Oggito'nun Ekim Ayı İçin Önerdiği 10 Kitap
1 Ekim 2019 Edebiyat Liste Kitap

Oggito'nun Ekim Ayı İçin Önerdiği 10 Kitap


Twitter'da Paylaş
0

Balyozla Balık Avı, Cemil Kavukçu

Her acının, hırsın, beklentinin, arzunun, yıpratıcı düşlerin yorulup soluğunu tüketeceği bir nokta vardır ve ben oraya varmak istiyorum. Bunun için her şeye katlanacağım. Çünkü aradığım huzur orada.
Balyozla Balık Avı Sedat Simavi, Erdal Öz, Yaşar Nabi Nayır ve Sait Faik gibi ödüllerin sahibi usta yazarın yeni öykülerini bir araya getiriyor. Beklenmedik rastlantıları, tüm bir geçmişe ışığını düşüren tuhaf karşılaşmaları, kâbusları, hatırlamaları, aydınlanmaları, absürtlükleri ve hüsranla sonlanan arayışları anlatan öyküler, hayata hikâyelerin penceresinden bakan Cemil Kavukçu’nun iç görüsü ve yalın üslubuyla parıldıyor.

Can Yayınları, Ağustos 2019

Figaro’nun Düğünü Veya Çılgın Gün, Pierre Augustin Beaumarchais

Pierre Augustin Caron de Beaumarchais (1732-1799): Bir saatçinin oğlu olarak Paris’te dünyaya geldi. Saatçilik, öğretmenlik, tüccarlık, diplomatlık yaptı. Soyluluk unvanını satın aldıktan sonra İspanya’da yaşadı. Pek çok tiyatro oyunu yazdı. Eserleri yakıldı, yasaklandı ama halk, hatta eleştirdiği soylular tarafından bile alkışlandı. Tiyatro Yazarları Derneği’ni kurdu. Almanya’da Voltaire’in eserlerini bastı. Amerika’daki bağımsızlık mücadelesine silah ve gemi sağladı. Terör döneminde şüpheli addedildiği için Fransa’ya ancak ölümünden üç yıl önce dönebildi. Yazarın ününü borçlu olduğu üç büyük Figaro oyununun ilki Sevilla Berberi veya Nafile Tedbirdir. Bunu Figaro’nun Düğünü veya Çılgın Gün ile Suçlu Anne veya Diğer Tartuffe izler. Figaro’nun Düğünü ilk kez 1784 yılında sahnelenmiştir. Oyun Kont Almaviva’nın açıkgöz uşağı Figaro’yla kontesin hizmetçisi Suzanne’ın evlenmesinin gülünç tesadüflerle gelişen öyküsüdür, bu arada halkın erdemine zıt düşen aristokrat ahlaksızlığı da eleştirir. Eser iki yıl sonra Lorenzo Da Ponte’nin librettosuyla Wolfgang Amadeus Mozart tarafından bestelenmiş, 1786’da Viyana’da sahneye konmuştur.

Çeviren: Berna Günen, İş Bankası Yayınları, Eylül 2019

Enis Batur’a Mektuplar 1975-2005, İlhan Berk

İlhan Berk 1988’de yazdığı mektuplarının birinde, “Yahu Enis, sen insanı deli edersin, bilmem bunu biliyor musun?” diye sesleniyor Enis Batur’a. 1975-2005 yılları arasında yazdığı mektuplarının tamamında, bu duygu ve ton hissediliyor. İlk mektubunu yazdığı tarihte İlhan Berk elli yedi, Enis Batur yirmi üç yaşında. Ama mektupların hepsinde eşit bir ilişki belirgin. Genç bir şairi, metnin içinden görüyor İlhan Berk ve onun duyuşu üzerinden gençlik aşısı yapıyor sanki kendine. İlerleyen yıllarda yazdığı bazı mektuplarında ondan etkilendiğini çekinmeden belirtiyor da. Kendi poetikasına duyduğu güvenle birlikte, Batur’un şiirine ve yazılarına hayranlığını her fırsatta vurguluyor. İlhan Berk’in mektuplarında şiire nasıl çalıştığı, şiiri nasıl kurduğu, duyuşunu hangi kaynakların belirlediği, neler okuduğu ve okuduklarından nasıl yararlandığına ilişkin bilgiler var. Berk resim ilgisi, resimle şiirin kuruluş bakımından benzerliği veya farklılığı ve resimden kazandığı paradan aldığı keyfe dair de veriler sunuyor. Enis Batur’a yayıncısı olarak yazdığı mektuplarında da Berk’in telif meselesiyle ilgili hassasiyeti ve kitaplarının yayımlanması sürecindeki titizliği fark ediliyor. İlhan Berk, Enis Batur’un kitaplarına poetik tutum yönünden olduğu kadar nesne kitap yönünden de hayranlık duyduğunu ve onu kıskandığını gizlemiyor. Kendi şair imgesini kuran bir şairin güvenli övgülerinin yanı sıra, bazı mektuplarda onun öfkesi, küskünlüğü, hırçınlığı da okunuyor. İlhan Berk’in Enis Batur’a Mektuplar’ı, bir sanatçının kişiliğini olduğu kadar metnin doğasını anlamak ve iki zor şairin bir ilişkiyi otuz yıl sürdürebilmesindeki incelikleri görmek bakımından da dikkat çekici bir kitap.

Çolpan, Eylül 2019

Muhteşem Gatsby, F. Scott Fitzgerald

Bir hayalin peşinde Jay Gatsby. Caz Çağı’nın parıltılı günlerinde, gençlik aşkı Daisy’ye ulaşmak için çabalıyor. 1920’lerin ihtişamını ve sonrasındaki büyük buhranı bir aşk hikâyesine sığdıran F. Scott Fitzgerald, Muhteşem Gatsby’de sona eren bir rüyayı, Amerikan rüyasını anlatıyor.

Çeviren: Ferit Burak Aydar,Turkuvaz Kitap, 2019 

Bir Gölge Gibi Silineceksin, Selim İleri

Selim İleri, Bir Gölge Gibi Silineceksin’de kıyıda köşede kalmış, geçmiş zaman okumalarındaki çiziktirmelerini gün yüzüne çıkarıyor. Üzüntüler, yüzleşmeler, kırılganlıklar, hesaplaşmalar, anımsayışlar…

Artık tamamen ve sadece metni ve yazarın büyüsünü esas alan saptamalar var bu cümlelerde.
 
Selim İleri, kendi yapbozunu yapıp yine kendisi bozuyor; böylelikle hem kendi belleğine hem de edebiyata bir meydan okuma denemesine girişiyor. Bir Gölge Gibi Silineceksin, yüzyıllık birikime onurlandırma merasimi.
Buradaki, bu kitaptaki çiziktirmeleri gelişigüzel sıraladım, karşıma çıktıkları gibi. En eskisi herhalde bir otuz-otuz beş yıl önceden kalmış olmalı. Bazılarını ne zaman yazdığımı iyi kötü hatırlıyorum. Bazıları birtakım metinlerin ön çiziktirmeleri ya da yarım kalmış taslaklar. Yarım kalmış tasarılar, birçok yazıklanış... Bazıları, bütün bütün aklımdan çıkmış. Çiziktirmelerin en yenisi, bir dostun ölümünden sonra yazdıklarım, bu yıl. Kitaba alırken kimi çiziktirmeleri elden geçirdim; kimilerine hiç dokunmadım. Elediklerim, yok ettiklerim oldu. Defterlerde, dosyalarda, kitap aralarında kalmış başka çiziktirmeler kimbilir?

Everest, 2019

Av, Ferit Edgü

İlk kez 1967 yılında yayınlanan bu kitapta yer alan öyküler, Ferit Edgü öykücülüğünün geçmişine ışık tutuyor.

Yazarın “gerçeğin içindeki düşle, düşün içindeki gerçeği” arama ve görünür kılma yolundaki çabalarının ilk örnekleri bu kitapta bulunuyor.

Alfa, 2019

Köpekli Çocuklar Gecesi, Oya Baydar

“Eğer duyuyorsanız, anlıyorsanız; bir zamanlar sekiz milyar insanın, yüz milyarlarca bitkinin, böceğin, hayvanın yaşadığı Dünya gezegeninde, henüz yıkılmamış, sulara gömülmemiş karanlık bir kulübede yaşamın sonunu bekleyen dünyalı bir kadının tanıklığıdır bu. Sıradan, gerçek insanın sesidir. Kulak verin, şifrelerini çözün, anlamaya çalışın.”

Kurumuş dere yatakları, plastik adalarının doldurduğu denizler, eriyen buzullar, yaşam alanları talan edilmiş hayvanlar, her gün bir yenisine şahit olunan doğal felaketler… Taşları duyarsızlık ve sorumsuzlukla döşenen bu yolun sonunda bizi ne bekliyor? Biricik yaşam alanımız Dünya gezegeni insanın tahribatına daha ne kadar direnebilecek?

Oya Baydar, edebiyatımızın ilk ekolojik distopyası denebilecek Köpekli Çocuklar Gecesi’nde hepimizin içten içe bildiği ama birçoğumuzun görmezden geldiği küresel iklim krizine ve o krizin ortasında kalan insana yöneltiyor kalemini.

Yıllar sürecek kuraklıktan, susuzluktan ve savaşlardan sonra yaşanacak küresel tufan, yaşamı sona erdirirken umut Köpekli Çocuklar’la yeniden doğacak mı? Köpekli Çocuklar’la İklim Çocukları’nın buluşması geleceği kurtarabilecek mi?

Can, Eylül 2019

Roma İmparatorluğu’nun Gerileyiş ve Çöküş Tarihi, Edward Gibbon

“Değerli bayım, tarih kitabınızı heyecanla ve yutarcasına okurken bu heyecanımı, zarif armağanınızdan dolayı teşekkür etmek ve eserinizin bende uyandırdığı memnuniyeti size iletmek için kesintiye uğratma gereksinimine karşı koyamadım. Üslubunuzun değeri, konunuzun derinliği, bilginizin genişliği bakımlarından kitabınız takdire değer, itiraf ederim ki, sizi tanımak onuruna erişmemiş olsaydım, böyle bir eserin, zamanımızda bir İngiliz tarafından yazılmış olmasını yadırgardım. Buna gülebilirsiniz ama bana öyle geliyor ki zamanımızdaki yurttaşlarımız akıl almaz ve saçma bir barbarlık içerisine dalmışlar, güzel sanatları tümüyle ihmal etmişlerdir. Onlardan hiçbir değerli ürün beklememekteyim. Bu kentteki bütün aydınların, eserinize hayran olmakta ve devamını özlemle beklemekte birleştiklerini öğrenmekle, benim gibi, sizin de memnun olacağınızdan eminim.” – David Hume

Çeviren: Asım Baltacıgil, İndie, 2019

Leyla ve Mecnun, Fuzuli

Bir Cân ile Zindedür İki Ten

Doğu edebiyatının en önemli mesnevi konusu olan Leyla ve Mecnun hikâyesi asırlar boyunca onlarca Türk şair tarafından yeniden yazılmıştır ancak hiçbirisi Fuzuli’ninki kadar etkileyici olmamıştır.

Fuzuli’nin hayat kaynağı aşktır, bir şair olarak ilhamını aşktan aldığını açıkça söylemektedir. O, aşkın her türlü yansımasından mutluluk duyan bir şairdir. Tıpkı kendisi gibi Mecnun da sevgiliye duyduğu aşkı idealleştirir, maşukuna kavuşamadığı için dert ve elem çektiğini ifade etse de sonunda ruhî olgunluğa erişir.

Ger dirse Fuzûlî ki güzellerde vefâ var

Aldanma ki şâir sözi elbette yalandur

Kapı Yayınları, Eylül 2019 

Hayvan Müzesi, Carlos Fonseca

Yirmi birinci yüzyılın beklenti ve heyecanla dolu arifesinde, Karayipli bir müze bilimci ünlü bir moda tasarımcısından bir davet alır: Ortak tutkuları olan hayvan dünyasındaki esrarengiz biçimler üzerine birlikte bir sergi açacaklardır. Ancak tuhaflıklarla dolu nice buluşmanın ardından proje silinip gider, tasarımcı genç kadın ortadan kaybolur, ta ki yedi yıl sonra müze bilimciye kadının ölüm haberiyle birlikte kendisine bırakılmış zarflar dolusu arşiv belgesi ulaşıncaya kadar.

Belgeleri inceledikçe tasarımcının gizemli aile tarihini deşifre eden ipuçları çıkar ortaya; Latin Amerika’nın tropikal ormanlarında güneye doğru yapılan siyasi bir hac yolculuğunun fonunda yıkımın doğal tarihi belirir. Farklı anlatıcıların farklı tarihlerde verdikleri bilgilerin peşinde polisiye bir kurguyla açılan roman, Subcomandante Marcos’tan W. G. Sebald’a, Marx’tan Walter Benjamin’e, Edward Hopper’dan Francis Alÿs’in yapıtlarına gizli açık göndermelerle okuru görünen ile gizlenen, yalan ile hakikat, hukuk ile adalet, sanat ile gerçek üzerine düşünmeye davet ediyor.

Çeviren: Roza Hakmen, Metis, Eylül 2019


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR