Oggito'nun Eylül Ayı İçin Önerdiği 10 Kitap
1 Eylül 2019 Liste Kitap

Oggito'nun Eylül Ayı İçin Önerdiği 10 Kitap


Twitter'da Paylaş
0

Çavdar Tarlasında Çocuklar, J.D. Salinger

New York'lu bir burjuva ailesinin oğlu Holden Caulfield'in "büyümeye dair" keyifli ve hüzünlü öyküsü. Salinger'in en iyi eserlerinden biri olan, Türkçeye daha önce Gönülçelen adıyla çevrilen roman, bu kez İngilizce aslından Coşkun Yerli tarafından çevrildi.

Çeviren: Coşkun Yerli, Yapı Kredi Yayınları, Ağustos 2019

Dhammapada

“Bir kişi anlamsız sözcüklerden oluşan binlerce beyti ezbere okusa ne fayda!

Duymasını bilen için Dhammapada’nın tek bir sözcüğü daha iyidir, o kişiyi huzura erdirir.”

Budizm’in en önemli kutsal metinleri Üç Sepet (Tripitaka) çatısı altında toplanmıştır. Üç Sepet’in ikincisi olan Suttapitaka’nın altında yer alan ve 423 suttadan (beyitten) oluşan Dhammapada, Dhamma’ya giden adımları yani “yolu” gösterir. Dhammapada’nın tam metninin Pāli dilinden çevirisini, metne özel bir sözlükçe ile Budizm’e dair temel bilgileri, ayrıca diğer kutsal metinlerin bir dökümünü, bu metinlerin Pāli ve Sanskrit dillerinden çevrilmiş örneklerini içermektedir.

Çeviren: Korhan Kaya, İş Bankası, 2019

Kimsenin Bilmediği İnsanlar, Kadri Öztopçu

"Gözlerimizi kimsenin gelmeyeceğini bildiğimiz alacakaranlık yola dikmiş bekliyoruz. Akşam. Güneşin hükmü artık hiçbir yerde geçmiyor. Gölgeler uzun ve koyu. Kuytular gitgide daha serin. Acıkmış kediler çöp eşeliyor karşı arsada. Bulduklarından mutsuz, çekip gidiyorlar sonra.

Arsa, çocukluğumun arsasına benziyor: Top koşturduğumuz, çelik çomak oynadığımız, kızları kızdırıp saçlarını çektiğimiz. Her gün bir başkasına âşık olduğumuz...

Çok yaşlıyız, diyor sevgilim, vakit çok geç. 

Gitmek için mi, kalmak için mi? 

Beklemek için."

Kadri Öztopçu yeni öykü kitabında toplumun kıyısındakilerin peşine takılıyor. Belki fazlasıyla alışkın olduğumuz için görmediğimiz, belki bile isteye görmezden geldiğimiz bu insanların yaşantılarına ve iç dünyalarına bambaşka bir derinlik katan hüzünlü, derin hikâyeler yer alıyor Kimsenin Bilmediği İnsanlar’da.

Can Yayınları, 2019

Dörtlerin İmzası - Sherlock Holmes, Sir Arthur Conan Doyle

“Zihnim durgunluğa karşı geliyor. Bana sorun verin, iş verin, bana anlaşılması en güç kripto gramı ya da en çetrefilli analizi verin, kendimi ait olduğum atmosferin içinde hissederim.”

Arthur Conan Doyle, ünlü dedektiflik serisinin ikinci romanı olan Dörtlerin İmzasıyla okurları soluk soluğa okuyacakları bir kovalamacanın içine çekiyor.

Baker Sokağı 221B’nin yeni ziyaretçisi Mary Morstan, on yıl önce kayıplara karışan babasının ve her yıl aynı gün kapısına bırakılan değerli incilerin gizemini çözmesi için Sherlock Holmes’e başvurur. Tahta bacaklı bir adamın, faili meçhul cinayetlerin ve dörtlerin imzasının altında yatan sırrı çözebilecek kişiler, uzun süredir zekâsı zorlanmadığı için kendini eve kapatan Holmes ve davayı almak için kendi gerekçeleri olan yardımcısı Dr. Watson’dan başkası değildir.

Yabancı, 2019

Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz, Melisa Kesmez

Çıt diye kırılıyor iki insan. Bir vakit kaynadıkları yerden. Kimse duymuyor. Arabalar geçiyor sokaktan. Çocuklar koşuyor. Küfrediyor biri. Bir kadın camdan bağırıyor mahalle bakkalına: ‘Kadir, iki ekmek!’

‘Tamam, abla! Hemen!’ (...) Kimse duymuyor o incecik kırılma sesini, hayatın gürültüsü patırtısı içinde. Bir tek ikisi.”

Melisa Kesmez ilk kitabı Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz’deki öykülerinde derin yaşanmışlıkların, büyük hayal kırıklıklarının, küçük mutlulukların, irili ufaklı şaşkınlıkların, yenilgilerin, tatlı sarhoşlukların, anların, olasılıkların fotoğraflarını çekiyor usul usul. Bu fotoğraflarda melankoli de var, tatlı bir esinti de; yalnızlıklar da var, yanlışlıklar da; mutsuzluklar da var, mutsuzluğa nanik yapanlar da… Kesmez’in bir arkadaşla sohbet ediyormuş gibi hissettiren kalemi, dertli ama ruhları karanlık olmayan insanların –en çok da şehirli kadınların– hallerini içtenlikle ve doğallıkla anlatıyor.

Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz hayattan sızan ayrıntıların kitabı.

İletişim, 2019

Hititlerde Haberleşme, Güngör Karauğuz

Bu kitap, Hititler odaklı olarak eskiçağ dünyasındaki mektuplaşma geleneğinin tarihsel gelişimini kısaca anlattığı gibi Hititler Devri Anadolusu'ndaki devletlerarası mektuplaşmaların nasıl bir gelişme gösterdiğini gözler önüne sermektedir.

Çizgi Kitabevi, 2019

Kaybolan Bağlar – Depresyonun Gerçek Nedenleri Ve Beklenmedik Çözümler, Johann Hari

"Ben kendi hayatımda depresyon hakkında iki hikâyeye inanmıştım. Hayatımın ilk on sekiz yılında bunun ‘tamamen kafamın içinde’ olduğunu düşünmüştüm –yani gerçek değildi, hayaldi, sahteydi, şımarıklıktı, utanç vericiydi, zayıflıktı. Sonraki on üç yılda ise yine ‘tamamen kafamın içinde’ olduğuna inanmıştım ama bu defa çok farklı bir şekilde: Beyindeki bir arızadan kaynaklanıyordu. Ama bu hikâyelerin ikisinin de doğru olmadığını öğrenecektim. Depresyon ve kaygının bu kadar yükselişte olmasının öncelikli sebebi kafamızın içinde değildi. Ben bu sebebin büyük ölçüde etrafımızdaki dünyada ve o dünyada nasıl yaşadığımızda yattığını keşfettim.”

Kaybolan Bağlar, gazeteci yazar Johann Hari’nin kendisinin de uzun yıllar mücadele ettiği depresyonun altında yatan nedenleri ve olası çözümlerini bulmak üzere çıktığı yolculuğun hikâyesini anlatıyor. Şahsi olduğu kadar toplumsal da olan, deneyimler kadar bilimsel olgu ve araştırmalara da dayanan bu hikâye, mutsuzluğumuzu kanıksamak ve ilaçlar yoluyla bastırmaya çalışmak yerine daha kalıcı, daha sağaltıcı çözümlere yönelebileceğimizi gösteriyor. 

“Depresyon ve kaygının nedenlerine ilişkin okuma yapmanın ilk bakışta göz korkutucu geldiğini biliyorum, zira bu nedenler kültürümüzün derinliklerine kadar uzanıyor. Benim de gözüm korkuyordu. Ama yolculuğuma devam ettikçe diğer tarafta yatanın ne olduğunu fark ettim: gerçek çözümler. Bunlar pek çoğumuzda işe yaramayan o kimyasal antidepresanlara benzemiyor. Satın aldığınız ya da yuttuğunuz şeyler değiller. Ama ıstırabımızdan gerçek bir çıkış yolunun başlangıç noktasını oluşturuyor olabilirler.”

Metis, 2019

Tarlakuşu, Dezso Kosztolányi

Macar Edebiyatının hem komik hem de melankolik klasiklerinden biri olan Tarlakuşu, hayatları kızlarının etrafında dönen ve onun dertleriyle dertlenen bir anne ve babanın ruh dünyasının derinliklerine dalmaya davet ediyor bizi. Evlilik yaşı çoktan geçmesine rağmen evlenememiş, pek de alımlı olmayan kızlarının, nam-ı diğer Tarlakuşu’nun akrabaları ziyaret etmek için evden ayrılmasının ardından Vajkaylar çoktan unuttukları yaşam sevincine, arkadaşlara, lezzetlere ve hazlara teslim olmuş bulurlar kendilerini. Fakat bu kısa tatil göz açıp kapayıncaya dek geçecek ve çift, Tarlakuşu’nun dönüşüyle beraber kaçınılmaz gerçekle yüzleşmek zorunda kalacaktır.

Macar Edebiyatının en etkili kalemlerinden biri olan Kosztolányi, Tarlakuşu’nda kurmaca taşra kasabası Sárszeg ve sakinleri aracılığıyla insanın zamansız, dünyevi çekişmelerini, endişelerini ve hayal kırıklıklarını resmeder. Zira, Péter Esterházy’nin de dediği gibi “Çirkinliğiyle, can sıkıcılığıyla, saldırgan iyilikseverliğiyle Tarlakuşu, biziz. Bu kadar katı, bu kadar öngörülebilir, bu kadar kişiliksiz olan bizim hayatlarımız. Tarlakuşu ebedidir. Ondan kurtuluş yoktur. Bizim küçük kuşumuz, daima eve döner.”

Nebula Kitap, 2019

Yaşayıp Ölmek Aşk ve Avarelik Üstüne Şiirler, Oktay Rifat

Akşamla dönerdi güzel günler geri
Sıcak sahillere martılar uçardı
Rengârenk şalında Hint kuşları vardı
Ve yelpazesinde Japon dilberleri

Yapı Kredi Yayınları, Ağustos 2019

Nasıl Ölünür, Emile Zola

Ölüm gerçek, ölüm döşeği tabu, cenaze ortak, yas bireysel… Peki, ölüm herkesi eşitler mi?
Romanlarından tanıdığımız Émile Zola’dan toplumsal ve ekonomik koşulların ölümü nasıl şekillendirdiğini gözler önüne seren çarpıcı beş öykü. Aristokrat, burjuva, esnaf, köylü ve işçi ailelerinin bu süreci nasıl yaşadıklarını olanca sadeliğiyle ve toplumsal çerçeveden kopmadan sergileyen beş tablo…

Çeviren: Aysel Bora, Can Yayınları, Ağustos 2019


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR