Oggito'nun Ağustos Ayı İçin Önerdiği 10 Kitap
1 Ağustos 2019 Liste Kitap

Oggito'nun Ağustos Ayı İçin Önerdiği 10 Kitap


Twitter'da Paylaş
0

Smokinli Berduş, Enis Batur

Enis Batur, yüzü aşkın kitabıyla çağdaş edebiyatın en önde gelen yazarlarından biri. Yazar, alabildiğine deneysel, alabildiğine geniş bir kültürel perspektifte sürdürdüğü yazı macerasını, bir labirente, o labirenti de türler arası maceraya açık tutmaya devam ediyor.
Smokinli Berduş, Enis Batur’un 1974–2000 arasında şiir üzerine kaleme aldığı eleştirel denemelerini kapsıyor. Smokinli Berduş’un en önemli özelliklerinden biri, tıpkı Ece Ayhan üzerine yazdığı Tahta Troya’da olduğu gibi, Batur’un aynı zamanda “eleştirmen” döneminin ürünlerinden biri olması. Bir bakıma, Smokinli Berduş, yazarın Yazının UcuE/Babil Yazıları kitaplarıyla kurduğu eleştirel üçlemenin sacayaklarından biri.

Edebi Şeyler, Temmuz 2019

Kadransız Saat, Carson Mc Cullers

ABD’deki İç Savaş’ın ardından Güney ve Kuzey eyaletleri arasındaki kopukluğun sürdüğü 1950’lerde geçen Kadransız Saat, Carson McCullers’ın ırk, sınıf ve adalet konusundaki keskin ve hazin düşüncelerini yansıtır. Georgia eyaletinin küçük bir kasabası olan Milan, birçok sırrın saklandığı, ırk ayrımının hayatın her alanını etkilediği ve adalet kavramının sorgulandığı bir yerdir. Kasabanın dört sakininin hayatı, ayrılmaz şekilde birbirine bağlıdır: Hiç beklemediği bir hastalıkla yüzleşen orta yaşlı eczacı J.T. Malone, bir zamanların güçlü siyasetçisi ihtiyar Fox Clane, kendi kanatlarıyla uçmak isteyen torunu Jester Clane ve ait olduğu yeri bir türlü bulamayan siyahi Sherman Pew. Bu dört karakter bir yandan geçmişlerini sorgularken, diğer yandan kadransız bir saati gözleyerek yarının onlara ne getireceğini beklemektedir. Hikâye, basit ama ağır bir soruyu tekrar tekrar sorar: Biz kimiz ve nereye gidiyoruz? McCullers 1961’de yayımlanan bu son romanında iç içe geçmiş hikâyeler aracılığıyla önyargıları, gizemleri ve bağışlanmayı anlatıyor.

Çeviren: Can Moralı, İş Bankası, Temmuz 2019

Minna Von Barnhelm, Gotthold Ephraim Lessing

Sosyal statü, maddi zorluklar gibi engelleri rağmen iradesini koruyup aşkına sahip çıkan Minna’nın yolculuğunu ve sonunda en önemli şeyin “insan olmak” olduğunu anlatan bir oyun Minna Von Barnhelm.

Yedi Yıl Savaşları esnasında yaralandığı için ordudan alınan Tellheim varlıklı sevgilisi Minna’nın hayatını mahvetmek için ondan ayrılır. Tesadüflerin âşıkları bir araya getirdiği oyun komedi olarak okunsa da toplumsal kalıpları kırma konusunda yazıldığı dönemde cesur mesajlar vermektedir.

Lessing’in 1767’de “oyun içinde oyun” tekniğinde kaleme aldığı eser, Sabahattin Ali çevirisiyle daha da güzelleşiyor.

Çeviren: Sabahattin Ali, Yapı Kredi Yayınları, 2019

Denizyolu, Ursula K. Le Guin

"İsimlerimizin aynı olduğunu söyledim. Daha önce başka bir ismi olduğunu söyledi. Söylemesini istedim. Söylemedi. 'Sadece Kızılderili Fanny işte' dedi. Buraya Klatsand dendiğini söyledi. Burada bir köy varmış, plajın üst yanındaki derenin orada."

 Oregon’un küçük sahil kasabası Klatsand sakinlerinin sıradan hayatları; deniz kabuğunda uğuldayan, martı kanadında taşınan, rüzgârın denize savurduğu, dalgalara gömülen rüyalar, umutlar, kederler, hayaller. 2018’de kaybettiğimiz Ursula K. Le Guin’in kaleminden, bitirir bitirmez tekrar okumak isteyeceğiniz öyküler. Denizyolu, kumlara yazılı sözcüklerden bir dünya kuruyor.

Çeviren: Çiğdem Erkal & İpek Aysun Babacan, Doğan Kitap, Temmuz 2019

Dünyadan Kedi Masalları, Natalia M. Belting

Büyükanneler ve büyükbabalar, Afrika ormanlarındaki ve Arap çöllerinin kuytu köşelerindeki kamp ateşlerinin yanına; Hindistan köylerindeki ve Güney Pasifik’in kayalık adalarındaki ateşlerin çevresine oturdular. Finlandiya kışının soğuk karanlığındaki ocağın başında yerlerini aldılar. Sıcak İtalyan akşamüstlerinin alacakaranlığında kapı eşiklerine yerleştiler. Oturdular ve kediler hakkında masallar anlattılar…

Bu masalların doğru olup olmadığını,

Kedilerin ne düşündüğünü bir gün bilip bilemeyeceğimizi,

Ve neden fareleri kovaladıklarını,

Merak ediyorum…

Çeviren: S. Erdem Türközü, Nika Yayın, 2019

Araba Sevdası, Recaizade M. Ekrem

“Pek az Türk romanı Araba Sevdası kadar adına bağlıdır. Kitap, bir modanın ve muayyen iktisadi şartlar etrafında hemen bir lahzada teşekkül etmiş köksüz bir kalabalığın romanıdır.” –Ahmet Hamdi Tanpınar

Tanzimat edebiyatının birinci döneminde temelleri atılan modern edebiyatımızın duvarlarını örmeye başlayan isimlerden biri de Recaizade Mahmut Ekrem'dir. Gençleri yazmaya, yazdıklarını yayımlatmaya teşvik ederek bir neslin önünü açan üstat Recaizade'nin Araba Sevdası romanı, Türkçede roman türünün başarılı ilk örneklerinden biri olarak kabul edilir.
Edebiyatımızda sıkça işlenen mirasyedi, züppe tiplerin öncülerinden olan Bihruz Bey'in hayatı, düşünceleri ve aşkı, Araba Sevdası'nda yer yer komedileştirilerek anlatılırken okura o dönemi ve ülkenin Batılılaşma macerasını enine boyuna düşünme imkânı sunar. 1896'da Servet-i Fünûn'da tefrika edilen bu büyük romanı, orijinalinde yer alan resimler, döneme dair diğer fotoğraflar ve dipnotlarla zenginleştirilmiş bir baskıyla, günümüz Türkçesine uyarlayarak sunuyoruz.

Can, 2019

Umut Toprakları, Liviu Rebreanu

“Orada olanların, çok geçmeden burada da olacağından emin olabilirsiniz” dedi Grigor. “Şu hale bir bakın hele… Toprakların çoğu, toprağa yabancılaşmış olan insanların elinde. Toprak aşkı diye bir şey yok onlarda. Gelecekte de ne olacağını ancak Tanrı bilir. Ben hâlâ, toprağın, köylülerin eline geçmesinin daha iyi olacağı kanısındayım. Çünkü o zaman, kimse toprağı köylülerin elinden alamayacaktır.”

Romen edebiyatının Tolstoy’u olarak bilenen Liviu Rebreanu’nun ölümsüz eseri Umut Toprakları, geri kalmış bir toplumun modernleşme sancılarını gözler önüne sererken kadim ve temel bir soruyu odağına alıyor: İnsan niçin savaşır? Bir belgesel görselliğiyle akan bu uzun soluklu roman, I. Dünya Savaşı’nın da etkisiyle savaş ve devrim, isyan ve kölelik gibi ikilikleri edebiyat alanında tartışmaya açıyor. Köylülerin modern devrimlerdeki konumu ise özellikle sorun sallaştırılıyor: Köylüler kendi çıkarlarından başka hiçbir şeye ilgi duymayan “tembel” ve “cahil” varlıklar mıdır, yoksa toplumun genel özgürlük mücadelesinde olmazsa olmaz bir değere mi sahiptirler?

Çeviren: Gülen Aktaş, Ayrıntı, Temmuz 2019

Parlak Fikir Pastası, Luigi Ballerini          

İtalyan Andersen ödüllü yazar Luigi Ballerini, Türkçedeki ilk romanında, okurlarını uzun süre zihinlerden silinmeyecek leziz bir yolculuğa çıkarıyor. Tadı damakta kalan sımsıcak karakterler ve betimlemeler mis kokular eşliğinde, bir pasta evinden içeriye davet ediyor. Tek tek her insanın duygu durumuna dair saygı ve hoşgörü sarmalı kuran roman, eşsiz bir yaratıcılık ve dayanışma evreni kuruyor; arkadaşlığı, dayanışmayı ve sevgiyi harmanlıyor. Dinamik ve renkli anlatımıyla okurlarını leziz bir mekânın etrafında toplayan yazar, “iyi” ve “güzel” uğruna birlikte hareket edebilmenin tarifini veriyor.

Çeviren: Nilüfer Uğur Dalay, Günışığı Kitaplığı, 2019

Biri Sizi Bulmaya Çalışıyor, Marc Augé

"Zaman, filmleri hatıraya dönüştürüyor, ama başka türlü hatıralara."

Eski Amerikan filmleri tutukunu emekli edebiyat öğretmeni Julien Claire adında genç bir kadın psikologla karşılaşır. Bir süre sonra Claire’in isteğini kırmayarak çalışmasına yardımcı olmaya karar verir ve geçmişini anlatmaya başlar. Julien anlattıkça Kurtuluş günleri, Cezayir savaşı, Mayıs 68 ve eski arkadaşlarının anıları yeniden su yüzüne çıkar, oysa Claire’nin farklı bir amacı vardır.

Antropolog Marc Augé’den hatırlama, unutma ve kimlikler üzerine roman formunda bir değini.

Çeviren: Adem Beyaz, Yapı Kredi Yayınları, Temmuz 2019

Göbeklitepe – Saklı Mabede Yolculuk, İsmet Cerit

Altı insan türü arasında neslini sürdürebilmeyi sadece o başardı. Homo sapiens… Peki, neydi onu doğayla anlaşmaya iten güdü? Neden bir arada yaşamayı öğrenmek zorunda kaldılar? Yaratıcılığı “yaratıcı gücü” taklit ederek mi keşfettiler? Deneyip yanılmanın bedelini nasıl ödediler? Ne oldu da ölümü döngünün bir parçası kabul ederek üzerine anlamlar yüklediler? Ölümsüzlüğün mümkün olabileceğine nasıl ikna oldular? Medeniyetler kurmayı, sanat üretmeyi nasıl keşfettiler? Estetik anlayışa ne şekilde ulaştılar?

İşte bütün bu soruların cevabı hâlâ bir mabette gizli: Göbeklitepe’de…

Araştırmacı yazar İsmet Cerit’in kaleme aldığı Göbeklitepe: Saklı Mabede Yolculuk sürükleyici bir kurguyla 12 bin yıl öncesinin sırlarını çıkarıyor gün ışığına…Sadece tarihe değil, insanın kendine yolculuğuna da dönüşen bu serüven, hayatta kalma güdüsünü bir sanata dönüştürüyor adeta.

Destek, 2019

 


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR