Oggito’nun Nisan Ayı İçin Önerdiği 10 Kitap

Oggito’nun Nisan Ayı İçin Önerdiği 10 Kitap


Twitter'da Paylaş
0

Lao Tzu –Tao Te Ching

Ursula K. Le Guin

"Tao Te Ching'i yöneticiler için elkitabı olarak gören akademik çeviriler, Taocu 'Bilge’nin biricikliğini, erkekliğini, otoritesini vurgulayan terimler kullanır. Bense, günümüzün bilge olmayan, güç sahibi olmayan, muhtemelen erkek de olmayan ve kapalı bir çevrenin anlayabileceği sırlar peşinde koşmak yerine doğruca ruha hitap eden sese kulak kabartacak okuruna, ulaşabileceği bir Yol Kitabı sunmak istedim. Bu kitabın neden iki bin beş yüz yıldır sevildiğini görmesini istedim bu okurun. "Tao Te Ching büyük dini metinler arasında en sevilesi olanıdır; eğlencelidir, keskindir, iyicildir, mütevazıdır, durdurulamaz bir taşkınlığı, tükenmez bir yenileyiciliği vardır. Tüm derin kaynaklar arasında suyu en berrak olanıdır." – Ursula K. Le Guin Çeviren: Bülent Somay-Ezgi Keskinsoy Metis, Mart 2018

Born to Run

Bruce Springsteen

Born to Run bir efsanenin gerçek hikâyesi. Bruce Springsteen 2009 yılında grubu E Street Band'le birlikte Super Bowl gecesinde sahne aldı. Bu, öylesine müthiş bir deneyimdi ki, o gece yaşamöyküsünü yazmaya karar verdi. Onun, şarkılarındaki içtenliğiyle kaleme aldığı bu kitabın yazılması tam yedi yıl sürdü. Çeviren: Özge Onan Doğan Mart 2018

Zarf Atanlar

Efsanevi Aşkların

Efsane Mektupları

Ozan İlhan

Zarf Atanlar, birbirlerini ya hiç ya da yıllarca görememiş âşıkların heyecanını ve uzun ilişkilerin ardından çekip gidenlerin hürmet dolu vedalarını bir araya getirdi. Bu âşıkların arasında Hünkâr Süleyman da var, Bedri Rahmi’nin Karadut’u da; Napolyon’un Josephine’e duyduğu dramatik sevgi seli de var, Tolstoy’un vefalı vedası da. Belli ki âşık olunca bazı krallar şair, bazı şairler kral. Karakarga, Mart 2018

Yapay Cehennemler-Katılımcı Sanat ve İzleyici Politikası

Claire Bishop

Claire Bishop, Yapay Cehennemler'de katılımcı sanatın soyağacını çıkarıyor. İtalyan Fütürizmi'nden Rus Konstrüktivizmi'ne, Dada'dan Sitüasyonizm'e uzanan bir tarihsel güzergâh boyunca çağdaş sanatta katılımcılığın izini süren ve eleştirisini sunan Bishop, estetiğin etikle yüzleşmesinde 1990'lı yılları "sosyal bir dönemeç" olarak tanımlıyor ve sanatçının özerkliğinin, işbirliğine dayalı sanatın eleştirel damarının ayrılmaz bir parçası olduğunu öne sürüyor. Çeviren: Mine Haydaroğlu Koç Üniversitesi Mart 2018

Kafka-Boyun Eğmeyen Hayalperest

Michael Löwy

Kafka’ya dair hâlâ yeni bir şey söylenebilir mi? Bu kitabın bu konuda bir iddiası var. Gerçekten de bence Kafka’nın eserinin büyüleyici itaatsizlik gücünü açıklamak için farklı bir gözle bakmanın vakti gelmiştir. Walter Benjamin, Kafka üzerine ünlü denemesinde (ne yazık ki pek dikkate alınmayan) bir uyarıda bulunuyordu: “Kafka’nın yazılarında ihtiyatla, sakınarak, kuşkuyla, el yordamıyla ilerlemek gerekir.” Kafka üzerine yorumlar, sürekli büyümekte olan bir belge yığını halinde, hem karmakarışık dilleri nedeniyle hem de sonsuz açıdan ele alma teşebbüsüyle zaman içerisinde bir Babil Kulesi biçimini ve havasını almıştır. En ilginç Kafka okumalarının genellikle kadınlardan gelmiş olması bir tesadüf müdür? Hannah Arendt, Marthe Robert, Rosemarie Ferenczi ve Marina Cavarocci-Arbib gibi kadın yazarları anmak gerekir. Onların çalışmaları, Kafka üzerine “ikincil literatür”ün önemli bir bölümünün oldukça tekdüze ve belli belirsiz yığınından belirgin bir şekilde ayrılmaktadır. Ben onların analizleriyle her zaman hemfikir olmasam da, kendi düşüncelerimi bir başka yönde geliştirmek için onların kimi katkılarından geniş ölçüde destek gördüm. Çeviren: Işık Ergüden Ayrıntı Mart 2018

Pornografi                             

Witold Gombrowicz

İncelik sahibi ve içe dönük bir karakter olan Witold Gombrowicz adlı baş karakterin gözünden anlatılan Pornografi, Hitler’in işgali altındaki Romanya’da, bir kır evinin boğucu ortamına sıkışmış bir grup insanın yaşadığı tuhaf, tekinsiz maceraları anlatır. Başkarakter ve arkadaşı, misafir edildikleri bu malikânede, –belki biraz boşluğun ve dış dünyadaki gerilimin de etkisiyle– kendileri gibi misafir olan çocukluk arkadaşı genç çiftin gizlice buluştuklarına inanırlar. Ancak genç kadının nişanlısı da malikâneye çıkagelince, bir varsayım, hatta basit bir fantezi üzerine kurulu ilişki bir anda gerçeklik kazanarak tehlikeli bir üçgen oluşturur. Cinselliği, adamakıllı yozlaşmış sosyal ilişkileri, hatta belki korkusuyla ve içgüdüsüyle ölümü de kapsayan bu ilişkiler ağı, insan ruhunun aşağıdan yukarı tüm katmanlarında sarsıntılar yaratacaktır. 1960’da yayımlanan Pornografi, yazarın ünlenmesini sağlayan ilk romanı Ferdydurke’den yaklaşık yirmi yıl sonra, 1960’da yayımlanmıştır. Yazarın önceki romanlarında işlediği temaları aksettirse de temelde onlardan farklıdır. Çeviren: Osman Fırat Baş Everest Mart 2018

Modern Türk Şiiri-Olgular Eğilimler Akımlar

Mehmet Can Doğan

Mehmet Can Doğan’dan modern şiirimizin tarihine bakışlar Mehmet Can Doğan, modern Türk şiiri üstüne yaptığı çalışmalarını yeni araştırmalarla geliştirip derinleştirerek sürdürüyor. Daha önceki araştırma, inceleme ve eleştiri yazılarını Şiiraze (2005), Şair Sözü (2006) ve Şiir Arkeolojisi (2011) kitaplarında bir araya getiren Doğan, bu kitabında modern şiirimizi olgular, eğilimler ve akımlar çerçevesinde tartışıyor. Özellikle süreli yayınlarda kalmış yazıların izini sürerek şiire ilişkin çatışmaları, içe ve dışa dönük kırılmaları tarihsel, kültürel ve siyasi boyutlarıyla inceliyor. Modern Türk Şiiri kitabında bir “medeniyet krizi”ni aşma biçimi olarak intihar, bir çatışma alanı olarak antoloji, iktidar ve şiir ilişkisi geriliminde belirginleşen “şiirin öldüğü” söylemi, Garip ve İkinci Yeni şiir hareketleri, Mavi dergisi merkezli çıkış gibi sorunlar ve konular tartışılırken en çok bahsi geçen şair ve yazarlar şunlar: Ahmet Hâşim, Yahya Kemal Beyatlı, Mehmet Âkif Ersoy, Nâzım Hikmet, Necip Fazıl Kısakürek, Faruk Nafiz Çamlıbel, Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmet Kutsi Tecer, Ahmet Muhip Dıranas, Cahit Sıtkı Tarancı, Yaşar Nabi Nayır, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Melih Cevdet Anday, Orhan Veli, Oktay Rifat, Asaf Hâlet Çelebi, Behçet Necatigil, Attilâ İlhan, Ahmet Oktay, İlhan Berk, Turgut Uyar, Edip Cansever, Sezai Karakoç, Cemal Süreya, Nurullah Ataç, Kemal Tahir, Muzaffer Erdost, Asım Bezirci. YKY, 2018

Feminist Bir Yaşam Sürmek

Sara Ahmed

İkinci dalga feminizmin “Kişisel olan politiktir” önermesi, sosyal bilimlerin merkezinde bir gedik açtı. Sara Ahmed, bu gediğin çapını “Kişisel olan teoriktir” diyerek genişletmek, kuramsal olanın yaşamsal olanla ilişkisini yeniden kurmak için cüretkâr hamleler yapıyor; akademik çevrelerce dahi “radikal” olarak betimlenen bu hamlelerin gündelik olana içkinliğini gözler önüne seriyor. Düşüncemizle eylemlerimiz arasında bütünlüklü bir ilişki kurabilmenin, savunduğumuz değerleri hayatımıza yedirebilmenin keyifli ve bir o kadar çetin mücadelesine ışık tutuyor. Feminizme tutunmak, onun çatısı altında mücadele etmek, sesinin yankısında kendini duymak; işyerinde, aile sofrasında, akademide, ikili ilişkilerde kazanılan her tecrübeyi eleştirel düşünceyle buluşturmak… Feminist bir yaşam sürdürmenin her şeyi sorgulanabilir kılmakla mümkün olduğunu vurgulayan Ahmed, öğrenmenin, deneyimlemenin, yaşam ile düşünce arasındaki çatışmalı sürecin hiçbir zaman sonlanmayacağını belirtirken sorgulamayan, kendi sınırlarını inşa eden her hareketin iflas etmeye mahkûm olduğunun da altını çiziyor. “Umut olan yerde, zorluk vardır” diyerek önümüze çıkacak engelleri birer isteklendirme kaynağına dönüştüren, feminizmin gerekliliği ve feminist bir hayatın nasıl sürdürülebileceğine dair coşkulu, davetkâr ve umut dolu bu metin, gözünü budaktan sakınmayanların, elini taşın altına koymaktan çekinmeyenlerin kolektif eyleminin bir davetiyesi niteliğinde. “Feminizmin korku salmasına şaşmamalı; birlikte tehlikeliyiz.” Çeviren: Beyza Sümer Aydaş Sel, Mart 2018

Yolun Sonundaki Ev

Oya Baydar

“Morsalkım bütün cepheyi sarmış, üç katı aşıp çatıya kadar tırmanmış, salkım salkım çiçekli dallar damdan aşağı sarkıyor. Ardındaki boydan boya balkonları, o balkonlara açılan geniş pencereleri düşünüyor. Kimler var içerde? Gidenler, kalanlar… Çocuklar büyümüştür, gençler çoluk çocuğa karışmıştır, kim bilir nerelerdeler. Umut? Hatırlanması yasak bölge… Her hatırladığında yasak bölgenin dikenli tellerinin içini kanattığı, acıyı bastırabilmek için hemen uzaklaştığı suç ve günah coğrafyası.” Bir ülke, bir şehir, bir semt ve bir ev: Yolun sonundaki mor salkımlı ev. Ülkenin yüz yıllık tarihinin kader zincirini kırmak mümkün mü? Yıllarca tüm sakinlerinin birer birer deneyip de başaramadığını uzaklardan gelen çocuk başarabilecek mi? Yoksa bu aile apartmanından çıkan diğer tüm kurbanlar gibi o da zincire eklenecek bir halka mı olacak? Oya Baydar, 1913’te bir suikastla başlayıp 1960’lı yıllarda aynı apartmanda kesişen çizgilerle ülkenin son yüz yılının haritasını çiziyor. Yolun Sonundaki Ev, okuyan herkesin kendinden bir şeyler bulacağı bir Türkiye panoraması. Can Mart 2018

Route 66

Ufuk S, Yüksel–Emre Önkibar

Bizi popüler kültür uykumuzdan uyandıran her şeye selam olsun! Selam olsun haziranın başlangıcıyla yollarda olan Beatniklere, selam olsun Neo-Beat’e ve 6:45’e... Belki hep kaybetmişsindir, belki yavaşça ölüyorsundur, karanlık yayılıyordur ama #satürnfısıldayacak Bütün bu insanlar, biz kaybolanlar, biz ayrılmışlar, biz hep karşıda olanlar, Pink Floyd’un psychedelic ışığıyla Satürn’ün fısıltısını duyanlar içinde, son sözü henüz söylemedik. Çünkü #satürnfısıldayacak. Bu çığlık, kozmik bilinçaltıyla kurduğumuz bağdır. Bu, Zen’in aydınlatıcı ışığıdır. Bu, Kerouac ve Cassady’nin Route 66 üzerinde pusulasını kaybetmiş biçimde ilerlerken keşfettikleri Beat deneyimidir. Bu, 50’lerin toplumunu kökünden değiştiren caz ve bebop enerjisidir. Bu Rock ’n’ Roll’un patlayan enerjisiyle, fiziğin metafizikle temasa geçişidir. Bu bir özgürlük çığlığıdır! Her şey Route 66’te başladı ve her şey burada bitmeyecek! Altıkırkbeş, 2018

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR