Oggito'nun Kasım Ayı İçin Önerdiği 12 Kitap
3 Kasım 2017 Edebiyat Kültür Sanat Kitap

Oggito'nun Kasım Ayı İçin Önerdiği 12 Kitap


Twitter'da Paylaş
0

4 3 2 1

Paul Auster

“Auster’ın en büyük, en yürek burkan, en doyurucu romanı, gerçeklerin ve olasılıkların, aşkın ve yaşamın sürükleyici ve şaşırtıcı öyküsü” olarak tanımlanan yapıt, bir aile destanı havasında başlıyor ve o aile bireylerinden birinin kendi yaşamını “ya öyle olmasaydı” diye sürdürmesiyle devam ediyor. Sadece bir ailenin ve bir kişinin yaşamıyla sınırlı kalmayan roman, Soğuk Savaş, Rosenberg’lerin idamı, Kennedy ve Martin Luther King suikastları, Vietnam Savaşı, My Lai katliamı, 1968 üniversite olayları gibi konuları da ayrıntılarıyla işleyerek 20. yüzyılın ikinci yarısına panoramik bir bakış sunuyor ve bu deneyimleri bitmek istemeyen, akıcı, keyifli cümlelerle aktarıyor. Auster kitabını yorumlarken, “Kendi yaşamımdan bazı şeyleri aktardım, ama hangi yazar bunu yapmaz ki?” diyor ve sözünü şöyle tamamlıyor: “Ben tanıdığım, bildiğim dünyayı, kendi yaşadığım ve sürprizlerle dolu deneyimleri yansıtmaya çalışıyorum, ömrüm boyunca bu kitabı yazmak için bekledim." Çeviri: Seçkin Selvi, Can, Ekim 2017

Artamonovlar

Maksim Gorki

Keskin gözlemciliği, canlı karakterler yaratma yeteneği ve Rus toplumunun alt sınıflarına ilişkin kendi deneyimlerine dayanan eşsiz bilgisiyle döneminin en önemli edebi kişiliklerinden biri olan Gorki, devrimden sonra da 1917 öncesi döneme ilgisini kaybetmeyen Sovyet yazarlarındandır. Gorki 1925 yılında yayımlanan, en etkileyici ve en dramatik romanı olarak nitelenen Artamonovlar’da, devrim öncesi Rus kapitalizminin yükseliş ve çöküşünü işler. Toprak köleliğinin kalkmasından sonra özgürlüğüne kavuşan İlya Artamonov kendi işini kurar ve oğullarına çok çalışma ve alçakgönüllülük gibi değerleri aktarmaya çalışır. Gorki bu aile destanında Artamonovların küçük bir fabrikayla başlayıp işini büyüten eğitimsiz ama güçlü ve girişimci  büyükbabadan, entelektüel ve devrimci toruna uzanan üç kuşaklık öyküsünü anlatır. Çeviri: Ayşe Hacıhasanoğlu, İş Bankası, Ekim 2017

Zoo’m - Harflerden Hayvanat Bahçesi

Enis Batur

“Beni hayvanlara kendi hayvanlarım getirdi. Ya onlara, tek tek nasıl gelmiştim? Kıramadığım yalnızlık, kırdırmadığım gurur, ertelenen, hep ertelenen bir son karar taşımış olsa gerekti beni: Akrebe. İşim, seçtiğim uğraş, seçtiğim uğraşın tözü ve ekonomisi beni ağla özdeşleştirdi: Örümcek. Hem ehlileşen hem de yabanıllığını bütün bütüne yitirmeyen duruştu: Şahin. Bâkî evrende, sahte tarihte, kıyamete sınırlı ve kayıtlı gelecekte tek ışıktı: Semender. Soyumun tükenişiydi: Gergedan. Başkalaşımın içindeki aynı kalış maskesiydi: Bukalemun. Merak böceği: Belki de sıçrayan fasulyenin içindeydi.” Enis Batur, yazı hayatı boyunca işlediği, büyüteç altına aldığı hayvanlara, hayvan dünyasına, “Örümceğin hünerine, akrebin gururuna, devenin sabrına, eşeğin güzelliğine, karganın zekâsına, atın soyluluğuna bir nebze olsun yaklaşabilmek” için farklı odaklardan farklı mesafelerden bakıyor. Kırmızı Kedi, Ekim 2017

Artık Sessizlik Bile Senin Değil

Aslı Erdoğan

Aslı Erdoğan, bir Orta Avrupa kentindeki müzik festivalinden Diyarbakır’daki, Cizre’deki yıkıntılara uçuyor. Frankfurt’taki bir konuşmadan, darbe gecesi Harbiye’ye konuyor. Hayatın bütün karanlık köşelerinde, ne kadar ürkütücü kıpırtı varsa tanık oluyor ve bu şiddetli gerçekliği, elini cayır cayır yakacaksa da şiddetsiz, tarafsız, tekrarsız, yeniden ve yeniden kurguluyor. Aslı Erdoğan’ın Radikal, Özgür Gündem gazeteleri ve Karakarga Dergi’de yayımlanan bu yazıları, pek çok dilde kitaplaştırıldı ve ödüller aldı. Burada okurlarına ulaşması içinse yazarın dört duvar arasından çıkması, sokaklara kavuşması gerekti. Altı yılın bütün kayıpları, acıları, umutları ve kararlılıkları hevesli bir seçkiyle bir araya getirildi. Karakarga, Ekim 2017

Hayatı Her Gün Yeni Baştan Keşfetmek

Aristoteles 

Hayatı Her Gün Yeni Baştan Keşfetmek, Aristoteles’in tüm eserlerinden özenle derlenmiş bir seçki. “Hoşgörü ve ilgisizlik ölmekte olan bir toplumun son erdemleridir.” “Eğer size apaçık bir iyilik yapma niyetiyle yaklaşan bir insan görürseniz, canınız pahasına kaçın.” “Asil ruhlu bir insan kin tutmaz. Çünkü yüce bir ruhun işareti, yaralarını hatırlaması değil onları unutmasıdır.” Çeviri: Enis Berkay Mert, Aylak Adam, Ekim 2017

Matmazel Noraliya’nın Koltuğu

Peyami Safa

Peyami Safa’nın, tüm romanları içinde en beğendiği romanı olduğunu belirttiği Matmazel Noraliya'nın Koltuğu, başına gelen doğaüstü olaylara, benimsediği pozitivist yaklaşımla bir açıklama getiremeyen, ama onların büyüsünden de geri duramayan, tıp fakültesini bırakmış felsefe öğrencisi Ferit'in hikâyesi. Ferit'in Yüksek Kaldırım’da kaldığı pansiyonda yaşadıklarıyla başlayan sancılı ve olağanüstü süreç, Ada'da kiraladığı evin bir yıl önce ölmüş sahibi Matmazel Noraliya'ya kadar uzanır. ​ Beta, Ekim 2017

Jack Engle’ın İbretlik Hayat Hikâyesi

Walt Whitman

“Yaşlı adamın, pek az kişinin katıldığı cenaze töreni bittikten, başkaları gittikten sonra ben yalnız kaldım, o güzel kuşluk vaktinin, Amerika sonbaharının en güzel gününün geri kalanını ağır ağır Trinity Mezarlığı’nı gezerek geçirdim. Oranın, derin bir kedere teslim olmamış o ciddi havasını ta içimde hissettim, başıboş dolaştım, bazen mezar taşı yazılarını kopya ettim. Çok uzamış ve yayılmış olan o sık otlar yüzümü örtüyordu. Tepemde, insanların çürüyen bedenleriyle beslenen ağaçların, içine kahverengi karışmış yeşilliği vardı.” Çeviri: Ülker İnce, Tekin, 017

Yanlış Tercihler Mahallesi

Mario Levi 

Mario Levi, yeni romanı Yanlış Tercihler Mahallesi’nde sıra dışı bir mahallede yaşayan sıra dışı karakterlerin iç içe geçmiş öykülerini son derece çarpıcı bir biçimsel üslupla anlatıyor. Herkesin mutlaka bir kez, hayatının tüm akışını değiştirecek yanlış bir tercih yaptığı, sonra da ömrünü bu tercihle hesaplaşmaktan kaçarak tükettiği hüzünlü bir yer. Adı üstünde: Yanlış Tercihler Mahallesi! Kimler yok ki bu mahallede? Süslü Niko, Anet, Şişko Nuri, Garip Lolo, Deli Burhanettin, Eserekli Adalet, Fırıldak Selami, Fişek İsmail, Briyantinli Sabri, Horoz Sencer, Benli Şaziye, Konsolos Fahri Bey, Mösyö Aldo, Katina, Diana, Serra, Bruno, Lena, Aksak Azize, Pasaklı Vera, Kuaför Fikret, Çilli Meral ve öbürleri... Herkes yanlış tercihinin hikâyesini anlatıyor, benzerini, suç ortağını, acısını paylaşabilecek olan birilerini bulabilmek ümidiyle... Everest, Eylül 2017

Loquela-Sayıklama

Carlos Labbé

Bir yanıyla polisiye bir roman, bir yanıyla aşk hikâyesi.

Gerçek ve hayali olanı harmanlayarak yazının sınırlarını zorlayan bir anlatı, mektup, günlük, okura meydan okuyan, edebi türlere kafa tutan bir manifesto.

Granta dergisi tarafından “İspanyolca yazan en iyi romancılar” arasında gösterilen Şilili yazar Carlos Labbé, okurlarını Juan Carlos Onetti’nin, Julio Cortázar’ın ve Roberto Bolaño’nun ışığında türler arası bir yolculuğa çıkarıyor.

Genç sevgililer Carlos ve Elisa’nın, bir oyun nedeniyle araları açılan albino kızlar Alicia ve Violeta’nın, Şili’nin başkenti Santiago ve kurmaca Neutria şehrinin romanı bu.

Peki kim yazıyor bu romanı, okur mu yoksa yazar mı?

İnsanın etrafında hızla dönüp duran dünyayı sayfada yakalama çabası Loquela - Sayıklama.

“Lanetli yaratıklarız biz, hareketsiz nesneler, mesela bir roman, özel bir günlük, bir mektup olmasa kendimizi tanıyamayacağız.”

İspanyolcadan çeviren: Saliha Nilüfer, Notos Kitap, Ekim 2017

Orada Bir Arada

Engin Gençtan

Meslek hayatı boyunca, otuz yılı aşkın bir zaman sürdürdüğü grup psikoterapi seanslarından karakteristik bir kesit aktarıyor Engin Geçtan. Sürecin kendine has dinamiklerine işaret ederken, bazı temel prensiplerin de altını çiziyor. Grup psikoterapide “grubun bütünleşmesi” denen başlangıç evresine odaklanan bu metin meraklı okura bir örnek sunmayı amaçlıyor. “Bu grup çalışmasına katılan sizler, birliktelik yaşantıları yaratma ve bunu gerçekleştirirken her birinizin kendisini daha iyi tanımasına zemin hazırlama amacıyla bir araya geldiniz. Toplumumuzda karşılıklı ya da tek taraflı dert anlatmayı ilişki zanneden çok insan var. Ancak burası dertleşme ya da dış dünyada yaşadıklarınızı paylaşma yeri değil. Amacımız bu odanın sınırları içinde olabildiğince bütünlük yaratmak, bu da sizlerin buraya yaptığınız katkılarla gerçekleştirilebilir. Dolayısıyla şu andan itibaren ben kenara çekilerek sizleri baş başa bırakıyorum.” Metis, 2017

Pekin’de Sonbahar

Boris Vian

“Bu kitap ne sonbahar ne de Çin’le ilgili elbette. Dolayısıyla zaman ve mekân benzerlikleri birer tesadüften ibarettir.” Absürdün, şenliğin, oyunbazlığın ve varoluşçuluğun imkânlarını zorlayarak edebiyat laboratuarında çılgın deneyler yapan Boris Vian, Pekin’de Sonbahar romanı hakkında okuruna gereken uyarıyı arka kapağa düştüğü bu notla yapar. Pekin’de Sonbahar, okuru bütün canlılığıyla “yaşayan” Paris’ten uçsuz bucaksız bir yok yere, Egzopotamya çölüne doğru bir yolculuğa sürükleyen ve çölde başlamış anlamsız bir demiryolu inşa projesinin ortasına birçok başkarakterle birlikte bırakıveren kurgusuyla, her seferinde daha da şiddetlenerek yeniden patlayan coşkulu bir kahkaha gibi edebiyat alanında beliriverdiğinde, edebiyat çevreleri ve eleştirmenler bunun sürekli oluşum halinde bir yapıt olduğunun farkına varamamışlardı. Vian’ın kendine has üslubunu konuşturarak mizahla trajiği absürtte birleştirdiği, anıştırmalar, ikilikler, belirsizlikler ve çelişkilerden beslenerek gerçekleştirilmesi imkânsız bir bütünlük yakaladığı, her okumada yeni anlamlar kazanan bu roman, “dünyaya işaret etmeye çalışan bir gizem yapıtı…” Çeviri: Alev Er, Sel, Ekim 2017

Kurt Adam Vakası

Sigmund Freud

Korktuğu kurt babasıydı şüphesiz... (Tanıtım Bülteninden) Çeviri: Gülin Ekinci, Altıkırkbeş, 2017  

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR