmaktadır.” “Söz ağızdan çıkana kadar esirindir, ağızdan çıktığında ise sen onun esiri olursun” sözünü anımsattı bana.

Düşünmek

 Bence düşünmek sonu iyiye ve güzele çıktığı sürece iyidir. Aksi yorar, yıpratır hatta kaybettirir çoğu zaman. Değil mi ki, güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır. Adorno şöyle der: “Düşünmeyi sevmemek çok geçmeden düşünmeyi becerememeye dönüşür” ve “düşünce bir sabah kaçırılmış olanın anısıyla uyandırılmayı bekler ve böylece öğretiye dönüşmeyi.”  

Vermek

 “Hayal gücümüzü biraz çalıştırmakla müthiş derecede sevindiremeyeceğimiz kimse yoktur. İnsanlarda vermemenin yarattığı bir boşluk mutlaka oluşur, hissedilir ve hissettirir kendine düşen payı. Vermeyen insanın en vazgeçilmez yetileri dumura uğrar, çünkü veremeyen insanların yaptıkları her şeyden bir soğukluk yayılır. Gereken şefkat sözcüğü söylenmemiş, beklenen düşünceli davranış gösterilmemiştir. Bütün şefkatli, iyi ilişkiler hatta belki de insan doğasının bir parçası olan barışma bile hediyedir bilen için” ve “zamanımızın cimrisi ise kendisine hiçbir şeyi, başkalarınaysa her şeyi pahalı gören kişidir.”

Mutluluk

“Mutlu olup olmadığımızı rüzgârın sesinden bile anlayabiliriz. Mutsuz insana evinin korunaksızlığını anımsatır bu ses, onu kuş uykularından, huzursuz düşlerinden uyandırarak. Mutlu adam içinse korunmuşluğun şarkısıdır: Öfkeli uğultusunda artık ona karşı etkisiz olduğunu itiraf eden fısıltıyı da işitir” ve “hakikat için geçerli olan mutluluk için de geçerlidir. Kişi ona sahip olmaz, onun içinde olur,” diyor yazar.

İnsan

 “Gözetilecek çıkarları ve gerçekleştirilecek planları olan “dünyevi kişinin” gözünde karşılaştığı insanlar otomatik olarak dost veya düşmana dönüşür. Kendi planları içinde oynayabilecekleri rolü kestirmeye çalışırken onları daha en baştan nesneye indirgemiştir. Bazıları yararlıdır, bazıları engel. “Muhtemel avantajlara dikilmiş göz, bütün insan ilişkilerinin ölümcül düşmanıdır.”

Umut

 “Umutsuzluk karşısında sorumlu bir biçimde sürdürülebilecek tek felsefe, her şeyi kurtarılmanın bakış açısından görünecekleri biçimleriyle düşünme çabasıdır.”

Yazı

 “Yazar bir ev kurar metninde. Kâğıtları, kitapları, kalemleri ve evrağını bir odadan ötekine taşıyıp dururken yol açtığı kargaşanın aynısı düşüncelerinde de oluşur. Kâh memnun kâh huzursuz, içine gömüldüğü eşyalardır bu düşünceler. Onları şefkatle okşar, kullanır, eskitir, karıştırır, yerlerini değiştirip tahrip bile eder. Yazı artık bir yurdu kalmamış kişi için yaşanacak bir yer olur.”

 Ve tabii ki en önemlisi yaşamak. Adorno'nun altına imzasını attığı her sözden faydalanmanız dileğiyle.


Twitter'da Paylaş
1

YORUMLAR


Coşkun Horuz
İlgiyle tâkip ettiğim sitenizde çok sevdiğim bir isim olan Adorno ve eseri hakkında yazılmış bir yazı görünce hemen okudum. Okur okumaz da yazıda yer alan birtakım eksiklik ve “ayıplar” dikkatimi çekti. Önce eksiklikten başlayalım. Bu yazıda T. Adorno’nun “Minima Moralia” isimli eseri eserden yapılan iktibaslarla tanıtılmaya çalışılmış. Fakat yazının sâhibi olan sayın Ceylan Alkan, sanki eseri dilimize kendisi kazandırmış ve kendisi yayımlamış gibi eserden bahsederken ve eserden iktibaslarda bulunurken eseri dilimize kazandıranları (Ahmet Doğukan – Orhan Koçak) ve eseri yayımlayan (Metis) yayınevini anma zahmetine girmemiştir. Bizce bu emeğe saygısızlık anlamı taşıyan büyük bir eksikliktir. Yazıda yer alan “ayıplara” gelince; Birinci ayıp, düpedüz intihal! Sayın Alkan, Said Nursî’ye âit olan şu sözü hiçbir kaynak (sözün sâhibini ve sözün, yazarın hangi metninde geçtiğini) belirtmeden söz kendisine âitmiş gibi kullanmıştır. ‘Değil mi ki, güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır.’ / Said Nursî, “Mektûbat”. Diğer ayıp da ise; Sayın Alkan, iktibas ettiği bir sözü, sanki söz anonim bir sözmüş gibi sözün sâhibini ve kaynağını belirtme gereği görmeden kullanıyor. İlgili iktibas ‘“Söz ağızdan çıkana kadar esirindir, ağızdan çıktığında ise sen onun esiri olursun” sözünü anımsattı bana.’ biçimindedir. Halbuki bu sözün de bir sâhibi ve kayıtlı olduğu bir metni vardır: Hz. Ali, “Nechü’l Belâğa”, (Çeviren: Adnan Demircan, Beyan Yayınları.) Mezkûr yazının ilgili eksiklik ve ayıplarının giderilmesini veya yayından kaldırılmasını tarafınızdan ricâ eder, iyi çalışmalar dilerim. Coşkun Horuz coskunhoruz@gmail.com
9:17 PM

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR