Ortaçağda Felsefe: Boethius’ta Kötülük Kavrayışı
29 Mayıs 2018 Felsefe

Ortaçağda Felsefe: Boethius’ta Kötülük Kavrayışı


Twitter'da Paylaş
0

Boethius, kötülük problemine özsel açıdan yaklaşır. Onu teolojik bir çerçeve içerisinde çözümler ve ilişkisel bir gösterge olan insanlar arası kötülükleri, var olan bir özün eksikliğinden doğduğunu işaret eder.

Giriş

İnsan yaralanabilirlik niteliğini de taşıyan bir varlıktır. Onun bu özelliği acı, keder, hüzün vs. gibi duygulanımlar içerisinde olduğunu da ispat eder. Çağlar boyunca bu duygulanımları araştırmak, sebeplerini öğrenmek, onlara karşı çare bulmak amacıyla çeşitli faaliyetler üretmişlerdir. Bu faaliyetlerden, kendisine muteber bir konum elde eden felsefe başta gelir. İçerik olarak felsefe de kuşkusuz kendi içinde değişebilirlik özelliğini barındıran bir kavramdır. Dolayısıyla söz konusu kavram çağlara ve toplumlara göre değişiklik gösterir. Söz gelimi Antik Yunan döneminde ya da Batı felsefesinin ilkçağında bu kavram “ontoloji” adı verilecek olan varlık araştırması mahiyetinde olmuş, öteki meseleleri bu mefhum etrafında ve çerçevesinde çözüme ulaştırmayı ve birtakım sistemler kurmayı amaç edinmiştir. Fakat insanın yaralanabilirliği geçmemiştir. Kişinin acı, keder, hüzün gibi duygulara gark edilmesi yüzyılların sorunu olarak adlandırılabilecek olan “kötülük problemi” söz grubunu doğurmuş, onu çoğu felsefi sistemin başat konusu haline getirmiştir. Kötülük nedir? sorusuna çekinmeden kronolojik bir yanıt aranabilir elbette, fakat bu yazıda, kötülük kavramı Batı felsefesinin Ortaçağı’nda yaşamış olan Boethius’un Felsefenin Tesellisi başlıklı metni odak alınarak serimlenecektir. Dolayısıyla yazının salahiyeti açısından, kötülük kavramının tarihselliği, işaret ettiği öteki felsefi sorunlar ve filozofun hayatı geri plana bırakılacak ve bu biçimde yol alınacaktır.

Boethius’ta Kötülük Kavrayışı

“Takatsizlik bedenin hastalığıysa kötülük de ruhun hastalığıdır.”

Boethius – Felsefenin Tesellisi

Batı Ortaçağ felsefesi tek tanrılı bir din olan Hıristiyanlık etrafında oluşturulmuş, dolayısıyla mahiyeti neredeyse ahlak felsefesine “indirgenmiş”, kutsal kitaptan “kanıtlamalar” alarak kurulmuş, Tanrı’nın var olduğuna dair çeşitli sistemlere verilen addır. Bu sistemde, felsefe içerik olarak ahlaki düşüncelere eklemlenmiş ya da hastalıklara iyi gelen bir ilaç benzetmesine dönüşmüştür. Ortaçağ insanları tarafından felsefe mefhumunun kabul edilişi veya reddedilmesi de söz konusudur aslında; fakat bu metnin dışında bırakılacaktır mezkur söylemler. Kötülük kavramı, açık bir ifadeyle, 'evrendeki kötülüklerin iyi bir Tanrı ile bağdaşmadığı' savı etrafında dolaşır. Ortaçağ filozofları bu argümanı çürütmek amacıyla farklı farklı yollarda yürümüş, bu durumu çözüme kavuşturmak için söylemler üretmişlerdir. Boethius bu filozoflardan biridir. Onun kötülük kavrayışına yaklaştığımız yer, Felsefenin Tesellisi metninin IV. Kitabıdır. Boethius, bu bölümde dünyada adaletin yokmuş gibi görünmesine hayıflanır. Çoğu kez iyiler ve erdemliler acı çekerken, kötüler kıvanç içindedir. Kadın olarak kişileştirilen felsefe, filozofun yanılgı içinde olduğunu, iyiler ve kötüler arasındaki farkın istenç ve güç kavram çiftine bağlı olarak açıklamaya çalışır ve ekler: “İyiler her zaman güçlüdür, kötülerse tamamen güçsüz. Bu önermeler birbirinin kanıtıdır. Çünkü iyi ve kötü birbirine karşıt olduğuna göre, iyinin güçlü olduğu kabul edildiğinde, kötülüğün de güçsüzlüğü ortaya çıkacaktır.” (Boethius, s. 243) Burada Boethius, diyalektik bir kanıtlama yoluna giderek karşıtlıklardan yararlanmıştır ve felsefesinin anlaşılması adına ipucu vermiştir. Onun kötülük kavrayışı, Antik Yunan’ın büyük iki filozofunun felsefi sistemlerinin çoğunlukla uzlaştırılmasıdır. Boethius Platon’dan diyalektiği, Aristoteles’ten “töz” düşüncesini ve “var olanların her birinin bir ereğe ait olarak var olduklarını” söyleyen varsayımını alır. Bu kısım dikkat çekicidir. Çünkü bir töz düşüncesi aynı zamanda tümdengelim mantığının alet edevat kutusunda bulunduğunun ispatıdır. Nitekim Boethius’un kötülük kavrayışı burada iddia edip göstereceğimiz üzere, bir önermenin ispatıdır. Önerme: İnsan, doğası gereği iyidir. Boethius’un deyişiyle, “en yüce iyi hem iyi hem de kötü insanın da amacıdır.” (Boethius, s. 247) Bu önerme kabul edildiğinde, “kötülük neden var öyleyse?” sorusuna yanıt aranması gerekir. Daha önce istenç ve güç kavram çiftine bir atıf yapılmıştı. Bu kavramlardan biri ötekinden ayrı düşünülemez. Bunun yanı sıra, Boethius’ta güç kavramı hem iyiye hem de kötüye eklemlenebilen bir şeydir. Yani –bayağı bir tabirle- “insan kötülük yapma gücüne ve istencine sahiptir.” Görünüşte kötülük varlık sahasına sahip bir konumdadır. Bu kısımda filozofumuz kutusunu açar ve bu soruna uyan anahtarını gösterir: Ona göre kötülük yoktur, dolayısıyla kötüler var olmayandır. Çünkü “insan doğası gereği iyidir.” (Önerme) “var olan her şeyin ortak amacını terk eden kişi, var olmaktan da vazgeçer.” (Boethius, s. 249) Burada en yüce iyiye yapılan vurgu önemlidir. Bu sayede Boethius düşüncesini bir adım daha öne atar ve ilerler: “Düzenini yitirmeyen ve doğasını koruyan şey vardır; doğasını terk eden şey varolmayı da terk eder, çünkü varolması kendi doğasındandır.” (Boethius, s. 251) Bu kanıtlamaların dipnotu olan Aristoteles mantığı ve Platon’un diyalektik tartışmaları göz önündedir. Bu patikalardan ilerleyen Boethius, kötülerin var olmadığının kafa karıştırıcı olduğunu kabul eder ama bu sorunu da, iyiliğin istenç ve güç ile açığa çıktığı, dolayısıyla kötülüğün bu kavram çiftine ait olmadığını söyleyerek çözmeye çalışır –karşıtlık bunu gerektirir. Dolayısıyla, “kötülük yapma olanağı iyiyle ilişkilendirilemez. Bu yüzden kötü arzu edilebilen bir şey değildir. Ama her türlü güç arzu edilebilir. Demek ki kötülük yapma yeteneğinin bir güç olmadığı açıktır.” (Boethius, s. 253) Filozofun ahlaki kanıtlamaları, görüldüğü üzere, epistemolojik bir süreklilik içindedir. İnsanın ereğinin en yüce iyi olması doğasının gereğidir fakat insan varlığı hırs, açgözlülük, zorbalık gibi negatif duygulara kapılıp yaşayacağı büyük mutluluğu yakalayamaz ve mutsuz bir yaşam sürer: Başkalarına zarar vererek gerçekleştirdiği eylemleri ile mutlu olma “şansını” yakalamak isteyen insan, daha sonra “kötülük” yaptığını anlar. Boethius, bu duruma hastalık gözüyle bakar. Hastalığın iyileştirilmesi için ise tedavi şarttır. Bu bağlamda kötüler mutsuz kişilerdir. Boethius bu kısımda, ceza kavramını gündemine oturtur. Ona göre, kötü kimseler “adaletin elinden ceza almadan kurtulduklarında değil, cezalarını çektiklerinde daha mutlu olur.” (Boethius, s. 267) Boethius cezayı bir tür “arınma” ve “ödül” olarak gösterir gibidir. Çünkü cezasını çekmeyen kötünün mutsuz olması sürekli bir durum haline gelir, James Joyce’un tabiriyle “hayatın şöleninden kovulmuş biri” olur. (Dublinliler, s. 149) Boethius bu çıkarım ile cezanın ödül olduğunu, kötülüğün iyileştirilebileceğini gösterir. Çünkü ona göre, “en yüce iyi hem iyi hem de kötü insanın da amacıdır.” (Boethius, s. 247)

Sonuç

Kötülük problemi iyi bir Tanrı’nın krallığında yaşayanların dünyasında önemli bir sorun olarak baş gösterir. İnsan varlığının yaralanabilirlik niteliği olduğundan, mümkün olduğunca kederden uzaklaşmayı arzu eder. Çünkü kötü ve iyi birbirine karşıttır, birbirlerini dışlarlar. Bu soruna radikal bir kavrayış ile yaklaşan Boethius kötülerin var olmadığını ifade ederek sorunu ele alır. Çünkü onun felsefesi iki büyük filozofun karşılaşma alanıdır. Yani tümdengelim mantığı ile diyalektik yöntemin sentezi. Boethius, kötülük problemine özsel açıdan yaklaşır. Onu teolojik bir çerçeve içerisinde çözümler ve ilişkisel bir gösterge olan insanlar arası kötülükleri, var olan bir özün eksikliğinden doğduğunu işaret eder. Kötü insanın amacının da en yüce iyi olması bu duruma delalettir. Demek ki kötülük bir sapmadır, ya da daha iyi bir ifadeyle, kötülük insanın kendi doğasının dışına çıkmasıdır. Filozofa göre, “takatsizlik bedenin hastalığıysa kötülük de ruhun hastalığıdır.” (Boethius, s. 275)

KAYNAKÇA

Boethius, Felsefenin Tesellisi, (Çev: Çiğdem Dürüşken), Kabalcı Yayınları, 1. Basım: 2006, İstanbul Joyce, James, Dublinliler, (Çev: Murat Belge), İletişim Yayınları, 1. Basım: 2015, İstanbul


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR