Oggito'nun Ocak Ayı İçin Önerdiği 10 Kitap
2 Ocak 2020 Edebiyat Liste Kitap

Oggito'nun Ocak Ayı İçin Önerdiği 10 Kitap


Twitter'da Paylaş
0

Kadının Fendi, Erlend Loe

“Aşk ne kadar çok şey olabilirdi, bunu anladım.”

Eserleri yirmiden fazla dilde okunan Norveçli yazar Erlend Loe kült metinlere dönüşen Doppler ve Bildiğimiz Dünyanın Sonu’ndan önce, henüz yirmi dört yaşındayken kaleme aldığı, beyazperdeye de aktarılan Kadının Fendi’nde değişen ilişki biçimlerine ve kadın-erkek rollerine esprili ve incelikli üslubuyla yaklaşıyor: Muhtemel aşk mı, ezeli düşman mı?

Postmodern dünyanın aynasında yerini yönünü bulmakta zorlanan genç bir adamla o adamın tekdüze hayatına bir anda dâhil olan kararlı bir genç kadının inişli çıkışlı ilişkisine odaklanıyor Loe: Sınırlarını her geçen gün biraz daha genişleten Marianne’nin yaşam alanıyla birlikte kalbini de işgal etmesi karşısında ne yapacağını bilemeyen genç adamın önünde iki seçenek vardır: Ya kendine özgü düşünceleri, tuhaf arzuları, sıra dışı dramları ve sarı komodiniyle hayatının baş köşesinde fırtınalar estiren Marianne ile mücadele edecek ya da direnmeyi bırakıp onun dümen suyuna girecektir.

“Tek başımaydım. Marianne yoktu artık. Başkası da yoktu. Yalnızca ben vardım. Marianne’yi korktuğum kadar çok düşünmedim. İlişkimiz önemsizmiş, gözetilecek çok fazla bir şey yokmuş gibi davranmaya çalıştım ve sonunda onu küçümsemeyi başardım. Salonda bir sandalyede oturup şarabımı içerken yaşadıklarımızı düşünüp durdum.”

Çeviren: Dilek Başak, YKY, 2019

Açlık Sanatçısı, Franz Kafka

Bir trapez sanatçısı – çok iyi bilinir ki çalışmaları büyük varyete tiyatrolarına ait kubbelerin yükseklerinde yapılan bu sanat, insanoğlu tarafından en zor kazanılan sanatlardandır –  trapeze her çıkışında aynı cesareti gösterebilmek için, önce mükemmellik adına bir çaba, sonraları ise zorba bir alışkanlık olarak, hayatını bütün gün ve gece boyunca trapez üzerinde kalabilecek şekilde düzenlemişti. Zaten son derece ikincil olan bütün ihtiyaçları da onu aşağıdan seyrederek nöbetleşe çalışan ve gerekli olan her şeyi yukarıya gönderip almak için yapılmış özel bir kutu kullanan yardımcılar tarafından karşılanırdı.

Çeviren: Yekta Majiskül, Altıkırkbeş Yayınları, Ekim 2019

Aynanın İçinde ve Alice’in Orada Karşılaştıkları, Lewis Carroll

Alice’in maceraları yüz elli yılı aşkın bir süredir çeşitli dillerde devam ediyor. İlk kitapta tavşan yuvasına düşünce başına gelmedik kalmayan Alice Harikalar Diyarında’nın devamı olan Aynanın İçinden’de kendini birden ayna evinde satranç tahtasının üzerinde buluverir. Beyaz piyon oynar ve on bir hamlede kazanır.

“Acaba Ulak’lar geliyor mu? Şu yola bir bakıp söyleyiver, ne görüyorsun.”

“Gelen yok,” dedi Alice.

“Ah keşke benim de öyle gözlerim olsaydı,” dedi Şah, gamlı bir sesle. “Yok’u görebilmek! Hem de bu mesafeden! Yani, ben olsa olsa sahici insanları görebiliyorum bu ışıkta!”

Aynanın İçinden ve Alice’in Orada Karşılaştıkları Armağan Ekici’nin çevirisi, Pelin Kırca’nın desenleri ve Bülent Erkmen’in kapak tasarımıyla okurlara sunuluyor.

Çeviren: Armağan Ekici, Norgunk Yayıncılık, Aralık 2019

Sonlu Sonsuz 2 Şiir ve Felsefe, Kolektif

Sonlu Sonsuz radikal bir şiir eylemidir. Sadece metne, şiire bakarak karar verir.

Yeniler, tanınmamışlar, gençler, kadınlar, sessiz kalanlar, köşesine çekilenler, dikkate alınmayanlar: Sonlu Sonsuz Fanzin sadece sizler için.

Monokl, 2019

Ölümcül Yakınlıklar: Mikroplar Tarihimizi Nasıl Şekillendirdi? Dorothy H. Crawford

Yaşadığımız dünyada bitki ve hayvanlar dışında bir canlı grubu var ki, gözle görülemeyecek kadar küçük olmalarına rağmen yeryüzünün asıl sahipleri oldukları söylenebilir: Diğer tüm canlılardan önce onlar vardı, muhtemelen en son da onlar yok olacak. Yalnızca çevremizi değil, bedenlerimizi de mesken edinen bu canlıların “dost” olanlarına muhtacız: Sağlıklı bir yaşam için bize hava ve su kadar gerekliler. “Düşman” olanlarla aramızdaki mücadele ise ezelden beri sürüyor.

Mikrobiyolog Dorothy Crawford bu kitapta kısaca “mikroplar” diyeceğimiz, her yerde hazır ve nazır olan bu küçücük canlılarla insanlar arasındaki ilişkinin tarihini ele alıyor. Mikroplar insanlara kolayca bulaşıp yayılacak şekilde nasıl evrimleşti? Avcı-toplayıcı topluluklardan tarım toplumlarına geçiş neden mikroplara yaradı? İlk şehirler kurulduğunda hangi koşullar mikropların serpilip palazlanmasına yol açtı? Tarihte yaşanan şiddetli salgın ve kıranlar insan toplum ve kültürlerini nasıl etkiledi? Mikroplarla etkili bir şekilde mücadele etmeye başlamamızı sağlayan icat ve keşifler nelerdi? Hangi mikropları alt ettik, hangileri bizi alt etmeye devam ediyor? Giderek kalabalıklaşan bir dünyada bizi nasıl tehlikeler bekliyor?

“İnsanlarla mikropların birlikte evrildiği binlerce yıllık bir hikâye bu, olup bitenlerin tarihi de genlerimizde yazılı. Bizler bulaşıcı hastalıkları atlatmış, hastalıklara dirençli çocuklar dünyaya getirmiş ataların evlatlarıyız; burada olup bu hikâyeyi anlatabiliyor oluşumuzu da onlara borçluyuz.”

Metis, 2019

Aylak Adam, Yusuf Atılgan

Düşünüyordu: “Çağımızda geçmiş yüzyılların bilmediği, kısa ömürlü bir yaratık yaşıyor. Sinemadan çıkmış insan. Gördüğü film ona bir şeyler yapmış. Salt çıkarını düşünen kişi değil. İnsanlarla barışık. Onun büyük işler yapacağı umulur. Ama beş-on dakikada ölüyor.
Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam’ı yayınlandığı günden bu yana edebiyatımızın en sevilen, üzerinde en çok tartışılan romanlarından biri oldu. Roman, 60’lı yılların başında bizimle birlikte tüm dünyada da konuşulmaya başlanan kentli aylak aydın bireyi konu alıyordu. Bugün artık çağdaş klasiklerimiz arasında yer alan Aylak Adam’ın dikkat çektiği entelektüel sorunlar güncelliğini koruyor. Yeni kuşaklar için, yeni baskısıyla Can Yayınları’nda.

Can, 2019

Ayakkabı Nasıl Bağlanır, Nikola Petković

Ayakkabı Nasıl Bağlanır bir babanın yokluğunun hikâyesi. “Babam ölecek,” cümlesiyle açılan roman, bir oğulun babasına hiç söyleyemediklerinin anlatısı.
Bireysel travmaya arka fonda Yugoslavya’nın yıkılışı sonrasında yaşanan kolektif travma eşlik ediyor. Her iki hakikat romana ustalıkla yediriliyor. Kurgunun sahiciliği, Nikola Petković’in alamet-i farikası.     

Çeviren: Cemre Özer Düzgün, Kaplumbaa, Aralık 2019

İnziva Burçları, Enis Batur

İnziva Burçları'nın alt başlığında "quartet" yazıyor: "Bir Varmış Bir Okmuş" + "Plati" + "Mekik" + "Sır" dörtlüsü, bir toz bulutu mahşerinde yaşamaya diklenerek dikkatle geri çekilmeyi seçmenin ufuk çizgisini tarıyor – burçların arkasında korunası değerlerimiz var.

Bir meydan, bir ada, bir tımarhane hücresi, bir dağ başında kayıt stüdyosu: Zorunlu ile gönüllü arası inziva halleri üzerine seferi metinler.

Kişi, kendisini kuşatan kem dünyaya mesafe koyabilir mi?

Sel, 2019

Bizans Sanatında Kadın, Dilek Maktal Canko

Bizans’ta kadınlar, kendilerine ayrılan ev içi yaşamın dışında; dini yaşamda, siyasette, sokaklarda, çalışma hayatında kısacası toplumun her kesiminde söz sahibi olmuşlar ve hatta çoğu zaman imparatorluğa yön vermiştir. Bizans sanat eserleri de kadınların gücünün tanığı ve kanıtı olmuştur.  
Bizans sanat eserleri üzerinde tasvirleri günümüze ulaşan kutsal kadınlar, imparatoriçeler, anneler, çalışan kadınlar ve bâni kadınlar; Bizans toplumunda kadınların gücünü ve etkinliğini gözler önüne sermektedir.
 Bu kitap; kendine özgü bir kadın tasviri yaratan Bizans sanatı ve yazılı kaynaklar ışığında, çok renkli ve çok katmanlı bir geçmişe sahip olan Anadolu’nun önemli bir zaman dilimine tanıklık etmiş olan Bizans kadınlarının hikâyelerini, yaşamlarını ve toplumdaki yerlerini incelemektedir. 

Yeditepe Yayınları, Aralık 2019 

Yılanın Kodeksi, M. Ertuğrul Tuna

Sanat tarihindeki imgeleri çözebilmek için bazı metinleri bilmek gerekmektedir. Özellikle Rönesans’tan itibaren sanatçılar konu bağlamında Eski ve Yeni Ahit’teki metinlere çokça başvurmuşlardır. Buradaki anlatıları görselleştirerek Hristiyanlığı kiliselerde veya özel şapellerde görünür kılmışlardır. Bunlar birer dekor olmakla birlikte aynı zamanda tapınma ve derin düşünme nesneleridir. “Saatler” kitabı gibi kitaplar bir Hristiyan’a nasıl yaşaması gerektiğini, nelere inanması, nelerden korkması, nelerle savaşması, ne umut etmesi ve nasıl ölmesi gerektiğini anlatırlar.  Bu dinsel metinleri bilmeden Avrupa sanatını anlamanın imkânı yoktur. “Yılanın Kodeksi” bir sanat tarihi kitabı değildir, Avrupalıların oluşturdukları dini imgelerle düşünme yöntemlerini gündeme getiren güncel düşünceleri de içeren bir denemedir. Çünkü çoğunlukla Batı her ne kadar Hıristiyan değerlerine göre yaşamasa da artık, oluşturdukları kültürün temelinde onun kurallarını kabulleniş ve karşı çıkışlardan kaynaklanan gerilimin sürüklediği bir çatışmayla sürdürülen bir süreç söz konusudur. Yılan Kutsal Kitap’ın içinde, cennet bahçesinde, Bilgi Ağacı’nda Havva’yı kandırmak üzere yerini almıştır. Havva Tanrı’yı dinlemeyip Bilgi Ağacı’nın meyvesini yiyerek “ilk günah”a yol açmıştır. Bu da sonsuz, sorunsuz bir hayattan dışlanıp, acılarla yoğrulmuş varoluş bilincine sahip, ölümün olduğu zor bir hayata atılışın başlaması demektir. Bazı yönleri bizim inancımızda da olan bu anlatı bütün sıkıntılarıyla hayatın yansımasıdır aslında.

Cinius, Aralık 2019


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR