Muannit Sahtegi’nin Yaşadığı Dönüşüm
13 Mart 2018 Edebiyat

Muannit Sahtegi’nin Yaşadığı Dönüşüm


Twitter'da Paylaş
0

Vüs’at O. Bener’in Bay Muannit Sahtegi’nin Notları adlı romanı, Cumhuriyet Dönemi Türk romanının en yetkin örneklerinden biridir.
Serkan Parlak
Türkçe edebiyatın gelmiş geçmiş en özgün karakterlerinden biridir o: Yazar, anlatıcı ve bir roman karakteri olarak Muannit Sahtegi… Dönemin günlük hayatı, toplumsal yapısı ve politik olayları bu anti-kahramanın penceresinden önümüze açılır. Peki nasıl? Tabii ki günlük biçiminde. Ancak bu günlük bildiğimiz anlamda bir günlük değildir. Günlük notları bazen özetlenerek, bazen değiştirilerek, bazen de olduğu gibi okura aktarılır. Muannit Sahtegi’yi çözümlemek için, öncelikle zamansal akışı kavramak, bunun için de günlük tarih ve saatlerine dikkat etmek gerekir. Karakterdeki değişim ve dönüşümü kavramak için bu çok önemlidir. Günlüğün ve karakterin karmaşıklığıyla ancak bu şekilde başa çıkılabilir. Vüs’at O. Bener’in Bay Muannit Sahtegi’nin Notları adlı romanı, Cumhuriyet Dönemi Türk romanının en yetkin örneklerinden biridir. Romanda başkahramanın hayatının bir bölümü günlükler üzerinden anlatılır. Anı-roman ya da mini-roman diyebileceğimiz bu metinde bir yandan 1979 yılında yazılmaya başlanan günlük notları, öte yandan ise bu notlarla ilgili 1982’den sonra yazılan yorumlar aktarılır. Günlükler karmaşık bir biçimde kurgulanmıştır. Elimizde yayını planlanan günlük hakkında bir günlük vardır. Muannit Sahtegi bu yorumları yaparken o zamanki günlük yaşamını da aktarır, yeniden günlük tutmaya başlar. Kesintiye uğramış ya da birbirinin devamı olan iki günlük söz konusudur: 1. Günlük: 1 Ekim 1979-5 Şubat 1980 / 2. Günlük: 7 Mart 1984-13 Eylül 1987 tarihlerini kapsar. Birinci ve ikinci günlük arasındaki farklar çok önemlidir, özellikle Muannit Sahtegi’nin yaşamındaki değişimleri anlamak için. Bu olgu, karakterin ruh halinde ve dilde de belirgin biçimde görünür olur. Modernist roman metni olarak Bay Muannit Sahtegi’nin Notları’nda, merkezde bulunan karakteri bütün karmaşıklığıyla vermek için en uygun anlatıcı konumu seçilmiştir. Muannit Sahtegi’yi bir karakter olarak 1. tekil kişi anlatıcı aracılığıyla zihnimizde canlandırırız. Anlatıcının iç dünyası ve aklından geçenler doğrudan verilmektedir. Yapıp ettiklerinden, yazdıklarından hareketle başkahramanın kişiliği çok iyi bir biçimde açığa çıkmaktadır. Muannit Sahtegi, bir tip değil karakterdir. Zihninin karmaşıklığı, yaşadığı çelişkiler ve dönüşüm bunun en önemli kanıtıdır. Romanda anlatıcı; duygu, durum, kişilik, tutum ve genelde anlatım biçimi olarak doğrudan anlatma yolunu seçmez, göstererek anlatır. Adıyla ve soyadıyla uydurma bir roman kahramanı olan Bay Muannit Sahtegi gerçek bir karakter gibi okunabilirliğini sağlar. Yazar, bir roman içinde, hem gitgide olumsuzlaşan kişilik değişimini göstererek hem de o kişiliğin boyutlarını alabildiğine çoğaltarak, çok sahici bir yazınsal karakter ortaya çıkarmıştır. Yazınsal niteliği yüksek modernist romanlarda kişiler daha karmaşık, daha çok boyutlu hale gelir. Romanda kişilerin dönüşümleri mantıklı olmalıdır, yoksa yapay bir kişi ortaya çıkar. Bu durum yazınsal metnin değerinin düşmesine neden olur. Romanın sonunda roman kişisinin başka bir kişiye dönüşmesi gerekir. Bir karakter olarak Muannit Sahtegi’nin romanın başlangıcından sonuna kadarki temel kişilik özelikleri ve bu özeliklerin geçirdiği değişim aşağıdaki başlıklarda toplanabilir: Muannit Sahtegi, kendisiyle barışık olmayan, sorunlu, yabancılaşmış, sevgisiz bir kişiliktir. Düşünceleri hemen her zaman çelişkilerle doludur. Yaşlılık korkusu, ölüm kaygısı, sevgisizlik ve kendinden memnuniyetsizlik belirgin kişilik özelikleridir. Tip değil karakterdir. Karakter olarak karmaşık bilinci dil ve anlatımına yansır. Kafa karışıklığı ile metnin dili birbiriyle çok uyumludur hatta ona en uygun dil budur denebilir. Muannit Sahtegi, kaygı ve korkularla yaşar. Bu kaygı ve korkuların en önemlisi, zamanın geçişine yenik düşmektir, ölmektir. Davranışlarında ve düşünme biçiminde hayatın geçiciliği karşısında duyulan çaresizlik göze çarpar. Yaşlanmıştır. Ölüm saptamalarından hareketle yaşadığı değişimi yazı aracılığıyla, günlük tutarak aktarmaya çalışmaktadır. Onu ayakta tutan şey; yazmak ve evlatlığı Fatoş’a olan sevgisidir. Ölüme çare sanat ve sevgidir. Muannit Sahtegi, geçim sıkıntısı çeken biridir. Temizliği ve beslenmeyi en aza indirmek gibi hastalıklı, takıntılı davranışları vardır. Kaygıları nedeniyle kendine acımaya başlar, iyice içine çekilir. Çaresizlik içinde içine kapanmaya başlar. Kendine yetmezlik, güvensizlik duyguları da yaşar. Kaygılardan ibaret bir zihinle ruhsal bir çöküşe, kişilik çözülmesine doğru gitgide sürüklenir. Mağaraya çekilerek kendiyle baş başa kalmak, çile doldurmak, dine yöneliş de düşünceleri arasında yer alır. Ruhsal çözülüşüne çareler arar. Muannit Sahtegi, 1979 tarihli ilk günlük notlarında daha dinç bir bilince, daha bilinçli bir öfkeye sahiptir. Hem zihin hem de bedenen oldukça zindedir. Karmaşık bir davayla uğraşır, okuduğu oyun metinlerini eleştirir. 1984 sonrası ikinci günlük notlarında ise pasif bir bekleyişle özdeş hale gelir. İletişimsizlik ve sevgisizliğin yansımaları olarak, öteki insanlara yönelik kin, nefret ve düşmanlık duyguları ortaya çıkar. Günlüğü yazdığı ikinci dönemde kendine karşı olan sevgisizliğini ve hoşgörüsüzlüğünü sokaktaki insanlara hissettirmek ister. Artık insanları düşman gibi gören, onlara savaş açan, onları hor gören bir mantıkla hareket etmektedir. Adım adım hiçleşmeye doğru gitmektedir. Döneminin genel geçer toplum değerleri ve yaşam biçimiyle uyum sağlayamaz, derin bir yalnızlık yaşar. Öteki insanlara yönelik aşağılayıcı nitelemelerle duygularını dışa vurmaya başlar. Kendine acıma, buna bağlı olarak insanları kendisinden nefret ettirme çabası gitgide insanlardan nefret etmeye kadar varır. Muannit Sahtegi, günlüklerin ilk döneminde katıldığı kat malikleri toplantısında kapıcının yaşam koşullarını dert eden, başkalarının dertleriyle ilgilenen birisidir. İkinci döneminde ise kendine ve öteki insanlara yönelik eleştirisi artar. Cimriliği de artar. İlk döneminde Türkiye ve dünya meselelerine duyarlı, medyayı yakından takip eden biriyken; ikinci döneminde kendi içine döner, zihnine daha çok gömülür. En ciddi meselelerde, cümlelerde bile araya kendisiyle ilgili ince alaylar yerleştirerek çelişkileri, ikilikleri, kırılmaları besler, zenginleştirir. Eleştiri, özeleştiri ve özgün fikir belirtmeler bile ince alayla bitirilir. Ciddiyete tahammül edemez. Dönemin politik atmosferini anlattığı sıkıcı sayılabilecek bilgilerin farkına vardığında şiirler yazarak dengeyi gözetmeye çalışır. Muannit Sahtegi, günlüklerin ilk döneminde para takıntısı nedeniyle en ince ayrıntıları hesaplar, karıştırmaz, zihni açıktır. Bu dönem başkalarının sorunlarıyla ilgilendiği bir dönemdir, Fatoş’un İngiltere’de yaşadığı bir sorun nedeniyle şikâyet dilekçesi yazar. Günlüklerin ikinci döneminde ise korkuları ve uyku sorunları daha da artar. Yazma sıkıntıları ve bunalımlar baş gösterir. Açlık ve maddi sıkıntıları sürmektedir. Günlüğün bazı yerlerini aktarmaz, keser, yavaş yavaş bilinç bulanıklığı başlamıştır. Günleri karıştırmaya başlar. Romanın son iki bölümü Muannit Sahtegi’nin yaşadığı değişimin en açık verildiği bölümdür. İlk dönemdeki rahatlığın yerini zorlama ayakta kalma çabası almıştır. Zaman kavramını yitirmekte, uyku sorunları yaşamaktadır. Yaşam ona çok saçma gelmektedir, artık yaşamaktan bıkmıştır. Günlüğe yazdığı günlerin aralıkları artmaya başlar. Yaklaşık üç yıl ara verdikten sonra son iki günlük notunu yazar. Dönemin toplumsal gerçekliği, kişisel algılarla içi içe geçer. Artık onu sadece Fatoş’un sevgisi ayakta tutmaktadır. Muannit Sahtegi’nin yaşadığı dönüşümün dildeki görünümleri henüz incelenmemiştir. Yapılacak çalışmalarda romanın yazarı Vüs’at O. Bener’in kendi ürettiği sözcükler, kurduğu kısa, özlü, yalın cümleler üzerinden görünür olan şiirsellik de incelenebilir. Dönemin politik ve toplumsal olaylarına karakterin bakış açısı da dikkate değer bir olgu olarak edebiyat sosyolojisi açısından çözümlenebilir. Romanda yaşanan bir mekân olarak Ankara ve kahramanın yaşadığı ev de yaratılan atmosfer bakımından dikkate değerdir.

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR