Oggito'nun Mart Ayı İçin Önerdiği 10 Kitap
6 Mart 2019 Kitap

Oggito'nun Mart Ayı İçin Önerdiği 10 Kitap


Twitter'da Paylaş
0

Kış, Karl Ove Knausgaard

Norveçli yazar Karl Ove Knausgaard, Kavgam dizisinin ardından yayımladığı otobiyografik dörtlüsü Mevsimler dizisinde gündelik hayattan hareketle sade ve dikkat çekici bir anlatı sunuyor. Geçtiğimiz sene yayımlanan serinin ilk kitabı Son Bahar’ın ardından bu kez ikinci kitap Kış, okurla buluşuyor.

Kış, Knausgaard'ın kızının doğumunu beklerken ona yazdığı mektupların bir koleksiyonu. Doğanın kış uykusunda, yeni bir hayatın ufukta olduğu kitapta tanıdık nesneler ve fikirler yeni anlamlarla dolu sunuluyor.

Çeviren: Haydar Şahin, Monokl, Ocak 2019

Putların Alacakaranlığı ya da Çekiçle Felsefe Yapmanın Yolları, Friedrich Nietzsche

“Ahlaksal olgu diye bir şey yoktur. Ahlaksal yargı ile dinsel yargının ortak yönü, ikisinin de aslında olmayan gerçekliklere inanmasıdır. Ahlak, belli olayların bir yorumudur, daha kesin konuşmak gerekirse, yanlış bir yorumdur. Ahlaksal yargı da dinsel yargı gibi, gerçek kavramını, gerçek ile düşsel olanın ayrımını henüz içermeyen bir bilinçsizlik basamağıdır.”

Putların Alacakaranlığı, Nietzsche’nin felsefesinin mikro bir yansımasıdır. Filozofun 1888’de kısa bir sürede yazıp tamamladığı bu eser, Nietzsche’yi tüm düşünce hayatı boyunca meşgul eden meselelerin yoğun bir özeti niteliğini taşır. Aforizmadan denemeye geniş bir ölçeğe yayılan, biçim ve üslup bakımından Böyle Buyurdu Zerdüşt’le benzerlik gösteren Putların Alacakaranlığında Nietzsche, hakikat kabul edilen değişmezlerin, putların sonunu müjdeler. Nietzsche’nin de dediği gibi, “Bu küçük kitap, büyük bir savaş ilanıdır,” doğa, akıl ve ahlaktan bahsederken kendini kutsallaştıran bütün putlara savaş açar.

Çevien: Regaip Minareci, Can, 2019

Galaktik Çömlek Tamircisi, Philiph K. Dich

Tanrıların bile bazen yardım istediği olur. Şimdi de Glimmung’un Joe Fernwright’ın yardımına ihtiyacı var.

Her şeyin plastikten yapıldığı kullan-at toplumunda yeteneklerine kimsenin ihtiyaç duymadığı bir çömlek tamircisidir o. 2046 yılında distopik bir ABD’de yaşayan, tek eğlencesi dünyanın dört bir yanında kendisi gibi bölmelerde yaşayan dostlarıyla “Oyun” oynamak olan Joe Fernwright bir gün Glimmung’dan yardımına ihtiyacı olduğunu söyleyen gizemli bir not alır. Peki ama Glimmung kimdir ve nedir bu Glimmung. Bir Tanrı mı, yoksa bir uzaylı mı? Genç bir kız mı yoksa bir jiroskop mu? En önemlisi de iyi mi, kötü mü?

Ve bu roman, derin bir felsefi soruşturma mı bir deli saçması mı? Yoksa gerçeği arayanlar için ikisinin bir karışımı mı?

Çeviren: Murat Karlıdağ, Alfa, 2019

Sürgünler, James Joyce

Sürgünler daimi sürgünlerin hayatlarından kısa bir kesit sunuyor. Kasvet ve umut dolu Dublin’de, çözümsüz kalmaya mahkûm gibi görünen duygusal çatışmalar, büyük iddialar, ağır yenilgiler ve karşılık bekleyen aşklar, dört karakterin arasında cereyan eden karmaşık ilişkinin seyrinde ve bir oyun kurgusunda ustalıkla örülüyor.

20. yüzyıl edebiyatının büyük dehası James Joyce, bu ilk ve son oyununu, büyük eseri Ulysses’i kaleme almaya başladığı sıralarda yazdı. Otobiyografik yanı ağır basan ve döneminin aile ve ahlak değerleriyle çatışan bu metin, uzun yıllar göz ardı edildi. 

Küçük bir aile ve arkadaş çevresi üzerinden, kıskançlık, özgür aşk, ihanet ve dostluk meselelerini büyük bir cesaretle ele alan Sürgünler, aykırı ve yaratıcı bir zihnin ürünü.

Çeviren: Fuat Sevimay, Sel, Şubat 2019

Günün Geç Vakitleri, Ursula K. Le Guin

Uluslararası yazın çevrelerince 20. yüzyılın “bilimkurguya edebiyat saygınlığı kazandıran” seçkin yazarları arasında ilk sıralarda anılan Ursula K. Le Guin; edebiyat yaşamının başından beri şiire özel bir yer ayırmış, şiirlerini belirli aralıklarla, bağımsız bütünler ve yer yer de özel seçkiler vasıtasıyla okura sunmuştur. Roman ve öykülerinde kurduğu benzersiz dili derinden akan bir su gibi izleyip belirlemiş olan Le Guin şiirinin son örnekleri Late in the Day adıyla 2016 yılında yayımlanmıştı. Günün Geç Vakitleri, bu şiir toplamını Le Guin’in kendi yazmış olduğu önsöz, sonsöz ve ek metinlerle birlikte Türkçeye aktarıyor: İnsancıllığın ölümünün vahşî törenlerle kutsandığı bir çağda kâh eşyanın, kâh mitolojik kahramanların, kâh doğanın insancıllığına sığınan, okuyana hem son hem sonsuzluk hissini aynı kuvvette duyuran ebedî bir zaman’ın şiirleri...

Çeviren: Can Gürses, Ayrıntı, Şubat 2019

Kendini Tutamayan Boşluk, Slavoj Žižek

Günümüzde en ilginç teorik müdahaleler belli başlı alanların içinden değil, açıkça belli bir alana ait olmayan, bu alanlar arasında kalan çatlaklardan doğuyorsa eğer, en dikkat çekici teorisyenlerden biri de Slavoj Žižekk olmalı. Ne çişini ne belini tutabilen bu kitabında Žižekk’in geliştirdiği fikirler tam da böyle bir iş görüyor: Felsefe, psikanaliz ve siyasal iktisadın eleştirisi arasındaki boşlukları dolduruyor. Ontolojiden cinsiyetlenmeye, cinsiyetlenmeden siyasal iktisadın eleştirisine içkin geçişler üstünde duruyor Žižek: “Üstü çizili Bir’in oluşturduğu ontolojik Boşluk’a ancak cinsiyetlenmenin açmazları üstünden erişmek mümkünken, küresel kapitalizmde tekno-bilimsel ilerlemeyle birlikte doğup halen önümüzde duran cinselliğin lağvedilmesi, yani bizatihi ‘insan doğasının’ değişmesi ihtimali de bizi odak noktasını siyasal iktisadın eleştirisine kaydırmak durumunda bırakmaktadır.”

Alenka Zupancic’in Cinsellik Nedir? kitabıyla kurduğu diyalogdan hareketle, ontolojinin sınırına radikal olumsuzluğu cisimleştiren fazlalık bir unsur, varlık düzenine nakşedildiği haliyle cinsiyet farkı antagonizması üstünden yaklaşıyor Žižek. İktisadi-felsefi bir perspektiften, önce bu ontolojik fazladan Marx’ın artı-değerine, oradan da Lacan’ın artı-keyif kavramına uzanıyor.

Tuhaf bir kitap bu. Spinoza’nın Etika’sında karşımıza çıkan paradoksu hatırlatıyor: Bir yandan varlığın temel yapısı gibi “ebedi” konulara odaklanırken, diğer yandan Pokémon Go oyunundan popüler televizyon dizisi Castle’a kadar çeşitli örneklerle güncel meseleler üstüne gayet spesifik birçok tartışmaya giriyor.

Yayına Hazırlayan: Özge Çelik, Metis, Şubat 2019

Bir Çevirgenin Notları, Celal Üster

Bir insan elli yıldan fazla bir zamandır, editörlük, yayınevi ve dergi yönetmenliği, hele gazetecilik gibi başka uğraşlara da dalmasına karşın çeviri yapmadan edememişse, önüne gelen kitabı çevirmemiş, belirli bir beğeniye yaslanmaya özen göstermiş olsa da yarım yüzyılda doksana yakın kitap çevirmişse, ona “çevirgen” denmez de ne denir!
Usta bir çevirmen kadar bir kültür insanı ve edebiyatçı kimliğiyle de öne çıkan Celâl Üster’in bu uğurda yarım yüzyılı aşan serüvenine tanıklık ediyor Bir “Çevirgen”in Notları. Bu serüvenin anılar kısmında “çevirgen”liğe kendini ilk kez kaptırdığı çıraklık günlerini, Memet Fuat gibi bir ustanın yanında yetişmesini, Mamak Cezaevi’nin zorlu koşullarında çeviri uğraşında nasıl ısrar ettiğini anlatıyor. Bundan başka edebiyat sevgisine, tutkuyla çevirdiği yazarların kendisine verdiği esrikliklere, ustaların dünya şiirinden  olağanüstü dizelerin olağanüstü çevirilerine ve bazı çeviri analizlerine de yer veriyor bu yazılar. Ayrıca Karl Marx, James Joyce, J.L. Borges, George Orwell gibi büyük yazar ve düşünürlerin eserlerinin ülkemizdeki çeviri ve yayımlanma serüvenine ışık tutuyor.
Bir ‘Çevirgen’in Notları’nın çeviri üstüne kuramsal bir kitap olmasından özellikle kaçındım,” diye yazıyor Celâl Üster, kitabın öndeyişinde. “Notlar, daha çok, yarım yüzyıllık bir çevirmenin bu uğraş için yelken açtığı dalgalı denizlerde geçirdiği ömrün bellekteki izdüşümleri…”

Can, Ocak 2019

Resmi Müzede Görmek, Özkan Eroğlu

Resmi Müzede Görmek isimli bu kitap, bir üçlemenin oluşması için planlandı ve “Bir Resme Nasıl Bakmalıyız?” ile “Resmi Anlamak” kitaplarımıza bir kardeş kitap olarak, birebir gezip gördüğümüz, görsel sanatlarla ilgili insanlar için olmazsa olmaz yedi ülkedeki on müze koleksiyonuna odaklandı.
Bu kılavuz-kitapta yer alan on büyük müze ve galeriyi hazmederek hakkıyla gezip dolaşan biri, mutlak bu gezip dolaşmadan sıkı bir sonuç elde edecek, kısaca görsel eğitimini tamamlamış olacaktır diye düşünüyoruz.

Tekhne, 2019

Grete Bloch’a Mektuplar, Franz Kafka

Altıkırkbeş Yayın efsane serisi SERİ K.’ya tedirgin bir gülümseme eşliğinde yeni bir halka ekliyor. "Kafka’nın Kadınları" adlı özgün bir makalenin de eklendiği bu metin, Kafka’nın mektuplarının ilk cildini oluşturuyor…

Çeviren: M. Kamil Utku, Altıkırkbeş, Şubat 2019

Antik Yunan’ın Kısa Tarihi, P.J. Rhodes

Demokrasi tartışmalarında sıklıkla referans verilen ve hatta idealleştirilen Antik Yunan demokrasisi ne tür bir demokrasi biçimiydi? Demokrasinin bugünkü anlam ve normları göz önüne alındığında, Antik Yunan dünyasındaki demokrasi biçimiyle ne tür karşılaştırmalar yapılabilir?

Antik dönem tarihi üzerine ciddi eserler üretmiş ve Antik Yunan dünyasını üç temel döneme (arkaik, klasik, Helenistik) ayırarak ele alan P. J. Rhodes, Antik Yunan’ın Kısa Tarihi adlı bu kitabında Herodot ve Tukidides gibi antik tarihçilerin temel metinlerinden faydalanarak Antik Yunan dünyasının içine doğru giden yolu Romalıların egemen olduğu döneme dek ustalıkla adımlıyor.

Sanattan dinî ritüellere, edebiyattan felsefeye, siyasi kurumlardan askerî yapılara ve savaşlara kadar pek çok gelişmeyi anlaşılır ve sade bir üslupla ele alabilen nadir bir eser.

Çeviren: Cumhur Atay, İletişim, 2019


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR