Oggito'nun Haziran Ayı İçin Önerdiği 8 Kitap
3 Haziran 2017 Edebiyat Kültür Sanat Kitap

Oggito'nun Haziran Ayı İçin Önerdiği 8 Kitap


Twitter'da Paylaş
0

Charles Bukowski'yi Sevmek ve Nefret Etmek

Linda King

Charles Bukowski’yi sevenler de var nefret edenler de. Yazar hakkında en çok merak edilen yazdıklarının ne kadar kendisi olduğu. Bu konuda pek çok kitap ve makale yazıldı, çok tartışıldı. Henry Chinaski kurgu muydu? Okurlar yaşanmadan böyle etkileyici kitaplar yazılamayacağı görüşünde. Kadınlar romanındaki heykeltıraş kahramanı herkes hatırlıyor. Yazar Linda King Charles Bukowski’nin hayatına yakından tanıklık etmiş bu yüzden Bukowski hayranları için kitabı öneriyoruz. Her ne kadar Notos soruşturmasında yeterli ilgiyi görmese de, ülkemizin en önemli çeviri ustalarından Avi Pardo’yu da içtenlikle ve saygıyla selamlıyoruz. Onun harika çevirileri olmasa Bukowski Türkçede bu kadar ilgi görmezdi herhalde. Arka kapak yazısı şöyle: “Genç, güzel şair ve heykeltıraş Linda King, 1970’lerde Los Angeles’ta yaşıyordu. Los Angeles Free Press için Pis Moruğun Notları’nı lazan yeraltı yazarı / şair Charles Bukowski ile tanıştı. Büstünü yapmayı teklif etti. Sivilceleriyle yaralanmış yüzünü yontarken Bukowski mektupları, yazıları ve zekâsı ile onu baştan çıkarttı. Âşık oldular. Beş yıl süren sevgi ve nefret dolu, tutkulu ve esprili bir ilişkileri oldu.” Çeviren: Avi Pardo, Parantez, 2007

Devletdışı Güç-Altyapı Mekânı ve İktidar

Keller Easterling

Mimar ve yazar olan Keller Easterling halen Yale Üniversitesinde profesör olarak çalışıyor, Küreselleşme, şehircilik, mimarlık üstüne çok sayıda makalesi var. Kitabın Bölümleri: 1-Serbest Bölge, 2-Eğilim, 3-Geniş-Bant, 4-Hikayeler, 5-Kalite, 6-Devletdışı Güç. “Altyapı” dediğimiz şey şehirlerimizi kontrol eden yeraltındaki kablo ve borulardan ibaret değildir, dört bir yanımızdaki mekânları gizliden gizliye belirleyen kurallardır aynı zamanda: serbest ticaret bölgeleri, akıllı şehirler, banliyöler ve alışveriş merkezleri gibi. Devletdışı Güç bu mekânı kontrol eden yeni güçlerin haritasını çıkarıyor ve bu güçlerin neden ve ne şekilde devletin kapsama alanı dışında kaldığını gösteriyor. Kitapta kredi kartlarının kalınlık standardından dünyadaki en büyük platform olan mobil telefonlara, habis bir ur gibi yayılan “serbest bölge” paradigmasına varıncaya kadar hayatımıza en çok etki eden altyapı alanları inceleniyor. Modern habitatımızın betonuna, fiber optik kablolarına gömülü devletçi ve devlet dışı güçlerin bağlantılı noktalarını ifşa eden Keller Easterling sonuç bölümünde bu iktidara direnme yolları üstüne düşünüyor. Mimarlar, şehir ve bölge planlamacıları kadar dünyanın gidişatını anlamak isteyenler için de. Çeviren: Şahika Tokel, Metis, Nisan 2007

Görünmez Adam

H.G. Wells

Görünmez adam toplumun dışladığı ve toplumu dışlayan bir adamın öyküsüdür. Sosyalist olduğunu açıkça dile getiren H.G Wells (1866-1946), toplumun gereğinden hızlı bir süreç içinde sosyal açıdan değişime uğramasının sakıncalarını gözler önüne serer ve böyle bir durumda sınıf karşıtlıklarının iyice sivrileceğine karşı bizi uyarır. Görünmez adam, toplumun dışladığı ve toplumu dışlayan sıra dışı bir adamın öyküsüdür; Wells bize, pek çok kitabında olduğu gibi yine şu soruyu soruyor: “Başınıza böyle bir şey gelseydi peki siz ne yapardınız?” H.G Wells 1897 yılında yazdığı bu bilimkurgu romanında görünmezliğin sırrını bulan Dr. Griffin’in keşfinin nasıl kontrolden çıktığını anlatırken toplumun kendinden olmayanlara karşı gösterdiği saldırgan tutumlara da sarsıcı eleştirilerde bulunuyor. Çeviren: Ayşe Belma Dehni, Ayrıntı, 2017

Sürgün Ruhun Rüya Defteri

Ömer F. Oyal

Uçuruma doğru giden atın üzerinden bir türlü atlayamazsınız. Felaketinize yapışmışsınızdır. Günahınıza tutkuyla sarılmak… Bir kentin uzantısından başka nedir ki bir ruh? Yıllar önce işlediği bir günahla kirlenen ruhunu zamanla, hem de zamanın ta kendisiyle arındırmaya çalışan çaresiz bir adam; dönüştükçe değişen, değiştikçe yıkılan bir ömür; Ortadoğu’dan Orta Asya’ya, Uzakdoğu’dan İstanbul’a uzanan çarpıcı bir hikâye… YKY okurlarının Magda Döndüğünde ile tanıdığı Ömer F. Oyal, Sürgün Ruhun Rüya Defteri’nde mucizeyle sınanmış lanetli bir adamın tedirgin sesine kulak veriyor. Yerini yadırgayan bütün ruhlar için. Ömer F. Oyal (1959 İstanbul) 1982 yılında Boğaziçi Üniversitesi İşletme Yöneticiliği bölümünü bitirdi. Yeni Olgu, Söz, Gelecek, Insight Turkey, Radikal Kitap, Mesele, Varlık ve Duvar gibi çeşitli dergilerde yazıları yayımlandı. Halen Orta Asya Kafkasya Raportörlüğü yapmaktadır. Magda Döndüğünde romanıyla 2016 yılı Ankara Üniversitesi Roman Ödülünü almıştır. YKY, Mayıs 2017

Kaygı-Sınanma Duygusuyla Baş Edebilme

A. Kadir Özer

A. Kadir Özer, Kaygı-Sınanma Duygusuyla Baş Edebilme kitabında kaygının temelinde yatan sanılara dikkat çekmekte, inançlarımız ve düşüncelerimizi ‘olgusal gerçeklere’ dayandırmamız gerektiğini anlatmakta, kaygı kıskacından kurtulma yeteneğimizi geliştirme yolları üzerinde durmaktadır. Aura, 2017

Bir Çöküşün Öyküsü

Stefan Zweig

Stefan Zweig’in kitapları art arda yayımlanmaya devam ediyor. Çarpıcı bir çöküş öyküsü olan kitap, XV. Louis döneminde Fransız sarayında epey etkili olmuş aristokrat bir kadının gerçek yaşamına dayanıyor. Maddeme de Prie günün birinde gözden düşer ve kral tarafından Normandiya’ya sürülür. İktidar sahibi ve ilgi odağı olduğu hareketli ve eğlenceli Paris günlerinden sonra ne kadar süreceği belli olmayan, kendisiyle baş başa kalacağı bir sürgün dönemi beklemektedir onu. Ancak iktidar savaşları, entrika ve eğlenceden ibaret boş saray hayatı varoluşuna anlam katan tek şeydir. Hem kendini hem çevresindekileri sürekli kandırma eğilimindeki bu sığ ve kibirli kadın, malikânesinde gösterişli eğlenceler düzenleyerek Paris’teki hayatını yeniden canlandırmaya çalışır. Giderek mantıklı düşünme yetisini bütünüyle yitiren Maddeme de Prie, yeniden bütün dikkatleri üzerine çekebilmek için inanılmaz bir plan yapar. Çeviren: Regaip Minareci, İş Bankası, 2017

Biricik Mülkiyet

Max Stirner

Felsefe tarihinin hazmı en zor metinlerinden biri olan Biricik ve Mülkiyeti, yayınlandığı dönemde Feuerbach’tan Marx’a birçok filozofun katıldığı boyutlu tartışmalara yol açmış ama yakıcı etkisini, kendisi Stirner’in adını hiç anmasa da, Zerdüşt’tün yazarı üzerinde göstermiştir: Nihilizmi aşmak için onu sonuna kadar yaşamak gerekir. Stirner her şeyi tüm çıplaklığıyla görmek ister, en başta da çıplaklığın kendisini. Hakikat hakikati perdeleyen bir insan icadıdır ona göre. Özgürlüğe karşı duyulan korkuyla inşa edilmiş bir sığınak. Din, devlet, toplum, hiç kimseyle uzlaşmaz Stirner, kimsenin gözünün yaşına bakmaz. Basit ama okkalı sorular koyar orta yere. Yenir yutulur şeyler değildir hiçbiri. İnsan’ın ötesine geçme gerekliliğini bu kadar aleni ilk o dile getirmiştir. “Ben kendi kudretimin malikiyim ve Ben ancak Biricik olduğumu bildiğim an kudretimin malikiyim. Kendine-sahip-olan, Biricik’te yaratıcı Hiç’e, doğduğu yere geri döner. Benden yüce her varlık, ister Tanrı olsun ister insan, Biriciklik duygumu zayıflatır ve ancak bu bilincin rüzgârı karşısında sönüp gider. Meselemi Kendime, şu Biricik’e bırakırsam, o zaman meselem kendi yaşamını kendisi tüketen geçici ve ölümlü bir yaratıcının meselesi olur ve diyebilirim ki: "Ben meselemi Hiç’e bıraktım.” Çeviren: H. İbrahim Türkdoğan, Norgunk, Mart 2017

Kent Hukuku

Ruşen Keleş-Ayşegül Mengi

Kent Hukuku’ndan söz edildiğinde, genellikle imar uygulamaları ya da çevre konusunda karşılaşılan sorunlar akla gelir. Ancak bu konuları da kapsamak üzere daha çok, kent olarak tanımlanan, doğal ve yapay çevre öğelerinden oluşan mekânlara ve bu mekânlarda yaşayanlara ilişkin kuralların tümü Kent Hukuku’nun konusudur. Kenttaşların sahip olduğu kentsel hakları koruma altına alan Kent Hukuku, aynı zamanda onlara bu konuda kimi sorumluluklarda yüklemektedir. Kenttaşların kentle bütünleşmeleri, kendilerini kent kimliğinin ve kültürünün bir parçası olarak görmeleri, hak ve ödev kavramlarının birlikte algılanmasının zorunlu olduğu bilinciyle kentsel haklara sahip çıkmaları büyük önem taşımaktadır… (Tanıtım Bülteninden) İmge, 2017

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR