Ölümle Kuşatılmış Düzyazının Yaratıcısı

Ölümle Kuşatılmış Düzyazının Yaratıcısı


Twitter'da Paylaş
0

Quiroga’nın doğaya tutkuyla bağlanışı gerçekçiliğinin izdüşümü olarak okunabilir. Doğa hem acımasız bir canlı, hem de sığınaktır öykülerinde.

Platonov, “Hayatımı yazdıklarımla karşılaştırmak saçmalığın ta kendisi. Hakikatteki beni ben bile daha kimseye göstermedim; gösterir miyim, ondan da pek emin değilim” demiş olsa da, bir yazarı onu oluşturan izlerinden bağımsız düşünmek aldatıcı bir yol. O izler ki kimi kez açık, kimi kez saklı ama benzersiz. Onları görmek için yazarın dünyasına bakmak gerek. Galeano savaşın kıyısından geçer, Calvino çocukluğun izlerinden kaçmak için Ekvator ormanlarına sığınır, Carver’ın en iyi dostu alkoldür. Ama Horacio Quiroga doğumundan ölümüne kadar geçen süre boyunca ancak filmlerde rastlanacak türden bir hayat yaşar. Abelardo Castillo, Quiroga için, “Düzyazı bir ölümle kuşatıldığını, dünyaya ölümle işaretlenmiş olarak geldiğini bilemezdi” derken, onu en iyi anlatan cümleyi kurmuştu. Öz babası av dönüşü yanlışlıkla kendini vurduğu gün ölümün sesiyle tanışır Quiroga. Annesi ikinci kez evlenir. Ancak üvey babasının geçirdiği kısmi felç ve konuşma yetisini kaybetmesi onu bunalıma sokar. Ve Quiroga on yedi yaşındayken üvey babasının intiharıyla yüzleşir. Kardeşleri Pastora ve Juan karahummaya yakalanarak öldükten bir sene sonra arkadaşına bir düello sırasında silahını nasıl kullanması gerektiğini anlatırken boş sandığı silah ateş alır ve arkadaşını öldürür. 1915 yılında genç karısının kendini zehirlemesi ve 1937’de kanser olduğunu öğrenip siyanürle intihar edişine kadar, ölümün sesini duymaya devam eder. Kuşkusuz ki eserlerinin hemen hemen tümünde karşımıza çıkan ölümler tesadüf değildir. İster tutkuyla biçimlenen bir aşk, isterse hayvanların sesiyle can bulan bir öykü olsun, ölüm aniden beliriverir. Tıpkı Quiroga’nın karşılaştığı gibi.

Horacio Quiroga

Aşk, Quiroga’nın öykülerinde ulaşılmaz olandır. İçsel coşkunun yoğunluğuna nazaran cinsel hazdan ve buna ait beklentilerden uzak bir anlatım seçer. Toplumsal dirence teslim olan, sosyoekonomik şartları sık sık hatırlatan kişilerle kurar aşk öykülerini. Çocuk sayılabilecek yaştaki kızlara olan ilgisi öykülerinde de seçilir. Sınıfsal farklar derinleştikçe aşk imkânsızlaşır. Quiroga’nın öykülerindeki aşk, Fransız ressam Rene Magritte’nin 1928 yılında yaptığı The Lovers II adlı eseri hatırlattı bana. Yakın ama uzak. Quiroga’nın doğaya tutkuyla bağlanışı gerçekçiliğinin izdüşümü olarak okunabilir. Doğa hem acımasız bir canlı, hem de sığınaktır öykülerinde. “Dikenli Teller”de hayvanların gözüyle insan yaşamını sunar, insan hayvanının bencilliğini gösterir. Bu gerçekçilik “Başı Vurulan Tavuk” ve “Kuş Tüyü Yastık” öykülerinde fiziki temellerle başka bir boyuta taşınır Quiroga’nın dünyasında orman büyüleyici bir ahenkle devinir. Zehirli karıncalar, azgın nehırler, bitmek bilmeyen yağmurlar karşısında insanın edilgenliği ve zayıflığı kuşatır okuru. Varsayımlarda bulunmak, öykülerdeki ipuçlarının izini sürmek aldatıcıdır. Çünkü Quiroga’nın amacı gerçeği sunmaktır. Bunu yaparken atmosferi kusursuz bir örgüyle örer. Gereksiz söz oyunlarından uzak durur. Öykü kişileri sadece yeteri kadar göz önündedirler. Bu sınırlı bilgi, hikâyenin ana damarına ulaşmak için taşlık ama sağlam bir yol yaratır.

"İyi Öykücünün Hileleri"nde, “Ne kadar tuhaf görünse de, gerçek okur tıpkı çok güzel bir kadından beklendiği gibi öyküden de tümüyle çıplak olmasından fazlasını bekler” der. Çünkü iyi bir atmosfer yaratmak, birçok noktanın birleşimiyle oluşabilir. Kuştüyü yastıklarda rastlanan bir kuş paraziti, orman işçilerinin günde kaç pesoya çalıştıkları, zehirli yararakusu yılanının yetişkin bir erkeği kaç saatte öldürdüğü bilgisi atmosferin hâkimiyetini, detayların inceliğini gösterir. Aşk Delilik ve Ölüm Öyküleri 1957 yılında Varlık Yayınlarından çıkan Koca Orman Masalları’ndan sonra yayımlanan ilk Quiroga kitabı. Notos Kitap bu seçki ile, okuru Quiroga’nın öyküleriyle buluşturmak dışında, incelikle hazırlanmış kronoloji ve Abelardo Castillo’nun kaleme aldığı önsöz ile Horacio Quiroga hakkında Türkçe kaynaklardaki boşluğa kıymetli bir katkı sunuyor. Kitabın sonunda yer alan "Öykü Sanatı Üstüne Dört Kısa Deneme" başlıklı bölümü öykü yazanların ve yazmaya ilgi duyanların zevkle okuyacağına da hiç kuşku yok.  


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR