Muhteşem Antik Dönem Kütüphanelerinin Bazıları Türkiye'de
14 Aralık 2016 Hayat Şehir Liste Tarih

Muhteşem Antik Dönem Kütüphanelerinin Bazıları Türkiye'de


Twitter'da Paylaş
0

Eski ve ciltli kitaplardan da önce, kütüphaneler vardı. Dünyanın dört bir yanındaki bu bilgi tapınakları, kil levhalar ve parşömenlerin olduğu bir depodan ziyade, kültür ve öğrenim merkezleriydi. İşte antik dünyanın bu efsanevi 8 kütüphanesi hakkında gerçekler: antik-ku%cc%88tu%cc%88phaneler-go%cc%88rsel-1-ashurbanipal

1. Asurbanipal Kütüphanesi

Dünyanın bilinen en eski kütüphanesi, milattan önce 7. yüzyılda Asur kralı Asurbanipal tarafından kurulmuş. İçinde yaklaşık 30.000 adet, konusuna göre organize edilmiş çiviyazısı tablet ve parşömen bulunan kütüphane, bugünün Irak Ninive’de bulunuyor. Tabletlerin birçoğu arşivsel doküman, dini büyü ve bilimsel yazılardan oluşurken, neredeyse 5.000 yıllık geçmişe sahip Gılgamış Destanı gibi bazı edebi metinler de kütüphanede yer alıyor. Bir kitapsever olan Asurbanipal, kütüphanesinin büyük bir bölümünü Babil’den ve fethettiği topraklardan yağmaladığı belgelerden derlemiş. Arkeologlar kütüphanenin kalıntılarına 19. yüzyılın ortalarında rastlıyor ve içeriğin birçoğu şu an İngiltere’deki British Museum'da saklanıyor. Asurbanipal birçok tabletini yağmalama sonucu elde etse de, kendisi hırsızlıktan oldukça korkuyormuş. Metinlerden birinin üstündeki ibarede, birinin tabletlerini çalması durumunda tanrının onu “devireceğine” ve “ismini ve tohumunu topraktan sileceğine” ilişkin bir uyarı bulunuyor. antik-ku%cc%88tu%cc%88phaneler-go%cc%88rsel-2-iskenderiye

2. İskenderiye Kütüphanesi

Milattan önce 323’te Büyük İskender’in ölümünün ardından Mısır’ın yönetimi, Büyük İskender’in eski generali olan ve İskenderiye şehrinde bir öğrenim merkezi kurmaya çalışan I. Ptolemy Soter’e geçti. Ortaya çıkan İskenderiye Kütüphanesi, zamanla antik dünyanın entelektüel cevheri oldu. Kütüphanenin fiziksel düzeni hakkında çok az bilgi mevcut, ancak içinde edebiyat, tarih, hukuk, matematik ve bilim içerikli yazıların olduğu 500.000’den fazla, papirüs tomarları biçiminde kitap barındırdığı tahmin ediliyor. Kütüphane ve ona bağlı araştırma enstitüsü, Akdeniz’den birçok bilim insanı getirmiş ve onlara araştırmalarını yürütmeleri, içeriklerin bir kopyalarını oluşturmaları için geçimlerini sağlamaya yetecek kadar devlet ödemesi yapmış. Yıllar içinde yerleşkeye gelen akademisyenler arasında Strabon, Öklid ve Arşimet de bulunuyor. Büyük kütüphane bilindiği üzere milattan önce 48’de, Jül Sezar’ın Mısır hükümdarı Ptolemy XIII ile savaşı sırasında yanlışlıkla İskenderiye’nin limanını ateşe vermesinden sonra, iddialara göre yanarak yok olmuş. Ancak alevler kütüphaneye zarar verirken, şu an birçok tarihçi kütüphanenin birkaç yüzyıl daha bir şekilde varlığını sürdürdüğüne inanıyor. Bazı bilim insanları kütüphanenin MS 270’te, Roma İmparatoru Aurelian’ın hükümdarlığı sırasında bütünüyle yok olduğunu iddia ederken bazıları 4. yüzyıla kadar varlığını koruduğunu söylüyor. antik-ku%cc%88tu%cc%88phaneler-go%cc%88rsel-3-bergama

3. Bergama Kütüphanesi

Attalos hanedanı mensupları tarafından, milattan önce 3. yüzyılda inşa edilen ve bugün Türkiye’de bulunan Bergama Kütüphanesi, bir zamanlar 200.000 adet parşömen tomarından oluşan kitaba sahip bir hazineydi. Antik Yunan’da zekâ, strateji, sanat ve barış tanrıçası Athena’ya ithafen inşa edilen tapınakta bulunan kütüphanenin, üç tanesinde kitapların bulunduğu, birinde ise akademik konferansların ve ziyafetlerin düzenlendiği dört odadan oluştuğuna inanılıyor. Antik tarihçi Pliny The Elder’e göre, Bergama Kütüphanesi, döneminde öyle ünlü olmuş ki, İskenderiye Kütüphanesi ile yoğun bir rekabete girmişler. İki taraf da metinlerin eksiksiz hallerini toplamaya çalışmış ve rakip düşünce ve eleştiri okulları kurmuş. Hatta Mısır’ın Ptolemaios Hanedanı’nın, kütüphanenin büyümesini engellemek için Bergama’ya giden papirüs sevkiyatlarını durduğuna dair efsaneler bile var. Ancak yine de yıllar içinde şehir, parşömen kâğıdı üretim merkezi olmuştu. ITALY - MARCH 01: Inside the Casa del Mosaico di Nettuno e Anfitrite in Herculaneum, Italy in March, 2003. (Photo by Eric VANDEVILLE/Gamma-Rapho via Getty Images)

4. Papyri Villası

Antik dönemin en büyük kütüphanesi sayılmasa da, Papyri villası, bilinen adıyla “Villa of the Papyri”, koleksiyonu bugüne dek sağ kalan tek kütüphane. Bir Roma kenti olan Herkulaneum’da, büyük ihtimalle Jül Sezar’ın kayınpederi Lucius Calpurnius Piso Caesoninus’un inşa ettiği villadaki arşivde, yaklaşık 1.800 adet parşömen tomarları biçiminde kitap bulunuyordu. Milattan sonra 79’da Venüz Yanardağı patladığı zaman, kütüphane 27,5 metrelik volkanik madde tabakasının altında gömülü kalmış. Kömürle kaplı kararmış papirüsler 18. yüzyıla kadar keşfedilmedi ve o günden beri modern araştırmacılar onları okuyabilmek için multispektral görüntülemeden x-ray ışınlarına kadar her türlü yolu deniyor. Kütüphane listesindeki belgelerin çoğu yeni yeni deşifre ediliyor. Bu çalışmalar, kütüphanenin Epikür filozofu ve şair Philodemus’a ait çeşitli metinleri olduğunu şimdiden açığa çıkardı. Foro Traiano

5. Trajan Kütüphanesi

MS 112 yıllarında, İmparator Traianus (Trajan) Roma şehrinin merkezinde geniş ve çok kullanımlı bir kompleksin inşaatını tamamlamıştı. Bu forumda meydanlar, çarşılar ve dini tapınakların yanı sıra, Roma İmparatorluğu’nun en meşhur kütüphanelerinden biri de vardı. Yerleşkede teknik olarak biri Latince, öbürü Yunanca hizmet veren iki ayrı yapı bulunuyordu. Odalar, Trajan’ın askeri başarısını onurlandırmak adına inşa edilen Trajan Sütunu’nun bulunduğu kemerin karşı taraflarındaydı. İki bölüm de beton, mermer ve granitten oluşan oldukça görkemli bir yapıya sahip olmakla birlikte, iki büyük merkezi okuma salonu ve iki kademe kitap rafı olarak kullanılan duvar oyuklarında, 20.000 adet parşömen tomarları şeklinde kitap bulunduğu tahmin ediliyor. Tarihçiler, Trajan’ın bu ikili kütüphanesinin tam olarak ne zaman yok olduğunu bilmiyor. Ancak MS 5. yüzyılın sonlarına kadar olan yazılı metinlerde en az 300 yıl sağlam kaldığından söz ediliyor. antik-ku%cc%88tu%cc%88phaneler-go%cc%88rsel-6-celsus

6. Celsus Kütüphanesi

İmparatorluk döneminde Roma’da iki düzineden fazla büyük kütüphane vardı ama baş döndürücü edebi koleksiyonların olduğu tek yer yalnızca başkent değildi. MS 120’lerde, Roma konsolosunun oğlu Tiberius Julius Celsus Polemaeanus, şu anda Türkiye’de bulunan Efes’te, babasının anısına bir kütüphane yaptırdı. Binanın şatafatlı cephesi, mermer merdivenleri ve sütunlarıyla bilgelik, erdem, zekâ ve ilimi temsil eden dört heykel, bugün hâlâ ihtişamını koruyor. Aynı zamanda iç bölümünde de dikdörtgen biçiminde bir lonca ve kitaplık olarak kullanılan küçük oyuklar var. Kütüphanenin ortalama 12.000 parşömen tomarları biçiminde kitap kapasitesi olduğu sanılıyor. Şüphesiz ki yapının en çarpıcı özelliği, süslemeli ve oymalı taş sandukada mezarı bulunan Celsus’un kendisi. antik-ku%cc%88tu%cc%88phaneler-go%cc%88rsel-7-konstantinopolis

7. Konstantinopolis Kütüphanesi

Batı Roma İmparatorluğu’nun çökmesinden uzun bir süre sonra, klasik Yunan ve Roma düşünürlüğü Bizans İmparatorluğu’nun başkenti Konstantinopolis’te gelişmeye devam etti. Şehrin İmparatorluk Kütüphanesi milattan sonra dördüncü yüzyılda I. Konstantin (Büyük Konstantin) önderliğinde ortaya çıktı. Bu dönemde nispeten küçük kalan kütüphane, beşinci yüzyıl itibariyle 120.000 parşömen tomarları biçinde kitap koleksiyonuna sahip olacak kadar büyüdü. İlerleyen yüzyıllarda ise ihmaller ve sık sık yaşanan savaşlar nedeniyle kütüphane arşivi büyüyüp küçülmeye devam etti ve sonrasında 1204’te, Konstantinopolis’e bir Haçlı ordusunun saldırısıyla yıkıcı darbesini almış oldu. Kütüphanenin kâtip ve akademisyenleri, bozulan papirüslerin parşömen kopyalarını yaparak antik Yunan ve Roma edebiyatının sayısız eserini korumuş ve itibarlarını bugüne değin taşımışlar. antik-ku%cc%88tu%cc%88phaneler-go%cc%88rsel-8-beytu%cc%88l-hikmet

8. Beyt'ül Hikmet

Irak’ın başkenti Bağdat, bir zamanlar dünyanın eğitim ve kültür merkeziydi ve muhtemelen hiçbir enstitü Beyt’ül Hikmet kadar kendi gelişimiyle iç içe olmadı. MS 9. yüzyılda Abbasi hükümdarlığının devam ettiği dönemde kurulan kütüphane, matematik, astronomi, bilim, tıp ve felsefe üzerine Farsça, Hintçe ve Yunanca el yazmalarıyla doluydu. Beyt’ül Hikmet’e gelerek metinler üzerinde çalışan ve onları Arapçaya çeviren Ortadoğu’nun en iyi akademisyenleri için bu kitaplar, âdeta doğal bir kaynak görevi gördü. Akademisyenler arasında “Arapların filozofları” olarak anılan cebrin babası, matematikçi Hârizmî ile bilgin ve düşünür Kindî de bulunuyordu. Beyt’ül Hikmet, birkaç yüzyıl boyunca İslam dünyasının entelektüel merkezi olarak kalmaya devam etti. Ancak 1258’de Moğollar Bağdat’ı talan ettiğinde tüyler ürpertici sonu geldi. Efsaneye göre saldırıda öyle çok kitap Dicle nehrine atılmış ki, nehrin suyu, kitapların mürekkebi nedeniyle siyaha dönmüş.

Kaynak: History.com


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR