Onur Behramoğlu: "Kozasını örüp cevherini koruyan..."

Onur Behramoğlu: "Kozasını örüp cevherini koruyan..."


Twitter'da Paylaş
0

Edebiyat ortamından uzak durarak kendimi korumaya çalışıyorum.

Semih Gümüş: Zaten Herkes Bir Denizdir Doğuştan önce adıyla dikkat çekiyor. Hem de yazılardan oluşan kitap için...

Onur Behramoğlu: 28 Kasım 2015 benim 40. yaş günüm. Hayatımı adadığım şiire, edebiyata, sanata dair yazdıklarımı hatırlayarak, hesabımı vererek geçmek istedim o eşikten. “Boynumdaki aşk teridir, kurumaz”, lakin tuzunu temiz tutabilmek, kalbini sakınıp sahici bir insan kalbi kılabilmektir mesele. Zaten Herkes Bir Denizdir Doğuştan, kendi denizinin kıyısında kendine ve evrene bakan bir adamın arz-ı hali.

SG: Asıl olan elbette şiirdir. Yayımlanan iki kitabınla yazmak istediğin şiirin neresinde bulunuyorsun sence?

OB: Yazmak istediği şiiri yazan hikmet burcundadır, susar. Bir gün o mertebeye erişebilmeyi isterim ancak haksızlıklarla dolu dünyada bu mümkün olmayacaktır.

SG: Asit ya da İksir çok olumlu tepkiler aldı. Sence ilk kitapta gördüğü bu ilgi, genç bir şairi olumsuz etkiler mi?

OB: Hiçbir şiir ödülüne başvurmayarak, dergilerde şiir yayımlamayarak, edebiyat ortamından her zamanki gibi uzak durarak kendimi korumaya çalışıyorum. İkinci kitabım Senden Öğrendiğim Şarkılar’ı ilkinden altı buçuk yıl sonra yayımladım. Üçüncüsü ile ikincisi arasında da sanırım dört ya da beş yıllık bir süre olacaktır. İnandığım şekilde yaşamayı, şiirin vahiy gibi gelip kendisini yazdıracağı an için hazır olmayı önemsiyorum. Şiire layık olmayı.

SG: Senin şiirin hayatla sert karşılaşmalardan çıkıyor gibi. Zor zamanlarda şiir farklılaşır mı?

OB: Hayatla sert karşılaşmalardan çıkar bence şiir, evet. Bunca yoksulluk varken, insanın kendi öz derinliklerini keşfedebilmesi bile neredeyse olanaksızken, hayatla kıran kırana çarpışmalardan çıkar. Ölümcül bir hastalıkla boğuşurken, hapishanede, sürgünde ya da çok sevdiğin bir yakınını kaybettiğinde, yani en zor zamanda şiir ne şekilde, nasıl mümkün olur, onu bilmiyorum. Hayat öğretir belki...

SG: Senin şairlerin? Onları belirtebilir misin?

OB: Zaten Herkes Bir Denizdir Doğuştan, onlarca şaire dair yazılarımla borcumu ödeme çabasıdır. Ama “Kısacık sanılan büyük hayatın” şairi Turgut Uyar’ın yeri bambaşka. “Ey beni gülünç eden bitki sapları”: Kibrin karşısında alçakgönüllülük anıtı. “Papatya gibi yalnız / kuşyemi gibi yalnız”: Hem kırılgan, hem dirençli. “Benim dengemi bozmayınız”: Beyefendice meydan okuyuş! “İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım”: Omuzdaşlık. “Uzanıp kendi yanaklarımdan öpüyorum”: Bir başınalık.

SG: Bu ülkenin acımasız hayatı içinde edebiyat da köşeye sıkışıyor mu?

OB: Ticarileşmeye direnen köşeye sıkışıyor, görünmek için cambazlık yapmayan sanki hiç var olmamışçasına sisler ardında yitiyor. Yine de kozasını örüp cevherini koruyan “sağ salim geçecektir kendini”.

SG: Şu sıralarda neler yapıyorsun?

OB: Yehuda Amihay çevirdim, ilk çeviri şiir kitabım olarak yayımlanmasını bekliyorum. Senden Öğrendiğim Şarkılar, TEDA projesi kapsamında Bulgaristan’da yayımlanıyor, onun heyecanını duyuyorum. Önümüzdeki yıl kitaplaştırmayı planladığım edebi-politik denemelerime devam ediyor, edebiyat atölyeleri düzenliyor, yirmi dört saat şair hayatı yaşamaya çalışıyorum. • S.G.

Kaynak: Notos, Sayı 55, Aralık-Ocak 2015.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR