Ölümle İç İçe Yaşamış Bir Yazar
22 Ocak 2019 Kitap

Ölümle İç İçe Yaşamış Bir Yazar


Twitter'da Paylaş
1

“Quiroga gerçekten de yalnızca hikâyeler anlatıyordu.

Tıpkı Poe ya da Borges, Salinger ya da Rulfo gibi, hayatının bir ânında şu küçük gerçeği keşfetti:

Öykü yazmak, unutulmaz bir hikâyeyi mümkün olan tek yolla anlatma sanatıdır.”

– Abelardo Castillo (Kitabın önsözünden)

Aşk Delilik ve Ölüm Öyküleri, Horacio Quiroga’nın Türkçe’ye çevrilen ilk kitabı, 2018 yılında Notos Kitap’tan yayımlandı.

Horacio Quiroga 1878’de Uruguay’da doğdu. Yaşamının büyük bölümünü Salto, Montevideo ve Buenos Aires’te geçirdi. Edgar Allan Poe ve Guy de Maupassant’tan etkilendi. Cortázar, Borges ve Márquez’in öncülü sayılan yazar, eserlerinde tutku, korku, aşk, delilik ve ölüm konularını işledi. Bunun yanı sıra yıllarca doğayla iç içe yaşamasından olsa gerek, doğayı ehlileştirme çabası, özel yaşamında çok önemli bir yer ettiği gibi, hemen tüm eserlerinde de can buldu. Ormanlar, vahşi yaşam, doğayla baş edebilme sanatı, ana temalarından biri oldu.

Yazarın, gençliğinde, Paris’teki yaşama, edebi çevreye, gelişim olanaklarına duyduğu özlem nedeniyle, çok arzulayarak yaptığı Paris seyahati, onun için büyük bir hayal kırıklığına dönüşür. Her şeyin kısıtlı olduğu bu seyahatten oldukça güç koşullarda geri döndükten sonra bunu, “Ah benim kutsal Amerikam! Her şeyin ne kadar yüce ve konuksever! Paris’teyken sana tapmaya başladım!” sözleriyle ifade eder. Bundan sonra yeniden özüne döner, hep yerel olanı, çok sevdiği ormanları, doğayı, yaşadığı köyü, ülkeyi, hayvanları, ırmağı ön planı çıkarır. Yerel olanı, iyi bildiğini, kimi zaman da yaşadıklarını kurgulayarak yazmaya başlar.

Quiroga, bir sözünde, “Daima (küçücük bir çocukken bile), bir insanoğlunun görebileceği en büyük işkencenin sonsuza dek –dur durak bilmeden, dinlenmeksizin– yaşamak olduğunu hissettim,” diyor ve bu sözünü doğrulamak istercesine kanser tedavisi gördüğü hastanede, kendisini ölüme bırakmadan, ölmeyi seçiyor ve 1937 yılında intihar ediyor. Arkasında iki yüze yakın öykü, roman, novellalar, bir gezi kitabı, bir oyun ve bir şiir derlemesi bırakarak.

Eserlerinde, kahramanlarını çoğu zaman kendi hayatından, ailesinden yakın çevresinden çıkaran bir yazar Quiroga. Marta Iturmendi’ye göre, eserlerinin edebi niteliğinden bir kayıp vermeden yazarının hayatını doğrudan yansıtabileceğine dair,verilebilecek nadir bir örnektir o. Bunların yanı sıra maceracı kişiliğiyle de öne çıkıyor. Kanosuyla San Ignacio’ya yaptığı çılgın yolculuk çevresinde, yazdığı öykülerden birinin adıyla anılmasına, “Yabani” yeterli gelmiştir.  

Kitap, Abelardo Castillo’nun kapsamlı bir önsözüyle başlıyor. On beş ayrı öykü ile devam ediyor. "Dikenli Tel" ve "Yaguai" gibi öyküler ise çok iyi olmalarının dışında, hayvan yaşamlarını yakından ve detaylı anlatmalarıyla da diğerlerinden bir parça ayrılıyor.

Kitabın son bölümünde öykü sanatı üzerine yazılmış, dört kısa deneme var.

Bu bölüm öykü yazar adayları ve/veya yazma üzerine kafa yoranlar için oldukça ufuk açıcı.

Quiroga, "İyi Öykücü İçin Kılavuz" isimli denemesinde hikâye örgüsüyle ilgili tüyolar verirken, "İyi Öykücünün Hileleri"nde öykü atmosferi üzerine bugün bile hâlâ geçerliğini koruyan, öykü yazarlarının öğrenmeye çalıştığı yöntemleri derliyor. Yöntemlerden birine örnek olarak, “Bir Atmosfer öyküsü, yaratıcısının en azından anlatılan yöreyi çok iyi tanımasını gerektirir: Yani bir zamanlar o atmosferin bir parçası olmuş olmalıdır” verilebilir.

"İyi Öykücü İçin Dekalog"dan da bir alıntı yapalım: V numara: “Daha ilk kelimeden itibaren, öykünün nereye gideceğini bilmeden sakın yazmaya başlama. İyi Yazılmış bir öyküde ilk üç satır neredeyse son üç satır kadar önemlidir.

Quiroga’nın kitaptaki dördüncü denemesi ise: "Öyküde Retorik".

Son olarak eklenen yazar kronolojisi ile kitap oldukça zenginleştirilmiş.

Quiroga hayatı boyunca hep ölümle iç içe yaşamış bir yazar. Önce gerçek sonra üvey babasının erken yaşta ölümleriyle iki kez yetim kalmış, karısının, oğlunun ölümüne tanıklık etmiş. En yakın arkadaşını kazayla silahla öldürmüş. Kendi yaşamını ölüm üzerinden tanımlamış. Peşini bırakmayan trajedileri, edebiyata dönüştürmeyi başarmış.

Castillo önsözde onun için söyle diyor: “Horacio Quiroga üvey babasının intiharıdır, Misiones ormanlarıdır, en yakın arkadaşının ölümüdür, neredeyse çocuk yaştaki kadınlara ilgisidir ve kendi intiharıdır."


Twitter'da Paylaş
1

YORUMLAR


Süha Sertabiboğlu
Yazarımız kitabın yazarın "Türkçe’ye çevrilen ilk kitabı" olduğunu yazmış da, çevirmenin adını anmaya değer görmemiş. Emeğe biraz daha saygı lütfen.
6:32 PM

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR