Montaigne'i Niçin Okumalısınız?
18 Aralık 2018 Kültür Sanat

Montaigne'i Niçin Okumalısınız?


Twitter'da Paylaş
0

“Başkaları insanoğlunu yetiştiredursun, ben onu anlatıyorum..."

Fransız deneme yazarı Michel Eyquem de Montaigne varlıklı, aristokrat ve Katolik inançlarına bağlı bir ailede, iyi bir eğitim vererek yetiştirildi. Gençliğinde birçok Avrupa ülkesini gezdi. Belediye başkanlığı ve milletvekilliği yaptı. Denemeleri ilk kez 1580 yılında yayımlanmaya başladı. Avrupa’ya özgür düşünmesini öğreten kişi ve Rönesans’ın önemli düşünürlerinden, hümanizmanın önde gelen yazarlarından oldu.

“Bütün insanları hemşerim sayıyorum. Bir Polonyalıyı tıpkı bir Fransız gibi kucaklıyorum. Dünya ile akrabalığımı kendi milletimle akrabalığımdan üstün tutuyorum. Doğduğum yerin pek o kadar heveslisi değilim. Kendi düşüncemle vardığım yeni bilgiler bana, sırf tesadüflerle edindiğim hazır ve gelişigüzel bilgilerden daha değerli gelir. Kendi kazandığımız temiz dostluklar nerde, iklim ve kan dolayısıyla bağlı olduğumuz dostluklar nerde!”

İnsana ve hayata dair her konuda, antik Yunan ve Roma filozoflarının yazdıklarını ve kendi deneyimlerini harmanlayarak aklından geçenleri, inandığı doğruları kaleme aldı.

Deneme türünün yaratıcısı kabul edilen Montaigne, mezhep savaşlarının yoğun olduğu bir dönemde şatosuna kapanarak yaklaşık yirmi yıl boyunca bin sayfayı aşan denemeler kaleme aldı. Fransa’nın çalkantılı döneminde tek başına verdiği en büyük mücadele yazmasıdır. Sextus Empiricus’un, “Her akılcı görüşe eşdeğer bir akılcı görüşle karşı çıkılabilir” sözü kütüphanesinin duvarında asılıydı. Bu sözden hareketle düşündü, okudu, yazdı ve yaşadı.

montaine

Montaigne ne hayatta ne de yazılarında hiçbir ideolojinin ya da düşüncenin militan savunucusu olmadı. Her konuda ılımlı, hoşgörülü, insanlığa sadakatle bağlı kaldı. Onun için hayatın amacı, onurlu, doğru dürüst ve doğayla uyumlu yaşamak. Sadakat, hoşgörü, cesaret, dürüstlük ve tarih boyunca insanın yokluğunu çektiği erdemleri anlattı denemelerinde. Kimseye ders vermeye kalkmıyor. Düşüncelerin de zaman içinde değişebileceğini göz önünde bulundurarak insan doğasının, insanın, insanlığın bildiğimizden farklı yüzleri olduğunu gösteriyor. Doğru ile yanlış onun kuşkucu bakış açısıyla irdelendiğinde, ikisi arasında keskin bir ayırım olmadığını anlıyoruz.

Denemeler okurun hayat hakkında başvurabileceği tükenmez, her okunduğunda yeniden üretilen sahici bilgi kaynağıdır. Kendimizi bilmemiz, kendimizi tanımamız bilginin temelini oluşturur. Karanlık bir ormanda durmaksızın alınan bir yoldur insanın kendini tanıma yolculuğu. Denemeler bize bu yolda rehberlik ediyor ve bu yolculuğun her ânında ruh halimizin de amacımızın da değişebileceğini söylüyor.

Birey kendisi ve toplum hakkında ne kadar çok şey bilirse bilsin, her zaman bir başka gözün onda farklı ya da eksik gördüğü bir yan olacaktır. Yaşam tam da o eksikliği tamamlama derdi değil midir, hepimiz farkında olarak ya da olmayarak o eksiğin peşinde değil miyiz. İnsan kendini ne kadar tanıyabilir. Belki de en az tanıdığı kişi gene kendisidir ve insan en çok kendisi hakkında kuşkuya düşmektedir.

Okura, “Bu kitabı yakınlarım için kolaylık olsun diye yazdım. İstedim ki beni kaybedecekleri zaman (ki pek yakındır) hakkımda bildikleri, daha etraflı ve daha canlı olsun,” diyor.

Bu sözleriyle kendisini eleştiriye kapadığı düşünülebilir, oysa onu eleştirmemek gene onun savunduğu görüşlere ters düşmektedir. Yazdıklarında aristokrasiye, dine, dogmalara, iktidara haddini ince bir alayla bildirmesi, oluşabilecek tepkiler karşısında okuru yakın çevresiyle sınırlaması mantığa uyuyor.

montaigne

“Kısaca, okuyucu, kitabın özü benim: Boş vakitlerini bu kadar sudan ve anlamsız bir konuya harcaman akıl kârı olmaz. Haydi uğurlar olsun,” demesine kulak asmayalım. Bağnaz bir toplumda özgürlüğün kapılarını aralayan denemelerine karşı oluşabilecek tepkiler karşısında zamanın fincancı katırlarını ürkütmek istemiyor. Yazdıkları güncelliğini kaybetmeden okunası bir edebi metin olarak yayımlandığı ilk günden bu güne kültür dünyasında yerini aldı.

Montaigne denemelerin konusuyla ilgili olarak üçüncü kitabın on ikinci bölümünde, “Başkaları insanoğlunu yetiştiredursun, ben onu anlatıyorum ve kendimde, pek fena yetişmiş bir örneğini gösteriyorum,” diye alçak gönüllü bir açıklama yapıyor. Yaşamın bütün evrelerini, yaşama dair her şeyi tek tek ayrı başlıklar halinde inceliyor. Okura kalan, üzerine düşünmek.

Bilgi değişiyor, bilim gelişiyor, tarih yeniden yazılıyor, gelecek kurgulanıyor, yani gene Montaigne’in deyimiyle her şey zamanla değişiyor, ama insanın duyguları, olaylar karşısındaki tepkileri ve davranışları değişmiyor. Belki gizleniyor, belki erteleniyor, ama bıraktığı etki temelde aynı. Korkunun, öfkenin, hüznün dili hangi toplumda ya da insanda keskin çizgilerle farklılık gösterebilir ki. Montaigne insana dair duyguların insan yaşamını nasıl etkilediğini derinlemesine anlatıyor. Kişinin kendini sorguladığı, değişimi kendinde başlattığı, düşünce yapısını irdelediği, karşısındakini anlamaya çalıştığı, günümüzde bize kolaylık sağlayan her şey Montaigne’in denemelerinde karşımıza çıkıyor.

Bazı kitaplar vardır, dönüp tekrar okuruz ve her okuduğumuzda hayat karşısında bize farklı bir kapı aralar, bize rehberlik eder, Montaigne’in denemeleri o nadir başucu kitaplarındandır.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR