Oggito'nun Ocak Ayı İçin Önerdiği 10 Kitap

Oggito'nun Ocak Ayı İçin Önerdiği 10 Kitap


Twitter'da Paylaş
0

Alman Felsefesi Üstüne Diyalog

Alain Badiou-Jan-Luc Nancy İki filozof arasında hakiki bir tartışma: Alman felsefesinden, yani Kant, Hegel, Marx, Heidegger ve Adorno’dan yola çıkıp hem genel olarak felsefeyi hem de kendi pozisyonlarını tartışıyorlar. Birbirlerine şakacıktan değil gerçekten “vuruyorlar”. Jan Völker’in felsefi tartışmanın imkânı ve rolü üstüne düşünen güzel sonsözüyle birlikte bu diyalog, öteki Metis Diyalogların bıraktığı yerden birlikte düşünmenin yollarını, soruların sırasını biraz bozacak olsa bile, şu soruyu yöneltmek istiyorum sana: Felsefe neden ortaya çıktı? BADIOU– Bana mı soruyorsun? NANCY– Evet evet, sana! BADIOU– Bana sormakta haklısın, çünkü neden başladığını çok iyi biliyorum. Felsefe ortaya çıktı, çünkü matematik ortaya çıktı. NANCY– Matematik neden ortaya çıktı? BADIOU– İşte bunu bilmiyorum. NANCY– … tek başına Antik Yunan matematiğin, felsefenin ve siyasetin doğuşudur. Fakat bu doğumun olmasının nedeni bir dünyanın değişmiş olması. BADIOU– Elbette öyle. Fakat bir dünyanın değişmiş olması ile bu dünyanın değişiminin doğasını ayırt edemediğin için olaysal olana dönüyoruz. O anda dünyanın neden değiştiğini ben sana sorayım. NANCY– Peki. Ben de söyleyeceğim. BADIOU– Söyleyeceksin öyle mi? NANCY– Çünkü tanrılar çekip gitti. Söyleşi: Jan Völker Çevirenler: Ahmet Nüvit Bingöl-Levent Konca Metis, Aralık 2017

Resmin Tarihi

David Hockney-Martin Gayford Bir şeye baktığımızda ne görüyoruz? İnsana, duruma, yere göre değişen bu algı, bir şeyi görüş biçimi, ancak resimle gösterilebilir, açıklanabilir der Hockney. Resim ile kastettiği de sadece tablo değil; fotoğraf, çizim dahil her tür imgedir; ve bu anlamda resim yapan herkesin karşılaştığı bir sorunu ele alır: İnsanlar, şeyler ve mekânlar üçboyutlu olduğuna göre bunlar düz bir yüzeyde nasıl gösterilebilir, açıklanabilir? Bu amaca yönelik çabalarla ortaya çıkan sonuçlar, genelde tablo, fotoğraf, film diye tek bir kategoride sınıflandırılıyor. Ya da tarih ve üsluba göre tasnif ediliyor: Ortaçağ, Rönesans, Barok vb adlandırılan dönemlere ayrılıyor. Hockney ise bütün imgeleri; ister fırça, ister kamera ya da dijital programla yapılsın, ister mağara duvarlarında veya bilgisayar ekranında görülsün, öncelikle resim olarak niteliyor. Çevremizdeki dünyayı –ve böylece kendimizi– anlayabilmemiz için de resmin tarihine ihtiyaç olduğunu belirtiyor. Resmin Tarihi işte elinizdeki bu kitaptır. Resim ve çizimler yapmak, kameralarla imgeler üretmekle geçen yaşamı boyunca edindiği bilgi ve enerjiyle sanatçı Hockney, sanat eleştirmeni Martin Gayford’la birlikte bin yıl boyunca resimlerin neden ve nasıl yapıldıklarını araştırıyor. Düz bir yüzey üzerine yapılan işaretler neden ilginçtir? Hareketsiz bir resimde hareketi nasıl gösterirsiniz? Veya tam tersi, film ve televizyonu eski usta ressamlarla nasıl bağdaştırabilirsiniz? Zamanı ve uzamı tuval ya da ekranda statik bir imgeye sığdırmanın, indirgemenin yolları nelerdir? Resimler bize ne gösterir – yalan mı söyler, gerçeği mi gösterir? Çeviren: Mine Haydaroğlu YKY, Aralık 2017

Bach – Yaşamı ve Eserleri

Aydın Büke Sanki her şey onunla başlamıştı. O, klasik müziğin temel taşı ve her şeyin başlangıcıydı. Herkes onun müziğinden nasıl etkilendiğini anlatmak için yarış içindeydi… Johann Sebastian Bach, kalabalık bir müzisyen aileden geliyordu. Aile geleneği ona alçakgönüllülüğü öğrettiği için kendini daha çok zanaatkâr olarak tanımlıyordu. Ama klasik müzik tarihinde öyle yer edindi ki, deyim yerindeyse, “kuralları o koydu…” Batı müziğini müzisyenler özelinde inceleyen unutulmaz kitaplarıyla tanıdığınız Aydın Büke’nin Bach incelemesinin farklı bir yapısı var: Sanatçının yaşamını, o dönemin toplumsal, tarihsel arka planıyla birlikte anlattıktan sonra, Büke, eser çözümlemelerine girişiyor. Bu çözümlemelerin özgün yanı, sanatçının çok bilinen eserleri yerine yine aynı öneme sahip ama ülkemizde az bilinen eserlere yönelmesi. Çok büyük bir keyifle, aydınlanarak okuyacaksınız. Can Yayınları, Aralık 2017

Venüs Üçgeni

Anaïs Nin 1940’larda, bir koleksiyoncunun önerisiyle erotik hikâyeler yazmaya başlayan Henry Miller’a katılan Anaïs Nin, başta sipariş üstüne kaleme aldığı metinlerde erotizmin en saklı kuytularına ulaşır. Bedenin ve hayal gücünün kışkırtıcılığına kapılan karakterler aracılığıyla insan doğasının en mahrem köşelerini gözler önüne serer. Türkçede ilk kez tam metin olarak yayımlanan Venüs Üçgeni, erotik yazının en usta kalemlerinden birinin olağanüstü zengin ve egzotik öykülerini bir araya getiriyor. “Şiirsellik değil” eğlence isteyen bir müşterinin baskısı altında yazdığım bu erotik metinlerde, üslubumun erkeklerin yazdıklarını okuyarak geliştiğini düşünüyordum. Bu nedenle, uzun bir süre kadınsı özümden taviz verdiğime inandım. Erotik metinleri bir kenara kaldırdım. Bunları yıllar sonra tekrar okurken kendi sesimin tamamen bastırılmamış olduğunu görüyorum. Birçok yerde sezgisel olarak kadın dili kullanmışım, cinsel deneyimlere bir kadının bakış açısıyla bakmışım. Sonunda bu erotik hikâyeleri yayımlamaya karar verdim, çünkü bir kadının, hep erkeklerin alanı olmuş bir dünyadaki ilk adımlarını atma çabasını gösteriyor. – Anaïs Nin Çeviren: Betül Kadıoğlu Notos, Kasım 2017 

Yaşam Suyu

Clarice Lispector Fantastik bir dünya çevreliyor beni ve ben oluyor. Küçük bir kuşun çılgın şarkısını duyuyorum, parmaklarımın arasında kelebekler eziyorum. Bir kurdun yediği elmayım. Orgazmik kıyameti bekliyorum. Ahenksiz bir böcek istilası sarıyor etrafımı, bir gaz lambasının ışığıyken ben. Sonra da olayım diye çok ileri gidiyorum. Bir trans hâlindeyim. Çevremdeki havaya nüfuz ediyorum. Nasıl bir ateş: yaşamayı durduramıyorum. Bu hissettiğim, düşündüğüm, yaşadığım her şeyi kalınca sarmalayan, yoğun ve olduğum her şeyi bana ait ama yine de dışımdaki bir şeye dönüştüren sözcük ormanında. Kendimi düşünürken izliyorum. Merak ettiğim şu: düşüncenin bile ötesinde olan o içimdeki şey kim? Sana yazıyorum çünkü bu, tevazuuyla kabul etmem gerekecek bir meydan okuma. Kendi hayaletlerim üşüşüyor içime, bir de efsanevi ve fantastik her ne varsa yaşam doğaüstü. Çeviren: Başak Bingöl Monokl, 2017

Sembolik Mantık El Kitabı-1

Teo Grünberg Sembolik Mantık El Kitabı, az sayıdaki Türkçe mantık kitaplarının en kapsamlısıdır. Konular akıcı bir dille anlatılmış, çok sayıda örnekle pekiştirilmiş ve okuyucunun konuyu anladığını sınaması için her konunun sonuna konuya ilişkin alıştırmalar konmuştur. Kitabın ilk cildinde liselerde de öğretilen genel mantık konularına, ikinci cildinde daha ileri düzeydeki mantık sistemlerine yer verilmiştir. Dizinin son cildinde ise sembolik mantığın uygulamalarına değinilmiştir. Bu uygulamalar özellikle, temel bilimler ve bilgisayar bölümlerinde okuyan öğrencilerle yapay zekâ, bilim felsefesi ve matematik felsefesi ile ilgilenen okuyucular için ilgi çekici olacaktır. ODTÜ Yayınları, 2017

Yaşlanmayı Bilmek

Cicero Cicero filozof mudur, hatip mi, avukat mı, yoksa eski ekolden Romalı bir politikacı mı? Her ne olursa olsun, antik çağda yaşamış başka hiçbir Yunan ya da Latin düşünür, yorumcular arasında bu kadar tartışma yaratmamıştır. Cicero, altmış iki yaşındayken yazdığı bu eserde, çok değil iki yıl sonra başına gelecek korkunç sondan habersiz, keyfini pek süremediği yaşlılığı övmektedir. Çeviren: Berna Günen Kırmızı Kedi, Aralık 2017

Otuzundaki Kadın

Honore de Balzac 1831-1842 tarihleri arasında altı bölüm olarak yayımlanan Otuzundaki Kadın’da Balzac, dönemin Fransa’sının toplumsal yapısını, hayat tarzını ve kadın-erkek ilişkilerini Julie’nin hayatından hareketle, ilk aşk, mutsuz bir evlilik, annelik, yasak aşklar, sevgisiz büyüyen çocuklar, aşk, nefret ve intikamla örülü bir kadının hikâyesi ışığında anlatır. Çeviren: Cemil Meriç İletişim, Aralık 2017

Yeraltından Notlar

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski Ben hasta bir adamım… Zalim bir adamım ben. Albenisi olmayan biri... Sanırım karaciğerimden hastayım. Ama hastalığımla ilgili hiçbir bilgim yok, hatta ne hastası olduğumu bile bilmiyorum. Doktorlara ve tıbba saygım olsa da hiç hastaneye gitmedim, gitmeyi de düşünmüyorum. Koyu batıl inançları olan bir adamım, tıbba saygı duyacak kadar hem de… Okuyun gelecek ay bir daha okuyun, seneye bir daha okuyun, yaşlanınca yine okuyun. Sıkılmazsınız… Çeviren: Hilal Eren Ayrıntı, Aralık 2017

Kant’ın Yaşamı ve Öğretisi

Ernst Cassirer Yirminci yüzyılın önde gelen filozoflarından ve Yeni Kantçı akımın başlıca temsilcilerinden Ernst Cassirer’in felsefi bir monografi niteliğindeki Kant’ın Yaşamı ve Öğretisi tam anlamıyla klasikleşmiş bir yapıt. İlk baskısının üstünden yüz yıla yakın bir süre geçmiş olmasına rağmen, bugün de Kant felsefesi üstüne yazılmış en nitelikli ve kapsamlı kitaplar arasında baş sıralarda yer alıyor. Cassirer, Kant’ın on ciltlik toplu eserlerini (1912-1923) “aydınlatıcı ve bütünleyici” bir kitap olarak tasarladığı bu çalışmada, Kant’ın eserlerini sistematik ve kronolojik biçimde konumlandırıyor. Filozofun yaşamının ve düşüncesinin birbirini belirlediği bir “yaşam biçimi” ve “öğreti biçimi” içinde biyografik ayrıntılarda kaybolmadan felsefi bir Kant portresi çiziyor. Çeviren: Doğan Özlem Notos, Kasım 2017

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR