Oggito’nun Eylül Ayı İçin Önerdiği 10 Kitap
5 Eylül 2018 Kitap

Oggito’nun Eylül Ayı İçin Önerdiği 10 Kitap


Twitter'da Paylaş
0

enis batur

Sekizinci Günahın Sonrası

Enis Batur

Alberto Manguel, “Yedi Temel Günah” antologyasının ithafında “bir sekizincinin varlığını bilen Enis’e” notunu düşmüştü; bu kitap oradan boyattı: Alberto, Enis, başkaları – hepimiz yedi temel günahın altında yer alan asal günahın Tecessüs olduğunu yolda öğrenmiştik: Merak ediyorum, ergo sum; öyleyse sen busun.

Sel, Haziran 2018

Yayına Hazırlayan: Mısra Gökyıldız

küçük iskender

İkinci Waliz

Küçük İskender

Yolumda ilerliyorum. Waliz’im kamaşıyor.

Karanlığın

Işıltısı gözlerimi alıyor.

Bir sevdaya içini dökmek olmasın şelale

Waliz’in ikincisindeyiz. küçük İskender’in şiirle,

anılarla, düşüncelerle ördüğü, sürdürdüğü bir günlük

Waliz. Sınırı, kapısı yok. Şiirimizin en özgün

kalemlerinden birinin açıklıkla yazıp okura gönderdiği

bir süreksiz mektup. Okurlar için de esinleyici, su

imgeleriyle dolu bir metin. Devamı geleceği için,

şimdiden koleksiyonluk bir kitap…

Can Yayınları, Haziran  2018

hüseyin rahmi gürpınarBen Deli miyim?

Hüseyin Rahmi Gürpınar

İstanbul’un yeraltı dünyasına delilerle yapılan bir yolculuk… Şadan’la Kalender Nuri’nin “Bu iş karakolda biter” dedirten maceraları…

Bu tuhaf ikili bir yandan entrikalarını kurarlarken bir yandan da deli kimdir, akıllı kimdir, dâhilikle deliliği ayıran çizgi nedir gibi soruların yanıtlarını arıyorlar.

Ahlaki değerlerin sorgulandığı Ben Deli miyim?, Son Telgraf gazetesinde tefrika edilirken ahlaka aykırı bulunarak davalık oldu.

Koç Üniversitesi, Mayıs 2018

fikret muallaİki Aykırının Mektupları

Fikret Mualla

Semiha Berksoy

Cumhuriyetin ilk opera sanatçılarından Semiha Berksoy ve hayat hikâyesiyle Türk resim sanatının en “trajik” adlarından Fikret Muallâ.

1930’ların İstanbul’unda başlayan ve âşıkları kıskandıracak yakınlıktaki dostluk, Fikret Muallâ’nın bir daha dönmemecesine gittiği Fransa’da samimiyetini ve yakınlığını hiç yitirmeden mektuplarla devam eder. Ta ki Muallâ’nın ölümüne kadar…

Semiha Berksoy’un hayattayken bir araya getirdiği malzemelerden oluşan İki Aykırının Mektupları, bu iki çizgi dışı insanı mektuplarında buluşturuyor.

(Tanıtım Bülteninden)

Kırmızı Kedi, 2018

Zen Zen Şiiri
Editör: İnan Mayıs Ar

Zen ustası Ch’ih-chueh (Wanshi Shōgaku; 1091–1157) 12. yüzyılda şöyle diyordu: “Zen yolunun iflasının sebebi derin bir marifete ulaşmamış öğretmenlerin öğrencilerini zapt etmek için özlü sözler yumurtlayıp bilgileriyle caka satmaları ve içlerinde büyük bir arzu taşımayan öğrencilerin herkesin pek rağbet ettiği tuhaflıkları ve mevcut gelenekleri izleyerek entelektüel bilgi ve lafebeliğine saplanıp kalmakla yetinmeleridir… Bugün ‘öğretmenler’ ve ‘öğrenciler ’in birbirini ayartmaktan başka bir şey yaptığı yok. ‘Laf Ebeliğine gelince; Yuehlin’in de dediği gibi ‘Yüzde doksan isabetli atıştansa sessizlik bin kat yeğdir.’

Sub, Mayıs 2018

Yazı ve Ölüm

Andre Green

Bir Psikanalistin Edebiyat Yolculuğu: Proust, Shakespeare,
Conrad, Borges...

Psikanalist Green’in edebi metinler ile edebiyatçılar üzerine çok sayıda analiz çalışması var. Edebiyatçı Dominique Eddé, André Green’i hem yayımladığı çalışmalardan hem de sevdiği yazar ve metinlerden yola çıkarak düşünmeye ve fikirlerini açmaya davet ediyor: Birlikte Marcel Proust, Henry James, Joseph Conrad’ın yanı sıra Borges ve Shakespeare’i, ama en önemlisi, yazma faaliyetinin kendisini psikanalizin güçlü ışığıyla aydınlatmaya çalışıyorlar. Diyalog boyunca yazı ile ruhsal yaşam, metin ile bilinçdışı arasında mekik dokuyoruz; “Yazmanın yazar üzerinde ne gibi bir etkisi var?” ve “Yazı çalışmasında bazı yazarları intihara kadar sürükleyen nedir?” gibi önemli soruların peşine düşüyoruz. Yolumuzun belli bir noktasında psikanalistin metinle ilişkisine de değiniyor Green ve paradoksal biçimde analistin metnin analiz edileni olduğunu ileri sürüyor.

Bu güçlü diyaloğu edebiyat, sanat ve psikanalizle ilgilenen okurların zevkle okuyacağına inanıyoruz.

Metis, Mayıs 2018

Çeviri: Nesrin Demiryontan

Yayına Hazırlayan: Savaş Kılıç

jack london

Martin Eden

Jack London

Jack London’ın yarattığı en unutulmaz karakterlerden biri olan Martin Eden işçi sınıfından yoksul ve eğitimsiz bir gençtir. Üst sınıftan varlıklı bir ailenin son derece güzel ve bilgili kızı Ruth’a âşık olmasıyla okuma ve yazma serüveni başlamıştır. Roman boyunca edebi yolculuğuna tanıklık ettiğimiz bu genç adam değişirken kişiliğinden ödün vermemiştir. Martin Eden’i diğer benzer sayısız kahramandan ayıran şey tutkusu, inancı ve cesaretidir. Peki Amerikan rüyası Martin için bir yenilgi mi yoksa deneyim mi olacaktır?

Jack London farklı sınıfların değer yargılarını karşılaştırırken bir yandan da burjuvanın sarsılmaz sanılan mükemmelliğini eleştirmiştir. Döneminin ideolojik ve sosyolojik meselelerini de tartışan romanın, 1909 yılından bugüne dek dünya edebiyatında bunca kabul görüp bir klasik haline gelmesi, yazarının hayatından yarı-otobiyografik unsurlar taşımasındandır.

Alfa Yayınları, 2018

anton çehovÜç Yıl

Anton Pavloviç Çehov

Üç Yıl Çehov’un Rus edebiyatının büyük ustalarının mirasçısı ve güçlü bir yazar olarak kabul görmesini sağlayan  yapıtlarından biridir. Yazar bu romanda  evlilik kurumunu masaya yatırır. Evlilikte zamanın duyguları dönüştüren, kimi zaman da “sağaltan” etkisine; yıllar içinde paylaşılan deneyimlerin, birlikte göğüslenen felaketlerin “aşksız” başlayan evliliklerin bile ufkunda olgun sevgilerin belirmesine yol açabileceğine işaret eder.
Moskovalı bir tüccar taşrada tanışıp, ilk görüşte âşık olduğu genç Yulia’ya evlenme teklif eder. Genç kız, çekicilikten nasibini almamış bu adamı önce reddetse de, başka bir damat adayı çıkmaz korkusuyla evlenmeye razı olur. Ancak bu tek taraflı aşk, nikâhtan sonra Moskova’da yeni hayatlarına başlayan çifti katlanılmaz acılara sürükleyecektir.
Üç Yıl devrim öncesinde insan ilişkileri, bütün mücadeleleri ve hüsranlarıyla Moskova’daki hayatın da dokunaklı bir panoramasıdır aynı zamanda.

İş Bankası 2018

Çeviri: Yulva Muhurcişi

alejandro zambraSoru Kitapçığı

Alejandro Zambra

“Akademik Yeterlilik Sınavı’na girmek için önümüzde yıllar vardı ama öğretmenlerin büyük kısmı ta o zamandan bizi çoktan seçmeli sorulara alıştırmaya çalışıyordu. Yazmaya gerek yoktu, fikir belirtmeye gerek yoktu, herhangi bir şey, kendine ait bir fikir geliştirmeye hiç gerek yoktu: Sadece oyunu oynamak ve tuzağı tahmin etmek yetiyordu.”

Yeni kuşak Latin Amerikalı yazarların en önemlilerinden görülen Şilili Alejandro Zambra, Soru Kitapçığı’nda üniversiteye giriş sınavı ile kurmacayı harmanlayarak türler ötesi bir anlatı yaratıyor. Yazarla okurun birlikte soru sorduğu, birlikte yanıt aradığı ortaklaşa bir anlatı bu. Ayrıksı duran sözcükleri bulmaktan boşluk doldurmaya, anlam bütünlüğünü sağlamaktan okuduğunu anlama alıştırmalarına dek çoktan seçmeli doksan sorunun yer aldığı Soru Kitapçığı’nda her şık hayata dair belirleyici birer seçime dönüşüyor. Öğretmek yerine idman yaptırmaya dayalı eğitim sistemini, diktatörlük altında şekillenen hayatları, aile bağlarını sorguluyor, bazen yanıtsız kalıyor, bazen de şıkların ardında daha büyük gerçekleri keşfediyoruz.

Bonzai, Eve Dönmenin Yolları gibi romanlarıyla dikkat çeken Alejandro Zambra soruların incelikli çerçevesinde hikâye anlatıcılığını tüm ihtişamıyla konuşturmayı başarıyor.

Notos, Mayıs  2018

Çeviri: Çiğdem Öztürk

halit ziya uşaklıgil

Aşk-ı Memnu

Halid Ziya Uşaklıgil

Peyker’in izdivacı onun için bir darbe-yi müdhişe [müthiş darbe] olmuştu. Mesele çıkar çıkmaz kızının fikr-i izdivacına [evlilik fikrine] karşı isyan etti. Hususiyle Peyker’in yapmak istediği gibi bir izdivac-ı âşıkâneye [âşıkâne evliliğe] affolunmaz bir kabahat nazarıyla bakıyordu. Muvafakat etmemek için bir müddet uğraştı; sonra Peyker’in firar etmek tehdidine mukabil bütün kuvvetleri düşerek bir teslimiyet-i mezbûhane [boğazı kesilmişçesine bir teslimiyet] ile rıza gösterdi...

"Ne anlatır Halid Ziya, üzerine çok sayıda makale ve tez yazılmış olan bu unutulmaz romanında? Benim düşünceme göre Halid Ziya bir tezi savunmak için kaleme almamıştır Aşk-ı Memnu’yu. Trajik biten yasak bir aşkı hikâye etmek de değildir tek derdi. Düşündüğü ve okurunun da düşünmesini istediği meseleler vardır. Bu meseleleri ele alış şekli ve üslubu da son derece özenle seçilmiştir. Tanzimat Fermanı ile başlayan yenilenme sürecinde romancıların en çok üzerinde durdukları konuların başında kadınlarla erkekler arasında kurulan ilişkiler ve özellikle evlilik gelmektedir. Bunların Müslüman Osmanlı’nın kurallarına aykırı olmayan dinamiklerini tespit etmeye, halkı bilinçlendirmeye çalışmışlardır yazarlar var güçleriyle. Servet-i Fünûn edebiyatçıları da bu ilişki ve evliliklerin kendilerinin de dahil olduğu üst-orta sosyal kesimde nasıl yaşandığını yansıtmışlardır eserleri aracılığıyla...

Halid Ziya, Aşk-ı Memnu’yu, kendisinin de dahil olduğu üst-orta sosyal kesimin sık sık rastladığı insanlarından ve onların tanıklık ettiği hayatlarından yola çıkarak kurgulamıştır..."

Ayşe Melda Üner

Ayrıntı, 2018


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR