Miskinlik Tuzağında Yapay Zekanın Kucağına Sürüklenen İnsanlığını Bekleyen Trajik Son
23 Aralık 2018 Bilim Teknoloji Hayat

Miskinlik Tuzağında Yapay Zekanın Kucağına Sürüklenen İnsanlığını Bekleyen Trajik Son


Twitter'da Paylaş
0

“Yapay Zekâ” konusundaki en önemli korkulardan biri, “Ya bu cihazlar insanlığı kontrol altına alırsa, ne olur?” sorusu altındaki endişeli yığınlardır. Bu korkuların gerçeğe dönüşebilmesi için, yapay zekânın ilerlemesinden çok, insanlığın fiziksel, bilişsel ve düşünsel seviyelerinin gerilemesi, sönümlenmesi ve işlevsiz hale gelmesi gerekir. İnsanlık, kolaycılık hastalığı/düşkünlüğü nedeniyle akla gelebilecek her şeyi cihazlara yaptırma eğiliminde olduğundan, sahip olduğu pek çok işi/uğraşı elinden/zihninden/iradesinden bırakma/bıraktırılma durumuna gelmiştir. Bu süreç hızlanarak devam eden/edecek bir ivmededir. Bunun neticesinde bırakın insanlığın ilerlemesini, mevcut birikimlerinin de yitirilmesine sebep olmaktadır/olacaktır.

Kolaycılık/düşkünlük/tembellik ile başlayan bu süreç, ekonomik bir değer kazanınca kurumlarca maddiyatçı bir zihniyetle sahiplenilip, kurumsal bir hüviyete kavuşarak zamanla hiçbir işte, hiçbir kararda insana rol kalmayacak, güven duyulmayacak noktaya ulaşacak. Hiçbir eylemde, uygulamada, kararda insanın esamesi bile okunmayacak. İnsani olan ne varsa bu mekanizmalarda devre dışı kalacak. Öncelikle her şeyleri cihazlara yaptırmanın konforuna tav olan insan, zamanla düşünme, karar verme gibi yetilerini de işlevsiz bırakacak. Zamanla gerilemeye/unutulmaya başlanılan pek çok maharet, insanın ve insanlığın kendine güvenini kaybetmesine ve bir süre sonra da bu güvensizliğin kemikleşmiş bir inanca dönüşmesine neden olacak.

Gün gelecek insan/insanlık hemen hemen her konuda kendini katı suretle “güvenilmez” addedip bu alanların tamamında alınan kararları, uygulamaları kendi iradesiyle “Yapay Zekâ” tarafına teslim etmeye başlayacak. Bunların neticesinde kaba bir tabirle insanlık git gide “embesil” bir hal almaya başlarken cihazların itibarı, güvenilirliği sorgulanamayan bir duruma gelecek, kabiliyetleri, sorumlulukları ve yetkileri artmaya devam edecek. Bu gidişatın sonunda zaten insanlık kendi tercihleriyle “esaretini” yaratıp gönüllüce “Yapay Zekâ”nın egemenliğine girecek/girdirilecek. Sonrasında ise daha vahim olan gerçekleşecek ve insan doğumdan ölüme kadar bu düzenekte bir “meta” olarak yaşamını sürdürmeye çabalayacak. Bu düzenekten çıkmak pek çok büyük acılara ve yıkımlara neden olacak; insanlık kendi kurduğu bu düzeneği, gelecek kuşakların büyük bedeller ödeyerek yıkmasına gebe kalacak.

Şimdiden bu gidişatı gören ve kendini/toplumu teslim alan miskinlik hastalığından kurtarıp insanın sorumluluk ve karar alma yetilerini muhafaza edebilenler, ileriki zamanlarda daha az hasarlarla düzlüğe çıkmayı başarabilecek. Cihazlara, yapay zekâlara devredilen her iş, her uğraş insanlığın kas/sinir/beyin hücrelerinden eksilen/zayıflayan/körelen işlevsiz bırakılan birer parçalara dönüşecek. Yavaş da olsa, eksik de olsa, hatalı da olsa, maliyetli de olsa İstisnai olumsuzluklar genel insanlık kaidelerini bozmamalı, “Yapay Zekâ” kolaylığına telsim edilmemeli. Hele bu gidişatta kendini bu olumsuz durumdan koruyan, sakınan, korunulan azınlık bir insanlık kesimi kalırsa, dünyanın geri kalanı yığından başka bir şey ifade etmez ve bir maden/kaynak gibi bu azınlığın keyfiyetine/ihtiyaçlarına göre işlenilen bir materyale döner. Bu gidişattan korunmanın/kurtulmanın tek ve tek bir yolu var: Çalışmak, çalışmak, çalışmakt Kesin ve kesin bir biçimde fiziksel, zihinsel, miskinlikten kurtunulmalı ve bedenen, zihnen insanı dinç tutup, mümkün olduğunca çağın/günün gerektirdiğince güçlendirmeli, geliştirmeli ve kritik tüm alanlarda “gücü”, “fikri” ve “nihai kararları” insan iradesinde/kontrolünde tutmalıyız. En azından cihazları geliştirmeyi, etkinleştirmeye gösterdiğimiz çabaların küçük bir miktarını mutlaka ve mutlaka insanlığın gerilememesine yönlendirmeliyiz. Özetle, hareket etmeliyiz, iş yapmalıyız, karar vermeliyiz, hata yapmalıyız, yorulmalıyız, kırılmalıyız, üzülmeliyiz, insanlığımızdan vazgeçmemeliyiz. İşlerimizi, uğraşlarımızı cihazlara teslim etmemeliyiz. Bizler iş yaptıkça, uğraş sahibi oldukça gelişir, gelişimimizi koruyabiliriz. Miskinlik, kolaycılık bizi yok eden, bizi muhtaç eden, bizi aciz bırakan hastalıklarımızdır.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR